Trans Kaçkar, Kaçkar Zirve ve Çevre Köyler

Kaçkarlar, Doğu Karadeniz’de kıyı boyunca uzanan sıradağlar. Bu sıradağların yüksekliği 2000 metreden 3937 metreye kadar değişiyor.

22 Temmuz 2011 günü Kaçkarların zirvesine Artvin’deki Yaylalar Köyüne bağlı Dilberdüzü kamp alanından başladık ve 10.5 saatte tamamladık.  Bu yürüyüşe siz de gitmek istiyor olabilirsiniz ya da henüz kararınız vermemiş olabilirsiniz. İşte bunun için yazıya yürüyüşle ilgili ayrıntıları ve fotoğrafları koydum. Hadi bakalım Kaçkarlar’ın zirveye çıkıyoruz.

Mesafe: 3200 metredeki Dilberdüzü kampından 3937 metredeki zirveye tırmanış yaklaşık 4.5 km uzunluğunda ve 5.5 saat kadar sürüyor. Zirveden dönüş 5 saat, eder 10.5 saat.

Zorluk derecesi: 4.5 km uzunluğundaki yürüyüş / tırmanış  5.5 saat kadar sürüyor demiştim, ilk tırmanmaya başlanılan yokuşun adıysa “Katır Osurtan”, gerisini siz hesap edin.

Gerekli ekipman:

İyi bir çift yürüyüş ayakkabısı ( Ennnn  önemlisi bu. Ayağınızda rahat olan ama ayağınızın ayakkabı içinde hareket etmesine izin vermeyen, tabanı yeteri kadar sert, vurmayan ve su geçirmeyen ayakkabılar).

İyi çoraplar ( Kalın, ayağınızın ayakkabı içinde hareket etmesine izin vermeyen çoraplar)

Çabuk kuruyan yürüyüş pantalonu ve tişörtler / polar ( Ağustos ayı dışında yağmur ya da dolu yağması neredeyse kesin, bari kuruyun).

Yağmurluk ( gündüzleri hava 20 derece ve güneşli olabilir ama biraz irtifa kazanınca sis/yağmur/dolu başlıyor, yağmurluğunuza sahip çıkın).

Geniş çeperli bir şapka ( yüksekte hava kapalı olsa bile yakıyor).

Bere ( Hava bir sıcak bir soğuk, şart mı? Yoo, ama neden olmasın? ).

Karda ellerim donar dayanamam diyenler eldiven alsın ( çok şart değil ama meraklısına).

Bol faktörlü güneş kremi.

1 litrelik su, fotoğraf makinası. Yedek çorap ve tişört.

Ayakkabısı vuracak/ayağı su toplayacak/başı ağrıyacak ve midesi bozulacaklar için ilk yardım çantası. Grupta birinde mutlaka olsun, bizim grubun rehberi Koray her sabah en az 5 kişiye sargı yapmak durumunda kaldı. İlk yardım çantası şart. 

Bunların hepsini alacak bir sırt çantası.

Vee son olarakta bir şey ters giderse ya da yürüyüş zorlaşırsa bile kaybolmayan gülümseme.

Malzemeleri saydık, peki yürüyüş ne menem bi şi? Anlatayım.

Dağda hava öğlen civarı bozmaya başladığı için olabildiğince erken yola çıkmakta fayda var. Bizim grup 03:30 ‘da uyanıp kahvaltı etti ve 04:30’da gün ağarırken yoldaydık.



Daha erken yola çıkan gruplar el / baş fenerlerini kullanarak yürüyüşe başladılar.





Uykulu ve mahmur bir şekilde Katır Osurtan yokuşunu tırmanınca sizi yukarıdaki bu güzel manzara karşılıyor.




Yukarı çıktıkça sis görüş mesafenizi azaltsa da arada bir çok güzel manzaralar yakalamanız olası. Ama nefesiniz kesildiği için ve yürüyüş grubunun temposunu bozmamak için foto makinanıza çok asılamıyorsunuz.






Grubumuz yukarı çıktıkça daha sık molalar alarak 5.5 saatte zirveye vardı.





