Uçsuz Bucaksız Anadolu- 5.Bölüm (5000km) Divriği Kalesi/ Gedikbaşı Geçidi / İliç Bağıştaş Barajı/ Savaşgediği Geçidi / Kemah / Erzincan / Girlevik Şelalesi / Pülümür Geçidi / Tunceli

    Ana sayfaAvrupaTürkiyeTunceliUçsuz Bucaksız Anadolu- 5.Bölüm (5000km) Divriği Kalesi/ Gedikbaşı Geçidi / İliç Bağıştaş Barajı/ Savaşgediği Geçidi / Kemah / Erzincan / Girlevik Şelalesi / Pülümür Geçidi / Tunceli
UÇSUZ BUCAKSIZ ANADOLU-5.BÖLÜM (5000 KM)DİVRİĞİ KALESİ/GEDİKBAŞI GEÇİDİ / İLİÇ BAĞIŞTAŞ BARAJ GÖLÜ / SAVAŞGEDİĞİ GEÇİDİ/ KEMAH/ ERZİNCAN / GİRLEVİK ŞELALESİ / PÜLÜMÜR GEÇİDİ / TUNCELİ

Divriği’nin bu güzel eserini gezdikten sonra ilçeyi tepeden görebilmek,o muhteşem manzarayı izleyebilmek için araba ile oldukça kötü bir yoldan yukarıya tırmanıyoruz.Güneş artık elini ayağını çekmekte.Yol dikkat gerektiriyor. Neyseki fazla uzun değil.Aynı Ulu Camii gibi burada bulunan kale restorasyon çalışmaları olduğu için kapalı.Ama dışarıdan gördüğüm kadarıyla bu eserde de yenileme çalışmaları pek düzgün yapılamamış.Kale sanki bugün inşa edilmiş.Umarım Ulu Camii de bu şekilde restore edilmez.

Kayalar üzerine inşa edilmiş derin bir vadinin iki yamacında yükselen iki kale.Aşağıda Çaltı suyu akmakta. Ne yazık ki çevre atılmış boş şişeler ve çöpler ile dolu.Bu kaleler ile ilgili efsaneler ilginç.Anlatılanlara göre Divriği kalesinin Egemeni Mengüçükoğlu Şahin Şah’ın oğlu bir gün geyik avına çıkmış.O sırada karşı yakadaki kale civarında Kıralın kızı Belkıs ile karşılaşmış.Ona aşık olmuş.Evlenmek istemiş.Hemen Kırala elçiler göndermiş.Kral bu birliktelikten ancak gurur duyabileceğini söylemiş.Ama bir şartının olduğunu bildirmiş.Şah’ın oğlu iki kale arasına gerilen bir halattan geçerse bu isteğinin kabul olacağını söylemiş.

