TOMOLOSUN GÜNEY YAMAÇLARINDA BİR GEZİ

TOMOLOS’UN GÜNEY YAMAÇLARINDA BİR GEZİ:


METROPOLİS, ÖDEMİŞ, BİRGİ, BOZDAĞ, GÖLCÜK


 


Bir cumartesi sabahı yine düştük yollara… Bu kez iki otobüstük. Dr. Bülent ŞAHİNCİ’nin rehberlik yaptığı otobüs Bornova’dan, benim rehberlik yaptığım otobüs Üçkuyular’dan yolcularını alarak Gaziemir’de buluştuk. Kısa bir selamlaşma ve hal hatır sormadan sonra Torbalı’ya doğru yola çıktık. Torbalı girişinde Torbalı Devlet Hastanesinin eski başhekimi ve benim de sınıf arkadaşım olan Dr. Cengiz ELBRUZ bizi karşıladı. Önce Metropolis antik kentinin kazılarının devam ettiği Yeniköy’de zeytin ağaçlarının altında, ördeklerle birlikte tahta masa ve sandalyelerde, köy sütü, köy yumurtası, göçmen böreği ve sucuk ile muhteşem bir köy kahvaltısı yaptık




Kahvaltı sonrası Dr. Cengiz ELBRUZ’a ve dostlarına içten teşekkürlerimizle veda edip Metropolis antik kentine hareket ettik. Ören yeri bekçisinin ve Dr. Bülent ŞAHİNCİ’nin rehberliğinde esas isminin Materapolis yani “Ana Tanrıça Kenti” olduğunu öğrendiğimiz kentin tiyatrosunu, resepsiyon evini – ki mozaikleri ile ünlü -, alttan ısıtmalı hamamlarını, meclis binasını gezdik ve fotoğraflarımızla ölümsüzleştirdik. Papatyalar arasında nefis ova manzarası eşliğinde gezimizi tamamlayıp bekçimizle vedalaşıp otobüslerimize bindik.


Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra Ödemiş’e vardık. Günlerden cumartesi dolayısı ile Ödemişin pazarı. Geniş bir alana yayılan ve Ödemiş’in çevre köylerinden gelen köylülerin ürettiklerini sattıkları her şeyin tazesini ve kalitelisini bulabileceğiniz bir Pazar Ödemiş pazarı. Bir de bu pazarı farklı kılan Kadın El Sanatları pazarının kurulması. İlmek ilmek oyaların, örgülerin, iğne oyalarının, telkırmaların el emeği ve göz nurunun beğeni ve satışa sunulduğu bir Pazar. İki saatlik süre içinde pazarı dolaşıyoruz, alışverişlerimizi yapıyoruz ve bu arada meşhur Ödemiş Köftesi ile de damağımızı tatlandırıp karnımızı doyuruyoruz.



 

Ödemiş’in çıkışında ki Ödemiş müzesini de ziyaret edip Arkaik Döneme kadar giden arkeolojik buluntuları ve daha yakın tarihe ait etnografik sergileri geziyoruz. Bir sonraki durağımız 1300 ve 1400 lü yıllarda Aydınoğulları beyliğine başkentlik yapan daha sonra da Osmanlı Şehzadelerinin eğitim ve staj beldesi olan ve bugün kendi halinde geçmişi ile huzur içinde yaşayan BİRGİ. Gruplar halinde ÇAKIRAĞA KONAĞINI, AYDINOĞLU MEHMET BEY CAMİİ’Nİ, bir bakkal dükkânının tezgâhı arkasına gizlenmiş beş yüz yıllık hamamını, daracık taş döşeli sokaklarını, kendine özgü mimarileri ile ha yıkıldı ha yıkılacak durumdaki evlerini dolaşıyoruz. Aslında zamanının bir bilim adamı ve Fatih Sultan Mehmet’inde hocası olan İmam BİRGİVİ’NİN türbesini ziyaret edip artık yaklaşan akşama birlikte Bozdağ’ın kıvrım kıvrım yollarında otelimize doğru tırmanıyoruz.



 

Çok yoğun geçen bir günün yorgunluğuna rağmen müziğin ve Beşiktaş’ın galibiyetinin coşkusu ile gecenin ilerleyen saatlerine kadar pist boş kalmıyor. Saat 24.00 da bahçede kamp ateşinin başında sıcak şarap ve Belgin Hanımın ikram ettiği mangalda sucuklarla birlikte ay tutulmasını izliyoruz. Bozdağ’ın zirvesindeki az miktardaki kar yavaş yavaş tutulmakta olan dolunayın etkisi ile büyüleyici bir manzara sunuyor.


Sabah otele ismini veren döner platformdaki kahvaltı salonunda dağ manzarasında kahvaltımızı yaptıktan sonra buz gibi bir havada çiseleyen yağmurla birlikte Gölcük’e hareket ediyoruz. Gölcüğe hâkim A tepesinde seyir ve fotoğraf molası verip daha sonra göl kenarında yürüyüş ve köy kahvesinde içtiğimiz sıcacık kekik çayı ile içimizi ısıtıp Gölcük gezimizi de tamamlıyoruz.


Otobüslerimize biniyoruz ve tekrar Bozdağ köyüne dönüyoruz. Havanın soğuması ve çiseleyen yağmur içimizde bir umut uyandırıyor. Acaba Kayak merkezine kar yağıyor mudur diye. Otobüsümüzün biri öğle yemeğini alacağımız La Villa pansiyona (www.lavillapansiyon.com ) yanaşırken, diğer otobüs kayak merkezine doğru bir umutla tırmanıyor. Çok sıcak bir ortamda Aysel Teyze’nin elleri ile yaptığı köfte ve pilavı yerken zirveden umut kıran haber geliyor. Kar yok ve yol çok kötü ve sisli. İkinci otobüs olarak kayak merkezine çıkmaktan vazgeçiyoruz ve kayak merkezinden gelenler öğle yemeğini alırken biz de köy içine dağılıyoruz.


İkinci grupta yemeğini alıp alışverişimizi yaptıktan sonra Salihli üzerinden İzmir’e dönüyoruz.


Yorgun ama mutlu vedalaşırken bir sonraki gezinin planlarını yapmaya başlıyoruz.


Dr.M. Cengiz TÜMER


 


 

3 yorum

  • travellinggirl dedi ki:

    bu güzel yazı dizisinde tek eksiğin fotoğraf olduğunu düşünüyorum.

    elinize sağlık keyifle okuyorum.

  • mctumer dedi ki:

    FOTOĞRAF YÜKLEMEK EPEY BİR ZAMAN ALDIĞI İÇİN KISITLI ZAMANIMDA YÜKLEYEMEMİŞTİM BUGÜN YAZILARIMDAN BİR KISMINA VE ALBÜMLER BÖLÜMÜNE FOTOĞRAF EKLEDİM . TEKRAR SON HALİNİ GÖREBİLİRSİNİZ

  • çitlembik dedi ki:

    Yorumum ne olabilir ki tabiki çok güzel… Gezip görmenin, yeni şeyler öğrenmenin yanında edilen enfes kahvaltılar, akşam ateş başında sucuk, sıcak şarap üstüne ay tutulmasını izlemek tek kelimeyle çok ama çok keyifli… Özenmemek elde değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*