TENEKE MÜZESİ

ÖNTAŞ TENEKE MÜZESİ



Bugün sevgili EYLÜLADA Oğuz’un nostalji yüklü, anılarla dolu yazısının ardından anılarımızda kaybolan giden objeler geldi aklıma. Kömürlü ütüler, gazocakları, kaminatolar, 45 lik plaklar vs. vs.


Türkiye Cumhuriyetinin 1o. kuruluş yıldönümü için basılmış teneke kutu

İşte size bugün, bu anlayışla ve duyarlılıkla İzmir’de bir aile şirketinin açtığı özel bir müzeden bahsedeceğim. 17 yıldır işyeri hekimliğini yaptığım ÖNTAŞ Önerler Teneke Ambalaj Sanayi AŞ nin açtığı “ÖNTAŞ TENEKE MÜZESİ’nden.  İstanbulda ki KOÇ Sanayi müzesi ya da Sunay AKIN’ın Oyuncak Müzesi kadar önemli ve özel.


Belçika Prensi adına basılmış teneke kutu

Müzede yıllar boyu teneke kutu imalatında kullanılan ve artık gelişen teknoloji nedeniyle kullanımdan çıkarılmış ve unutulmuş makineler araçlar, tarihe kayıt düşen teneke kutular sergilenmekte.

                         
İkili konserve kutu dip kalıbı                          Kollu Makas

ÖNTAŞ’ın , işyerimizin Genel müdürü Sayın Ercan ÖNER müze kurma nedenini şöyle açıklıyor:

Gün geçmiyor ki gazetelerde soyu tükenen hayvanlar ve bitkilerle ilgili bir haber okumayalım. Ne yazık ki soyu tükenen bir canlıyı geri getirmek mümkün değildir. İnsanlar bir taraftan buna engel olmak üzere tedbirler alırken diğer taraftan da teknolojinin gelişmesi, nüfusun çoğalması gibi nedenlerle birçok canlı türünün soyu tehlike altına girmektedir. Günümüzde yalnız canlıların soyu tükenmiyor. Bir çok sanatkarın, teknisyenin yıllarca çalışıp bulup yaptığı, yaratığı o günün teknolojisine göre çok mükemmel olan bir çok makina, ve ekipman da yok olup gitmektedir. Üniversitede kullandığımız, hesap yaptığımız sürgülü cetvelleri, daha sonraları kullanmadığımız Facit hesap makinalarını bu günün gençlerine eğer elimizde bir örneği yoksa nasıl anlatacağız? Bir örneğini göstererek, nasıl çalıştığını anlatsak çok daha iyi olmaz mı? 

Bugün yüzyıllarca önce yaşamış insanların yaptığı heykeller, kullandıkları eşyaları merak ediyoruz. Tonlarca toprağı kazıp temizleyip bir şey bulmaya çalışıyoruz. Bulduklarımızı müzelerde teşhir ediyoruz. Bundan 100 yıl veya 50 yıl önce yapılan makinelar da ileriki yıllarda o günün insanları için büyük bir merakla izleyecekleri, görmek için yüzlerce kilometre yol kat edecekleri nesneler olma ihtimali vardır. 

Yüzlerce yıl önce kurulmuş şehirler, toprak altında kalarak büyük ölçüde yıllar içinde insanların yapacağı tahribatdan kurtulmuşlardır. Günümüzde birçok insan eskinin kıymetini bilmiyor. Yıllarca kullanılmış, insanlara hizmet etmiş, o günün teknolojisine göre harika makinalar, görevlerini tamamlayıp yerlerini yeni makinalara terk ettikleri anda kendilerini bir hurdacının deposunda buluyorlar. Sonra da eritilip yok ediliyorlar. 

Ben yıllarımı teneke kutu yapmakla geçirdim. Bu sanayinin Türkiye’de kurulmasına öncülük etmiş, yokluklar içinde bu sanayinin temellerinin sağlam atılmasını sağlamış büyüklerimizin isimlerinin unutulması, kutu yapmakta kullandıkları makina ve teçhizatın yok olması beni üzüyor. Biraz daha geç kalınırsa çok az sayıda kalmış makina ve teçhizatta yok olup gideceğini düşünüyorum. Bunun için bir müze kurmaya ve Türk teneke ambalaj sanayi tarihi ile ilgili bir kitap yazmaya karar verdim. “

Ve bu iki idealini de gerçekleştiriyor Sayın ÖNER.
Eğer yolunuz düşerse Ankara Asfaltı 28. km  KEMALPAŞA İZMİR adresindeki fabrikamızın içindeki müzemizi saat 10.00 – 17.00 arasında gezebilirsiniz. Yolunuz düşmezse de http://www.tenekemuzesi.com/ adresinden sanal tur yapabilirsiniz.

