Zanzibar’da birkaç gün…

Çok severek ve hatta keşke biraz daha devam etseydik dediğimiz safari kısmını geri de bıraktık… Safari için en yakın seyahat planları yapıldı tabii ki… Akşam saatlerinde Zanzibar’a geçiş için Nairobi’ye geri döndük, tabir yerindeyse pırpırlı ucağımızı bekliyoruz. Sandığımız kadar ufak değil ama hostes oturanların yer değiştirmelerini anlamlı bulmuyor, baya bildiğiniz birkaç kişinin yerini değiştiriyor, denge de olmak gerek oturup oturup kalkmayın diyor… Etrafı pek göremiyoruz karanlık baya bastırmış durumda… Gece 1,5-2 saat bir yolculuk sonunda adaya indik, ucağın camında gördüğüm koskoca bir karanlık. Her ada da olduğu gibi sahile yakın olan kısımlar biraz daha aydınlık ama ada oldukça karanlık geliyor gözümüze… Ucaktan indikten sonra birkaç işlem için bekledik, sonra bizi otelden gelen şöforümüz karşılıyor, müslüman bir ülke ile karşı karşıyayız, arabaya atladık son hız gidiyoruz, burnumuza yanık gibi değişik kokular geliyor, ancak ağaçlık yol otele giden o kadar ürkütücü ki ara ara elektrik var.
 
Yollar da farın ışığının da yardımıyla, yol boyunca yürüyen insanları görüyoruz 7-8 kişi öylece yürüyor, karanlık bir köşede kızlar ellerinde testiler plastik kovalar ağaçlık yol üzerinde sanki gidecek yerleri belliymiş gibi bildiğin bir yürüyüş içerisindeler… Etrafta bekleşen, ellerinde -onlar için en yeni teknolojileri belli ki- cep telefonu olan erkekler var… Bu insanlar nereye gidiyor diye bakıyorum ancak o karanlıkta herhangi bir köy vb uzaklığın tahmini beni hem şaşırtıyor hem de ürkütüyor. Yollarda bir anda tabela işaret olmadan bir köy başlıyor bakkal market motor tamircisi meyve satan dükkanlar var. Marka olarak herhangi bir ibare tabela yok. Boyalarla markanın resmi çizilmiş siz de orda coca cola satıldığını tahmin ediyorsunuz. Yaklaşık 1 saat 15 dk. gidiyoruz artık sıkılmaya başladık, biliyorum sonuçta Adriyaktik’e de gelmedik ama deniz göreceğiz diye baya heyecanlandık tek bir su damlası göremedik bu arada sivrisinekler arabada kol geziyor. Sonunda Cristal Resort, Paje Beach tarafındayız koskocaman demir bir kapı açılıyor ışık gördüm diye seviniyorum.
 
Geceyarısını çoktan geçti tek istediğimiz temiz bir oda. Etrafı anlamaya çalışıyorum sabah uyanınca palmiyeler altında keyif yapacağız. Odamız deluxe kategorisinden olmasına rağmen, maalesef pek ilgisi yok, sorun değil uzatmıyoruz, kendimizce derleyip topluyoruz ama biz de biraz yüzler düşüyor. Deniz tatilinin biraz daha özenli biraz daha keyifli geçmesi bizce kalınan mekana bağlı, arada da güzel bir hizmet istiyorsunuz. Hadi diyoruz bi bira içelim, 35 derece sıcakta biralar çay gibi :(, yemeklerin bazıları çok tatsız, her sabah temizlik yapılıyor ama mutlaka bişeyler unutuluyor devamlı hatırlatma halindeyiz e napalım canım biz de sahilde takılırız diyerek odaya sırtımızı çeviriyoruz. Ama sahildeki kenelere sırtımızı maalesef ceviremiyoruz tam denize girerken tam sahilde şu kuma bak deyip hayaller kurup ada hakkında konuşurken jambooo diyerek size birşeyler satmaya çalışan insanlar topluluğu… Kimseyi kırmak istemiyoruz ama kitesurf için gelen turist arkadaşlar bile şimdi yerel halka olan kibarlıklarını kaybedecekler diye düşünüyoruz. (Otele ait koruma var ama öylece duruyor uzaktan bakıyor, ne olunca gelecek bilemiyorum, söz de bu tür rahatsızlıklar için bekliyormuş!)
 
Paje mevsim itibariyle, kitesurf için bi numara, onları izlemek fotograflamak çok güzel. Sahildekilere de takılmayıp kendimizi tatil moduna almaya çalışıyoruz. Deniz, kumsal, palmiyelerin gölgeleri gerçekten film karesi… Keyfimiz yerinde gibi… Neler yapabiliriz diye düşündük, biraz otelden bilgi almaya çalışıyoruz baya uğraşıyoruz… Markete yürüyelim dedik gerçekten kendimi yabancı gibi hissettim, üzerine de ilkokul diye gördüğümüz toprak kerpiç karışımı tek katlı bina camsız evler yollarda yatan cocuklar fakirlik ve açlık bizi baya etkiliyor ve üzüyor. Bu kadar cennet ada olarak sayfa sayfa anlatılan, Afrika için çok kıymetli olan bu ada da tam bir altyapı sorunu var, altyapı yok desem daha da doğru… Elektrikler çok sık kesiliyor. Sivrisinek burada çok fazla, en azından bizim Fransız herhangi birşey yapmamış odalar için, yaşasın yanımda getirdiklerim… Herkes yanınıza gelip 3-5 dolara bişey satmaya çalışıyor adayı yaşamıyorum her sabah bu sefer farklı olacak diyorum(z)…

