Uzun Bir Yol Hikayesi :BRISBANE


         


         


……Sonra o Brisbane var ya o Brisbane, vurdu beni. Kangaroo Point’in eski evleri, Kuti’yle Arda’nın mini bahçesi, Cliff’in kayalıkları, nefes kesen basamakları, yürüyen koşan insanları, nehrin çamurlu akan suları, kayaya konmuş metal pelikanları, ‘ciuv ciuv’ yapan trafik lambaları, bedava yolcu taşıyan City Hooper’ları, onların kaptanları, hikaye adındaki köprüsü, köprünün altı, köprünün üstü, öbür on beş köprüsü, South Bank
’in her derde derman alternatifleri, gökdelenleri, delmeyenleri, parkları, çeşmeleri, meydanları hepsi hepsi vurdu beni.

               


Nisanda ülkem yaza, Avustralya kışa hazırlanıyordu. Ama denize girilebilecek kadar ılık bir sonbahardı Brisbane günleri. Bahçede kahvaltıda sabah trafiğinin gürültülerinden sonra, ver elini Brisbane nehri kıyıları.


SOUTH BANK, önce onunla tanıştık. Öyle bir yer ki nehrin güney yakasında, ye iç, yüz, çayıra yayıl, tiyatro konser izle, kütüphanesine git, müzesine git, London Eye’s gibi tepesine çık tekerin, pagoda gör, begonvillerin, fenerlerin altından yürü, barbekü yap, ayı seyret, gündüz sesleri gece sessizliği dinle, kayalara tırman tutmaçlarla, kayalardan in iplerle, geç Goodwill’den karşıya Botanik Bahçesine, ama soldan yürü sadece bisiklet ve yayalar için olsa da. Bu şehir insanların güzel yaşaması için inanın.
  


Madalyonun eski bir yüzü var ama, konu aborjinler olunca. Onsekizinci yüzyılda İngilizler geldiğinde adaya, yedi yüz elli bin olan sayı, günümüzde üç yüz seksen beş bin olmuş, Türkler yüz elli bin civarında.


İngilizler önce azılı mahkumları getirmişler Avustralya’ya. Brisbane’da eski bir yel değirmeni var Roma Park’ın olduğu tepede. Önceleri rüzgarla çalışırmış, sonra insanla çalıştırmışlar mesela.



ROMA SOKAĞI PARKI’nı atlamayalım bu arada; çünkü dünyada, bir şehrin içinde en büyük eko sistemi barındıran park diye anılıyor. Suni küçük bir göl, bir akarsu kıyısında, balta girmemiş orman havasını yaşatıyor insana. Hele örümceklerin köprü yaptığı palmiyelerin altından geçmek bir başka macera.

 



Bu parkın caddeye yakın çıkışlarından birinde bir sürpriz var bizim milletimize. Atam sesleniyor oradan ‘Bu topraklarda ölenler bizim evlatlarımızdır’ diyor, Anzak şehitlerinin ailelerine. Tam da o günlerdeyiz, ayın on dokuzunda, Anzak koşusu yapılacak Brisbane nehri kıyılarında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*