Bu şekilde sosyal ve kültürel sorumluluk projelerini gerçekleştiren sanayicilerimizin artması dileği ile..


 


 

21 yorum

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Teşekkürler Sevgili Doktor. Ama teşekkürün büyüğü Öner Ailesi’ne…

  • abt_smyrna dedi ki:

    Çok ilginç yahu!
    Teneke Müzesi bir ilktir herhalde Türkiye’de?

  • abidindemir dedi ki:

    Teşekkürler..

  • ayşegül- dedi ki:

    resimlerdeki teneke kutulara benzer bir tane de ben de var. 50 yıl önce Paris’e okumaya giden teyzemin getirdiği şekerleme kutusu. citron yazıyor limonluymuş demekki. Üzerinde de harika bir Fransız bayan ve erkek resmi var. Altında da 1830 yazıyor. Müzem olsa ben de koyardım, evde salonun baş köşesinde duruyor gümüşlükte. Küçücük bir teneke kutuya ne özen, ne kadar estetik bir süsleme. Eskiye rağbet olsa derler ama vallahi yerine daha değerli birşey yaptıkları yok ki… Eskiye kıymet vermek lazım, korumakla değerlenir çünkü.

    teşekkürler doktor bey, buldunuz yine ince bir nokta yakaladınız hepimizi.:)

  • Alinda dedi ki:

    Yazınızı okuduktan sonra müzenin adresinden sanal turla müzeyi şöyle bir dolaştım.Gerçekten çok güzel.Teşekkürler.

  • tütü dedi ki:

    Hiç kullanmamıştık ama VİTA yağı kutusu nasıl da yer etmiş belleğimde.Teşekkürler sevgili doktor.Girişimcilere de …

  • alize dedi ki:

    teşekkürler sevgili doktor.bildiğim küçük şey diye birşey yoktur.Bazen küçük ve önemsiz gibi gördüğümüz şeyler bugün insanlığın ulaştığı bilgi ve kültür mirasının temel taşlarıdır aslında.

  • mcatullus dedi ki:

    çok iyi bir düşünce… Teneke kutuların da, çağlarını yansıtma yönünden belgesel değleri var bence. Elinize sğlık.

  • enise dedi ki:

    Sevgili Cengiz bey süpersiniz.Müzeyi bize taşıdığınız için ve nostalji yaşattığınız için teşekkürler.. Teneke kutular banada vita kutularını anımsattı..

  • edelweiss dedi ki:

    Ne kadar mutlu oldum yazınızı okuyunca, anlatamam. İflah olmaz bir Teneke kutu koleksiyoncusuyum. Her seyahatimde aldığım kutular, valizde zarar görmesin diye son günüm onları özenle paketlemekle geçer.Sayeniz de müzeden haberim oldu.Sağolun emeğinize sağlık.Size ve Müzenin kurucularına kocaman teşekkür.

  • BEERCAN dedi ki:

    Mehmet Bey,yazı için seçtiğiniz konu çok değişik ve çok güzel elinize sağlık çok hoş olmuş.

  • BÜLTER dedi ki:

    elinize sağlık. kömürlü ütü ben hala görmedim.teneke kutulara da bayıldım.acaba izmir gezi programına alsak mı bu müzeyi? ama kemalpaşa yönü bizim istikametimize ters galiba, pek hatırlayamıyorum.

  • Honeyseller dedi ki:

    Tenekeyi balkonlardaki çiçek saksılarında veya konuşurken kullandığımız hakaret sıfatları arasında bilirdim.tenekenin sanatsal yönünü ve eşyanın tabiatını gösterdiniz.Teşekkürler Cengiz bey ve bu müzeyi kuranlar

  • asust dedi ki:

    Biliyor musunuz? Tchaikovsky’nin Kuğu Gölü Balesi’nin resmedildiği çok eski bir çikolata kutusundan(teneke) yola çıkarak yazdığım bir öyküm vardır benim. O kutu öyle değerlidir ki, çocukluğumda bir yılbaşı günü annem Adapazarı’nda ki bir pastaneden alıp eve getirdiğinde o kutunun üzerindeki balerinlere bakıp ne çok hayal kutmuştum. O kutu hâlâ evimin baş köşesinde duruyor. Teneke kutularda çok şey anlatan, zor eskiyen,renkli dünyalarıyla insanı mutlu eden bir şeyler var.
    Böyle bir müzenin varlığından haberim yoktu.İlk fırsatta gitmek isterim. Başarılı yazınız ve sıcak fotoğraflar için çok teşekkürler.

