Tunis

Selam Arkadaşım, 

Aslına bakarsan ne zamandır yazmak isteyip de yazamamak benimki elime kalem kağıt alsam “hani ne var ne yok” ların ötesinde… Biliyorsun artık yazmaya bir süre de olsa ara verdim. Büyüsü bozulacak gibi bir şeylerin ya da belki de tam tersi tekrar büyülenecek birtakım
şeyler, yazarsam; olmaması gereken şeyler olacak gibi ya da “tu kaka” dediğim şeyler… Anlatması uzun ne demek istediğimi anlatamıyorum ya da anlatmak istemiyorum, biliyorum ama neyse…

Bayramda Tunus’daydık. Tunus’un Hammamet adında bir kıyı kasabasında kaldık Hammamet bizim Alanya benzeri bir yer ama asıl kaldığınız Yasmin bölgesi çok daha yeni ve inanılmaz büyük otellerin yer aldığı ve inanılmaz paraların döküldüğü gün gibi aşikar bir bölge. Akdeniz bölgesi ve Kasım’da da denize ve havuza giriliyor, ama sezon bitmiş.


Asıl Safari’ye katılmış olanlar çok daha dolu yaşamışlar Tunus zamanlarını; her sabah 6’da yola çıkıp tüm Tunus’u dolaşmışlar ve en çok merak ettiğim Tuz Gölü’nün onlarca rengini bir arada barındıran görüntüsünü görmüşler; ben yer kalmadığı için Safari Turunu satın alamamıştım, kısmet başka zamana…

İlk gece Arap ırkının her şehirde eskiyi korudukları ve Medina adını verdikleri eski şehirlerinin içini gezdik; çok güzel bir göbek dansı gösterisi vardı onu izledik. İçersi bizim Kapalıçarşı’yı andıran ve Kapalıçarşı’da belki daha önce rastladığımız ama nedense hep turistlerin alması gerekli olduğu için hiç bakmadığımız ya da baktığımız, ama hiç fiyatını sormadığımız, bir sürü ıvır zıvır olan, hazır gelmişim ve buradan bir şeyler götüreyim dediğin için aldığın her yerde bulunan, zeytin ağacından yapılma havanlar, deve derisinden hayvan bibloları, ayakkabı, çantalar, gümüş telkariler, renki boncuklu takılar satılan develer, çöl tilkileri; restoran ve kafeleri içeren bir birkaç dönüm içersine kurulu yarı kapalı, yarı açık bir şehir.


Biz de Ramazan Bayramı’nı yaşadık orada birinci günü sabahtan havuza girdik öğleden sonra Hammmamet’in içine gittik, bayram coşkusunu annelerin, babaların çocuklarının ellerinden tutup onları bayram yerine getirmelerinin coşkusunu gördük. Bol fotoğraf çektim.








Bayram yerinin ortasında kocaman bir kuş kafesi vardı inanılmaz güzel bir görüntüsü vardı.




Nasıl ki bizde de bayram sabahları mezar ziyaretleri vardır onlarda da durum aynı.




Tunus kuş kafesleri, deve derisi çantaları ve kapılarıyla ünlü bolca pazarlık yapılması gereken bir memleket; 200 dinara yaklaşık 200 YTL’lik bir malı 20-50 dinara alabiliyorsun ve hatta 60 dinarlık bir şeyi 4 dinara alabiliyorsun ancak son günlere doğru bu pazarlık muhabbetinden acayip sıkılmıştım o yüzden pazarlık yapmadan gider olmuştum.

Nabeul, Perşembe günleri pazar kurulan bir kasaba ve pazarı oldukça büyük ve çok ucuz oradan deve derisinden bolca çanta ve valiz aldım. Tunuslu özellikle yaşlı kadınlar, yüzlerine dövme yaptırıyorlar ve inanılmaz sıcakkanlı insanlar.


Kısa süreli gezilerde maalesef her istediğini yapamıyorsun yani hem denize gireyim, hem gezeyim, hem alışveriş edeyim ve hem de en önemlisi fotoğraf çekeyim diyemiyorsun ben hepsinden ancak bir parça yapabildim, hiçbirinden olmamaya da çalıştım açıkçası.

