YOZGAT-Çapanoğlu Camii- Nizamoğlu Konağı ANADOLU’DA 3500 km. Bölüm 8 (30 Ağustos 2012)

    Ana sayfaAvrupaTürkiyeYOZGAT-Çapanoğlu Camii- Nizamoğlu Konağı ANADOLU’DA 3500 km. Bölüm 8 (30 Ağustos 2012)
İç Anadolu Bölgesinde ilerliyoruz. Sarı tonun hâkim olduğu yollardan geçiyoruz. Yozgat yeşillikler içinde bizi karşılıyor. Eski çağlardan beri birçok medeniyetin yerleştiği yer. Bozok Yaylası’nda bulunuyor. Kaplıca Kenti olarak da adından söz ettiriyor. Gece yaklaştığı için doğrudan otelimize gitmek istiyoruz.
Çamlık Milli Parkı içinde Galata Otel. Açıkçası burada böyle bir tesis düşünmemiştim. Ormanın içinde. Burada çok fazla çam çeşidi varmış. Verilen bilgiye göre önce burası Rehabilitasyon Merkezi olarak yaptırılmak istenmiş. Yapı bir türlü tamamlanamayınca otel olarak hizmet vermeye başlamış. Muhteşem doğa nefis bir hava. Odanın kapısını açık bırakıp oksijenden bol bol yararlanmak istiyoruz. Otelin duvarlarında sporcuların resimleri var. Anlaşılan oteli kamp olarak kullanıyorlar. Otelin spor yapmak için tesisleri var.
Ertesi gün temiz havanın da tesiriyle erken uyanıyoruz. Kahvaltıdan sonra Yozgat’ı gezeceğiz. Bugün 30 Ağustos, Zafer Bayramı. Bakalım buralarda nasıl kutlanıyor? Şehirde büyük bir cadde var. Tabi Yozgat’ın simgesi Testi Heykelini hemen fark ediyoruz. Tören olacağı için yollar kapatılmış. Hafif bir yokuştan çıkarak Yozgat’ın sembolü Saat Kulesi’ne varıyoruz. Yokuşun her iki tarafında dükkânlar var. Testiler ve testi kebabı. Her kebaptan sonra testi kırılmaktaymış. Burada da şu testi kebabını yemek kısmet olmadı. Anladığım kadarıyla testi kebabı yemek istiyorsanız bir ya da iki saat önceden kebabınızı ısmarlamalısınız. Vakit alan bir yemek.
Saat Kulesi gemi fenerlerine benziyor. Merkezde bulunuyor. Tevfikzade Ahmet Efendi tarafından yaptırılmış.1800’lü yıllarda. Üzerinde bir de çanı oldukça ağırmış. Saat çanı her yarım saatte bir düzenli olarak vuruyor.
Saatin etrafında ellerinde Türk Bayraklarıyla öğrenciler var. Bazıları Flama taşıyor. Bir de oldukça donanımlı bir Mehter Takımı.Onlar Osmanlı marşları çalıyorlar.Davudi sesli biri de onlara şarkılar,şiirlerle eşlik ediyor.Küçük bir askeri birlik onları izliyor.Sanki Osmanlı’nın bir zaferini kutluyorlar.Atatürk ile ilgili hiç bir şey yok.Üzüldük….
Çarşı dar meydana açılan dar sokaklar. Ufak bir Yozgat hatırası testi alıyoruz. O sırada gözüme aşağıya doğru kat kat havuzlarla inen bir park çarpıyor. Güneşli bir gün. Oturup kahve içmeye karar veriyoruz. Güler yüzlü biri siparişlerimizi alıyor. Biraz sohbet ediyoruz. Bize nereden geldiğimizi soruyor. İzmir diyoruz. Gözlerini iri iri açarak buraya neden geldiğimizi soruyor. Hele biz gezmek tanımak için deyince şaşkınlığı daha da artıyor. Bu sefer bizim Yozgat’ımızın şusu var busu var, diye başlıyor anlatmaya. Biz de onun söyledikleri yerleri görmek istiyoruz. Çarşıdan geçerken prefabrik ev reklamları ilgimi çekti.
Daha buraya gelmeden Çapanoğlu Camii’ni görmek istiyordum. Parkın hemen üst tarafında.1799’da Çapanoğlu Mustafa Bey tarafından yatırılmış. Bu cami beni çok etkiledi. Bahçesinde mezarlık var. Eşim içeri girdi ben dışarıdan seyrediyordum. O sırada daha sonradan bu caminin imamı olduğunu öğrendiğim yaşlı bir kişi “Hanım kızım niye dışarıda duruyorsun, içeri girsene, bizim camimiz çok güzeldir” dedi. Çok haklıymış. Gördüğüm en güzel camilerden biri. İçerde duvarlar üzerinde renkli meyve, çiçek, yaprak resimleri var. Fotoğraflarını yazıma iliştirince ne kadar güzel olduğuna siz de karar vereceksiniz.

 Parkın üst kısmından yokuşu çıkmaya devam edince sol tarafta Belediye Başkanı ve eşi tarafından restore edilen Nizamoğlu Konağı’na ulaşıyoruz. Konak aynı zamanda müze özelliğini taşıyor.210 senelik bir ahşap bina. Bizi gezdiren görevli bayanın anlattıklarına göre bina Nizamoğulları’nın damadı Hurşit Bey’e kalıyor.Oğlu Hayri Bey 1954-1960 yılları arasında Yozgat Belediye Reisliği görevini yapıyor.Hayri Bey 100 kusur yaşında vefat ediyor.Bina 2007 yılında restore ediliyor.Kızkardeşleri Faika İnal ve Halet İnal Hanımlar da buranın restorasyonuna yardım ediyorlar.Hatta bazı antika eşyaları da buraya bağışlıyorlar.Halen kendileri Ankara’da yaşıyorlarmış.Zaman zaman burayı ziyaret ediyorlarmış.Odalardaki dolaplar karaçam ağacından yapılmış.Bu ağaç Yozgat’ta yetişiyormuş.Dolapların içi banyo.Bu tür yapılara Anadolu’da rastlanıyor.Ama bir yer diğerlerinden farklı.Hatta bize burayı anlatan hanım şimdi size göstereceğim yer ne olabilir diye sordu.Bilemedik.Oysa buraya sırf bunu görmek için turistler geliyormuş.
Dolabın içinde kapaklı bir bölüm. Oda sütannenin odasıymış. Kayınvalide kıymetli olan eşyalarını buraya koyar kapağı kapatır üzerine de çamaşır koyarmış. Yani kayınvalide geline güvenmezmiş. Adı Kaynana Zulası.
Ayrıca 2012 Londra Olimpiyat Oyunlarında madalya alan Grekoromen güreşçi Yozgatlı Rıza Kayaalp’in de fotoğrafı var.
Duvardaki resmin öyküsü.1938-40 Yozgat depreminde herkese su dağıtan Sucu Dursun Dede. Bu kişi kutsal bir zatmış. Kim susarsa yanında bitiverirmiş. Yozgat’ta yiğide deli derlermiş. Böyle birbirine sarılmış Yozgat’ın iki delisinin de resimleri var. Şair Abbas Sayar kitabında bu delilerden söz ediyormuş. Bir de buradaki diğer bir kabartma resim de ilginç geldi bizi gezdiren hanım bunun Sorgun köyünde yaşayan efsaneye göre Kerkenez denilen yaratıklara ait olduğunu söyledi.
Eminim daha gezecek yerler vardır ama bizim vaktimiz yeterli değil. Hattuşaş (Boğazköy) bizi bekliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*