Urla’da Yaşam, Yaşamak Demek…

URLA’da yaşam yaşamak demek…



   


Diyelim bir masa var önümde
Elimde bardak
Oturmuş içiyorum
Bardak mı Urla mı tuttuğum?


Bardağı masaya
Tak!
Vurdum mu vurdum
Masaya dönüyorum
Urla, uzak, uzak, uzak


Dünya güzeli bir yerde yaşıyoruz biz… Yeni bir hayata başlamak için en güzelini seçtik…Bize hak vermeniz için gelip görmeniz, burayı  yaşamanız gerek…Denizin, doğanın, en büyüleyicisini, yemeğin, balığın en taze, en lezzetlisini, renklerin ve özellikle yeşilin en çeşitlisini görerek yaşamak…Unutmadan ara sokaklarda tarihi koklamak demek…Urla’da yaşamak dostlar işte bu demek….Her akşam deniz kenarında rakı içip şerefine kaldırırken hayatın, kuşların sana eşlik etmesi demek…Urla’da yaşamak bu demek dostlar, yaşamazsanız anlamazsınız…. 

Başlıklarla Urla tarihi

  • M.Ö. 490 – 425 oniki İon kent devleti arasında Klazomenai’de bulunmaktadır.

 



  • Klazomenai Urla İskele Mahallesi ve Karantina Adası üzerinde yer almaktadır.

 



  • M.Ö. 6. Yüzyıla tarihlenen en eski zeytinyağı üretim tesisleri açığa çıkarılmıştır.

 



  • M.Ö. 650 – 480 tarihleri arasında etkinlik gösterdiği belirtilen ve Çömlekçiler Mahallesi olarak anılan alanda çok sayıda seramik fırını , işlik , depo alanı, vazolara ait binlerce parça açığa çıkarılmıştır.

 



  • M.Ö. 6. Yüzyılda yine demir işçiliği ile ilgili yoğun bulgulara rastlanmıştır.

 



  • Bizans döneminde Ephesos Metropolitliği’ne bağlı Piskoposluklar arasında Klazomenai’da sayılıyordu.Menteş Garnizon Komutanlığı ateş alanında , Zeytinalan Mahallesi Sivrice Tepe üzerinde Bizans Dönemine ait çok örnek bulunmaktadır.

 



  • 1080’lı yıllarda İzmir Çaka Bey tarafından Bizans’tan alınmıştır. Çaka Bey kurduğu donanma ile Klazomenai , Phokai gibi antik dönemin önemli kıyı şehirlerini ele geçirmiştir.

 



  • 1330’lu yıllarda Urla ; Aydınoğlu Umur Bey ve küçük kardeşi İbrahim Bahadır Bey tarafından fethedilmiştir.

 



  • 14.Yüzyılın sonlarına ait bulunabilen en eski kayıtlarda Urla’dan Karye Pazarı olarak söz edilmiştir.

 



  • Urla İskelesi’nin deniz ticaretinin yapıldığı yer olması ve bunlara yöredeki mevcut tüketici varlığı da eklenince Urla’nın kurulduğu günden itibaren önemli bir pazar yeri olması kaçınılmaz olmuştur.

 



  • 1520 – 1540 arasında Urla’da yaklaşık ikibin vergi mükellefi bulunmaktadır.

  • 16. Yüzyıl başlarında İzmir gümrüğünün geliri 80.000 akçe iken Urla gümrüğünün geliri 30.000 akçedir.

 



  • 18 Mayıs 1919’da Yunanlılar Urla’yı işgal etmişlerdir. 12 Eylül 1922’de işgalden kurtulan Urla ;halen İzmir İli’ne bağlı bir ilçe merkezidir.

 

Şimdiki URLA

Urla,temiz havası, zeytini, zeytinyağı, domatesi, bamyası, enginarı, çeşitli şifalı otları,şarap bağları ve lezzetli deniz ürünleri ile  Ege’nin en güzel ilçelerinden biri .Çeşme , Alaçatı gibi ön plana çıkmamış ama Urla’lılar bu durumdan son derece memnun. İstanbul’u veya diğer büyük şehirleri terk ederek Urla’ya yerleşenler kendi meyve ve sebzesini bahçelerinde yetiştiriyor yada Urla’ya ait onaltı köyden yöresel satıcıların pazara getirdiği ürünleri alıyorlar. Türkiye’nin en lezzetli balıkları, karidesi, kalamarı ve ahtapotu Urla ve Çeşmealtı sahillerinde avlanıyor. Her sabah açık artırmada dilediğiniz canlı balığı alabilirsiniz, canınız evde yapmak istemiyorsa, aynı balığı uygun fiyatlı restaurantlarda Karantina Adasına, limana bakarak yiyebilirsiniz. Urla denize yaklaşık beş kilometre uzaklıkta ama deniz kenarındaki mahalleleri Çeşmealtı ve İskele’de bu dediklerimizi yapabilirsiniz.


