uçakla tahran –mumbai (hindistan)

17ocak 2008
uçakla  tahran –mumbai (hindistan)


 


    tahran imam humeyni havaalanı (40 km) şehir dışında…
   gece tarifesiyle 11 $ a anlaşarak alana geliyorum.
   emirates e ait 500-600 kişilik air-bus uçağımız sabaha karşı dubai ye iniyor…alanda  tanıştığım (savaştan kaçıp avusturya ya yerleşmiş)  ıraklı mühendis haşim beyle beraber aktarma süresince business class salonunda bekleme yaparak beleş nimetlerden yararlanıyorum…




iran havaalanı çok büyük bir arazide kurulmuş, terminali küçük ve çok
sade görünüşe sahip…uçuş trafiği oldukça sakin bir yer…



 ikinci uçuşumuz air India ile…mumbai e inene kadar acılı hint yemekleri yanında iki duble ballantines içtim…çoğunluğu hintli yolcularla kardeş kardeş kaynatarak geldik…bir genç mumbai de çok dikkatli olmam gerektiğini ısrarla söylerken ben, başkentte kalmadan ülkenin güneyine gidip ilk günlerimi daha sakin ve turistik yerlerde geçirmeye karar vermiştim bile…

hintliler bombai (bombay) ismini ingiliz sömürgesi ile yaşanılan kötü anıları silmek için, ülkenin daha pek çok yerinde yaptıkları gibi mumbai (mumbay) olarak değiştirmişler…



uçakta resim çekenleri sürekli kınamışımdır…”komşunu nasıl kınarsan, yakınına düşermiş…” reenkarnasyona göre önceki yaşamımda belki kardeşim ve belki de sevgilim olabileceğini düşündüğüm bu ay parçası yüzü memory me yerleştirmeden edemedim… 🙂

  


    iner inmez bunaltıcı sıcaktan kurtulmanın ilk adımını atmam gerekiyordu ve öyle yaptım…önce iran dan direkt gelen sırt çantamı buldum…tuvaletin yolunu tutarak kapri ve parmak arası sandaletlerimi giydim…


   rehber kitaplarıma göre ara sıra resmi bürolarda döviz bozdurup, pasaport bilgilerimle bilgisayar kayıtlarına girmemin doğruluğunu biliyordum.50 $ karşılığı (1 $ = 38.5 Rupie)


döviz bozdurup 380 rupie’s (Rs) ile taksi bürosundan şehir içi için belge aldım…yol 50 km…



   hindistan da isterseniz taksicilerle para münakaşası yaşamamak, doğrusu kandırılmamak için gideceğiniz yere kadar liste fiyatından ofise ücret ödeyip  para yerine  aldığınız makbuzu taksiciye vererek yolculuk ediyorsunuz. (pre-paid -önceden ödeme sistemi)


   seyahat tarihimde 1$ =40 Rs (türkiye de 1$=1.24 YTL)


 bugün 1 $=52 Rs…




havalanından çıkışımda  izdiham vardı…yolcusunu bekleyen kalabalığı 
görünce bambaşka bir dünyada olduğumu farkettim…
belli ki, bundan sonraki günlerimde kalabalığa alışmalıydım…

 


   dışarısı anacık babacık  kaynıyor… kapıdaki yığınla insanı yararak taksi durağına geliyorum.taksicim makbuzu paraya çevirmekte sabısız…hemen ofisine koşuyor.bu arada bineceğim taksinin plakasını görüntüleyen dijital makinam pozları hafızasına indiriyor.taksinin direksiyonu sağdan, camları açık…sıcak esen rüzgara karışmış her türlü kokuyu alabilmeniz mümkün…çiçek kokusundan, baharat kokusuna ve bazen lağım kokusuna kadar…


hindistanda taksi olarak çoğunluğu eski model araçlar kullanılmakta…





işte hindistan da bindiğim ilk taksinin iç görünüşü…sanırım çoğumuz için
korkulacak bir manzara değil.zira 40 yaşın üzerinde olan her türk insanı 
anadol ve murat 124 lerin doğuşuna kadar bu tür araçlarla yaşadı…( “bizimkiler biraz daha bakımlıydı” diyenleriniz var gibi…eh…marshall yardımları ile beleş sandığımız makinelerin parasını yedek parça ile beş katı ödediğimizi düşünürsek?!……)


 
bir benzin istasyonundan benzin alıyoruz…şoförüm aracı kaldımadan önce hemen direksiyon karşısında mabetinde tanrı resimciğinin yanındaki tütsüleri tazeliyor.bu arada şehir içinde sık sık yerlerde yatan insanlar, çöp karıştıran köpekler ve bazen kaçışan kedi kadar farelerle karşılaşıyoruz…ama bu mahlukat bizim istanbul un geceyarısındaki olası tehlikeleri kadar korkutucu gelmiyor nedense… gecenin bu dinginliğinde pansiyonlarının bahçesinde oturmuş içki içen yabancılarla karşılaşabiliyorsunuz.



   nihayet şöförüm nazik ses tonuyla  geldiğimiz yerin tren garı olduğunu söylüyor.


