TAKSİM MEYDANI’NDAN KÜÇÜK BİR KESİT

 

SOYUT HEYKEL, TARİHTE İZ BIRAKAN 1 MAYIS VE BİR DÖNEM OSMANLI PAŞALARININ KONAKLARININ BULUNDUĞU YERDE BUGÜN GÖRDÜĞÜMÜZ OTEL THE MARMARA…
(Soyut Heykel)

(Soyut Heykel)

Hergün binlerce insanın geçtiği Taksim Meydanında bir çok kişinin fark etmediği bir heykel bulunuyor.


Otel The Marmara’nın yantarafında, Garanti bankası önünde bulunan heykele 1 mayıs kutlamalarında sendikalar karanfil bıraktığı için 1977’nin 1 Mayısında hayatını kaybedenler anısına yaptırılıdığı yönünde yaygın bir kanı var. Oysa ki Sanatçı İsmail Hakkı Öcal‘ın bir çalışması olan “soyut heykel”; 1976 yılında açılan, o zamanki adıyla İntercontinental Otel’in dekorasyonu amacıyla Türk sanatçılar arasıda 15 farklı sanat dalında düzenlediği yarışmada seçilen eserlerden biri.
Soyut Heykel, yarışmaya katılan 450’den fazla eser arasında kabul gören tek üç boyutlu sanat yapıtı.
 
İSMAİL HAKKI ÖCAL (Soyut Heykel’i yapan sanatçı)


Tarihte Kanlı 1 Mayıs olarak hatırlanan 1977’nin 1 Mayısı ise Taksim meydanı’nda yaklaşık 500 bin kişinin katılımıyla o döneme kadar ki en kalabalık 1 Mayıs kutlamasıydı. ( Bu arada ilk resmi bir mayıs kutlaması 1976, ama resmi olmayan kutlamarın tarihi çok daha eskilere dayanıyor.) Başlarda her şey normal giderken meydanda toplanan halkın üzerine ateş açılması ve polisin panzerlerini kalabalığın üzerine sürmesi sonucunda büyük bir izdiham ve panik yaşanması nedeniyle 34 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişi de yaralandı. Bu olaydan sonra 1 Mayısı 1977 tarihte kanlı 1 Mayıs olarak anılmaya başlandı.
(
Kazancı yokuşu 1 mayıs 1977)


1 Mayıs 1977 günü panik içinde kaçan insanların birbirlerini ezmesi sonucunda kaybedilen canlarla hafızalarımızdan silinmeyen Kazancı Yokuşu, adını yol üzerinde bulunan Kazancı Camii’nden alır. Bugün Soyut heykelin bulunduğu ve önüne karanfil bırakılan sokak ise Osmanlı sokağıdır, ancak bir çokları çiçekler buraya bırakıldığı ve sendika yetkililerinin 1 Mayıs’da kaybedilenleri anmak için burada konuşma yapması nedeniyle pek çok kişi bu sokağı kazancı yokuşu sanmaktadır. Oysa bir çok kişinin hayatını kaybettiği Kazancı Yokuşu biraz daha ileride Sıraselviler caddesi üzerindedir.
(kazancı Yokuşu’nun bugün ki görünümü)


Kazancı Yokuşu ise Kanlı 1 Mayıs olaylarının çok daha öncesinde ilginç bir ailenin konaklarının olduğu yer olarak biliniyordu. Salıpazarı sahiline kadar uzanan bu yolun karşılıklı iki köşesinde, Abdülhamid devrinde önemli görevler üstlenerek etkin rol oynamış olan iki kardeşin, Selim ve Necip Melhame Paşalar’ın evleri bulunuyordu.

(Melhame kardeşlerin evlerinin bulunduğu yerde bugün iki apartman var)


Padişah II.Abdülhamid, Maadin ve Orman Nazırı (Tarım ve Orman Bakanı) olarak görevlendirdiği Selim Paşa’nın yabancı elçilerle kurduğu dostluklardan yaralanarak ona birçok politik ve diplomatik karakterli görevler verirdi.


Necip Paşa ise, II.Abdülhamid tarafından Vezir payesi ve “serhafiye” unvanıyla gizli polis örgütünün başına getirilmişti.


II.Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin ardından rüşvetçilik ve jurnalcilikle suçlanan kardeşler, halkın öfkesinden korktukları için Avrupa’ya kaçtılar.


Kardeşlerin kaçmalarından sonra Selim Melhama Paşa’nın evi bir süre Beyoğlu Halkevi olarak da kullanıldı.