Urla, yöresel tatları, balıkları, şarabı ile gurme şehri olmaya aday. Büyük şehirlerde sıkça rastlayacağınız fast food restaurantlara burada rastlayamazsınız. Öğle yemeği için çıktığınızda bile ağzına kadar zeytinyağlılarla dolu, küçük şirin lokantalarda, ya da lezzetini kanıtlamış dönerci veya katmercide mükellef yemeklerle karnınızı doyurursunuz. Bu restaurantların başında Malgaca pazarının (adını pazarcılara sıkça sorulan mal kaça? tabirinin zamanla değişiminden aldığı söylenir) yanındaki Beğendik Abi gelir. Alternatif olarak pazarın hemen dışındakiŞafak Lokantası, meydandaki Merkez Lokantasını sayabiliriz. Ama daha fazla para verip, eski bir Urla konağının restore edilip şık bir ambiyans ve lezzetle sunulduğu bir yer tercih ederseniz o zaman size Demirciler sokakta Mahfel Restaurant veya Çilingir Çeşme sokakta Urla Konağı Restaurantı tavsiye edebiliriz. Ayrıca yine Malgaca pazarı içindeki meşhur Tarihi Urla Katmercisi ve Eski Pazaryeri Dönercisi mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden. Yemekten sonra pazarın içindeki tarihi  kahvede  kahvenizi yudumlarken Urla’nın geçmişten gelen bu sihirli mekanını yaşayabilirsiniz. Urla’da ara sokaklara mutlaka girmelisiniz. Döne döne giden sokaklarda, yaşayan Rum halkın çoğunluğu nedeniyle,Türk evi mimarisinden biraz sapmış sivil mimarlık örneklerine rastlıyoruz. Kimi sağlam kalmış evler genelde iki katlı ve üst katta bir cumba görülüyor. İklim özelliği nedeniyle kalın duvarlı, yığma tarzda yapılmış bu evlerde küçük pencerelerde ve kapılarda süslü demir kepenkler görülmekte. Gezmeniz gereken önemli sokaklar,Zafer caddesi, Postane,Filiz,Erinç,Uzun,Güven sokaklar. Bunlardan Zafer caddesi şehrin önemli alışveriş arteri olması nedeniyle korunmuş  yapılara sahip. Bu yapılar restore edilerek sanat galerileri, müzik evi,yöresel ürünlerin satıldığı dükkanlar haline getirilmiştir. Düzenli aralıklarla bu caddede sanat geceleri düzenlenmektedir. Ayrıca Urla Müzik Akademisi bu sokakta göze çarpan en önemli yapıdır ki, yaya olarak sokağa girdiğinizde flüt sesiyle irkilir, cadde boyunca bu sesi dinleyerek yürürsünüz. İşte bu Urla’nın yaşanması gereken büyülü yüzüdür. Yer yer rastlayacağınız camiler,çeşmeler ve tarih kalıntıları ile Urla’yı seveceksiniz.


Ayrıca havasından mıdır bilinmez Urla ünlü şairler yetiştirmiş.Bunlardan biri Necati Cumalı. 1921’de Yunanistan’ın Florina kasabası’nda doğan şair, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ailesiyle birlikte Urla’ya gelmiştir. Burada büyüyen, okuyan ve çalışan Cumalı, en güzel şiirlerinde ve romanlarında, Ege yöresi kasabalarını ve insanlarını anlatmıştı.Urla’daki evi şu an müze haline getirilmiştir.


Urla’da ne yenir?

Urla güveci, katmer,gelincik, körmen, arapsaçı, çalkama, kuzu etli şevketi bostan,arapsaçı, enginarlı pilav, deniz ürünleri…. 

Urla’da nerede kalınır?

Han otel (125 yıllık eski bir bina restore edilmiş)Urla Malgaca pazarına yakın

URLA ÇEVRESİ
 

  • İSKELE

İskele, limanı, balıkçı tekneleri, Arnavut kaldırımı sokakları, eski yapıları, güzel balık lokantalarıyla Urla’nın deniz kenarındaki şirin mahallesidir.
 


İskele büyük şair  Yorgo Seferis’in memleketidir.1900’de denize yakın sokaklardan birinde doğan  Seferis, balıkçıların ezbere okudukları destanları dinleyerek büyüdü. Seferis’in ailesi, Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine Atina’ya göç etmişti. Urla’nın çocuğu Yorgo Seferis, 1963’te yalnız Yunan şiirine değil, Avrupa şiirine de yepyeni bir soluk getirdiği gerekçesiyle Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı.