Zirvedeki dalgalanan bayrağımızın yanına yürüyüşe katılan Slovak arkadaşımız Viktor’da Slovak bayrağı

açıverdi. 3937 metredeki ziyaretçi defterine yazdıktan sonra fazla vakit kaybetmeden aşağı iniş başladı. Çünkü havanın ne zaman ne yapacağı bu yükseklikte hiç belli olmuyor.




22 Temmuz, yaz ortası ama kar bol. 





Buzul geçişini daha zevkli hale getirmek isteyenler çantalarının üzerine oturup kaydılar.





Aşağı iniş dizlere fazla yük bindirdiği için bazen yukarı çıkmaktan daha yorucu olabiliyor. “Diz dinlendirme” molası…. 




10 saatin sonunda Dilbedüzü kamp alanı uzaktan göründü.




Yarım saat sonra


iyice hak edilmiş bir dinlenme ve zonklayan ayaklarımızı buz gibi dereye sokmak için kamp alanına ve

çadırlara geri döndük. Geceye daha çok vakit var ama yorgunluk had safhada, biraz
şekerleme iyi gelmez mi sizce de?


rans Kaçkar 1 / 2: Ayder ( Rize), Naletleme geçidi, Yaylalar (Yusufeli-Artvin) yürüyüşü







Kaçkar dağlarını yürüyerek aşan rotalara “Trans Kaçkar” ya da “Kaçkar geçişi” adı veriliyor. Genelde Rize’nin Ayder yaylasından Artvin’in Yaylalar Köyüne geçiliyor. Bu rotayı yapmak için bir çok alternatif var.





Biz Ayder ( Rize), Naletleme geçidi, Yaylalar (Yusufeli-Artvin) yoluyla ilk Trans Kaçkar’ımızı yaptık sonra da Yaylalar ( Yusufeli-Artvin), Baber Geçidi, Ayder ( Rize) yoluyla geri döndük.






Bu yazıda kullandığımız Naletleme geçidi adını sonuna kadar hakkediyor. Dik bir açıyla çıkılan geçidin altında sıcaktan pişerken tepede doludan kaçmak insan bünyesine ters gelen bir şey. Üstelik sıcak, sis, yağmur, dolu, sis, sıcak geçişini 2 saatten az bir zamanda yapıyorsunuz. Yanınızda gerekli malzemeler oldukça sorun değil ama biraz zahmetli bir rota. Yanınızda olması gereken malzemelerin listesi şuradakiyle aynı. 



Rize Ayder’den ayrıldıktan sonra Naletleme geçidine yakın bir yerde bittiği yerde grubumuzu bıraktı. Buradan Artvin’in Yaylalar köyüne varması 8 ila 11 saat arası sürebiliyor. Yaklaşık 20-22 kilometre.

Eğer tercih etmeniz gerekirse Naletleme geçidi yerine blogda anlattığım ikinci rotayı tercih etmenizi öneririm: 
Yaylalar ( Yusufeli-Artvin), Baber Geçidi, Ayder ( Rize).


Trans Kaçkar 2/2: Yaylalar ( Yusufeli-Artvin), Baber Geçidi, Ayder ( Rize)


Bu rota diğer Trans Kaçkar rotasından daha keyifli: daha çok köyden, yeşillikten, ağaç aralarından ve daha iyi manzaradan geçip daha az tırmanıyorsunuz.



Yaylalar köyünden Satelef yaylasına, sonra Kör Ahmet mezrasına oradan Baber geçidine ( 3100 m. civarı) oradan da Çakmakçur üzerinden Ayder’e ulaşmak 7 ila 9 saat arası sürüyor.


Yol 17 ila 20 km kadar. 2 saati dışında eğim fazla zorlamıyor.




Daha rahat yürüyünce daha çok “” aaa  iyi manzara durup bir foto çekelim” diyorsunuz.



Bu rota daha önce yazdığım Ayder ( Rize), Naletleme geçidi, Yaylalar (Yusufeli-Artvin) rotasına göre daha keyifli.


Ama siz yine de hazırlıklı olun ve malzemelerinizi tam olarak yanınıza alın. Kaçkarlarda sis, yağmur, dolu, sis, sıcak arası sadece 10-15 dakika olabiliyor.





