Tiran izlenimleri

Balkan gezisine başlamadan
önce okuduğum tüm yazılarda Arnavutluk’un “Kartalların Yurdu” olarak
tanımlandığını görmüştüm. İtiraf etmeliyim ki bana biraz abartılı gelmişti bu
betimleme. Ancak Arnavutluk’u gördükten, dağ yollarında saatler geçirdikten
sonra bu tanımın çok yerinde olduğuna kanaat getirdim.  
 

Kiralık araçla
Makedonya-Ohrid’den hareket 
ettiğimiz için sınırdan geçince ilk olarak Elbasan
kentine gel
dik. Saatin erken olması ve Dubrovnik’e kadar uzun bir yolun bizi
beklemesi “Elbasan Tava” yiyemeden buradan ayrılmamıza neden oldu. Yollarda
Enver Hoca tarafından olası dış saldırılara karşı savunma amaçlı yaptırılan sığınaklar
(bunker) ve Yunanistan’da da aynısını gördüğümüz yollarda ölenlerin anısına
yaptırılmış resimli ve çiçekli küçük anıtlar, bizi hiç yalnız bırakmadı.

Elbasan-Tiran arasının daha
kısa olmasına karşın yolun virajlı ve dar olduğu yönündeki  uyarılara kulak asmadan , Durres i pas geçip,
dağ yoluna vurduk kendimizi. İşte o zaman buralarda gerçekten “Kartal” olmak
gerektiğini daha iyi anladık. Tiran’ın girişinde büyük bir AVM de çocuklar için
verdiğimiz kısa bir molanın ardından merkeze doğru devam ediyoruz. Dağlardan
ine çıka Tiran’ a varınca, herkes de mide bulantısı, baş dönmesi gibi
şikayetlerin olmasını beklerken, dağ ve orman havasının bilakis iştah açtığını
ekibin önce yemek bağırışlarından anlıyoruz. Gezmen’in dediği gibi aracımızı Tiran Üniversitesinin önünden başlayan,
Bulevardi Deshmoret e Kombit Bulvarı üzerinde ücretsiz olarak park ediyoruz

demek isterdim ama orada da değnekçiler türemiş 2 € istemelerine karşın Türk
usulü pazarlık ile % 50 indirim yaptırıp 1 € ya park yapıyoruz.

“Yemek, yemek” çığlıkları devam ettiğinden hemen meydandaki Piazza
Restoran’a giriyoruz. Ve ne kadar iyi yaptığımızı da yemek sonrası anlıyoruz.
Fiyatlar bize göre uygun, kalite, servis mükemmel. Klima gayet güzel çalışıyor,
daha ne olsun.( 1 € = 136 Lek).

Tiran hızla yapılaşmaya çalışan bir kent. Meydan düzenlemeleri ve
inşaatlar her yerde devam ediyor. Trafikteki kuralsızlık İstanbul’u aratmıyor,
hatta daha kötü. Yön tabela ve işaretleri çok az.

Fazla zaman ayırıp, tarihi dokuyu hissetmek, yerel halkla tanışmak,
yaşayışlarını görmek iyi olurdu, ama maalesef vaktimiz az ve şimdilik bu
kadarla yetinerek kısa bir çevre gezisinden sonra Tiran’ dan ayrılıyoruz.

8 yorum

  • bora arasan dedi ki:

    Meydana indiyseniz Tiranı gezmiş oluyorsunuz. Fazla birşey kaçmadı

  • Corto_Turco dedi ki:

    Kısmetse eylülde Balkan turuma Arnavutluk’la devam edeceğim. Yazınız tam zamanında geldi. Gidersem Piazza Restoran aklımda…

  • gezmen dedi ki:

    Hocam, Elbasan Tava yememeniz isabet olmuş. Ne Elbasan Tava nede Arnavut Ciğeri bizim bildiğimiz gibi değil.İlk gidişimde iyi bir restoranda yemiş ve hayal kırıklığına uğramıştım. Deyenkçilerde talihsizlik olmuş 🙁 ben karşılaşmamıştım. Yabancı plaka olması sebebi ile,yanaşmış olmalılar.

  • merakles dedi ki:

    Sevgili Gezmen, Balkan Gezi notların % 99 oranında tuttu. Bırak % 1 de nazarlık olsun:))…

  • emiraskin dedi ki:

    4 -15 eylül arasında üsküpten başlayıp sofia da sonlardımayı planladığım gezi öncesi Tiran yazısı çok iyi oldu :))

  • NEŞE dedi ki:

    Merakles doktorum,fiyatlar çok cazip,hesaba göre 4 € ya mükemmel bir spahgetti yeniyor,Avrupa nın yarı dan da az fiyatına nerdeyse…10 Yıl sonra kimse Tiran ı tanıyamaz bence..Teşekkürler..

  • arkutbay dedi ki:

    En son 4-5 yıl önce çekilmiş bir BBC belgeselinde izlemiştim Tiran’ı . Eğer ”kıyak geçmediyseniz” oldukça değişmiş görünüyor .

  • merakles dedi ki:

    Arkutbay Hocam ana merkez benimde hoşuma gitti. Ancak köylerinden geçerken , hele birde bir tamirhanade yeni bir Mercedese yaptıklarını uzaktan görünce gaza biraz daha yüklendiğimi anımsıyorum 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*