Yeni Delhi

Yeni Delhi

THY Yeni Delhi’ye her gün gidiyor. Ancak oranın saatine göre gece 02:00- 03:00 gibi orada oluyor. Güzel ve yorucu bir yolculuğun sonunda Delhi havaalanına varıp sorunsuz olarak gümrükten geçtik. Oldukça kullanışlı olan havaalanlarında ve bazı tren istasyonlarında bulunan pre paid taksi noktasına gittik. Orada gideceğiniz adresi veriyorsunuz ve size pazarlıksız(çok önemli) ve gideceğiniz mesafeye göre değişen bir fiyat çıkarıyorlar. Ödemeyi buraya yapıyor ve bir makbuz alıyorsunuz. Bu makbuz ile dışarıdaki taksi durağına gittik. 1970-80’lerden kalmaya benzer taksimize binip, bagajlarımızı da taksinin üstüne bir güzel yerleştirdik. Şimdi macera başladı. Normalde taksicinin adresi bilmesini beklersiniz değil mi? Biz de. Ancak boşuna beklemiş olduğumuzu gördük.
Allahtan oteli ve bazı önemli noktaları daha önceden gps e kaydettiğimiz için anlaşabildiğimiz kadarı ile zar zor oteli bulduk.

Otele girebilmemiz başka bir olaydı ancak onu anlatmayacağım. Daha sonradan çok daha iyi anlayabileceğimiz şekilde kaldığımız otel olan Shanti Home çok büyük misafirperverlik göstererek normalde öğlen 14:00 gibi girmemiz gereken otele bizi saat 04:00’de bir oda da olsa vererek aldılar. Bu arada otelimizin şehir merkezine oldukça uzak, ancak metro istasyonuna 5 dakika mesafede olduğunu belirtmem lazım. Oteli özellikle tripadvisordaki tavsiyelere uyarak aldık. Pişman olduk mu hayır. Ancak yeri ve konumu açısından hak ettiğinden oldukça pahalı olduğunu düşündüğüm bir hotel oldu. Ancak buradaki hizmet anlayışını bir daha Goa’daki otelimize kadar göremedik.

Biraz kendimize gelip sabah 10 gibi yola çıktık. Metro’ya 5 dakika demiştim değil mi? Bu 5 dakika için otel yanımıza birini taktı ve bizi metroya kadar götürdü. O 5 dakika içinde ilk kültür şokumuzu yaşadık. Kalabalık, koku, ters trafik, pislik…. Bu arada metro istasyonlarının bütün girişlerinde tamamen aranıyorsunuz. Bu bütün herkes için geçerli. Çantalarınız cihazdan geçiyor ve sizde ladies ve gents diye ayrılarak ciddi bir şekilde aranıyorsunuz. Ayrıca şehrin çoğu yerinde ve metrolarda askerler barikatların arkasında silahlı olarak bekliyorlar.

 Delhi’de ilk önce şehir merkezine gidip Jantar Mantar’ı gezdik. Burası eski zamanlarda astronami ölçümleri yapılan yer imiş. Garip şekilli yapılar mevcut. Sanırım bunlar sayesinde ölçümlerini yapıyorlarmış. Anlamlı ve hoş bir yer mi? Bana göre değil. Ama Jaipur’dakine gitmemeye karar verince buradakine uğradık. Aşağıda fotoğraflarını görünce daha iyi anlarsınız belki.

Daha sonra öğle yemeğimizi yedik. Burası Delhi merkezde oldukça iyi bilinen bir vejeteryan restoranıymış. Bence yemekler oldukça iyi idi. Ancak annem özellikle insanların yemeği ellerinin yarısından fazlasını yemeğe batırıp yediklerini görünce ve tabak kaşıkların temizliğini 🙂 bir daha buraya benzer yerlerde yiyemeyeceğimizi annemin suratından anladım.

Yemekten sonra Delhi içinde bir vaha sayılabilecek Humayun’s Tomb’a gittik. Burası Moğol hükümdarı için yapılmış bir anıt mezar. Daha sonradan da bir çok defalar göreceğimiz gibi Hindistan’da tapınakların bazıları hariç güzel denebilecek binaların çoğu Moğollara ait. Taj Mahal bunların başında geliyor. Humayun’s Tomb’un bahçesi oldukça geniş ve buraya girdiğinizde kalabalık nispeten de olsa dışarıda kalıyor. O yüzden uzun uzun tadını çıkardık.

Daha sonrasında artık yol yorgunluğu üzerimize iyice çökünce yemeği otelde yemeğe karar verdik. Otele metro güruhuna katılarak ve yaklaşık 45 dakika giderek aynı zamanda gece karanlığında sabah geçtiğimiz yerlerden 3 kat zorlanarak geçerek otele ulaştık. Otelin restoranı temiz hatta tertemiz, güleryüzlü garson ve aşçılarla bütün yorgunluğumuzu unutturdu. Tandoorilerden yedik ve bir sonraki gün Agra Taj Mahal’e gitmek istediğimizden artık parası ne ise verelim diyerek otel ile konuşup Agra gezisini ayarlayıp hooop yataklara 🙂
Agra’da görüşmek üzere…

http://gezi-dunyasi.blogspot.com/

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*