Şİraz, Tamam mı? Devam mı?

Bilinmeyen İran’a Yolculuk

GÜN 6 ŞİRAZ

http://azgittimuzgittim.com

Sabah uyanıyoruz, duş alma seramonsinden sonra, çantaları toparlayıp odayı
boşaltıyoruz. Çantalarımızı hostel’in emanetine bırakıp çıkıyoruz dışarıya.
Öncelikle aç karnımızı doyurup daha sonra gezmeye başlayalım diyoruz. Hostelin
hemen arkasındaki, Lotf Ali Khan Caddesi üzerinde yürümeye başlıyoruz. Biraz yol
aldıktan sonra yolun sağında bir fast food gözümüze çarpıyor. Karşıya geçip,
yoldan yüksekte olan dükkânın basamaklarını çıkarak giriyoruz içeriye. Saatin
11.00’i geçiyor olması nedeniyle kahvaltı ve öğlen yemeği niyetine birer
hamburger ve içecek sipariş edip, tükettikten sonra, aynı cadde üzerinde
yürümeye devam ediyoruz. Hava çok sıcak, İran’ın güneyinde olmamızın da bu
sıcaklıkta etkisi var. Bam ve Kerman’ı  rotadan çıkarttığımız için burada
fazladan bir gün yaşıyoruz, bununda rahatlığı ile rehavet içinde dolaşıp, ağır
hareket ediyoruz. Plansız bir günde denebilir. Kalabalığın içerisinden
yürüyoruz, yoğun bir insan kalabalığı var, insan profili Tebriz ve İsfahan’dan
çok farklı, daha kapalı ve dindarlar. Cadde üzerinde biraz yol aldıktan sonra,
Shah Cheragh Türbesine varıyoruz.

     12 imamdan biri olan İmam Rıza’nın
kardeşlerinden birine, bizim bildiğimiz adıyla Seyid Emir Ahmet’e ait bu türbe.
 835 yılında Şiraz’da öldürülmüş, mezarının bulunduğu yerde 14. YY türbe
yaptırılmış. İçeri giren yoğun bir kalabalık var, girmek için yöneldiğimizde
görevli, fotoğraf makinelerimizi emanete bırakmamız için bizi uyarıyor. Giriş
kapısının diğer tarafına geçerek, emanet sırasına girip, fiş karşılığında teslim
ediyoruz, makineleri. Aklım kalmıyor değil elbet makinemde ama yapacak bir şey
yok. Giriş caminin bulunduğu yerden yapılıyor, büyükçe bir kemerin altından
geçip avluya çıkıyoruz. Tahminen 150 Mt boyunda, 90-100 Mt eninde olan büyük
avlunun ortasında büyükçe bir havuz var. Hücre şeklindeki göz göz odalar avluyu
çevrelemiş, odaların bir kısmı derslik ve ofis olarak kullanılıyor. Avluyu
turlayıp, sol köşede bulunan türbenin içerisine giriyoruz, tavanlar tamamen ayna
kari sanatı ile bezenmiş ve duvarlar çini ile döşenmiş. Kadınlar ve erkeklerin
girişleri bölünmüş, gümüş kaplı türbenin yarısı kadınların tarafında, diğeri
erkeklerin. İçeriden geçiş paravan ile bölünmüş. Hac yeri olarak sayılması
nedeniyle, dua eden, ağlayan ve namaz kılan hatırı sayılır bir kalabalık var.
Türbeden ayrılıp çıkışa doğru yöneliyoruz. Enis’i kaybettiğimizden, 5-10 dakika
kapıda bekliyoruz. Bu arada Çağlar telefonu ile içeride çektiği fotoğraflara
bakıyor. Enis’te yanımıza geldikten sonra, yürümeye devam ediyoruz.

     Sıcağın altında epeyce yürüdükten sonra,
Narenjestan Bahçesi’ne varıyoruz.  Buraya girmeden önce yanı başındaki Zinat al
Mulk Evine giriyoruz. Çok sayıda balmumu heykel var, İran için önemli kişilere
ait. Çok ilgimi çekmiyor benim. Buradan ayrılıp yan tarafta Narenjestan
Bahçesine, kişi başı 3000 Tümen ödeyerek giriyoruz. Diğer yapılar gibi, gişeden
geçtikten sonra büyük ve havuzlu bir bahçeye çıkıyoruz. Bahçede bir kafeterya
var. Çiçeklerle süslü bahçeyi geçip, binaya giriyoruz. Renkli camlarla,
aynalarla ve işlemelerle süslenmiş yapının ikinci katında hediyelik eşya satılan
kısma geliyoruz. Satıcı ile biraz konuştuktan sonra yanımıza gelen 3 hanımla da
konuşup, fotoğraf çekiyoruz. Avluya çıkıp, bir duvarın üstünde oturup
dinlenirken, gelen başka ziyaretçi hanımlar ile sohbet edip fotoğraf çektikten
sonra buradan ayrılıyoruz. Akşam ayrılacağımız Şiraz’dan Yazd için bilet almamız
gerekiyor ve otogarın yolunu tutuyoruz.

