zanzibar gerçekten bir cennet adamı?

çok güzel geçen 3 günlük safarimiz bitti ve biz nairobi hava limanındayız. havalimanın dışında bir kuyruk. merak ediyoruz bu nedir. check-in kuyruğuymuş. neyse biraz bekleyip veriyoruz bavulları. uçak yine dıştan pervaneli, ama bu sefer çift pervane, ve birde bize servis yapan hostesimiz var. tanzanya sınırlarına girdiğimizde pilot anons yapıyor”sağ tarafa bakın lütfen kilimanjaro dağını görebilirsiniz. ”1 saat 40 dk lık bir uçuşun ardından iniyoruz zanzibara.

Zanzibar tanzanyaya bağlı bir ada, ancak bizim kıbrıs gibi özerk, kendi cumhurbaşkanı var. halkın %90 ı müslüman. havalimanı çıkışta kalacağımız otelin ayarladığı şoför karşılıyor bizi, nemli sıcak hava yüzüme çarpıyor. sağdan direksiyon çok eski bir minübüs gibi birşeye biniyoruz. diyorki otel burdan 50 dk uzakta başlıyor sürmeye. tek bir yol var. onuda allahtan asfaltlamışlar. bizim şoför deli gibi gidiyor , zaten orada pek trafik kuralı olduğunu sanmıyorum. yol üzerinde sürekli bisiklete binen ve motor kullanan insanları sağlıyoruz. 2 kere polis noktalarında durduruluyoruz. yol üzeri evler, dükkanlar, kasap , bakkal ve kuaför gibi günlük ihtiyaçlarımızı sağlayan yerleri görüyoruz. ama nasıl kelimelere döksem bilemiyorum.gördüğüm yerleri görünce gözlerime inanamıyorum. insanlar nasıl bir sefalet içinde yaşıyor. evler zaten kerpiçten yapılmış ve cam yok. sineklik takılı ve çoğu bir oda. aşağıda yüklediğim fotolarda bir bakkal, kuaför ve çok büyük bir vodafon bayinin resimlerini görün ne demek istediğimi anlayın. koskoca adada herşey no name. bilindik dünya markaları kıyafet yada fastfood zincirlerinden hiçbirini göremezsiniz. olsa bile onu alacak yada yiyecek para yok zaten insanlarda. 50 dakikanın ardından ulaşıyoruz otelimize.
 
otel çok güzel bir tatil köyü komplex şeklinde, yine çok güzel karşılanıyoruz. eşyalarımız yerleştirip plaja iniyorum. enine boyuna fazla bir kumsal. diyorlar burada hergün gel-git oluyor. sabah sular çekiliyor , öğleden sonra 2 gibi dolmaya başlıyor kumsal. manzara harika beyaz kum, turkuaz bir su. ilk günü plajda dinlenerek geçiriyoruz. ertesi günü buraya bağlı bir küçük ada olan prison ıslanda tura katılıyoruz. zanzibara bağlı bir çok minik ada var. burası 30 dk da gidilen bir yer olduğundan burayı tercih ediyoruz. adaya el yapımı bir motorlu kayıkla gidiyoruz. normal bir botla 10 dk da gidilir aslında. ilk girdiğimizde kocaman kara kaplumbağları karşılıyor bizi. bizim gibi diğer ziyaretçilerinde eline biraz ot verip beslememizi istiyorlar. yaklaiık 100 kadar kaplumbağ var. onları sevip birazda yüzüp ayrılıyoruz adadan.
 
zanzibarda sivrisinek çok fazla. ama ben yanımda getirdiğim prize takılan sinekkovar ilaçla rahat geçiriyorum geceleri. ayrıldığım gün aleti resepsiyon görevlisine hediye ediyorum. diyorum 5 gün daha kullanabilirsin. hiç görmemiş hayatında böyle birşey. çok teşşekür ediyor. zanzibar geçimini baharat yetişitiriciliği ve turizmden sağlıyor. gelen turistlerin %90 ı italyan. çünkü milano ve romadan direk uçuşlar varmış buraya. gidebileceğimiz diğer bir turda baharat tarlalarını gezdiriyorlar. biz tercih etmedik. son günümüzde stone towna gidiyoruz. burası şehrin merkezi.ama ne merkez? taştan yapılmış binalar ve dar sokaklar. heryerde baharat satıcıları, biraz alıyoruz. sokaklar kokuyor ve heryer çöp içinde. otelde yada merkezdeki dükkanlarda herkez gözünüzün içine bakıyor birşeyler al yada para ver diye. hatta otelden ayrılırken kendi yaptığı tahta yelkenliyle tur yapan denizci adama kıyafetleri bırakıyoruz. bir tişört , birde şortu varmış çünkü.