Tunus’un kuzeydoğu ucundaki kısımda Sicilya’ya 100 km uzaklıkta kalan Cape Bon denen burnun tam ucundaki bir lokantada balık yedik. Lokantanın kapısında bizi elinde bir şahinle bekleyen bir adam karşılıyordu. Şahin’i kafamın üstüne koyup fotoğraf çektirdim.


Bolca baharat kullanıyorlar yemeklerinde ve de özellikle safran en çok kullandıklarından. Sarımsak ve soğanı neredeyse tatlılarında bile kullanacaklar, balığa doydum ama nedensememleketimin balıkları gibisinin üstüne yok.

Yine Cape Bon’da kaynaktan denize akan kükürtlü bir suda yüzümüzü yıkadık ama zamanım olsaydı o denize girmek isterdim tam kayaların altında bir sürü insan denize giriyordu su sıcaklığı yaklaşık 50-60 dereceydi elimizi sokamadık ama bir şişe alıp Türkiye’ye getirdim.



Sidi bou Said denilen bir kasabasına gittik, hayatımda bu kadar güzel kapıları bir arada görmemiştim tepeye kurulmuş çok zengin Tunusluların ve bürokratlarının oturduğu bir kasaba.



Sidi bou Said mavi pencereleri, bembeyaz binaları ve birbirinden ilginç kapılarıyla bu ülkeden ayrı güzeller güzeli bir Akdeniz kenti.



Bu aşağıdaki kapının bakma öyle kapı kadar göründüğüne sanırım boyu 5 metreden fazlaydı.



Bayıldım oraya, bayram tatili olmasından mı yoksa zaten bu kadar çok mu olurdu bilmiyorum ama etraf Türk turistten geçilmiyordu.


Tunus’un en önemli geliri tekstil ve turizm’den geliyor, servis kalitesi Türkiye’ye göre çok daha düşük olmasına rağmen, nüfusuna oranla Türkiye’den daha çok turist topluyor. Nüfusu 10 milyon olan Tunus’a 1 yılda gelen turist sayısı 5 milyonmuş.




Duvarın kenarında saklanmış olan kediyi gördün değil mi? Ben aşık oldum ona.


Tunis yani başkentlerinin her yerinde mutlaka 7 Kasımla ilgili bir cadde, ya da sokak bulmak mümkün. 7 Kasım 1987 Tunus’u Tunus yapan Habib Bourgauiba’nın görevden alınma tarihi. Bourgauiba Atatürk’ü kendine örnek almış, laiklik, kadın hakları gibi konularda önemli kararların alınmasını sağlamış, Fransa’da hukuk okumuş, sonra da Tunus’un Fransa’ya bağımlılıktan kurtulmasını sağlamış, böylece 1956’da cumhuriyet kurulmuş ve Bourgauiba Cumhurbaşkanı seçilmiş. Bu 40 yıllık süreç içinde ülkesinin maddi kaynaklarını Fransa’ya akıtmayı ihmal etmemiş. Bana sorarsan hala Fransız sömürgesinde olan bir ülke, Tunus.

Başkentin her yerinde gece-gündüz, kadınlı erkekli trafik polisi var, her sokağın başında, her kavşakta, her anayol çıkışında, ama fotoğraflarının çekilmesini istemediler.



Roma’ya karşı direnen Hannibal’in ülkesi Kartaca’dan kalan harabeleri de yine şehrin içinde gezme şansına sahipsin.Isınmalarını kendi kurdukları bir termal sistemle yapıyorlarmış biliyor musun?




Başkentte sonraki durağımız dünyanın en büyük mozaik müzesi Bardo Müzesi .Müzedeki mozaikler 1300 metrekare yer kaplıyor.





Muhteşem güzellikteki mozaikleri gördükten sonra dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi olan Antakya’daki müzeye de gitmek için can atıyorum.



Gönül gezgin, gönül hiç durmak bilmiyor ama en güzeli sanırım hobileri paraya çevirmek aslına bakarsan ben hem gezmeyi, hem fotoğraf çekmeyi ve hem de yazmayı seviyorsam bu işten neden para kazanmayayım diye düşünüyorum çokça. İşte o zaman hayat çok daha güzel olabilirdi sanırım.


İşte arkadaşım, benim aslında daha anlatacaklarım var bu ülkeyle ilgili ama bir yandan da okurken sıkılırsın diye düşündüğüm için bu kadarda keseyim istedim.


