Trans Toros Geçisi ve Emler Zirve…

Trans Toros Geçisi ve Emler Zirve (3623 m)

                  


                                            Narpuz Boğazı-Sokullupınar



Niğde, Kayseri ve Adana’nın üçünü birden örten yaklaşık 1000 kilometre kare genişliğinde bir çatı; dev gibi bir bahçenin sivri demir parmaklıklarıymış gibi sıralanmış 3500 m nin üzerinde bir yığın  zirve; Torosların orta yeri; güneşin adını verdiği, kısmen eriyen karlardan dolayı aldığı dramatik ve daha çok ruh ürpertici görüntüleriyle pek çoğu için derin bir tutku benim içinse ilk zirve tecrübesi;  zamanın durduğu ve dünyanın sadece uçsuz bucaksız masmavi bir gök ve yeryüzüne indirgendiği heybetli dağlar: ALADAĞLAR… 
                                    



Önce, peşine düşülüp yitilesi dağ perilerinin muhteşem kokusuyla dolu  Sokullupınar’da kurulan kamp, sonra her kayan yıldızda “bir daha kaysın” dilekleriyle ve sabaha kadar susmayan kekliklerle geçirilen gece,  ertesi gün Karayalak Vadisi’nden başlayan tırmanış, Çelikbuyduran’ın buz gibi  sularıyla verilen kısa bir mola ve sonra zirve; Emler Zirvesi (3623 m); bir yanda Demirkazık, diğer yanda Kaldı ve Kızılkaya, çok uzaklardaysa Erciyes ve Hasan Dağı. Zirvede rüzgar ve sonsuzluk hissi, “bir deli rüzgar eser sevmesen olmaz” modu; Sabahattin Ali’nin Dağlar şiirininse tam zamanı…


 


“Başım dağ, saçlarım kardır,


Deli rüzgarlarım vardır,


Ovalar bana çok dardır,


Benim meskenim dağlardır…”


                                       


                                                   Emler Zirve (3623 m), arkadaki zirve Demirkazık

Zirve inişi 3100 m.deki Yedigöller platosunda  yaylacılarla beraber Direktaşı (3510m)’na ve güneşe karşı yeni bir güne uyanış,  eşsiz güzellikte manzaralar ve yansımalar sunan Yedigöller, geniz yakan yoğunluktaki çam kokulu Hacer Boğazı’ndan geçip, Soğukpınar’a ulaşma, sonrasındaysa traktörle sular ülkesine yolculuk ve Barazama’ya varış, yamaçlardan fışkıran nefes kesici Kapuzbaşı Şelaleleri, güneş ışıklarının suyla oyunu sonucu gökkuşağı ziyafeti, yanında konuşulamayan, görüntüsüyle ruhları,  sularıyla bedeni sırılsıklam eden bir doğa harikası…


 


Pek güzeldiJ)


 


Sibel Bilir


12.07.2007-Ankara


    
Kapuzbaşı Şelalesi-Barazama                                 Yedigöller’den iniş: Hacer Boğazı ve 0rmanı

   
   Sokullupınar’da kamp yeri                                   Yedigöller ve Direktaş: Yeni güne uyanış…

 
Emler Zirve’ye giden çarşak zeminli yol          Temmuz’da hala kar var!!

                                      
                                                   İnadına yaşamak bu olsa gerek…

3 yorum

  • borae dedi ki:

    Nasıl kaçırmışım ben bu yazını… Yazı kısa da olsa tadı tam yerinde:) fotoğraflar ise insanı alıp götürüyor.

  • rome_o dedi ki:

    çok etkileyici fotoğraflar .. yazıda kısa ama güzel

  • turgayemir dedi ki:

    zorlu ve uzunca bir yürüyüş..önce boğazın aşılması ardından çelik buyduranın kayadan fışkıran el dondurucu suyunda serinlemek..
    sonra sola kıvrılıp zirveye ulaşma çabaları ve göllere iniş..sıcak ama sürekli hareket isteği..
    göllerde güneşin batımı ve mükemmel bir kızıllık, suyun rüzgarla hareketleri, Direktaş’ın göldeki silüeti!!
    Ardından soğukpınar ve Barazama..çocukların çığlıkları, ana turist la.. 🙂
    ve Dünya’nın kalbi sanki, Kapuzbaşı şelaleri..etkinlik bitiminde bir rahatlama ama aslında hüzün..keşke bitmeseydi de, biraz daha ben olabilseydim hissiyaty!

    hedefe doğru adımlarla yürümek, her adımda biraz daha yaklaşmak ve her adımda insanın kendini bulduğu, grup içinde bireyselliği yaşadığı-savaştığı anlar..

    bu etkinliği bir de kışın denemli insan, göğsüne kadar gelen karın içinde yürümeye çalışarak..fırsat olursa deneyin, pişman olmayacaksınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*