toronto’nun “İLGİNÇ”leri


toronto’nun “İLGİNÇ”leri





– İçki sadece içki dükkanlarında, o da saat 21:00’e kadar satılabiliyor. Barlarda ise gece 02:00’ye kadar satış yapılabiliyor. Sabaha kadar açık olan mekanlarda bile durum böyle. Saat 02:00’ye doğru vaktin dolmak üzere olduğunu belirten anonslar yapılıyor. 3rd call, 2nd call, last call şeklinde… Sonrasında kendini öldürsen, kankanın önde gideni olsan da hiç şansın olmuyor (muş yani).

– Elinde içki bardağı/şişesi ile barın kapısına çıkamıyorsun, tuvalete gidemiyorsun. Nedenini kimse tam açıklayamadı ama sandığımız kadarıyla içki ruhsatı ile ilgili bir mesele bu. Bir mekanın içinde ruhsat alamamış bölgeler olabiliyormuş.

– Futbolcuların kulüpleri tarafından satılması gibi, çalışanlar burada şirketleri tarafından satılabiliyor. Phil satılmış mesela. Yeni şirketini sevmedigi için istifa etmiş sonra.

– Yollarda dolaşan bir temizlik aracı var. Onun da elektrik süpürgesindeki gibi hortumu var… Şehri bununla temizliyorlar. Cok mantıklı. Daha önce bu cesidini hiç görmemiştim.

– ABD’de özellikle NYC ya da Miami’de ulaşımını patenle sağlayan kişilere denk gelmiştim ama burada bu oran inanılmaz fazla. Paten gibi bisiklet de oldukça yaygın.

– Amerika’nin engelliler için bir cennet olduğunu düşünürdüm. İyinin iyisi varmış: Toronto. Motorlu taşıtlarıyla yollarda yalnız veya grup halinde sohbet ede ede geziyorlar. Beyzbol maçında en az 100 engelli gördüm. Barda bile bir kaç kişi vardı. Hepimiz kadar hayatın içindeler. Harika.

– Kesinlikle güvenli bir şehir burası. Girdiğim hiçbir mall’da, stadyumda, istasyonda vs güvenlik kontrolü yapıldığını görmedim.



– Kapkaç yok ama hırsızlık var. Bakınız yandaki bisiklete:) Bu hale geldiğini gördüğüm tek bisiklet bu değildi.

– Yolda el ele tutuşan sadece 2 çift gördüm. Bütün gün yollarda dolaştığım ve binlerce insanla her çesit ortamda karşılaştığım düşünülürse inanın bu enteresan bir sayı. Neyi gösteriyor, onu henüz anlamlandıramadım.

– Amerikalılar “huh” (ha) der ya… bunlar onun yerine “eh”(ey) diyor.

– Olcay’ın yaşadığı bilmem kaç katlı apartmanda, otomat cep telefonuna yonlendirilmis durumda: Kapıda zili çalınca ben, Olc işyerinden cep telefonuyla apartman kapısını açıyor.

– Cezalar gerçekten sağlam. Örneğin sigara içilmez alanda sigara içerseniz CAD$5000 bayılıyorsunuz. Delikanlı olan buyursun içsin!


elem tere fiş…



Patladım arkadaşlar!!!

Hani biliyoruz tabii, yolda insanın başına bin çesit hal gelir. Yolculuk biraz da bu yüzden önemlidir, geliştiricidir, adamı erdirir filan. Sorunları çözebildikçe, muhtemelen hayata karşı güçlenir insan. Özgüveni artar. Esneklik kazanır. Ne biliiiim. Herhalde böyle olur:)

Yolculuğumun 8. gününde (dun) ilk sorun ortaya çıktı: Biletsiz kaldım! Yani, var olan biletlerim artık yok (Toronto-Atlanta-Jamaika-Ekvator ve dönüşte de Buenos Aires-NY-Istanbul). Hatırlarsanız Delta buddy pass ile uçacaktım. Kanada’ya da öyle geldim. Çok ekonomik hale gelmişti yolculuk. Fazla iyiydi. Başıma dert açacağı belliydi. Neyse işte. Aslıcan Delta’dan ayrıldığı için eski sistemde 1 yıl geçerli olan tüm hakları iptal edilmiş; yeni bir kuralmış bu.

İtiraf ediyorum ilk duyduğumda biraz göz yaşı döktüm. Yani çok değil, birkaç damlacık:) Dövizin uçmasıyla durduğu yerde yok olan paracıklarım bir de bu bilet darbesi ile biraz daha azaldı.

Simdi Asli’dan haber bekliyorum; bakalim giden biletlerin geri gelmesinin bir yolu bulunabilecek mi?

Üzülmeyeceğim! Ne olursa olsun…
Başıma gelen/gelecek hiçbir şeyin tesadüf olmadığına ve bunların beni bir yere taşıyacağına inanıyorum. Yıllarca gelecek kaygılarıyla yaşadım, çalıştım, para biriktirdim, zart zurt. Bakınız hiçbir şey yapmama gerek kalmadan paralar durduğu yerde yok oluyor. Hayat planlandığı gibi gitmiyor. Bazen çok akılcı davransak da mutluluğumuzu güvence altına alamıyoruz.

Bekliyorum.
Bu yol beni nereye taşıyacak, merak ediyorum.


4 yorum

  • mugeyidogan dedi ki:

    engellilerin soyutlandığı bir ülkede yaşayan birisi olarak en çok ilgimi çeken kısım bu oldu Toronto ile ilgili. Bence gelişmişliğin en önemli göstergelerinden biri. Çünkü gelişmiş bir toplumda toplumun her ferdi aynı şekilde yaşamalıdır diye düşüüyorum.

  • mertakinci dedi ki:

    biletiniz için üzüldüm ama dediğiniz gibi hayat planlandığı gibi gitmiyor bazen çok akılcı davransak da mutluluğumuzu güvence altına alamıyoruz ama siz
    bekleyin eminim bu yol sizi güzel yerlere taşır

  • NEŞE dedi ki:

    Yazının girişindeki foto beni mest etti…Hiç okumaya niyeti olmayan bile bu fotoyu görünce hemen hatmeder bu yazıyı..Ben de sizin gibi düşünüyor,her işte bir hayır vardır diyorum,en kötü ihtimalle direkt İstanbul a uçarsınız,üzülmeyin.. Ama yine de devamını merakla bekliyorum.

  • süleyman dedi ki:

    girişteki fotoğrafı görünce tamam dedim işte ilginç bir yazı daha okuyacam yuppi dedim bu keyifli yazı için ellerinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*