 


 


                                    *   *   *


   sabahın ilk ışıklarına daha çok var…kırmızı gömlekleriyle istasyonda hamallık yapan bir görevli ve biraz muhabbetten sonra güven duyduğum müslüman bir taksiciyle beraberiz.tren garının içinde her yer uyuyan insanlarla kaynıyor.bu yetmemiş dışarıya kadar taşmışlar.bu manzaralara iki yıldır kitap-cd-i.net ne varsa kullandığım kaynaklardan öylesine alışığım ki, sanki bir önceki  yaşamımda bir hintliydim…(hangi kastın mensubuydum acaba!?)…


 


   bilet gişeleri henüz kapalı…önceden edindiğim km/ücret denklemi ile fiyat tahmini yaptıktan sonra aldatılmadığıma kanaaat getirip karşımdaki iki simsara biraz bahşiş verip goa ya tren biletimi aldırıyorum…tabi ki bunun için kırmızı gömlekli önce bir yolcu formu getiriyor…


 


hindistan da tren yolculuğu için adınız, adresiniz, tren ismi ve saatleri gibi pek çok sorudan oluşan bir form doldurarak bilet talep edebiliyorsunuz.biletler isimlere kesilip, yolcu listeleri hareket saatinden önce istasyonda askıya çıkıyor…ayrıca koltuk numaralarını da gösteren listlerin birer nushaları da trene yapıştırılıyor…


 


   sabaha az kaldı…ama tahran dan beri neredeyse 48 saattir ayaktayım.ikinci kattaki biletime göre kabul edildiğim daha nezih sayılabilecek bekleme salonuna çıktım…çoğunluğu hintli ailelerin koltuk ve yerlere uzanarak  uyumakta olduğu salonda  iki genç batılı turiste yakın bir yerde  (küçük çantam koynumda, büyük sırt çantam ise başımın altında ve koltuklara zincirlenmiş vaziyette  ) uyumuşum…


            


                                             *   *   *


  
cep telefonumun alarmı hareket saatine uygun olarak ayarlı…sabah erkenden başlayacak yaklaşık 400-500 km lik bir tren yolculuğu ile, çiçeğin çocuklarının 60 lı yılların sonlarından bu yana  ayak bastığı goa ya ulaşacağım…



kemalettin şanlı
/



8 yorum

  • abt_smyrna dedi ki:

    Her yazınızda daha fazla özeniyorum size. Hindistan hiç ilgimi çekmeyen bir yer olsa da İRan gezinizle beraber İran’dan Hindistan’a geçme cesaretini bana kazandırdınız.

  • pinto dedi ki:

    olumlui düşünceleriniz içinteşekkür edrim…

  • Alinda dedi ki:

    Havalanı çıkışındaki izdiham gerçekten göz korkutucu. Hindistan özellikle temizlik anlaşıyışı açısından çok iyi duyumlar almadığım bir yer. Buna rağmen çok merak ediyorum…Özellikle renkleri kullanışlarındaki cesaretleri ve bu renkleri yaşamlarının içinde kullanma cesaretleri çok hoşuma gidiyor.Diğer taraftan ülkenin içinde yer alan kast sisteminin sertliği ve kastın alt tabalarının neredeyse hiç yaşamıyor oluşu, sosyoloji içinde başlı başına bir konu oluşturur bence.Güzel paylaşımınız için teşekkürler.

  • BÜLTER dedi ki:

    Buğranın da yazdığı gibi ne Hindistan ne İran ilgimi çekiyor. Ancak yazılarınızda ki detaylar çok çarpıcı ve merak uyandırıcı. Özellikle fiyatlar ve kur çevriminiz, o anlara ait fotoğraf kareleri çok keyifli. Hiç bitmesin diyebileceğim tarzda yazıyorsunuz. Sizi favori yazarlarıma eklerken ayparçası resmi için uçakta fotoğraf çekmenizi tasvip ediyorum. Yazılarınızın ve enterasan fotoğraflarınızın devamını bekliyorum.

  • abidindemir dedi ki:

    Yazılarınızın güzel ve enteresan olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum.

  • ZİKO dedi ki:

    Genelin aksine İran benim fazlası ile ilgimi çekiyor.Açıkçası yazılarınızdan iran’a doyamadım diyebilirim.Daha önce de yazmıştım bu gezinizde size imrendim.Teşekkürler..

  • enise dedi ki:

    Sizin yazılarınızı ilgi ve zevkle takip etmekteyim…Yüreğinize sağlık…

  • goze dedi ki:

    Merhaba, yazılarınızı büyük bir keyifle okudum. Bundan sonra da takipçisi olacağım.
    Deneyimlerinizi anılarınızı paylaştığınız için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*