Stockholm / Vasa Müzesi

Tarih 16 Haziran 1625 . İsveç Kralı Gustav II Adolf , tersane şefi Henrik Hybertsson ve kardeşi Arendt Groot ile İsveç deniz filosuna katılmak üzere 4 gemi yapımı için bir anlaşma yapar . Bunlardan ilki Vasa gemisi olacaktır . Geminin adı İsveç tahtındaki Vasa soyundan gelmektedir .

Vasa gemisi İsveç Deniz Kuvvetleri’nin en büyük gemisi olacaktı . Deniz kuvvetlerinin elindeki 20 kadar gemiye göre çok büyük bir silah üstünlüğü vardı . Muhtemelen o yıllarda İsveç’in en büyük rakibi olan Polonya’ya karşı kullanılacaktı . Uzunluğu pruvadan kıça 69 metre , genişliği en geniş yerinde 11.7 metre , yüksekliği omurgadan direğe 52.5 metre , kıç yüksekliği 19.3 metre olan 1200 ton ağırlığında bir dev . 3 direğinde toplam alanı 1275 metrekare olan 10 adet yelken taşıyabiliyordu . Ve çift güvertede 64 tane topu vardı . Bu gemide 145 denizci ve 300 kadar asker bulunacaktı .



1626 yılında Stockholm’deki Skeepsgarden donanma tersanesinde yaklaşık 300 işçi ile geminin yapımı başlar . İlk şanssızlık 1627 yılında tersane şefi Henrik Hybertsson’un ölmesi olur . Vasa gemisine çok önem veren kral 1628 yılının ocak ayında tersaneyi ziyaret eder .



10 Ağustos 1628 tarihinde Vasa gemisi Stockholm limanından ayrılmak üzere ilk seferine çıkar . Henüz 1300 metre kadar yol almışken şiddetli bir rüzgar ile yan yatar ama kendini toparlar . İkinci bir rüzgarla tekrar yan yatan geminin bu kez açık top lombarlarından içeriye su dolar ve gemi batar .

Kaptan Söfring Hansson , sorumlu olarak tutuklanır , ama sonra salıverilir . Gemiyi kurtarmak için 1629 yılının ortalarına kadar çalışılır ancak başarılı olunamaz .



Geminin batışının üzerinden yıllar geçmesine rağmen gemiyi denizden çıkarma fikri hiç akıldan çıkmaz . 1658 yılında Albrecht Von Treileben gemiyi kurtarma çalışmaları için izin alır . 1663-65 yılları arasında Vasa gemisinin toplarından çoğu çıkarılır .

Geminin batışının üzerinden 200 yıldan fazla geçmiştir . 1840 yılında İsveç’li deniz mühendisi Anton Ludwig Fanehjelm , Vasa batığına dalışı kolaylaştıran yeni dalgıç kıyafetleri tasarlar .

1920 yılında Olsohonsky Dalış ve Gemi Kurtarma Şirketi , Vasa batığına dalış yapmak için izin ister ancak izin verilmez .



1950 li yılların başlarında Anders Franzen ve Per Edvin Falting adlı özel araştırmacılar Vasa’yı aramaya başlarlar  ve 1956 yılının eylül ayında gemiyi deniz yüzeyinin 32 metre altında bulurlar .



1957 yılında İsveç Donanması , Ulusal Deniz Müzesi ve Neptün Gemi Kurtarma Şirketi batığın çıkarılması için işbirliği yaparlar . Bunun için yapılan dalışlarda dalgıçlar geminin altına 6 tane tünel açarlar ve bu tünellerden geçirilen kablolar taşıyıcılara bağlanarak gemi su yüzeyine çıkarılmaya başlanır . Fakat geminin bütünlüğünün bozulmadan yüzeye çıkarılmasına dair büyük endişeler vardır . 18 aşamalı bir planla gemi sığ sulara çekilir .

Bu süre içerisinde dalgıçlar gemide kalan üç toptan birini daha çıkarırlar . Ayrıca geminin enkazında bulunan iyi korunmuş heykel ve benzeri kalıntılar da su yüzüne çıkarılır .