Şah’ın oğlu bu isteği hemen kabul etmiş ama ne yazık ki tam halattan karşı tarafa geçmek üzereyken Kral emir vermiş.”Kes Doğan!”.Hemen halat kesilmiş ve Kralın oğlu aşağıdaki vadiye düşmüş.Onun düştüğünü gören Belkıs da aşağıya atlamış.O gün bugündür kalenin adı “Kesdoğan ” olarak kalmış.Nedense tüm efsanelerde sevenler kavuşamıyor.
Artık otele dönme zamanı ama önce yemek yemeli diye düşünüyoruz.Burada geç saatte yemek yiyecek yer bulmak zor.Sorup soruşturunca tek bir yerin açık olduğunu öğreniyoruz.Sofra Cafe Restoran.Burayı genç bir bayan işletiyor.Yemekler leziz. Servis mükemmel.Her gittiğimiz yerden ufak tefek hatıralık eşyalar almayı sevdiğimizden bayana bu konuda bize yardımcı olup olamayacağını sorunca hemen dükkan sahibi bir arkadaşına telefon ediyor.İşte tam o sırada elektrikler kesiliyor.Halk buna alışmış.Çok sık olur diyorlar.Hemen lambalar yakılıyor.Sohbet devam ediyor.Bizim iş yarına kalıyor.Sabah erkenden gideceğimiz dükkanın adını alıyoruz.
Ertesi sabah erkenden dükkanın önüne geliyoruz ama açık değil.Sahibine telefon ediyoruz.”Şimdi geliyorum”dedikten bir yarım saat sonra geliyor.Ufak bir dükkan ama çok fazla hediyelik eşya var. Divriği’den çıkıp Erzincan’a doğru yol almaya başlıyoruz.Yolun geçtiği dağlar çok güzel.
Gedikbaşı Geçidi 1710 m yükseklikte.Bu arada yoldan geçen hayvan sürüleri nedeniyle sık sık durmak zorunda kalıyoruz.İliç Baraj Gölü ayrı bir güzel.Çevresinde sarı tonların hakim olduğu bitki örtüsüyle görülmeye değer.Biraz ilerleyince “Anagold Madencilik” tabelasına rastlıyoruz.Çöpler Altın Madeni. Yılda 6,5 ton altın elde ediliyormuş.Karasu nehri üzerindeki Bağıştaş barajı devasa yapılarıyla karşımıza çıkıyor.Yolumuz Kemah’a doğru. Savaşgediği geçidinden geçiyoruz.(Rakım 1630).
Kemah bu gezide beğenmekte en çok zorlandığım yer olarak hafızamda yer etti. Yokuşların olduğu bir yerleşim.Tarihi bir kalesi var.Halk hiçbir şekilde sizinle ilgilenmiyor.Hatta bizi görmekten rahatsız olmuşa benziyorlar.Meydandaki bir kahvede oturup bir çay içelim diyoruz ama bu bile fazla geliyor.
Muhteşem manzaralar eşliğinde yolumuza devam ediyoruz.Dağlardaki tek tük evler toprak ile bütünleşmiş.Acemoğlu Köprüsü ve Şehitlik.Pelitsırtı Geçidi.( Rakım 1225).Artık Erzincan’a yaklaşıyoruz. Doğa gene yeşile teslim oluyor.Cırcır böcekleri inanılmaz bir koro oluşturmuş.Kulakları parçalayan bir ses çıkarıyorlar.Erzincan’a girdikten sonra hemen Seven Kevser restorana girerek döner yedik.Etler gerçekten çok leziz.Merkezde kapalı çarşıyı geziyoruz.Bakır işlemeler göz kamaştırıyor. Ne yazık ki Erzincan’ı gezmek için fazla vaktimiz yok.Erzincan’ın özellikle çevresi doğal güzellikleri ile ünlü.
Biz merkezden 30km uzaklıkta Girlevik şelalesini görmeye gidiyoruz.Çok yakın ama yol çalışmaları nedeniyle epeyce farklı yerlerden geçerek ulaşabildik.Ama sonuçta gördüğümüz güzellik bu çabalara değdi.Şelaleye gelirken yolun sağında solunda birçok güzel ev dikkatimizi çekti. Anlaşılan burası Erzincan’ın yazlık bölgesi. Şelale yaklaşık 30 m yüksekten bir çok yerden akmakta. Burası aynı zamanda mesire yeri.Çiçekler içinde.İğde ağaçlarının gölgesinde,akan suların serinliği ile burada bulunan restoranda keyifle bir yemek yemek harika.Şelalenin suları buradan birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Kalecik köyünden dokuz ayrı kaynaktan geliyormuş.Kışın donan şelale hoş bir görüntü oluşturuyormuş.Görmek isterdim doğrusu Artık Tunceli bizi görmek ister.Dağlara doğru 1900 metreye çıktığımızda Pülümür geçidi bizi karşılıyor. Yol çok ilginç. Munzur Dağları ve Munzur nehri eşliğinde vadide ilerliyoruz.Manzara muhteşem.Kırmızı kayalardan sular akıyor.Fotoğraf sanatçıları için inanılmaz fırsatlar. Yol çok dar ve fazlasıyla tünel var. İnsan bu güzellikler karşısında nereye bakacağını şaşırıyor. Hava iyice karardı.Tunceli bir tepeye yerleşmiş.Gezimiz boyunca gideceğimiz yerlerin otellerinden hiç yer ayırtmadık ama buradan ayırtmadığımıza pişman olduk.Nasıl olsa yer buluruz dedik ama hiç de öyle olmadı.Sonradan konuştuğumuz kişilerden bunun nedenini anladık. Tunceli halkının çoğu yurt dışında çalışıyormuş ve yaz olunca mutlaka buraya geliyorlarmış. Çok kalabalık.Zar zor bir otel bulduk.Pek iyi değil .Bir gece kalacağımız için önemsemedik. Nehir kenarında çeşitli restoranlar var.Nehir aşağıda olduğu için epeyce bir merdivenden inip çıkıyorsunuz. Biz Kültür Köyde akşam yemeği yedik.Yağlı ekmek ve Sırım. Çok yorgun olduğumuz için erkenden uyumak istedik.Yarın 14 Temmuz bakalım yol bizi nereye götürecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*