UÇSUZ BUCAKSIZ ANADOLU-7.BÖLÜM (5000 km)HASANKEYF / MİDYAT

UÇSUZ BUCAKSIZ ANADOLU-7.BÖLÜM (5000 km)HASANKEYF / MİDYAT

Diyarbakır’dan çıktıktan sonra yol üstünde bulunan küçük ve şirin bir lokantada kebap yiyoruz.Sahipleri çok cana yakın. Alabildiğine manzara dolu yollardan geçerek Hasankeyf’e geliyoruz. Burası görmeği en çok istediğim yerlerden biri. Batman’a bağlı Dicle nehrinin geçtiği tarihi bir ilçe.

Hem Hıristiyanlık hem İslamiyet açısından büyük bir önem taşıyor.Mezopotamya’da yer alan şehir ve tarihi; geçmişi 10.000 yıl öncesine dayanıyor. İlçenin bulunduğu yerde kayalara oyulmuş binlerce mağara uzun yıllar mesken olarak kullanılmış.. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan şehir Bizans İmparatoru Konstantinos tarafından 4.yüzyıl ortalarına doğru ele geçirilince değerine değer katmış.İmparator şehri korumak için iki kale yaptırmış. İki kaleden birinin adı Hasankeyf.

Ne yazık ki bu tarihi yerin sular altında kalmasına çok az kalmış.Dicle nehrinin üzerinde yapılan Ilısu barajı burayı sulara gömecek. Burada yaşayan halk yeni yapılan bir yerleşkeye taşınacakmış.Kiminle konuşursanız artık herşeyin yok olmasına az kaldı diyor. Hasankeyf altın çağını Artukluların başkenti olduğunda yaşamış. Dicle Nehri sayesinde Şam’a Bağdat’a ulaşılmış. Dev bir kale,kale üzerinde Eyyübiler’e ait Ulu Camii,Büyük Saray ve Küçük Saray bulunuyor. Asurlular’dan kalan bir taş köprü buranın simgesi olmuş. Artuklular tarafından yapılan ve günümüze kadar gelen büyük bir kısmı yıkılmış taş köprü.

Baraj nedeniyle bazı tarihi eserleri kurtarma çalışması yapılıyormuş.Girişte bir köprüden geçip arabayı yukarıya doğru çıkan ana caddeye park ettik.Çok kalabalık. Aşağıya doğru yürüyüp çarşıya girdik. Ufak dükkanlarda turistik eşyalar satılıyor.Üzerinde çeşitli yazıların bulunduğu sopalar ilginç geliyor

Çarşıda gezerken bir genç yanımıza yaklaşıyor. Rehber olduğunu istersek bizi gezdirebileceğini söylüyor.Buraya gelmeden önce yerel rehberlerin  olduğunu duymuştuk. Hemen kabul ettik. Arabaya biniyor ve birlikte şehrin yukarı kısmına çıkıyoruz.

Mehmet Salih büyük bir ciddiyetle Hasankeyf tarihi hakkında bilgi veriyor. Lise 3.sınıf öğrencisiymiş ve burada oturuyormuş. Aşağıda yıkık tarihi köprünün ayaklarını işaret ederek buranın tarihte ilk ücret alınan köprü olduğunu söylüyor. Ayrıca bu ücret şehirde hatırı sayılır bir refah düzeyi oluşmasına yardımcı oluyormuş. Köprünün diğer bir özelliği de açılır kapanır olmasıymış. İlginç minarenin öyküsü ise şöyleymiş.1409 yılında yapılmış 609 yıllık minarede inen ve çıkan birbirini görmezmiş. İki yollu çıkışı varmış.1328 yılında yapılan Küçük Saray’ın tavanı küplerle doluymuş. Böylece ses yalıtımı amaçlanmış. Buradaki mağaralar 1960 yılına kadar Süryaniler tarafından mesken olarak kullanılmış.

Konuşması bittikten sonra kahve içiyoruz. Kahve çok değişik.İçinde ceviz tanecikleri var. Bütün bu güzelliklerin sular altında kalacak olması çok üzücü. Dicle nehri kenarındaki plaj dikkatimi çekiyor.Hep deniz kenarında alıştığımız görüntü bu kez nehir kıyısında.Akşam çökmek üzere. Mehmet’e “Hoşçakal” dedikten sonra Midyat’ta doğru yola koyuluyoruz.  

Midyat küçük bir yer. Gözümüze hemen girişte bir otel ilişiyor. Midyat Gap Otel. Yerleştikten sonra yemek yemeğe çıkıyoruz. Çağdaş Et Lokantası. Geç olduğu için fazla seçenek yok ama yemekler leziz. Lokantanın sahibi ile sohbet bize iyi geliyor. Bu günü de bitiriyoruz. Yarın Mardin’e gideceğimiz için bir an önce dinlenmek istiyoruz.

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*