SİZ HİÇ GİTTİNİZ Mİ BURAYA ?

Benim de gitmediğim yerler varmış bu şehirde, mesela
Gedikpaşa . Haydi Tütü dedim, sana yollar yakışa. Bu, bahardan kalma ama ocak
ayının başları olan zamanlarda, aldırmadım yağan yağmura, fotoğraf makinemi
kaptığım gibi, düştüm yollara.

 

11.20 Eminönü, çık tramvayla Sultanahmet’e, Hipodromu
boydan boya geçerken, bak Dikilitaş’lara. Sonra yuvarlan Hipodrom’un oval
ucundan aşağıya, Cankurtaran’dasın, saat 11.45 ve karşında Ayasofya. Büyüğü
değil, bu Küçük Ayasofya. Justianus’la ve sevgili zevcesi Theodora’nın 1500 yıl
önce yaptırdığı, o zaman  adı Sergios
Bachos olan yapıya, Osmanlı demiş Küçük Ayasofya.

 

 İzlerini
ararken Bizans’ın, caminin  sütun
başlarının akantur yaprakları ve haçlarında; kızıyorum, kadınları ibadet
ederken erkeklerden ayıran cinsiyet ayrımcılarına. Çünkü, 1500 yıl önce de,
kadınlar ibadet edermiş, bu üst katta.

 

Çıktım camiden, geldim Suzi Dilara Sokağa. Kimbilir
ne hikayeler yatıyordur adında. Sağda bir hamam adı Çardak, ben sola devam, bir
sıbyan mektebi var tam karşımda. Nedir derseniz o da, Osmanlı eğitirmiş
çocukları camilerin yanındaki bu okullarda. Otururmuş kızlar bir yana, erkekler
diğer tarafa. Hocanın bir sopası varmış, uzanırmış en  arkada olana da.

 

Okul varsa, bir de cami vardır yakınlarda. Evet, çık
şu kısa yokuşu, işte karşında Sokullu Mehmet Paşa. Yıl 1500’lerse, mimarı
elbette ki Sinan usta.

 

Daracık bir sokaktan geçtim sonra, solumda yangın
geçirmiş eski bir konağa baka baka. Geldim Gedikpaşa’ya. En az dört kilise var,
bu civarda. İşte sokağın başında bir tane, Aya Kiryaki adı da. Varlığı,  Sokullu Cami’nin yapıldığı yıllar olarak  tespit edilmiş olsa da, bir çok kez yanmış
yapılmış olan bu binanın en son  yapılışı
1900’lerin başlarında. Cephesindeki yontu üzüm salkımları, götürdü beni
Kapadokya’ya.

 

Gedikpaşa tiyatrolar semtiymiş zamanında, bir sokağı
var Tiyatro Sokağı adı da. Anadolu’nun Ermenilerini yerleştirmiş Fatih Sultan
Mehmet Gedikpaşa’ya. İstemeseler de, o demiş ‘’Siz burada otura’’

 

Üç tane ermeni kilisesi gezdim Surp Harutyun aşağıda,
Surp Hovhannes Avedaraniç’le, G.Paşa Ermeni İncil Kilisesi Gedikpaşa
Caddesi’nin  ara sokaklarında. Surp, aya
gibi kutsal anlamına geliyor, bu arada küçük bir hatırlatma.

 

Döndüm geriye Çifte Gelinler Caddesi’ne. Bir adı da
Kadırga Limanı Caddesi olsa gerek, bazı yerlerde öyle yazıyor haritada. Öyle,
ya da böyle bulunduğum yer limanmış bir tarihlerde. Çıkarılan batıkları
görmüştüm, Arkeoloji Müzesi’ndeki sergide. Bir sandalet, altında yazan
‘’İyilikte ve sağlıkta giyin hanımefendi’’ yazısı unutulmaz elbette.

 

Başımı kaldırıp aynı tarzda yapılmış, uyumlu eski
evlere bakıyorum da, ne sesler duymuş, neler görmüş bu duvarlar diyorum,
yaşıyor  hatıralarla. Çoğu işyeri olmuş
zamanla. Rum ve ermeni ayakkabıcı ustası çokmuş Gedikpaşa’da. Mesleğin birçok
kelimesi onlardanmış hala daha.

 

Sonra karşıma çıktı Aya Elpida. Büyük ve gösterişli o
da, ama tamiratta. Samsa Sokak, Telli Odalar Sokak yürüyorum, ne kadar çok
Afrikalı var buralarda. Molla taşı Sokak ve Sevgi Sokak’tayım şimdi de. Solumda
güzel bir bina, önünde Atatürk heykeli, Özel Bezciyan Ermeni İlköğretim Okulu.
Bezciyan padişahın yakın arkadaşı, 1800’lerde.