Ve 24 Nisan 1961 tarihinde saat 09.03 te Vasa gemisi batışından 333 yıl sonra tekrar güneş ışığını görür .

1961 yılının kasım ayında halka sergilenmek üzere Vasa Tersane Müzesi’ne taşınır . İlk yıllarda çürümeye karşı korumak için sürekli sulanan Vasa gemisi , daha sonraları ahşap içindeki suyun yerini alarak koruma sağlayan polietilen glikol ile 17 yıl boyunca spreylenir ve spreyleme işi 1979 yılında bitirilir .



1987 yılında yeni Vasa Müzesi inşaatı başlar ve Vasa gemisi 1988 yılında son yolculuğuna çıkarak bugünkü Vasa Müzesi’ne götürülür . Müze 1990 yılında Kral Carl XVI. Gustav tarafından açılır .

1992-95 yılları arasında özgün direkler kullanılarak ve 4 kilometreden fazla halat ile gemi ilk yapıldığı görüntüsüne kavuşturulmaya çalışılır . 2002 yılında orijinal heykeller orijinal renklerine boyanır . 2004 yılında müze için özel havalandırma sistemi devreye sokulur ve Vasa Müzesi rekor düzeyde ziyaretçi çekmeye devam eder .



Vasa gemisi çıkarıldığında büyük bir yapbozdu . Çünkü ortada ne geminin orijinal planları ne de resmi vardı . Üst katların su altında çürüyüp çökmesi yüzünden binlerce parça birbirine karışmıştı . Vasa ile beraber 700 heykel ve 14000 parça tahta cisim kurtarılmıştı . Vasa’nın batığı ile beraber – battığında öldüğü tahmin edilen 30 kadar denizciden – 16 denizcinin de iskeletleri çıkarıldı .



İskeletler üzerinde yapılan çalışmalarda denizcilerde ciddi beslenme problemleri saptanmış . Vasanın yaklaşık 450 civarında personeli vardı . Subayların koşulları nispeten iyi olmasına karşılık kalan denizciler genellikle topların arkasında bulunan büyük boşluklarda yer , yatar ve uyurlardı . Subayların kaldığı ana kabin ise gösterişli bir dekorasyona sahipti ve duvarlarında heykeller , oymalar bulunuyordu .



O zamanlarda denizcilerin ücretleri oldukça düşükmüş . Hastalıktan ölme olasılıkları savaşta ölme olasılığından çok daha yüksekmiş . Geminin alt bölümünde mürettebat için yemek pişirilir ve 8-10 denizci ortak ahşap kaplardan yemek yermiş . Bir denizci günde 3 litre bira tüketirmiş .



Vasa’nın renklerini anlayabilmek için uzun zaman harcanmış . Yapılan mikroskopik çalışmalarla geminin ve heykellerin renkleri saptanabilmiş . 17. yüzyılda gemiler sadece savaş makinaları değil aynı zamanda yüzen saraylarmış . Çünkü ülkenin gücünün ve zenginliğinin de simgesiymiş . Heykellerde boya ve yaldız kalıntıları bulunmuş . Heykeller genellikle Yunan tanrılarını , Roma imparatorlarını , dini kahramanları ve deniz yaratıklarını tasvir ediyormuş . Bol miktarda da aslan figürü – İsveç’in simgesi – varmış .



Yapılan analizler Vasa’nın gövdesinin kırmızı zemin üzerinde güçlü parlak renklerle donanmış olduğunu göstermiş . Heykeller ise siyah zemin üzerine parlak renkler ve yaldızla boyanmış .

Vasa gemisi ile beraber katlanmış bir halde sağlam olarak kalmış 32 metrekarelik bir yelken parçası çıkarılmış ve halen müzede sergileniyor .



