Siyam Ellerinde…

Siyam topraklarının başkenti Bangkok’dayım. Bangkok (Taylandlılara göre Krung Thep : Melekler Şehri) insanın ne ararsa bulabileceği, hareketin hiç bitmediği bir şehir.

Eylül ayında ülke tarihinin 20. darbesi gerçekleştiğinde buraya gelme konusunda biraz tereddüt duymuştum, ama halk darbeleri öyle kanıksamış ki gündelik hayat zerre etkilenmemiş, yaşam tüm hızıyla sürüyor.

Tayland’ı Türkiye’ye benzettim. (Gittiğim her ülkeyi Türkiye’ye benzetmeye başladım. Vatan özlemi artmaya başladı anlaşılan.) Ekonomik güçleri ya da güçsüzlükleri, hayatın her tonunun kazasız belasız aynı yerde aynı anda yaşaması fazlasıyla Türkiye’yi anımsatıyor.

Taylandlılar krallarını hastalık derecesinde seviyorlar. Daha uçaktan iner inmez -bismillah- başlayan “Çok yaşa kral” ibareleriyle, şehirde adım başı rastlanan bol çiçekli saygı köşeleri ve hatta gökdeleni boydan boya kaplayan dev posterlerle her yerde, her şeyde kral.

Sanırım evde yemek yapma konusunda bir sıkıntıları var. Sabah akşam demeden, çoluk çocuk maaile herkes sokakta yemek yemekte. Ancak, Tayland yemekleri konusunda Çin ve Japon yemeklerine verdiğim olumlu notu veremeyeceğim. Birileri, salataya ve makarnaya şeker yerine tuz konulmasının daha yerinde bir hareket olacağını onlara söylemeli. (Bildiğimiz işkembeyi görünce midesi kalkanların selameti için yakından baksam da ne olduğunu anlayamadığım kızarmış küçük hayvancıkların ve kendi ekseni etrafında hızla çevrilmek suretiyle pişirilen yavru domuzcuğun (süt domuz) resmini göndermiyorum.)

Gece hayat daha da renkleniyor. Özellikle Patpong’un çok hareketli olduğunu söylemeliyim. Hareketin ne yönde olduğunu yine sizin engin tahmin ve araştırma gücünüze bırakıyorum. Bunun haricinde Bangkok’dan ziyade Londra’nın bir banliyösü görüntüsünü veren, anglosakson gençliğin işgali altındaki Khao San yolu da gecenin hiç bitmediği yerlerden. (İngiltere’de yaşayan 18-25 yaş arası İngiliz var mı diye ciddi şekilde meraklanmaya basladim… Hindistan, Nepal, Tayland her yerde, hep İngiliz gençler.)
Yakın mesafedeki antik şehir Ayutthaya ve David Lean’in unutulmaz filmiyle tanıdığımız Kwai Köprüsü’ne gittim. Bu akşam kuzeydeki ülkenin 2. büyük kenti Chiang Mai’e gidiyorum. Yeni Zellanda vizesi için büyükelçiliğe bıraktığım pasaportumu alır almaz Kamboçya’ya, merakla beklediğim Angkor Wat’a gideceğim.

http://www.cuneyt360.com/

2 yorum

  • mertakinci dedi ki:

    doğal güzellikleri, tapınakları, misafirperliği ve antik krallıkların kalıntıları ile herkesin ilgisini çeken bir yer

  • DEEP73 dedi ki:

    gormedım ama bıldıgım ve gorenlerın anlattıklarıyla bangkok bence buram buram tarih kokan br yer oldugu soylenıyor .Tapınakları gorulecek yerlerı..bence muhtesem olsa erek .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*