  • mctumer dedi ki:

    Sevgili Asuman Hanım, belki farkında değiliz ama hemen hemen hepimizin – genelde de bizim kuşağın- yaşamının bir yerinde üzeri resimli teneke kutular vardır. Rahmetli annemin dantellerini, dantel yumaklarını ve tığlarını koyduğu kutuda böyle bir teneke kutuydu. Bu arada binrotanın 1-8 mart geziyazıları promosyonu çerçevesinde benim iki kitabım size ulaşacak. Doğrusu ben de sizin kitaplarınızı merak ediyorum, imzalı olarak edinmek isterdim.saygı ve sevgilerimle

  • karyal dedi ki:

    merhaba…sevgili mctumer,yazınızı keyifle ve gülümsüyerek okudum..yorum yapan arkadaşlardan anladığım kadarıyla,teneke bir şekilde herkesin yaşamında yerini almış..
    Aslında bendede durum pek farklı değil..çoçukluğum,babamında işyerinin olduğu milas arastasında geçti..arastaları bilirsiniz..bünyesinde çeşitli işkolundaki meslekleri barındırır…terziler,kunduracılar,berberler,tenekeciler,köfteciler v.b meslekler geçmişte daha yoğun bir şekilde yaşıyordu milas arastasında..
    babamın şapkacı dükkanı tenekecilerin içindeydi..çoçukluğumun o yıllarında izmirden tenekeler, rulolar halinde gelir,tenekecilerin elinden kupa,kova,soba borusu,mangal,soba,bakır,süzgeç olarak yaşama dönerdi..haliyle küçük bir çoçuk olarak bende o tenekelerin içinde oynaşır dururdum..teneke o kadar yaşamsal olmuşki o sürecimde,çoçukluğumun oyununa bile girmişti anımsıyorum..
    kış mevsiminde evde pırasa piştiği zaman,ben o pırasayı tabaktan çıkarır.masanın üzerinde teneke rulosuymuş gibi hayal eder,pırasanın kısımlarından tenekeler yaratırdım..hem böylelikle pırasa soğumuş olur,hemde o zaman öykünerek baktığım tenekecilerden biri olurdum..çoçukluk işte 🙂
    nedense yazınızı ve yorumları okurken bu ayrıntı geldi aklıma…paylaşmak istedim..sevgiyle kalın..akdenizli selamlarımı iletiyorum..

  • oymakas dedi ki:

    Yaziyi okuyunca ben de kendimi muzelik hissettim. Facit makinelerini ve surgulu cetvelleri ben de kullandim vakti zamaninda.

  • TALYA dedi ki:

    Gezerken merak ettiğimiz, ilginç gelen, yakınımızda kolay kolay raslayamayacağımız nesneler yada mekanlar vs.için zaman harcar dolaşırız,zorluklara katlanırız. İçindeyken yaşadıklarımızı algıllamak ve yok olmadan farkına varmakta bu farklı coğrafyalarada gördüğümüz farklılıklar gibi eskiden kullandığımız(eski derkende 20-30 yıl) nice günlük hayatta kullandığımız nesnelere dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim.Elimde en önemli-ilginç parça dedemden kalan bir demonte cezve ve gazlı ocağı bulunmakta.(At üzerinde seyahat ederken durmadan kahve yaparlarmış).

  • OyaErWilkes dedi ki:

    Mutfagimin bir kosesi benim kucuk teneke muzem. Bu kadar insanin kendinden bir seyler buldugu bir yaziyi kaleme aldiginiz icin tebrikler.
    Yazinin Karyal’da cagristirdigi pirasa hikayesi de cok sirin. Ben de bu aksam pirasa pisirecegim 🙂

  • cagritem dedi ki:

    merhaba mehmet bey,

    böyle bir müzenin olduğunu öğrenmek çok şaşırttı beni..

    bizlerle paylaştığınız için sonsuz teşekkürler..

  • SEVDAM dedi ki:

    Sayende böyle bir müze olduğunu öğrendim:))
    Tşk sağol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*