Yorgo seferis’in gençlik yıllarını geçirdiği ev şimdi restore edilerek Yorgo Seferis Butik Otel haline getirilmiştir.


Yunanlı filozof Anaksagoros burada doğan ünlü kişilerdendir.Anaksagoras, cisimlerin birbirine benzer çok küçük parçalardan oluştuğunu savunmuş, zekayı (nous) bütün bunların üzerine yerleştirmiştir. “Başlangıçta çok büyük bir kaos varken, zekanın gelip her şeyi düzene soktuğunu” ileri sürmüştür. Yıldızların hareketini, evrenin dönüşünü ve dünyayı bu zeka yönetiyordu. Ona göre doğa, gözle görülemeyecek kadar küçük parçacıklardan meydana geliyordu.


İskele denilince Tanju Okan’ı anmadan geçmemek lazım. Kendisi yıllarca burada yaşamış. Güzel manzaraya karşı besteler yapmıştır. Evi hala durmakta.


Mehtapla deniz öpüşünce
Geceyi süslerler gizlice
Meltemler eserler sevinçle
Gecenin cennetisin sen Urlam

 


İskele’deki önemli tarihi mekanlardan biri olan Batis’in kahvesi şimdi restore edilmekte. Aslına tamamen uygun olarak yapılan çalışmalar sonucunda, eskinin ticaret merkezi olan bu limanda bir buluşma yeri görevini üstlenmiş olan bina eski mutlu günlerine kavuşacak, Urla’lılar da güzel bir mekana…


İskele yine küçük kahvelerinin yanı sıra lezzetli yemeklerin yendiği, hafta sonları İzmir’lilerin akın ettiği bir lezzet diyarı. Burada size tavsiye edeceğimiz mekanlar, Yengeç restaurant ve Yosun. Buralarda özellikle değişik mezeleri tatmanızı öneririz.


İskele’den Çeşmealtı’na yola çıktığınızda deniz kenarında çok uygun fiyatla balık yiyebileceğiniz lokantalar bulunmakta. Burada denizin dibinde oturup gördüğünüz manzarayı hiç bir yerde bulamazsınız. Bir akşam üzeri oturup bira ve sardalyayı mutlaka deneyin yedikleriniz daha bir lezzetli gelecek….

 

  • ÇEŞMEALTI
 


 Çeşmealtı yazın inanılmaz kalabalıklaşan ama Ekim, Kasım ayında huzura kavuşan, en güzel öten kuşların ve bizim yaşadığımız Ege kasabasıdır. Eylül ayı gelince herkes evini kapatıp yaşadığı şehirlere döner. Sokaklar ve sahil bomboş kalır. Uzun bir sahil şeridine sahip Çeşmealtı’nda yazın buradan denize girilir. Her mevsimde denizin içini pırıl pırıl balıklarıyla görebileceğiniz bir sahildir bu. Sabah kalkıp yürüyüş yaptığınızda göreceğiniz manzara irili ufaklı yemyeşil adalardır. Bu adaları kuşbakışı görmek isterseniz Güvendik tepesine çıkmalısınız. Buradan manzara olağanüstüdür. Çeşitli restaurant ve cafelerde bu manzaraya karşı oturup çayınızı yudumlayabilirsiniz.. Merkez olarak adlandırabileceğimiz sahilde birkaç restaurant sıralanmıştır. Bunlardan en çok tavsiye edebileceğimiz Rina Balık ve Ata Balık. Buralar çeşitli  mezeleri ve balıkları tadabileceğiniz adreslerdir. Güzel bir kumru yada soğuk bir biranın yanında patates kızartması yemek isterseniz Çeşmealtı’na gitmelisiniz.



Yaz boyunca Çeşmealtı’nda pazar kurulur. Bu çok büyük ve üç ay boyunca her akşam kurulan bir pazardır. Giyecek, ıncık cıncık herşeyi bulabileceğiniz ve bütün gecenizi geçirebileceğiniz ışıl ışıl bir pazar. İzmir’den ve çevreden herkes bu pazara mutlaka gelir. Çeşmealtı yazın  eğlenceli bir kıyı kasabası görünümündedir.Ayrıca Çeşmealtı rüzgarı ile sörf sporu meraklılarının uğrak yeridir.  Türkiye sörf şampiyonası 1. ayak yarışmaları burada yapılmıştır. Şampiyonlar çıkaran bir sörf okulu mevcuttur.



