Tasarım uzmanı kent Malmö

Kopenhag programı yaparken haritaya göz atıyorum. İlk dikkatimi çeken Oresund boğazı ve köprüsü oluyor. Kopenhag’dan Malmö’ye ulaşım oldukça kolay olduğunu öğrenince, bir günümüzü buraya ayırmaya karar veriyorum.
Arkadaşlarımızla otelin önünde buluşup, bavullarımızı arabanın bagajına yerleştiriyoruz. Akşam uçağı ile istanbula döneceğiz. Arkadaşım, Navigasyon cihazını ayarlayarak, yola çıkıyoruz.

Øresundsbroen (İsveççe Öresundsbron) Köprü ve Tünelden oluşmaktadır. Ø Harfi Danca’da Ü olarak okunuyor. Yaklaşık 4 km denizin altında yolculuk yaptıktan sonra, gün ışığını görüyoruz. Hava güneşli ve bu mevsime göre oldukça güzel. Köprü üstünde yol alırken, sağ tarafımızda denizin ortasındaki Rüzgar Türbinleri bize el sallar gibi dönüyorlar.

Danimarka enerjinin %80’ini Rüzgar’dan sağlamayı seçmişken, biz sadece rüzgarda üşüyoruz. Köprü Trafiği açık olduğu için rahat geçiyoruz. Uzakta Turning Torsa(Dönen gövde) binası oldukça ihtişamlı gözüküyor. Araç geçişi için 36 €, yolcu için 1€ ödemek gerekiyor. Kopenhag merkez istasyonundan tren ile gelmek daha ekonomik.

Malmö’ye güney kısmından giriş yapıyoruz. Şehrin girişinde İkea mağazasının önünden geçerek, yol alıyoruz. Yol üzerinde yön bilgi levhaları yok, sadece Trafik levhaları var. Malmö merkez istasyonunu etrafında dolaşarak park yeri arıyoruz. Genelde Şehre giriş yapılan yer, Merkez Tren istasyonlarıdır.

İstasyonun önündeki köprüde, namlusu düğümlenmiş silah, şehirde şiddet istenmediğini ifade ediyor. Yabancılara yönelik saldırıda 13 kişinin öldürüldüğü için, tedirgin şekilde şehre giriş yapıyoruz. Hatta çocuklarını, konser için Malmö’ye gitmemeleri konusunda uyarmış.

Caroli kilisesinin yanındaki alışveriş merkezinin otoparkına, aracımızı park ediyoruz. 14. yüzyıldan kalma St. Petri kilisesinin önünden geçerek, Stortorget meydanına gidiyoruz. Södergaten caddesinin Meydanla birleştiği noktada bulunan Lejonet Eczanesinin dış cephesi görülmeye değer. Eczanenin önündeki ilginç Orkestra heykeli, bize gideceğimiz yönü gösteriyordu. Södergaten caddesi, Kopenhagdaki Stroget caddesine benziyor. Yayalara açık alışveriş caddesi. İlk sokaktan sağa dönerek, Lilla Torg meydanına gidiyoruz. Meydan, Ahşap Karkas sistemle yapılmış evlerin, bir araya gelmesi ile oluşan eski yerleşim alanı. Giriş katlarında Cafe ve Barlar mola vermek için ideal yerlerden birisi. Bu bölgede değişik ülkelerden getirilmiş ürünlerin satıldığı dükkanların yanında, İsveç tasarım firmalarını’da görebilirsiniz. İsveçliler, ürün tasarım konusunda oldukça uzmanlaşmışlar.

Engelbrekts caddesindeki Turuncu renkli, pres tuğlalı binaların arasından geçerek, Gustav Adolfs Meydanına geliyoruz. Bu meydanda Otobüs durakları var. Duraklarda, Otobüs bekleyen insan sayısı oldukça az. Kalabalığı takip ederek Triangelh’e ulaşıyoruz. Burada çok katlı alışveriş merkezi var. İhtiyaç molası vermek için içeriye giriyoruz. Tuveleti 50 SEK ücretle kullanabiliyorsunuz. Pisuvarı kullanmak ücretsiz.

Södra caddesinden aşağıya doğru yürüyoruz. Arkadaşım, Emlakçı’daki fiyatlara bakıyor. Kopenhag’a göre oldukça uygun diyor. Bu caddenin ilerisinde Türkçe ve Arapça yazılı tabelalarla karşılaşıyoruz. Solda Möllevangs meydanında Açık Pazar var. Bizim gittiğimiz saatte toplanıyorlardı. Yönümüzü Malmönün görülecek en güzel yeri olan, Pildammsparken’e çeviriyoruz. Park girişindeki Göl tüm güzelliği ile bizi karşılıyor. Gölün içinde Söğüt ağaçlarının olduğu bir ada var. Adanın yanında, Rapunzelin kapatıldığı kulenin benzeri bir kule, güzel bir görüntü veriyor. Park bir tablo gibi duruyor. Kızılın bütün tonları, sararmış yapraklar, Ressamlara ilham verecek güzellikte.

Parktan ayrılarak, yemek için Södre caddesi üzerindeki Jensen Böfhus’a gidiyoruz. Restauranttaki garson, Hi benzeri bir ses çıkararak yanımıza geliyor. İsveççe biraz komik bir dil. Almanca kelimeler çok. Yemek sonrası sokaklar adeta boşalmış gibi. Aracımızı park ettiğimiz alışveriş merkezi kapanmıştı. Araç giriş kapısından aracımıza ulaşıyoruz. Kısa süreli bir panikten sonra, Malmöhus’a gidiyoruz. Etrafı sularla çevrili ada üzerine kurulmuş eski kale ve parka dışarıdan baktıktan sonra, Kopenhag’a dönme vakti geldi.

4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Köprü ne kadar pahalıymış,ama başka türlü de detaylı göremezdiniz belki…Fotolarınız çok güzel…

  • incialp dedi ki:

    az ama öz okuması zevkli akılda kalıcı bir yazı. teşekkürler

  • Dodi dedi ki:

    Köprü geçiş ücreti, tek yön için. Dönüşte de aynı ücreti ödüyorsunuz. Tren iki kişi için gidiş-dönüş 250 DKK(~35 €).
    Malmö, turistlerin ilgisini çekebilecek bir yer değil. O nedenle, kısa ve öz yazdım.

  • Zeynep dedi ki:

    kısa ama keyifli bir gezi yazısı olmuş fotoğraflarda gerçekten güzel :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*