Kazancı yokuşundan ayrılıp tekrar The Marmara Oteline gelirsek bu otelinde ilginç yapım öyküsü, yapılmadan önceki süreci ve kanlı 1 Mayıs olayıyla ilişkisini inceleyebiliriz.


Bugünkü adı The Marmara olan otel,İstanbul Nazım Planına göre Boğaz Seyir Terasları yapılması öngörülen yerde inşa edilmişti.
 (The Marmara oteli)


1976 yılında Intercontinental adıyla açılan otel son derece modern ve şık unsurlar içeriyordu. Otelin dekorasyonunda kullanılmak üzere sanatçılar arasında yarışma yapılmış ve 450 eser satın alınmıştı.
Otel o dönem Nazım Planı’nın bozulmasına neden olması sebebiyle biraz tepki çekse de en büyük tepkiyi kanlı 1 Mayıs’da yaşamıştır. 1 Mayıs 1977 tarihinde meydanda toplananlara ateş açılan yerlerden biri de bu otelin üst katındaki bazı odalardı ve bunun anlaşılması neredeyse oteli lanetli hale getirmişti. Yapılan araştırmalar sonrasında halka ateş edenlerin otele bir gün önce müşteri olarak giriş yaptığı sonucu ortaya çıkmış olsa da hiçbir zaman bu suçu işleyenler yakalanamadı. Bu yaşananlardan sonra halkın büyük tepkisini gören Otel
1980’de ismi Etap Marmara olarak değiştirdi ve 1990’da el değiştirerek The Marmara adını aldı.


Geçmişte The Marmara’nın bulunduğu ada üzerinde kaldırım boyunca birçok bina sıralanmıştı. (Otelin bulunduğu alanda daha önce bulunan yapılar)


Meydanın en güzel yapılarından biri olan Osmanlı Bankası Genel müdürü’nün evi olarak kullanılan binanın ne zaman yapıldığı hakkında yeterli bilgi bulunmuyor.
(Osmanlı Bankası Genel Müdürünün evi)


Naum Duhani’ye göre, lojman olarak kullanılmak üzere binayı bölümlere ayıran Mimar Vallaury, cephe tarafına rüzgarlıklı bir balkon ilâve ederek yapıya bir şark havası katmıştı.


Bir süre İstanbul Kulübü tarafından da kullanılan lojman binasının birkaç adım yakınında daha sonra Mina Apartmanı adını alan II.Abdüihamid’in emir subayı ve piyade eğitimcisi Mareşal Von Kamphoevener’in evi bulunuyordu.


Çocuklarından biri Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı) Müsteşarı ve daha sonra Vezir olan Dadian ailesinin evi ile General Dr. S.Numan Bey’in evi de yine bu ada üzerindeydi.


Buradaki evler arasında, daha sonra Yat Kulübü’nün kışlık merkez olarak kullandığı Hariciye Nezareti’nin (Dışişleri Bakanlığı) Hukuk Danışmanı Gabriel Noradunciyan Efendi’nin evi, birçok yabancı bakanın sık sık misafir olduğu bir yerdi. Görevi dolayısıyla yabancı ülkelerle Osmanlı hükümeti arasındaki anlaşmazlıkları çözmeye çalışan Gabriyel Efendi, misafirlerine büyük ihtimam gösterir ve onları eğlendirmek için o günlerde İstanbul’da turnede olan yabancı sanatçıları davet edip konserler verdirirdi.


Bugün Taksim Meydanı’nda bir çok kişinin gördüğü Otel, ve O Otelin bir dönem suçlu ilan edilmiş olması, bugün kimsenin fark etmediği bir heykel ve bu heykelin belki o dönem suçlıların bulunamaması sebebiyle suçu kendi üzerine almış olması, o heykelin önüne her 1 Mayıs’ta bırakılan karanfiller, Kazancı Yokuşu’nun rüçvetçi paşaları ve Osmanlı döneminde göz kamaştıran konaklar. Tüm bunlar ve çok daha fazlası İstanbul’un en önemli meydanı Taksim’de fark edilmeyi bekliyor.

2 yorum

  • Midgard dedi ki:

    Taksim Meydanı neler şahitlik etmedi ki ve hala etmekte… Bu son hali ise bir beton yığını olmuş, meydan ruhundan arındırılmaya çalışılıyor, bunu hepimiz görüyoruz. AVM, kışla, camii gibi projelerle taciz ediliyor bir yandan da sürekli. Çok güzel anlatmışsınız Taksim Meydanı ve çevresini, elinize sağlık.

  • NEŞE dedi ki:

    Olayları yaşayan biri olarak çok etkilendim,teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*