Yaz bana ihmal etme emi beni.


 


Sağlıcakla ve ışıkla kal.


poe


 

28 yorum

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    sevgili poetrey, bu güzel yazı için teşekkürler. yazını ilk okumaya başladığımda bir blog yazısı tadı aldım ve bu bir gezi yazısı değil zannettim ama devamında tunus’u çok güzel ve detaylı anlatmışsın. sonu gene blog gibi bağlanmışsa da gezi yazıları bölümünde kalmayı hakediyor. tunus’a ben de gitmiştim ve benzer bir rota çizmişiz, tekrar yaşamış gibi oldum, baya oldu gideli çünkü. sevgiler.

  • poetrey dedi ki:

    cherryblossomgirl
    Çok teşekkür ediyorum aslında tam da söylediğini yaptım yazımda ve beğendiğine pek sevindim.

    Sağlıcakla…

  • Kedim dedi ki:

    Mektubunuzda keske bir kac fotograf da olsaydi. Sevgiler.

  • poetrey dedi ki:

    Öneriniz üzerine, yaklaşık 300 fotodan bu kadarını seçtim umarım beğenirsiniz.

  • Kedim dedi ki:

    Tamam simdi yazi oldu. Ben merak ederim acikcasi. Belkide programima eklerim diye. Benim Minum (Siyamim) benzeride size poz vermis. Sevgiler. Kolay gelsin.

  • flyleaf dedi ki:

    bence bu yazı bu fotoğraflarla resmen şenlendi!! harika

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    owwwwww!!! kedim iyi ki istemişsin, meğer nelervarmış elinde de haberimiz yokmuş :)) nefis bir paylaşım oldu

  • poetrey dedi ki:

    :)Çok teşekkür ediyorum beğenileriniz için, dedim ya bir sürü foto daha var da utandım, yani görgüsüz falan dersiniz diye daha gelir gelmez, ilk yazıda:) bir yazının içine fotoğraflarımın tümünü koyuvereyim aslında ben de istemiyor değildim hani.

    Selamlar, çok hoş buldum buraları.

  • çitlembik dedi ki:

    Ben bol resimli gezi yazılarına bayılıyorum. Çünkü aslında çekilen fotolardaki kareler o kadar çok şeyi yansıtıyor ki… Beğeniyle okudum. Teşekkürler…

  • poetrey dedi ki:

    Çok teşekkür ediyorum çitlembik.

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Mektup güzel, fotoğraflar güzel, kapılar ise harika…

  • poetrey dedi ki:

    😛
    Pek utandım, teşekkür ediyorum beğenilerin için.

  • justinian dedi ki:

    Fotoğraflar gerçekten dikkat çekici. Bence fotoğraf gezi yazılarının olmazsa, olmazı. Özellikle portre çalışmalarınızı çok beğendim. Portre çekebilmek için o insanlarla diyalog kurmuş olmalısınız; ki bu da o kültürü tanımak için özel bir çaba sarf ettiğinizi gösteriyor. Tebrikler.

  • poetrey dedi ki:

    Çok teşekkür ediyorum. Özellikle yaşlı teyzemle pek bir konuşup fotoğraf çektim. Portre çekmeyi çok seviyorum haklısınız. Yaşlılar çoğunlukla anlayışlı oluyorlar Türkiye’de bir çoğu kaçıyor ve yüzünü gizliyor gerçi ama genelde “amcacığım, teyzeciğim” diye konuştuktan sonra çekmeme izin veriyor. Kuş kafesi önündeki iki kardeşten küçük olanının portresini çekerken ağabey engellemişti beni, aslında küçük çocuğun en az bir makara filmini çekebilirdim:) Çocuk portresi çekmek de oldukça güç ama yaşlılar ve çocuklar benim çalışma konumu oluşturuyorlar. Siz de fotoğrafla ilgilisiniz sanırım, yazılarınızı ve fotolarınızı okuyacağım. Selamlar.