Bu muhteşem gemi ilk seferinde neden battı ? Yanlış olan neydi ? Suçlu kim ? Denize dayanıklı gemilerin tam olarak nasıl inşa edileceklerinin planı o tarihlerde de belliydi . Dönemin evraklarından anlaşılmıştır ki Vasa’nın planları geminin yapımı başladıktan sonra değiştirilmiştir . Kral gemide olması gerekenden daha fazla top olmasını istemiş ve bu isteği kabul edilmiştir . Bu da geminin hazırlanmış boyutlarının artık uygun olmadığını , yapının kendi sınırlarının dışına taştığını göstermektedir .

Toplar için iki ek güverte ve yüksek bir üst yapı yapılmıştır . Geminin altı da safra olarak büyük taşlarla doldurulmuştur . Ancak Vasa’nın üst kısmı çok ağır olduğundan konulan 120 tonluk safra yeterli olmamıştır . Yani suyun altında kalan kısım Vasa için çok küçüktür . Gemi çok iyi inşa edilmiş ama oran hatası yapılmıştır . Ancak bu felaketin getirdiği tecrübe , 2 hatta 3 katlı top güvertesi olan gemilerin başarılı bir şekilde yapılabilmesi için zemin hazırlamıştır .



Kaza sonrası kralın sorumluların bulunup cezalandırılmasına ilişkin Kraliyet Meclisi’ne yazdığı mektuba bugün şöyle cevap verebiliriz :

Kral Gustav II Adolf – Kısmen suçlu – Gemide daha fazla top ve teçhizat istediği ve bu konuda baskı yaptığı için .
Amiral Klos Fleming – Kısmen suçlu – Gemideki eksikleri görmesine rağmen izin verdiği için .
Henrik Hybertsson – Kısmen suçlu – 2 katlı toplu güverte yapımında deneyimsiz olduğu için .



1961 yılında kurtarılan gemi 17. yüzyılın el değmemiş bir parçasıdır . Kurtarılan her cismin – kemikler , eşyalar , gemi ekipmanları – bir hikayesi vardır . Bulunan yelkenler dünyada varlığını sürdüren en eski yelkenlerdir . Geminin parçalarının % 95’ten fazlası orijinaldir . Benzersiz bir sanat hazinesidir ve sadece Vasa gemisi için bile Stockholm ziyaret edilmeye değerdir diyor İsveçliler . Ben de aynı fikirdeyim . Göreceğimiz bir tane eski gemi diyerek gidip , müzeye girdiğiniz andan itibaren gözlerinizi gemiden alamıyorsunuz .

Müzeye gittiğnizde oditoryumda 20-25 dakikalık film gösterisini izleyin . Gemiyi çıkaran insanların , hatta kralın heyecanlarına ve ardından gururlarına şahit olacaksınız .

Vasa Müzesi , Stockholm’de Djurgarden Adasında bulunuyor . Haziran-Ağustos aylarında 08.30 – 17.30 saatleri arasında açık ve giriş 110 İsveç kronu . Müzenin İskandinav ülkelerinde en çok gezilen müze olduğunu da hatırlatıp yazımızı noktalayalım .

Sağlıcakla kalın…






4 yorum

  • ayca42 dedi ki:

    elinize sağlık , insanda merak uyandıran bir yazı olmuş…

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,ben de sizin gibi bu güzel gemi karşısında heyecanlanmıştım.Talihsiz gemi daha sefere çıkamadan,liman içinde batınca kimbilir ne olay olmuştur…İşten anlamayan kralın güverte eklenmesi konusunda işe karışması ve sonra da baş mühendisin tutuklanıp suçun üzerine kalması ne acı….Teşekkürler….

  • venividivici dedi ki:

    Aralık da gitmeyi planladığım stockholm de müzeyi sayenizde elimde bilgiler ile gezmiş olacağım , ellerinize saglık sağoln.

  • arkutbay dedi ki:

    Aralık ayında Stockholm , gerçekten cesur bir karar . Veni , vidi yaparsınız ama vici yapamayabilirsiniz . Şakası bir yana soğuğun çaresi var . Ama günler çok kısa olacak . Olsuuun , keyfinizi kaçırmayın .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*