TUNA’NIN İKİ YANI:BUDA’DAN PEŞTE’YE

    Bizi  Prag’dan getiren tren yavaş yavaş Keleti istasyonuna girerken bir heyecan kaplamıştı içimi.Henüz lise öğrencisiyken geldiğim ,o yıllardaki Doğu Bloku şehirleri kasvetli ve ağırbaşlı olur önyargısına inat; canlı, hareketli ,içinden enerji fışkıran bu şehre hayran kalmıştım.Hele gelen turist sayısını duyunca o zamanlar kıskanmadım desem yalan olur.
   İşte yirmisekiz yıl sonra eşimle bu güzel şehre gelmenin  heyecanını taşıyordum.Budapeşte’ye vardığımızda bu heyecanımı hüzne dönüştüren bir kasvetle karşılaştım.Ne olmuştu bu kıpır kıpır şehre?Yoksa bana mı birşey olmuştu?Yedi saat tren yolculuğu ,pazar sabahı sekiz de üstelik kış griliğinde ,metro büyütme çalışmaları ile şantiyeye dönmüş tren istasyonu önünde ne istiyordum acaba?Ne isteyebilirim tabii ki sıcak bir yatakta mışıl mışıl uyku.
  Bekle bizi Budapeşte biz geliyoruz.Daha doğrusu Peşte.Öğleden sonra uykumuzu almış kendimizi sokaklara atmıştık.Budapeşte yine canlı ve kıpır kıpırdı.Sorun, yorgun ve uykusuz bendeymiş.İlk durağımız Cafe Central di.Buradaki garsonların istediğiniz şarabı, önünüzde  ilginç ölçekleri ile ölçüp servis etmeleri seyrine doyulmaz bir keyif.Burası yaya yolunun sonunda.Daha sonra yaya yolu yani Vaci utca da dolaştık saatler boyu.Pazar günü olduğu halde hediyelik eşya satan mağazalar açıktı.Şehrin kalbi bu cadde de atıyor, her zaman hareketli.
 Ertesi gün gezimize Buda’dan başlıyoruz.Tuna nehri bu güzel başkenti ikiye ayırıyor.Buda ve Peşte.Buda da önce Kale tepesine çıkıyoruz.Buradan manzara çok güzel.Füniküler buraya ulşmak için en kolay yol.Burada 13.yy da Buda kalesi olarak yapımına  başlanan Kraliyet Sarayını görüyoruz.Gerçekten muhteşem bir yapı.
  Eski şehir; renkli evleri ,küçük kafeleri , birbirine paralel dört sokağı ve bu sokaklardaki birbirinden ilginç yapılarla bizi büyülüyor.Nereye bakacağımızı şaşırıyoruz.Tancsics Mihaly utca 7 no da ki Müzik Tarihi Müzesinde bir zamanlar Beethoven kalmış.Fortuna utca bizi kendine hayran bıraktı.Ne güzel bir sokaktı o.Buraya mı taşınsak acaba?
  Orszaghas utca da Mecdeleli Meryem Kilisesi savaşı hatırlatmak için  hasar görmüş hali ile bırakılmış.Bir de bu sokağın köşesindeki bina da taştan geçen rahibe heykeli var.Bizi çok güldürdü.Balıkçılar burcu ve Matyas kilisesi burada kaçırılmaması gereken yerler.Biz de kaçırmıyoruz ama artık dinlenmek istiyoruz.Bu ülkede tatlı çok tüketiliyor.Pastalar harika.Hemen yakında ki Ruszwurm pastanesine giriyoruz.Burada ki milföy pastası yani Kremes çok güzelmiş.Kreması elle çırpılıyormuş.Neyse parmaklarımızı yemeden pastayı bitiriyoruz.Aman bu ne lezzet.Bu ne tazelik.Dinlenmiş ve mutlu ayrılıyoruz.Buda sokaklarında dolaştıktan sonra Gül Baba Türbesine gidiyoruz.Buda kuşatmasında öldürülen Gül baba için yaptırılmış bu türbe.Daha sonra Margit hid yani Margaret köprüsünden geçerek Peşte’ ye geliyoruz.Ver elini Vaci utca.Biz de Budapeşte’liler gibi bir aşağı ,bir yukarı yürüyoruz bu cıvıl cıvıl caddede.
 Ertesi sabah meşhur Gerebaud pastanesine gidiyoruz.İsviçre’li şekerci Emil Gerebaud tarafından kurulmuş bu pastanede hem leziz pastalardan tadıp ,hem de bir sivil toplum kuruluşu için o sabah Budapeşte’ye gelen çok cana yakın bir Türk hanımla sohbet ediyoruz.Pastanenin ağır ihtişamıyla tezat ,cıvıl cıvıl sabahımıza neşe katıyor.
  Daha sonra Paris bulvarlarına benzeyen şehrin en görkemli bulvarı Andrassy‘i geziyoruz.Gördüğümüz güzel binalardan öyle etkilendik ki ,hiç birini kaçırmayalım diye sağa sola bakmaktan boynumuz tutuldu.Hele Macar Devlet Operası.Eh hem gözümüz hem ayaklarımız yoruldu.Gitmeden Budapeşte ile ilgili bir dökümanda Opera’nın karşısındaki Muvesz Cafe’ nin kentin en tipik mekanlarından biri olduğunu ,orada köpüklü şarap ile yorgunluk atabileceğimizi okumuştum.Biz söz dinleriz ne denirse uyarız.Bu arada akşam çok geç olmadan yatmalı.Sabah 20 km uzaktaki Szentendre’ye gideceğiz.
 Biz buraya bayıldık.Küçük bir Sırp kasabası .Çok sayıda müze ve sanat galerisi var.Burada bir de Badem Ezmesi müzesi ve pastanesi var.Zaten bu gezimiz pasta peşinde geçti.Öyle lezzetliler ki.
 Budapeştedeki son günümüzde Merkez Kapalı Çarşı ‘yı gezdik .Öyle neşeli bir yer ki ayrılmak istamiyorsunuz.Oradan Kahramanlar Meydanına gidip ihtişamı karşısında büyülendik.Büyülenmeye ,geldiğimiz günden beri her fırsatta gidip seyretiğimiz Zincirli Köprü‘ye son bir daha giderek devam ettik.Bu arada akşam oldu.Köprünün ve Avrupa’nın  üçüncü büyük Parlemento binasının ışıkları TUNA‘ya vurdu.Ahhhhhhhh ne güzel.Yarın bu güzel şehirden ayrılacağımızı düşünmeden doğru New York Cafe’ye.Böyle görkemli bir kafe daha önce hiç görmedim.Bir söylenceye göre yazar Ferenc Molnar kafe hiç kapanmasın diye anahtarını Tuna’ya atmış.Yakındaki Nyugati tren istasyonuna tekrar kısa bir bakış atıp biraz soluklanmak için otelimize dönüyoruz.Bu istasyonu ilk gördüğüm 1980’den beri hiç unutmamıştım.Ne zaman bir istasyon görsem onun güzelliği gelir aklıma.
  BU GÜZEL ŞEHRE HOŞÇAKAL DERKEN AKLIMDAN ONU BİR DAHA GÖRMEK İÇİN UMARIM 28 YIL BEKLEMEM GEREKMEZ DİYE GEÇİYOR.
 