Baber geçidini geçince Çeymakçur karşınıza muhteşem bir manzarayla çıkıyor. Sonraki 1-1,5 saatlik yürüyüş sedir ağaçları ve dereler arasında çok keyifli geçiyor.


7-9 saatlik bir yürüyüş sonunda Rize’nin Ayder yaylasına varıyorsunuz. 

Huser yaylasında bulutların üzerinde yürüyün


Huser yaylası, Rize Ayder yaylasına yaya olarak 4 saat uzaklıkta. Kaçkarların tüm ihtişamını görmek için iyi bir nokta.



Yaylaya giden toprak yol fena değil. Yürümek için Oberj otelin sağ yanındaki patikadan ormana girip 4 saat kadar çıkmanız gerekiyor.




Orman’daki patika dik ama keyifli.






Tabi en iyi manzaralar için en tepeye çıkmanız gerekiyor. Zirveye yakın iki tane kafe var: çıkarken yorulanlara güzel bir dinlenme fırsatı sunuyorlar.


Çinçiva ve Zilkale





Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi sınırlarında Fırtına Vadisi’nde çok hoş yerler var. Buraları anlatmak yerine sadece fotoğrafları koymakla yetineceğim. Size de 1) bir ara bölgeyi  ziyaret etmesi ve 2) Hidroelektrik Santrallerle ilgili haberleri daha dikkatli okumak kalıyor.






Hidroelektrik santralleri takip etmek nereden çıktı demeyin. Bu gördüğünüz güzellikleri Fırtına deresine yapılacak ve pekte verimli olmayacak bir hidroelektrik santralle ( HES) yoketmeye çalışıyorlar. Mahkeme şu anda yürütmeyi durdurmuş durumda ama ne olur belli olmaz.




Yapılmasına izin verilen HES’lerin verimli olsa hadi neyse, ama değiller: şu anda Türkiye’de HES lisansı verilen 4000 kadar su kaynağı var. Evet tam 4000! Dile kolay ve çoğu gerçekte yapılmaması gereken projeler. HES’ler doğayı yoketme pahasına geçici bir süre bölgeye ek iş sağlıyorlar,  politikacılar bu yüzden destekliyor.




Kısa dönemli düşünürsek HES iş sağlıyor ama uzun dönemli düşünüldüğünde görülüyor ki HES yapılınca burada gördüğünüz manzaralar yokoluyor, bölge mahvoluyor, tarım yok oluyor ve göç başlıyor.




Düşünce ufkumuzu daha uzun sürelere yaymadıkça bu güzellikler tehdit altında olmaya devam edecek.




Bu aralar kendinize bir iyilik edin kafa dinlemek ve gözünüze bayram ettirmek için Fırtına Vadisine, Çinçiva’ya, Ortan’a, Zilkale’ye gelin. Sonra da çocuğunuza ve gençlere bir iyilik yapın ve koruyun buraları.



Keyt abla ( ya da Kate Clow ya da Kardelen Karlı)


















Artvin’de herkesin çağırdığı adıyla “Keyt abla” bölgeyi tam anlamıyla karış karış bilen bir gezi yazarı. Keyt abla 20 sene önce Antalya’ya yerleştiğinde pasaportunda Kate Clow yazıyormuş, sonraki TC nüfus kağıdındaki ise Kardelen Karlı.

Kate Clow, Türkiye turizmine katkıları büyük: Likya yolunu ilk gezen ve yazarak popülerleşmesine ilk katkıda bulunanlardan. Keyt, daha sonra St.Paul yolunu yazmış, Kaçkarlar’ın kitabını çıkarmış. Şimdilerde Bursa’dan Kütahya’ya uzanan “Evliya Çelebi” yolu üzerine çalışıyor. Keyt, işe ilk önce yolun eskiden nasıl kullanıldığını araştırmakla başlıyor. Daha sonra yolu yürüyor. Bu işin en zor kısmı çünkü çoğunlukla unutulmuş olan bu yollardan geriye kalan genelde küçük patikalar oluyor. Köylülerle ve yerel idarelerle konuşarak ve belgelere dayanarak  yolun geçtiği yerler belirlenince kitaba dökülüyor. Yazar Kardelen’in işi orada bitiyor, aktivist Kardelen işe koyuluyor:” Yol tamam ama burayı yürümek isteyenler gece nerede konaklayacak. Yolu işaretledik ama köylü bu işten para kazanmazsa yol yerinde kalmaz ki, köylüye bu işten nasıl yarar sağlanır? ” sorularına yanıt arıyor. Likya yolunu yazalı 15 sene olmuş, halen yoldaki pansiyon durumunu takip ediyor. Kate ” şimdi isterseniz Likya yolunda her gece kalınacak bir yer var, sadece bir nokta kaldı pansiyonsuz, onun için de yerel idare okul tahsis etti, çözülecek sorun” derken gözleri gülüyor.