 

Sevgi Sokak’ta sağda büyük beyaz bina Ermeni
Patrikhanesi, karşısında da Meryem Ana Kilisesi. Surp Asdvadzadzin diğer
adıyla. Giriyorum, bir kez daha gelmiştim bu kiliseye, bir cenazeye. Yerde halı
var, ermeni kiliselerinde. Süslü değil çok, olduğu gibi rum kiliselerinde.

 

Dönüş yoluna geçmeliyim artık, ‘’Osmanlı’da Şerbet’’
anlatısına yetişeceğim, YESAM (Yemek Sanatları Merkezi) Nuriosmaniye’ye, saat
15.00’te. Vakit dar, odun ateşi, ama modern cephesiyle önünden geçtiğim tarihi
bir simitçi fırını var. Gedikpaşa Caddesinden yukarı vurdum yine, bakalım
nereye çıkaracak yol beni düşüncesiyle. Çarşıkapı, Çemberlitaş, Nuriosmaniye.
Şerbet öncesi sıcak bir çay, 1.5 saat şerbet, şurup, şarab, hoşab. Öğrendim ki
hoş’ab Farsça hoş su imiş, olmuş zamanla hoşaf.

 

İşte, bu şehir böyle bir şehir.

4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Çok zevkle okudum çünkü rotanızdaki tüm yapıları gözlerimi kapayıp hayal ettim,gezmeyeli 2-3 yıl olmuş bu bölgeyi…Antik İstanbul un kalbi diyelim ve teşekkürler edelim..

  • arkutbay dedi ki:

    Sizin anlattığınız gözle göremedim ama yaşamımım ilk 9 yılında aşındırdım o sokakları . Cankurtaran’da Cevri Kalfa İlkokulunda okudum 1. ve 2. sınıfları . Hani şu III. Selim’in öldürüldüğü isyanda II. Mahmut’u isyancılardan kurtardığı söylenen Cevri Kalfa . Yaz aylarında Küçük Ayasofya Caddesinin Akbıyık Sokak ile birleştiği yerde karşıladım mahallemizin dondurmacısını ve beraber ittik evin sokağımıza kadar süt kokan arabasını . Annemin elinden tutup Muzaffer Hanım teyzelere , Kıymet hanımların gününe , Mahmure Ablalara giderken az süpürge bırakmadık metruk türbelere . Ve babamla Divanyolundaki berberimiz Mehmet Abimde traş olduktan sonra üst kat komşumuz Hayri Amca’nın terzi dükkanında laflayıp eve dönerken sanki Sultan Ahmet Camisi ve meydanı benim adıma yapılmış gibi başım dik , çınlatırdım burnu ve topuğuna Yeni Cami’nin önünde pençe konulmuş ayakkabılarım ile granit Arnavut kaldırımlarını . Laf aramızda bazı büyüklerim bana ”altı minareli” derlerdi . Ellerinize sağlık sevgili tutu . Sayenizde bu akşam masamızda bir kadeh fazlamız vardı . Sağlıcakla kalın .

  • tutu... dedi ki:

    NEŞE> İstanbul tutkunu ve gezgin bir ruh sahibi olmak; bu rotada yollarımızın hep çakıştığı tahmin ediyordu..
    ARKUTBAY> İşte yazım yine can buldu. Bu yazıyı Facebook sayfamda paylaştığımda da da, eski bir Binrotal’lı arkadaşım, ”Biz de Aya Kiryaki Kilisesinin karşı köşesinde oturuyorduk, babmın ölünceye kadar çalıştığı dükkanı da kilisenin altınaki dükkanlardan biriydi” diye yazmıştı…. Eh,sizi de çocukluğunuza götürdüğüme göre, dün akşam masanızdaki kadehi haketmişim, demek ki 🙂 …….Her ikinizin de yorumlarına teşekkür ederim…

  • edelweiss dedi ki:

    İstanbul, bir semti bir ömre bedel. Tarih fışkırıyor her bir köşesinden. Ne yazık birer birer yok oluyor tarihi eserleri, doğal güzellikleri. Çocukluğumun güzel İstanbul’u rüyalarımda ve eski filmlerde artık. Aldınız beni Ankara’dan götürdünüz doğup , büyüdüğüm şehre. Çok güzel bir yazı olmuş. Ellerinizle sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*