8 yorum

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    ne kadar zevkle anlatmışsınız, adeta bir yemek tarifi anlatır gibi, çok beğendiğiniz, aklınızın kaldığı belli, bir de o kremalı pastayı anlatışınız yüzünden sanırım iş çıkışı bir pastaneye uğramam gerekecek 🙂
    teşekkürler..

  • çitlembik dedi ki:

    Son resim çok hoşuma gitti. Anlatımda ayrıca çok hoş. Teşekkürler …

  • eceak dedi ki:

    Ben de Budapeşte’de çok güzel bir tatil geçirmiştim. Keyifle okudum, elinize sağlık:))

  • justinian dedi ki:

    Çok samimi ve akıcı bir anlatımınız var. Okumak çok keyifli. Ayrıca yazının sonundaki panoramik manzara fotoğrafı enfes.

  • cagritem dedi ki:

    merhaba, haftaya bu günlerde olacağım bu güzel şehir hakkında çok güzel yazmışsınız..

    umarım ben de aynı zevki alabilirim..

    teşekkürler..

  • YasarAslan dedi ki:

    Elinize sağlık. Gerçekten güzel bir yazı.

  • mugeyidogan dedi ki:

    kimi çok beğenir kimi sıkıcı bulur, ama ben kesinlikle görmek istiyorum, Buda’ yı da Peşte’ yi de :))

  • NEŞE dedi ki:

    İki hafta sonra gideceğim Budapeşte de ,sizin çok beğendiğiniz,Fortuna sokağında kalacağım ve tabii ki sizi de anacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*