  • tütü dedi ki:

    Sidi Bou Said’in kapılarının güzelliğini yazınızdaki fotoğrafların güzelliğiyle bir kez daha hatırladım. Binrota’yla karşılaşmam Lili Brick’le ilgili bir araştırma yaparken
    Elsa Triolet ve Aragon derken sizin ,forumda Aragon’un “Mutlu Aşk Yoktur”şiiri ve Aragon’la ilgili forum yazılarına ulaştı. Ana sayfaya girince de Lili Brick’i unutup,gezi yazılarını okumaya başladım.Biraz geç oldu ama hem o yazılar, hem de bu güzel mektup ve fotoğraflar için teşekkürler poeyrey…

  • poetrey dedi ki:

    Sevgili tütü gerçekten yok mutlu aşk öyle değil mi?

    Güzel yorumlar için çok teşekkür ediyorum…

  • mctumer dedi ki:

    gezi edebiyatında çok alışık olmadığımız mektup formu. ilginç.. ama fotoğraflar özellikle portreler ve kapı fotoğrafları harika. sergiler bölümünde bizimle fotoğraflarınızı paylaşırsanız çok mutlu olacağım

  • tütü dedi ki:

    Sevgili poetrey “Aşka burun kıvırma sakın,o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir.O bahçeye layık bir bahçıvan olabilmek için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.” Bu yazı Xsentus’un Bir Tapınak Yazıtı’ndan alıntı. Tamamı çalışma masamın karşısında durur.Zaten Aragon da “Mutlu Aşk Yoktur” derken,ülkem bu kadar kötü durumdayken mutluluğum nasıl tam olur düşüncesindeymiş!
    Sidi Bou Sait’in güzel kapılarını sevebilmek de bir aşk bence,bir şeyleri sevebilmek güzel….

  • poetrey dedi ki:

    Sevgili mctümer öneriniz üzerine buradakilerden ekledim, sonraki sayfaya geldiği için yorumlar gözümden kaçmış, geç teşekkürüm için kusuruma bakmayın.
    Beğenileriniz için teşekkür ediyorum sizin de yüreğinize sağlık…

  • poetrey dedi ki:

    Sevgili tütü,
    Aşka burun kıvırmak ne haddimize!
    Geldi mi kollarımızı açıp karşılıyoruz.
    Sonra kollarımızdan kaydığında sadece boşluğu kucaklıyoruz gibi geliyor oysa kendimizi kucaklıyoruz, bizi biz yapan bir olgu aslında, sersemleten kendine getiren, ya da delirten. En çok da büyüten…

  • mctumer dedi ki:

    teşekkürler poe.

  • Patricia dedi ki:

    .yine bir merceğin bir yazıya neler katabileceğini ispatlamışsın. arkadaşın sana hemen yazsın ki sen de cevap ver ona biz de yine hırsızlık edelim mektubunuza^^

  • despina dedi ki:

    poe ne güzel fotograflar.Bayıldım. Bil ki fotograf makinesi aranıyorum. Sitede pek çok güzel fotograf var ama beni fotografla ilgilenmeye iten senin bu fotografların oldu.:)

  • poetrey dedi ki:

    Patricia çok teşekkür ediyorum ilgine ve güzel sözlerine.
    Sanırım ben gezi yazısı yazmayı pek de sevmiyorum, yazıalrımın bir çoğu mektup formatında:)
    Önerini dikkate alacağım.

  • poetrey dedi ki:

    despina çok teşekkür ediyorum, umarım fotoğrafa meyletmeni sağlamayı gerçekten başarabilmişimdir.
    Pek gurur duydum, şımardım.

  • matraque dedi ki:

    Valla bende gitme isteği uyandırdı yazın….

  • mugeyidogan dedi ki:

    bu fotoğraflar sergilik 🙂

  • NEŞE dedi ki:

    Mektup bana yazılmış gibi zevk ve heyecanla okudum.Tunus,bildiğim kadarı ile ülkemiz dışındaki tek laik müslüman ülkesi,fotolarda da bu biraz belirgin..Denize akan sıcak su kaynağı bana Bodrum un tam karşısındaki Karaada daki sıcak su havuzunu hatırlattı,orada deniz kenarındaki kayalardan çıkan sıcak su bir mağara ve ağzına yapılan havuzu doldurur,gidenler pek sever,sıcak havuzdan,soğuk denize atlanır.”Kapılar”a hiç diyecek yok,şahane demek bile az…Sokak kedisi de galiba siyam melezi bir şirinlik.

çitlembik için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*