Yine Yeniden Roma



Yine Yeniden ROMA….


Doğum günümüzün peşpeşe olması nedeniyle bu önemli günleri :)ikimizin de çok sevdiği  şehir Roma’da kutlamayı düşündük.



Roma gerçekten de sürprizlerle dolu bir şehir. Daha birkaç ay önce orada olmamıza ve doyasıya gezmemize rağmen bu kez de bir sürü görmediğimiz yerle karşılaştık. Roma bizi şaşırtmaya devam ediyor.


Gitmeden önce, uzun bir süre rüyalarımızdaki Roma otelini aramayla geçti. Doğru oteli seçtiğimizi daha sokağa girer girmez anladık. Çok güzel bir sokak burası, tarihi merkezdeki dar sokaklardan biri değil ama yürüyerek her yere ulaşılabilecek bir mesafede, Tiber’in karşı tarafına geçtiğinizde hemen Popolo Meydanına ulaşıyorsunuz.



Guilio Cesare Hotel (Via degli Sicipioni 287)http://www.hotelgiuliocesare.com/ bir 19. yüzyıl binası. 



Dekorasyonda kullanılan eşyaların zerafeti, kahvaltıdaki porselenlerin şıklığı size o yılları yaşatıyor.




Roma Fiumicino havaalanına cuma günü öğlen saatlerinde indik. Bu kez şehir merkezine Buss Shuttle ile gitmeye karar verdik.3 numaralı terminalden çıkıp(havaalanının içinde ilanları asılı) yolun karşısına geçip otobüslere biniyorsunuz. Yarım saatte bir kalkıyor ve şehirde sadece Piazza Cavour ve Termini istasyonunda duruyor. Adam başı 8 euro’ya götürüyor.Taksilerin 40 euro, Leonardo Ekspres’in 14 euroya götürdüğünü düşününce bu yöntem iki kişi için uygun fiyatlı oluyor. Bizim otelimiz Piazza Cavour’a çok yakın, zaten Roma’da her yer birbirine yakın, yürüyerek ulaşabileceğiniz mesafede.


Valizlerimizi bırakıp, fotoğraf makinalarımızı alıp Popolo’ya doğru yola çıkıyoruz. Hava karanlık ama yağmur yağmıyor. Popolo en sevdiğimiz meydanlardan biri.(bir önceki yazıda anlatmıştık)




Bu kez Via Del Corso yerine daha küçük ama şık mağazaların bulunduğu


Via Del Baubino’dan yürüyoruz. Ocak ayı indirim zamanı, bütün mağaza vitrinleri ”SALDİ” tabelalarıyla dolu. Gözümüzü vitrinlerden ayıramadan Piazza Spagna’ya varıyoruz. İspanyol merdivenlerini tırmanıp çift kubbeli 16. yüzyıldan kalma Trinita Dei Monti Kilisesine varıyoruz.




Via Gregoriana’yı takip ederek, Fontana di Trevi’yi görerek en sevdiğimiz meydan Campo’de Fiori’ye geldik. Kış olmasına rağmen Roma oldukça canlı, turist çok fazla, herkes yine  ısıtıcıların altında dışarıda oturuyor.Bazı restaurant ve cafeler kış dolayısı ile kapatmış ama çoğunluk açık ve cıvıl cıvıl. Çiçekler ve dondurmacılar yerli yerinde. Hava sıcaklığı 0 dereceyi gösterirken Blue Ice’dan  dondurma yemeden geçemedik.


Akşam yemeğimizi tadını asla unutamadığımız Pizzeria Baffetto’da yiyiyoruz. Pizza öncesinde atıştırmalık birşeyler istedik.Mozarella Fritte(galeta ununa batırılıp kızartılmış mozarella),pirinç kroket(Derin tavada soğanları şeffaflaşınca pirinci ilave ederek kavrulur.Kaynayan tavuk suyu azar azar ilave edilerek çektirilir.Pişen pirincin içerisine parmesan peynirini tuzu ve biberini ve çok domates sos ilave ederek karıştırıp dolapta soğutulur.Soğuyan pirinçten el yordamı ile topaçlar yapılıp içerisine dilim mozeralla konularak kapatılıp armut şekli verilir.Önce yumurtaya sonra galeta ununa batırılarak pane yapılır kızartılarak domates sos eşliğinde servis edilir. ) yedik arkasından hayalini kurduğumuz calzone , pizza ve yanında şarap.



Yemekten sonra Pantheon’a yürüyoruz. Bu meydan da hayat dolu, soğukta müzik yapanları dinleyip, Pantheon’u seyrediyoruz.


Oteldeki sabah kahvaltısı italya’daki otellere göre çok çok güzel, kahvaltı sonrası üstü pudra şekeri ile tatlandırılmış kızarmış elma yiyiyoruz, çeşit çeşit tatlılar koymuşlar, herşey çok şık. Otelden çıkıp dünkü rotayı izleyerek Trinita dei Monti’ye varıyoruz. Bu kez Via Sistina’dan Piazza Barberini’ye ulaşıp, Palazzo Barberini’yi gezmek istiyoruz.



 


Barok dönemin önemli yapılarından biri olan Barberini Sarayı, Barberini ailesi için, Lorenzo Bernini tarafından yapılmış.Giriş kişi başı 5 Euro. Not: Saray içerisinde fotoğraf çekmek maalesef yasak.


Sarayda Caravaggio’nun Judith Beheading Holofernes,Raphaello’nun metresini resmettiği Fornarina eserleri yer alıyor.Bunlar dışında El Greco, Hans Holbein gibi ünlü ressamların tablolarının sergilendiği büyük bir kolleksiyon mevcut. Zaten saray başlı başına görülmeye değer bir eser.