Türkiye’de alternatif turizme önemli katkıları olan Kate Clow’un  iki kitabı Türkçeye çevrilmiş. Diğerleri henüz İngilizce ” Türkçe’ye çevirsek pek piyasası olmuyor kitapların, zaten yabancılar satın alıyor genelde, Türkler gezi kitaplarına pek alışmamış” diyor.

Artvin’e bu kez gelmesinin sebebini yapılacak yerel bir projeye destek vermek olduğunu söyleyen Kate ” bürokrasi bazen yavaş, bazen çok iyi,  hep takip etmek lazım” diyor.

 Kate’in sitesi 
http://www.lycianway.com/

Keyt abla’nın Türkçe kitapları:
Likya Yolu’nda Yürümek: Türkiye’nin İlk Uzun Mesafeli Yürüyüş Rotası


Türkiye’nin İkinci Uzun Mesafeli Yürüyüş Rotası St Paul Yolu



İngilizce Kitapları:


http://www.amazon.com/s/ref=ntt_athr_dp_sr_1?_encoding=UTF8&sort=relevancerank&search-alias=books&field-author=Kate%20Clow






8 yorum

  • umutaktas dedi ki:

    harika bir gezi,harika fotoğraflar ve dostluklar.çok teşekkürler…

  • Zeynep dedi ki:

    bu gezi tam ben,moyiss,despina,maliho’ya göreymiş…yine keyifli anlatım ve birbirinden güzel fotoğraflar tek kelime ile çok KISKANDIM :(((

  • Corto_Turco dedi ki:

    Eline, ayağına sağlık. Fotoğraflar da yazı da güzel. HES’lerin pes etmesi umuduyla nice geziler diliyorum.

  • NEŞE dedi ki:

    Hayallerimin gezisi bu…Ahhh biraz daha genç olsaydım…Teşekkürler ..

  • nevra_isik dedi ki:

    fotograflar harika, yazınız müthiş, ellerinize sağlık..

  • cise dedi ki:

    ne diyebilirim ki fotoğraflar yazı harkula de

  • bazingaa dedi ki:

    fotoğraflar da yazı da muhteşem!! bu yer tam benlik! aybalamı da alıp gidecem buraya

  • Cloud dedi ki:

    Muhteşemsiniz. Ufuk açıcı şeyler yazmışsınız gerçekten de. 40’ıma dayanmışken doğa yürüyüşüne merak sardım son bir kaç aydır ve İstanbul çevresindeki bölgelerde idmana başladım. Umarım bacaklarım ve genel olarak sağlığım iyiden iyiye gücünü yitirmeden sizin bahsettiğiniz yerleri ve tabii Likya yolu gibi bölgeleri adımlarım. Çok sevdim bu yürüyüş gezinizi. Bir gün ben de katılabilirm umarım.
    Bu arada “Düşünce ufkumuzu daha uzun sürelere yaymadıkça bu güzellikler tehdit altında olmaya devam edecek.” bu cümlenize de sonuna kadar katılıyorum. Bence HES’ti Nükleerdi filan gibi şeyleri savunmak neredeyse vatana ihanet gibi bir şey. Bir insanın kör olması lazım bu güzelliklere kıyması için diyecem ama görme engelli vatandaşlarıma hakaret olacak, zira onların bile doğayı gönül gözüyle bu bakar körlerden daha çok sevdiğini biliyorum.
    Elinize sağlık. Sizi favorilerime ekledim blogunuzu da bloguma ekliyorum. Çok selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*