tatil sonu havalimanına gidiyoruz.check-ın açık alanda , aşağıda resimleri var. bavulları bildiğiniz kantarla tartıyorlar. banim bavul x-raydan geçti. dediler bavulada deniz kabuğu varmı. evet dedim. toplamıştım sahilden. götüremezsin dediler. ben tam çantayı açıyorum çıkarıcam, görevli diyor neden çantayı açıyorsun. boş boş bakıyorum adama. anlıyorum sonra. benim deniz kabukları 20 dolara patlıyor bana.

gezi ile ilgili düşüncelerim; 3. dünya ülkesi tanımını burada anladım gerçekten. güzel rahat otelimizde yiyip içerken lokmalar boğazımdan zor geçiyordu. gelirinin çoğunu turizmle sağlayan ama buna özen göstermeyen bir ülke. yollarda aralıklarla 5-10 delikanlının boşboş oturduğu işsizlerin ülkesi. doğanın onları bahşettiği muhteşem güzellikleri evet var, ama bu güzellikler sahip gidebileceğiniz birçok ada var dünyada. afrikaya gelmişken buralarıda göreyim derseniz gelin.

5 yorum

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Yazımızın başlığındaki sorunuza benim cevabım “Evet, Zanzibar cenneten bir köşe, ama keşfedilmeyi bekleyen.” İki kere Zanzibara gidip uzun soluklu kaldık ve sanırım bu gezilerimizi 4 yazı ile yazı dizisi yapmıştım. Ben çok etkilendim. Ancak dediğim gibi keşefetmek için uzun soluklu kalmak gerekli.
    Zanzibar’da neler mi yapılabilir? Araba kiralayıp sahillerini keşfetmek, dhow (yelkenli) üretim yerlerin gezmek, mutlaka spice tour’una (baharat turu) katılmak, esirlerin sevkedilmeden önce saklandıkları mağaraları keşfetmek, yunuslarla yüzmek, Prison Island’da Seyşeller’den gelmiş dev kaplumbağalarını beslemek, kelebek ve yılan çiftliklerine uğramak, şnorkelle rengarenk balıkları ve mercan adacıklarını gözlemek, dhow ile ada etrafında gezintiye çıkmak, adalı Freddie Mercury’nin eşşiz sesi eşliğinde adı verilmiş barda içkilerinizi yudumlamak, Unesco Dünya Mirasları Listesi’ndeki Stone Town’da dolaşmak, yerel pazarına dalıp oradaki yerli halkı gözlemlemek, adanın ortasındaki ormanda nesli tükenmek üzere olan maymunları arayıp bulmak ve daha aklıma gelmeyen birçokları yapılabileceklere örnekler… Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere ben çok sevdim şu Zanzibar’ı

  • mertakinci dedi ki:

    belki biraz daha gezmek için vaktiniz olsaydı düşünceleriniz daha farklı olabilirmiydi bilmiyorum ama yine de yazınızı paylaştığınız için teşekkürler

  • nilufvet dedi ki:

    aslında benim sorum biraz ironikti.ben yazdığım yerler hakkındaki düşüncelerimi sadece oranın doğal güzellikleriyle ilgili değil, aynı zamanda orda kendimi nasıl hissttiğimle ilgili harmanlayıp aktarıyorum. zanzibarda pek iyi hissetmedim. çünkü tanıştığım herkez çok mutsuzdu. iş olmamasından şikayet ediyorlardı, çok fakirlerdi. bundan yaklaşık 4-5 ay önce zanzibar cumhurbaşkanı az gelişmiş ülkeler toplantısı için türkiyeye gelmişti. istediği türkiyeden iş adamlarının gidip orada yatırımlar yapmasaydı. biz çok araştırdık orada ,buarada ne yapılabilir. ama aslında en büyük gelir kaynakları turizm olabilir. ama havaalanında insanlardan rüşvet isteyip, bir çayı 25 dk da getirip, yerlere çöp atarak turizmi yüceltemezsiniz. belki doğal güzellikleri birçok adadan güzel , ama bunu değerlendiremiyorlar.gelen turist sayısıda sınırlı o yüzden.

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Nilüfer hanım kesinlikle size katılıyorum. Zanzibar avcunun içindeki inci turizme hakkı olan itinayı göstermiyor ve bundan da zararlı çıkıyor ve çıkacak. Üzücü ama gerçek…

  • prn dedi ki:

    aynı şekilde haziran ayında sizin gibi masai mara’dan sonra gittim, ama maalesef hizmet sektörü ki inanın çok beklentimiz yoktu pek bi mahsun döndük:( cennet ada mı pek bi bilemedim… belki çok daha lüks konaklama imkanlarıyla evet ama ben 5 üzerinden 3 veriyorum adaya… itina özen yok 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*