Sri Lanka




Hindistan’a gittiğimde güneye kadar gidip feribotla Sri Lanka’ya geçme planım vardı. Ama o sırada güneyde başlayan muson yağmurları ve beraberindeki sel felaketleri beni alıkoydu. Çok üzülmüştüm.. Afrika seyahatinin bazı aksilikler sonucu kısa kesilmesinin moral bozukluğunu Sri Lanka ile gidermek istedim. Bu arada Omo vadisi planlarımı devam ettirip boş zamanı da en iyi şekilde değerlendirebilirim. Zaten Japonya seyahatime de 12 gün var daha. THY ile Male üzerinden gittim.  Male’den bırakmak istemediler Sri Lanka vizem olmadığı gerekçesiyle. Israrla vizeye gerek olmadığını söyledim ama kayıtlarında aksi yazıyormuş.. Yaklaşık bir saat sonra dönüş biletlerimin olmasının da etkisiyle işlemlerim yapıldı ve Sri Lanka havayolları ile Colombo’ya hareket ettik. Pasaport işlemleri çabucak, pasaport sayfasına yapıştırdıkları minik barkod burada 30 gün kalabileceğinizi ifade ediyor. Havaalanında para bozdurmak da mümkün. Havaalanı Colombo’ya biraz uzak. Trafiğin de etkisiyle iki saati geçen bir süre sonra pansiyona vardım. Daha doğrusu bir villa pansiyona dönüştürülmüş. Ne pansiyona, ne otele ne de eve benziyor. Sri Lanka’da insanlar da dahil her şey Hindistan’ın kopyası.. Tek fark cana yakın insanlar. Çok sık ‘’hotel’’ yazan dükkanlar gördüm. Berbat bir haldeydiler. Sonradan öğrendim yiyecek satan dükkanlara hotel dendiğini. Görülecek yerleri biraz acele ederek bir güne sığdırmak mümkün. Ama acele etmeye ne gerek var.. Sri Lanka küçük görünse bile haritada (Hindistan’la kıyaslayınca), en azından 15 gün ayırmak gerektiğini hemen vardığınız gün fark ediyorsunuz. Gezerken tanıştığım insanların tavsiyeleri bu ülkeye ayırdığım kısacık zaman nedeniyle kendime kızmama yol açtı.





Colombo’da da İngiliz sömürge dönemine ait eserler yoğunlukta. Aynı tarz binalar. Ana meydanda  ve yanındaki parkta sabahın erken saatlerinde spor yapan bir çok insana rastlamak mümkün. Şehri gezerken LP’i esas aldım.. Dolayısıyla, meydan, tapınaklar ve müzeler.. ile sınırlı.. Zaman sınırlı.. Ulusal müze iki bölümden oluşuyor ve her iki bölüm için ayrı ayrı bilet almak gerekiyor. Daha çok ne buldularsa buraya koymuşlar, izlenimi uyandırıyor.. Tapınaklar ise son derece renkli. Kalenin bulunduğu alanda bulunan tapınağa çıkmak herkese önereceğim bir şey. Buradan şehir ve okyanus mükemmel görünecektir. Hayır, ben çıkmadım. Dışarıdan saydım neredeyse 14 kat çıkmak gerekiyor merdivenle. Benim harcım değil. Ayrıca anlatılmaz bir yükseklik korkusu sorunum var.. Katıldığım paraşüt kursları bile geçirmedi bu rahatsızlığı. Pettah bölgesini yürüyerek dolaşmak lazım. Farklı mimarisi, kafeleriyle güzel bir bölge.


 




sömürünün anısı

* * *


Kandy,  burada bulunan Kutsal diş tapınağı nedeniyle özel bir şehir. Colombo’ya yaklaşık 120 km uzaklıkta. Ancak aynı Hindistan’da olduğu gibi mesafe – süre hesabı yaparken aracın 35-40 km/saat  gideceğini göz önüne almak lazım. Colombo’da Kandy’e 3 saat sürüyor. Tabii bu otomobil için.. Colombo-Kandy arasında sefer yapan minibüsleri ise düşünmek bile zor. Ama son derece zevkli bir yolculuk ve sıkılmak mümkün değil.




 


Kutsal Diş tapınağı bir Tamil saldırısı sırasında büyük ölçüde tahrip olup tekrar onarılmış. Oldukça büyük.. Ayakkabıları girişte teslim etmek gerektiğinden galoş bulundurmakta fayda var. Her zaman tam teşekküllü oluşumu seviyorum. Alana bilet alınarak giriliyor ancak biletin yanında bir de CD veriyorlar ki, çok hoş hazırlanmış. Kutsal dişin önünden sırayla geçiliyor.. Birkaç görevli kalabalığı yönlendiriyor.. İlgi olağanüstü. İnsanlar çeşitli hediyeler sunuyorlar. Tapınak bahçesinde dolanan maymunlar ise ayrı bir ilgi kaynağı.. Kimse dokunmuyor.. Kadının birinin elindeki poşeti çaldılar.. Sonra bir başka kadın maymunun dikkatini dağıttı da gizlice geri aldılar. Çok eğlendim. Tapınağın hemen üzerinde Buda müzesi var. Budizmin yaşadığı ülkelerdeki tapınaklar, önemli yerler, önemli eserler sergilenmekte.







Vakit varsa Tapınağın yanındaki küçük gölde sandalla da gezilebilir. Ama Tapınağın karşı tarafındaki tepeye mutlaka gidilmeli. Buradan şehir ve tapınak en iyi şekilde görülebiliyor. Ancak hediyelik eşya olarak hem Kandy’de hem de Colombo’da Laksala hediyelik eşya dükkanlarını tercih etmekte fayda var. Bunların devlete ait olduğunu duymuştum. Önemli olan burada her şeyin ucuz ve çeşidin de çok olduğu.. Dışarıdaki satıcıların 1000 rupiye sattıklarını burada 150 rupiye almak mümkün.








Kandy’de yemek yiyip dönüşte yol üstündeki Ulusal Park’ta gezinmek oldukça iyi bir fikir. Sıkılmadan dolaşılıyor, tertemiz parkta.





* * *






Ülkenin tek otobanı Colombo ile Galle arasında. Bu mesafe de 120 km civarında ama otoban nedeniyle daha kısa sürede gitmek mümkün. Ancak hız sınırlamalarına dikkat çünkü sıkı denetim var.





Galle’de görülecek olan eski mahalle ve Kale.. Bu güney uçta kale duvarlarına oturup okyanusu izlemenin tadına doyum olmuyor. Müthiş bir dinginlik, müthiş bir huzur.. Ah, bir de saçlarım dökülmese..




Balıkçıların ağları sahilden çekmeleri ise başka bir ilginç görüntü. Eski mahalle aynı zamanda Müslüman mahallesi.






Sri Lanka görülmesi gereken bir yer ama en az 15 gün ayırmak gerek. Bu yazıyı seyahatten 1.5 ay sonra yazdığımdan ne yazık ki, bir çok detayı veremedim. Bir dahaki sefere..

2 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Hiç tanımadığımız bir ülke hakkında güzel anılar okuduk…Temiz ve huzurlu bir ülke gibi ama geçmişte Tamil gerillalarından onlar da çok çekti…İlginç yerlerden haberlerinizi bekliyorum..

  • gezmen dedi ki:

    Popüleriteden uzak seyahatler hep ilgimi çekiyor. Lezzetli bir yazı olmuş,okumaya doymadım. Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*