Ada da yapılacak olanları sıralıyoruz en yakınları Stone Town turu, yunuslarla yüzmek ve baharat turu geliyor. Adanın dar sokaklarında kaybolmak isterdik ama yapamadık kaybolursak ne olur acaba diyemedik bile, mutlaka bize rehber olmak isteyen amca bizi rahat bırakmadı… Bloglardan bulduğumuz için tavsiye üzerine günbatımı için African House Otel’e gittik… Evet gün batımı güzel ama siparişimiz 1,5 saat sonra geldi yine hep müdahale kuruduk acıktık aciz durumdayız 🙂 Buraya gelmeden önce yolda Cinnamon diye harika, -gerçekten öyle – bir yerde masaj yaptırdık, Bali’de yaptırdığımız masajların yanından hızla geçecek seviyede, ortam ve sunum harika, klima eşliğinde çay soğuk su, masaj, taşlar ve müzik muhteşem keşke daha önce bulsaydık keşkeeee… Yunuslar için adanın en güneyine Kizimkızı’ya kadar gittik göremedik döndük…

Şehir için daha egzotik daha güzel butik restaurantların olduğu, hatta bu tür hizmetin 3-5 yerde fena olmadığını düşünüyorduk ama aradığımızı bulamadık, gün batımı için gittiğimiz Africa House Otel sonrası; Lazuli, Freddie Mercury’nin adı verilen restaurant vb. diğer yerleri görmek için zamanımız da yetmedi maalesef… Birkaç hediyelik eşya biraz foto sonrası otele geri döndük… Şaşkınlığım bu kadar fakir ve hizmet sektöründen habersiz olduklarını bilmememden kaynaklıyor diye düşünüyorum halen. Gerçekten yardıma ihtiyaçlar var.

Denize ekilen yosun tarlaları, hediyelik eşya, balıkçılık ve baharat dışında başka geçim kaynağı olmayan ada da her 6 cocuktan 1’i doğduktan bir süre sonra hayatını kaybediyor kolera vb hastalıklar onlar için kapıda, ada da Unicef’in katkılarıyla 2-3 hastanemsi yer var… 🙁 Zanzibar’ı mutlu hatırlamaya çalışıyoruz, gitmişken gördük çok merak ediyorduk diye biraz konuyu toparlıyoruz… Belki 3-4 yıl sonra yine bir safari sonucunda başka bir resort / lodge adı herneyse için gidilebilir diye de düşünüyoruz… Elimde otelden aldığım benim için çok değerli bir harita var. Tek tek tüm sahiller ve otellerin isimleri yazıyor yaklaşık 100’e yakın otel var ada da… Bakalım belki bi gün tekrar…

4 yorum

  • arkutbay dedi ki:

    Gitmeden önce küçük bir araştırma yapsaydınız – bu sitedeki yazılar bile yeterli – gideceğiniz yerin değil cennet , çakması bile olamayacağını hemen anlardınız . Para babaları bu kadar yardıma muhtaç insanların gözünün içine baka baka dalga geçer gibi cennet imajı yaratmaya çalışıyor . Bir de kendi halkından turisti korumak için adamlar tutuyorlar . Gerçeği gözlerinizle görmüşsünüz , ne mutlu . Paylaşımınız için teşekkürler .

  • NEŞE dedi ki:

    Fotoları görünce ben de cennet zannettim…Okuyunca gerçek ortaya çıktı.Tatile gidilen yerde sizi mutlu edecek tesise kapanmak ve mutlu olduğunu zannetmek olmuyor,bence de tatil bir bütün,otelin içinde ve dışında da mutlu olmak gerekiyor..

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Bize 1 kere yetmedi 2. kere gittik Zanzibar’a. Ancak kıyıda bir otel yerine Stone Town’da restore edilmiş eski bir konakta kalmıştık. İşletmecisi Belçikalıydı. Pek memnun kalmıştık. Araba kiralayıp kendimiz gezmiştik, istediğimiz plajda durup denize girmiştik. Stone Town’da kendimizi zaman tünelinde yüzyıllar öncesine transfer olduğumuz hissine kapılmıştık. Çok güzel anılarla dönüp, Sizin yaşadığınız kötü deneyimleri yaşamadığımızdan 1 kere yetmemiş dediğim gibi 2. kere gitmiştik. Zanzibar ile ilgili anılarımızı da Binrota’da bir kaç yazıda kaleme almıştım. Selamlar…

  • Zeynep dedi ki:

    bir yerde okumuştum Afrika sahillerinin eşşiz adalarından biriymiş…keşke şimdi orada olsam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*