VİETNAM – MUTFAK SOKAKTA SOKAK LOKANTA

MUTFAK SOKAKTA,  SOKAK LOKANTA


 



 



   
Vietnam’ın güneyini ve Mekong Deltası’nı üç günde dolaştıktan sonra Ho Chi Minh şehrine döndüm. Ertesi günü tüm zamanımı şehri keşve ayırdım.Akşam havaalanına 20 kuruşa klimalı,tertemiz bir halk otobüsüyle gittim.Hedefim başkent Honoi’ye zaman kaybetmeden ulaşmak.Honoi’ye vardığımda atladım minibüse Old Quarted bölgesine gittim.”Youth Hostel”de tek kişilik klimalı odayı 10 liraya kiraladım.”Halong Bay” turu için genç ile görüşüp 30 dolara 2 günlük bir gece tekne konaklamalı,yemekli,Vietnam’ın en unutulmaz gezisine rezarvasyon yaptırdım ve kendimi dışarıya attım bir şeyler yemeyi umarak.




     
Sokağın karşısında bir açık mutfak; insanlar sokaktaki masalarda oturmuş çala kaşık bi r şeyler yiyorlar.Kaynayan büyük tencerelerin başındakiler  alınan siparişlere göre tabaklara tencerelerden bir şeyler dolduruyorlar  ama ben yemeklerden birini bile bildik bir şeylere benzetemedim.Kimsede tencerelerin çevresinde dolaşan bana,” ne istiyorsun” diye sormuyor,yoksa beni görmüyorlar mı?




 
  
Ne benim “Ver biraz ondan, biraz bundan” demeye cesaretim, ne de satıcılarda İngilizce var.


    Karşıdaki Caz Bar’da bildik bir şeyler bulma umuduyla saat 23.00’te içeriye girdim.Meyvanın dışında yiyecek bir şeyimiz yok cevabına “Bir bira lütfen”dedim ve karnımı olmasa da  ruhumu canlı Caz müziği ile doyurmaya çalıştım.



    
Seyahat kitabımın bahsettiği sayılı Caz kulüplerinden Quyen Van Minh’te olduğumu ertesi gün öğrendim.Son 15 dakikasına yetişebildiğim bu performans ne ruhumu ne de karnımın açlığını doyurabildi.Yine istemeye istemeye karşıdaki sokak mutfağına yönelerek,tekrar üstleri açık tencerelerin yanında buldum kendimi.Ve bu kez biraz şundan biraz bundan diyerek işaret diliyle bir şeyler dolduttum tabağıma ve afiyetle yedim.





  
Farklı sebzelerin karışımından oluşmuş, yoğunluğu fazla bir “ sebze çorbası” diyebilirim.Çok beğenmesem de karnıma sıcak bir şeyler yollamayı başardım sonunda.Pansiyonuma döndüğümde yer yatağında uzanmış televizyon seyreden resepsiyona iyi geceler diyerek odama çıktım.Yarın “Red River” Kırmızı Nehir ve Halong Bay turu için eşyalarımı toplamalıyım.



   
Sabah yeniden yoldayım.Sakin deniz yüzeyinin içinden yükselen 25-30 metre boyundaki ilginç kaya formları arasında seyrettiğimiz teknedeki aşçımız, farklı ülke gezginlerine öğle ve akşamları Vietnam yemeklerini mütavazi bir şekilde sunuyor.





   
Altı kişilik masaya az haşlanmış sebze, yerel usülle soslu parça tavuk,büyük tek bir balık,karışık salata, ancak bizimkinden farklı sebzelerle karıştırılmış,ama domatesi kolaylıkla ayırt edilebiliyor,haşlama sebze sarması ise içine başka sebzeler konmuş,sarma içinde sarma gibi,karides,tuzsuz ve yağsız pirinç pilavı,pirinçten yapılan Uzak Doğu spagettisi Nodle;karışık meyva;muz,avakado,portakal,karpuz,kavun….Öğle yemeğinde Honoi birası, akşam yemeğinde de yerli local şarabını denemeyi ihmal etmiyorum.





     
Seyahata çıkmadan yapılması gerekenler listem şöyleydi: Old Quarted’ti “cycko” yani bisiklet ile dlaşmak,  Holang Bay’da teknede sabah uyanmak, pirinç şarabı içmek, sokak lokantasından “Noddle”lu tavuk yemek, Saygon’da yerli terziden ısmarlama elbise diktirmek, Water Puppet Show”u izlemek, Sapa Milli Parkı’nda yürüyüş yapmak. Siz de gezinizden bunları yapmadan dönmeyin.


 


Bu yazı Cumhuriyet Gazetesi çarşamba eki”Dört Mevsim Gezi” de 9 Ağustos 2006 – 42. sayısında yayınlandı. 



ŞEREF PINARCI


serefpinarci@hotmail.com

7 yorum

  • ZEHİS dedi ki:

    selam talya;yazıdaki fotoğraflara bakarken aklıma tayland geldi,eline sağlık,

  • TALYA dedi ki:

    Sağol ZEHİS.Evet Bankok sokakları da Vietnam ve Kamboçya-Laos sokak benzerliklerine sahip.Ve benim çok hoşuma gitmişti.

  • ZEHİS dedi ki:

    yazıda foto larda güzen eline sağlık ,,puan açısından cimri değilimdir

  • sevgimelek dedi ki:

    keşke bizim burdada herkes bu kadar rahat olabilse…. yazılarınızın devamını bekliyorUM SAYGILARIMLA….

  • BÜLTER dedi ki:

    bu yazıları kaçırmamak gerekir. değil gezmek, okuması bile harika.

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    evet bülter gerçekten de eski yazıları atlamamak ve okumak gerekiyor, çok güzel yazılar var atlanmaması gereken, bu da onlardan biri.

  • hburcu dedi ki:

    Paylaştığınız için teşekkürler. Kayıklarda konuşan teyzeler ne tatlı görünüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*