  • DEMİRCİLİ KOYU

 


 



Demircili koyu Urla’nın köylerinden biri olan Demircili köyünde bulunmakta. İnanılmaz orman ve zeytin ağaçları arasından geçerek geleceğiniz bir koy burası. Urla’ya uzaklığı 18 kilometredir. Kahvaltı etmeden çıktıysanız bu yol üzerinde çeşitli yemek yiyecek mekanlara rastlayabilirsiniz. Bunlardan Yörük Aile Evinitavsiye edebiliriz. Hem kahvaltı hemde yemekleriyle memnun kalarak doğanın ortasında çocuklarınızla rahat edip bütün gününüzü geçirebileceğiniz bir restaurant.


 



Demircili koyu tertemiz denizi, ipek gibi kumu,bembeyaz taşlarıyla çok nadir görülebilecek güzellikte bir koy.Burada sörf ve dalış sporları yapılıyor.Her saatte denizden çıkan dalgıçlara rastlamak mümkün. Burada bambu şemsiyeler ve bambu küçük odaları, temiz tuvalet ve duşu olan bir plaj mevcut. Plajın lokantası da var.


Eğer daha şık ve bakımlı bir plaj istiyorsanız, çevrede benzer koylardan Altınköy’ü veya Deniz Yıldızını tavsiye edebiliriz.



  • BADEMLER KÖYÜ

Bademler Urla’ya 9 km uzaklıkta yine yeşillikler içinden geçilerek gidilen bir köydür. Köyün özelliği sosyal yapısından gelmektedir.Sosyal ve kültürel yönden Anadolu köylerinden çok farklıdır. Köyde okuma yazma bilmeyen yoktur. Burada göç tersine işler şehirden köye göç vardır. Pek çok üniversite mezunu vermiş olan bu köyden birçok milletvekili çıkmıştır.Bademler’de, yıllardır İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi’nin bir şubesi vardır. Köyde Sağlık Merkezi, Tarım Teknisyenliği gibi kuruluşların yanı sıra, Sanat ve Kültür Derneği, Avcılar ve Atıcılar Derneği, Gençlik ve Spor Kulübü de bulunmaktadır. Bademler ilk tiyatro salonu olan köydür burada 150 kişilik bir salon bulunmakta köy halkı kendi oyunlarını sergilemektedir.


Pazar günleri köyde pazar kurulmakta dışarıdan gelen insanların akınına uğramaktadır. Pazarda köylülerin kendi yetiştirdikleri meyve, sebze yanısıra evde yaptıkları, ekmek,kek,börek, yöresel tatlar satılmaktadır.





6 yorum

  • Midgard dedi ki:

    Bayıldığım bu coğrafyayı, bilmediğim yönleriyle sizden okumak çok iyi oldu. Elinize sağlık, teşekkürler. 🙂

  • NEŞE dedi ki:

    Cennette yaşamak için çok güzel bir karar vermişsiniz zamanında…Her kula nasip olmaz,iş-güç,çocuklar,okul derken hayat geçiyor ve bizim gibi emekliler içinse artık çok geç oluyor…Kıymetini bilmek ne güzel şey…Tebrikler…

  • tutu... dedi ki:

    Urla’ya 10 yıl önce Çeşme’deyken günü birlik gitmiştim, Seferis’in sevdasına. Çünkü ‘Batık Ardıç Kuşu’, hele hele ‘Deniz Kıyısındaki Ev’ şiirlerini çok çok severim. ‘Ev diye neyim varsa çekip aldılar elimden,Zaman çığrından çıkmış bir zamandı:Savaşlar, yıkımlar, sürgün….’ diye devam ettiği şiirindeki evini gidip görmek istemiştim…..Bahardı, sizin de bahsettiğiniz gibi çok sakin bir Urla gördüm.Klazomenai’de kazılar başlayalı çok olmamıştı….Demircili Koyu muhteşem. Şanslısınız, doğanın içinde yaşıyorsunuz .Yazınız da tam bir Urla rehberi.

  • arkutbay dedi ki:

    Bundan birkaç yıl önce bir kardiyolog arkadaşımız yerleşmişti Urla’ya ben artık burada yaşamak istiyorum diye . Ne kadar haklı olduğunu birkez daha anladım . Geziyurla , lütfen bu kadar reklamını yapmayın , hatta bir süre sonra bu yazıyı silin lütfen . Daha biz de yerleşeceğiz oralara . Sevgiler .

  • ayca42 dedi ki:

    haklıymışsınız, yazınızı okuyunca , “URLA” nın tam yaşanacak yer olduğuna ben de inandım artık…

  • gezi-yurla dedi ki:

    Güzel yorumlarınıza teşekkürler, umarım herbiriniz geçkalmadan, kentin yorgunluğundan kurtulup kendi cennetleriniz de yaşamaya başlarsınız… Sevgiler hepinize

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*