Büyük salonun tavanında Pietro Cortona’nın eseri olan tavan süslemesi var.Papa VIII. Urban’ın yüceltilmesini gösteren freskte Cortona, Michelangelo’nun yolunu izlemiş, mimari bir satıh olan tavanı göğe açar, öyle ki başını kaldırıp yukarı bakanlar artık tavan sathını değil gökte bulutların arasında uçuşan melekleri, Barberini ailesinin amblemi olan arıların dolaştığı, sayısız figürlerin doldurduğu gökyüzünü görürler.



Barberini sarayından çıkıp Tiber nehrine yöneliyoruz. Geçen gelişimizde Tiberina’yı ve Trastevere’yi görememiştik. Tiberina Tiber nehrindeki bir ada.




Ponte Fabricio ve Cecil köprüleri ile karaya bağlanıyor, ada da hastane yer alıyor.


Köprülerden geçip Yahudi mahallesi olan Trastevere’ye ulaşıyoruz. Bu bölge Roma’nın çok farklı bir yüzü. Dar sokaklarında gezerken şık restaurantlara ve butiklere rastlıyoruz. Trastevere bölgesindeki en önemli meydanın adı Santa Maria. Meydanın ortasında 17. yüzyılda yapılan çeşme gençlerin buluşma noktası.Meydandaki Santa Maria in Trastevere Roma’nın en eski Hristiyan kilisesi.


 


Bu kilise 3. yüzyılda inşa edilenin yerine 12. yüzyılda yapılmış.Ön cephesinde 13 adet rahibe figürü ve mozaikler bulunmakta.Çan kulesi, mozaikleri,zemin mozaikleri ve portikosu görülmeye değer, gördüğümüz kiliseler içinde en etkileyicilerinden biri.



Kilisede gözümüze bir heykel çarpıyor. İnsanlar dileklerini  buldukları kağıtlara yazıp heykelin her yanına atmışlar, dilekleri olanlar tekrar gelip teşekkür yazmışlar.Bizim adak ağaçlarını düşününce insanların her yerde aynı olduğunu konuşuyoruz.


Trastevere’de Ristoranto Carlo Menta’da öğlen yemeğimizi yiyiyoruz. Bir adet antipasti (4 çeşit füme et ve salam), bir adet deniz ürünlü spagetti,bir pizza,bir büyük su ve bir biraya toplam 26 Euro ödedik.



Tiber’in diğer kıyısına geçip Navona meydanına uğruyoruz. Navona yazın olduğu kadar keyifli değil, çoğu binada tadilat var. Meydandaki mimar Borromini’nin eseri San’t Agnese in Agone kilisesine giriyoruz. Dış cephesindeki heybetli duruşuna rağmen kilise diğerlerine göre çok sönük kalıyor. İnanışa göre kilisenin önündeki Bernini’nin eserindeki  havuzda bulunan dört ırmak tanrısından biri görmemek için arkasını kiliseye dönmüş.



Vittorio Emanuele caddesinde yürüyoruz, karşımıza St.Andrea della Valle kilisesi çıkıyor



Sırasıyla Gesu ve daha önce gezip hayran kaldığımız San’t Ignazio’yu geziyoruz.




Akşam yemeğimizi Via Dei Pastini üzerinde Rotonda Restaurant’da yiyiyoruz. Dışarıda oturup şarabımızı yudumluyoruz. Bir Abbachio (kuzu eti),bir Arrosto Vitella (kızartılmış dana eti), bir porsiyon ama içinde iki bütün enginar olan Roma usulü enginar ve bir şişe şarap toplam 54 euro ödüyoruz.


Pazar günü sabah kahvaltıdan sonra Vatikan’a yürüyoruz. Pazar ayinini görmek istedik.



Sabah erken saat olmasına rağmen kalabalık gruplar Vatikan’a doğru akıyorlardı. Her zamankinden farklı olarak ortaya sandalyeler ve barikatlar konulmuştu. Barikatı aşıp içeri girmemize izin verilmedi ancak org ve konuşan papazın sesi ortamda öyle güzel yankılanıyorduki yüzünü göremesekte dinlemek yeterli.


 



Otele dönüp havaalanına doğru yola çıkmak üzere Piazza Cavour’a geliyoruz. Yarım saat ara ile Buss Shuttel’lara buradan binebiliyorsunuz.Birkaç saat sonra güzel İstanbul’da iki saat sonra da güzel İzmir’deyiz.





4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Ohhh neyse Trastevere keşfedildi….Bu bölge akşamları da nefis oluyor,lokantalar kapılarınada meşaleler yakıyorlar…Fiyatlar tabii ki İstanbul dan ucuz,kimse bizim fiyatlara ulaşamaz,bugün Kadıköy de çarşı içindeki minik lokantalarda büyük rakı 85 tl idi….

  • tutu... dedi ki:

    Lonely Planet’e bile gerek duymayacak kadar güzel anlatıyorsunuz. Her biri birbirinden güzel, rehber niteliğinde, keyifli yazılar…Siz yazmaya devam edin, ben de okumaya. Bakalım yetişebilecek miyim :))

  • gezi-yurla dedi ki:

    Çok içten yorumlar teşekkür ederim…

  • arkutbay dedi ki:

    Bir önceki yazıda Gesu için üzülmüştüm ama telafisi olmuş . Gözleriniz bayram etmiştir . Ellerinize sağlık .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*