Uçsuz Bucaksız Anadolu- 11.Bölüm (5000km) HALFETİ / KELAYNAK-BİRECİK /ZEUGMA

Şanlıurfa’ya bağlı,Birecik baraj gölü sayesinde deniz kenarında bir sayfiye yerini andıran Halfeti.Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesinin 2013 yılında “Sakin şehir” ağına dahil olmuş. Tarihi evleri ve doğal güzellikleri ile mükemmel bir yer.2000 yılında baraj yapmak için Halfeti ve çevresindeki köyler sular altında kalmış.Fırat Nehrinin suları buraları kaplamış. Buraya gelmeden Yeni Halfeti’den geçiyorsunuz.Sanıyorum sular altında kalan evler için buraya yenileri yapılmış ama o güzellik yok.Halfeti’ye girdiğinizde hemen tepeye o güzelim tarihi yeri mahfeden çok katlı bir otel dikilmiş.Nasıl böyle bir şeye müsade etmişler anlaşılır gibi değil.

Halfeti hem Urfa hem de Antep’ten gelen turistlere ev sahipliği yapıyor.Suda gezinmek için tekneler koymuşlar. Biz hemen bu teknelerden birine binerek şu Fırat’ın sularında bir tur atmak istedik.

Çok keyifli .Her dilden çalan müzikler eşliğine birbirinden güzel manzaralar. Suyun olduğu her yer insanı başka diyarlara götürüyor. Tekne Rumkale yerleşiminde duruyor.Sular altında kalan minarenin görüntüsünde bir kahve içmek. Bazı şeylerin kaybolduğuna şahit olmak insanın ruh halini karıştırıyor.Bir zamanlar çok da uzun bir zaman önce değil burada günlük yaşamını sürdüren bir köy varmış şimdi suların derinliklerinde.

Halk ile konuştuğunuzda bizim topraklarımız verimliydi.Çeşit çeşit ürün alırdık.Mazi oldu diyorlar.

Buraya has en önemli özellik gonca halindeyken siyah olan daha sonra kırmızıya dönen Karagül.Türkiye’de sadece burada yetişiyor.Kutuların içinde Karagül kolanyası ve kurutulmuş Karagül her yerde satılıyor.Çok güzel.

Gezintiden sonra teknenin yanaştığı bir resoranda akşam yemeği pek hoş.Aslında planımızda bu geceyi Gaziantep’te geçirmek vardı ama bu güzel yeri görünce kalmadan edemedik.Halfeti Yalı Restoran.Bu sulardan çıkan “Şubut” balığı çok değişik bir lezzet.

Restoranı karşı kıyıya bağlayan ince bir köprü var.Oradan geçiyoruz.Akşam çökünce Halfeti bir daha güzel görünüyor.Buraya geldiğimizde birkaç otele bakmıştık.Birini çok beğenip akşam gelmek için sözleşmiştik..Kasr-ı Canan çok şirin bir eski evin oldukça modern döşenmiş hali.

Sabah kahvaltı muhteşem.Otelin terasında Halfeti manzarasında keyifli bir çay.İnanılmaz.

Halfeti’yi çok beğendik. Bana masalsı bir atmosferde yaşıyormuşum hissi verdi. Anadolu her zaman bir gizemi size sunuyor.Kahvaltıdan sonra yine yollara düştük.Fıstık ağaçlarının

bulunduğu yeşil yollar.Hazır buralara gelmişken Kelaynak kuşlarının bulunduğu Birecik’e uğruyoruz.Yine trafiği berbat bir yer. Kelaynak Kuşları ,Nuh Peygamberin Tufan’da bereketlilik sembolü olarak gemisine aldığı rivayet edilen kuşlar.Nesli tükenmeye başlamış.Dünyada sadece Nil Vadisinde ve Birecik’te kalmışlar. Buradaki kayalara yerleşmişler.

Burada bir üretim çiftliği kurulmuş , çoğalmaları için uğraş veriliyor.Suyun kenarında Birecik 1950’de bu kuşların istilasına uğramış.Kırmızı gagalarıyla ilginç kuşlar.

Artık Antep’e yaklaşıyoruz.Zeugma Antik Kenti kazı alanına uğruyoruz.Burada kazı çaışmaları devam ediyor.Ama bulunan eserler Gaziantep Zeugma müzesinde sergilendiği için burada fazla bir şey yok.Kazılar devam ettiği için tam gezemiyoruz.

Zeugma diğer adı Belkıs Antik Kenti Fırat’ın kıyısına kurulmuş.İlk kuruluşu Büyük İskender’in genarellerinden Selevkos Nikator tarafından M.Ö 300 yılında. Daha sonra M.Ö.1.yy.’da kent Roma hakimiyetine girer.Kent Zeugma ismini o zaman alır.80 bin nüfusu barındıran kent o zamanın en büyük kentlerindenmiş. “Zeugma”Körü geçit anlamını taşıyor.Zira Fırat’ın en geçilebilir kısmında kurulmuş.Fırat manzaralı villalarda bulunan mozaikler tüm Dünyada biliniyor ve Gaziantep Zeugma müzesine yerleştirilmişler.Ünlü coğrafyacı Strabon  Zeugma’dan bahsetmektedir.Bu kent kendi şehir sikkesini basmış.

Zeugma Müzesinin önündeki bu deva kervanı heykelleri sanırım tarihi İpek Yolunu simgelemek için yapılmış ama ben pek bir mana veremedim.Bu modern müzeye yakışmamış. Dünyada ve Ülkemizde çok sayıda müze dolaştım ama bu kadar güzeline az rastladım.Gezdiğim yerler arasında bir daha gelmeliyim dediğim yerlerin sayısı çok değil.Ama buraya kesinlikle bir daha gelmeliyim.Daha uzun saatler eserleri seyretmeliyim. 

Girişte o çağları anlatan bir sinevizyon gösterisi muhteşem.Ve villalarda bulunan mozaikler.

Çingene Kızı mozayiği Gaziantep’in simgesi olmuş.

Müzeden çıktıktan sonra Gaziantep’in ünlü restoranı İmam Çağdaş’a uğramadan geçemedik. Özellikle tatlıları enfes. Artık bu güzel gezinin sonlarına yaklaşıyoruz.

Yolumuz Tarsus’a doğru.

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*