     Karandish Otobüs Terminaline varıyoruz.
Otogarda çalışan Azeri bir çocukla karşılaşıyoruz. Bilet için bize yardımcı
oluyor. Çay içmek istediğimizi söylüyoruz ve bizi büfeye götürüp çay ısmarlamak
istiyor. Kabul etmeyip biz kendisine ısmarlıyoruz. 7500 Tümen karşılığında
aldığımız biletlerle 22:30 ‘da otogara dönmek üzere, taksi durağına yöneliyoruz.
İrem Bağlarına gitmek için destken taksi istiyoruz, yakın olduğunu yürüyerek
gidebileceğimizi söyleyerek bir taksi veriyorlar.

     Yakın mesafesi İrem Bağları için takisye
3000 Tümen ödeyip iniyoruz. Bahçe girişi için gişe kalabalık, Bora sıraya girip
kişi başı 4000 Tümen ödeyerek biletleri alıyor. Bahçenin girişinde bulunan
kafeteryaya oturup dondurma yiyelim diyoruz. Plansız bir günden arta kalan çok
vaktimiz var. Dondurmaları yiyip, gezmeye başlıyoruz. Çok sayıda bitki var
bahçede, ağaçların altında çimlerin üstünde, banklarda sevgilisi, arkadaşı, eşi,
çocuğu ile oturan çok sayıda insan göze çarpıyor.  Burası da sosyalleşme yeri,
güvenlik güçlerinin görmezden geldiği, gençlere nefes alma imkânı veren bir
alan. Öyle ki, sarmaş dolaş bir iki genç görüyoruz.  Bağın içinde bir bina
mevcut, aslında ilk olarak bu bina yapılmış.

 

    Kacarlar zamanında, İlhanlı Muhammed Ghari
tarafından yaptırılmış, daha sonra çevresi yeşillendirilerek bahçe haline
getirilmiş. Bina içerisinde birde müze bulunuyor, ayrıca ücret ödeyerek
giriliyor, 1000 Tümen. Kapıdan bakıp, gezmeye değer bulmadığımız küçük müze
mineral müzesi. Zamanın çok olması sebebi ile tüketmeye çalışıyoruz.

     Bahçe içerisinde, içinde Japon balıklarının
yüzdüğü havuzun kenarına oturuyoruz, çok sayıda genç var havuzu çevreleyen,
ilerleyen günlerdeki rotayı konuşuyoruz. Buradan kalkıp çimlere uzanalım
diyoruz, biraz vücudu dinlendiririz belki. Biraz ilerdeki açıklıkta uzanıyoruz
boylu boyunca çimlere, gözlerimi kapatıp tam boyut değiştirecekken, tepemdeki
farsça konuşmalarla irkiliyorum. İki görevli kalkmamızı söylüyor. Bunun üzerine,
kalkıp kısa bir turun ardından şehrin yolunu tutuyoruz. Zaman çok dedik ya,
yürüyelim diyoruz.  İrem bağlarından çıkıp, Kerim-Khan Zand Bulvarı üzerinden
merkeze doğru ilerliyoruz. Hayli geniş bulvar üzerinde ilerliyoruz, sol
tarafımızda Şiraz Üniversitesi Tıp fakültesinin önünden geçip, önünde kurulan
Kızılay çadırına bakarak, yürümeye devam ediyoruz. 1 saatin üzerinde bir
yürümeyle varıyoruz merkeze.

     Acıkıyoruz, bir şeyler yemek için
bakınıyoruz ama nafile. Açlığın ve yorgunluğun etkisi ile, çatlamalar başlıyor.
Bora İsfahan’a gitmek istiyor, ben gitmesinin doğru olmayacağını birlikte
çıktığımız bu geziyi birlikte tamamlamamız gerektiğini savunuyorum. Yorgunluk,
açlık,çok küçük maliyet hesapları,grubu bırakıp bir başka şehre gitmek
isteyenler ve boşuna yitip giden bir gün ve kızımın özlemi, turu burada bitirme
noktasına getiriyor.  Dönmem gerektiğini düşünüyorum. Önümdeki 3 gün, gözümde
büyüyor. Bu düşünceler ve grup arasındaki tartışmalarla alelade bir yerde ne
olduğunu bilmediğimiz bir şeyler yiyerek hostele dönüyoruz.  Görevli bize
mescidi açıp, burada bekleyebileceğimizi söylüyor. Yorgun ve düşünceli
bedenimle, sırt çantama dayanıp yerde uzun oturuyorum. Elimdeki Lonely Planet’e
bakıyorum, anlamsızca. Bora, İsfahan’a gitmeyi kafasına koymuş. Gitmesini
istemiyorum, yanımda olması bana güven veriyor. İstanbul’a dönüş için kararlı
bir şekilde eşime mesaj atıyorum, bu gece THY uçuşuna bilet alması için. Gelen
yanıt, uçuşun 500 TL olduğu yönünde. Düşünüyorum, kalan 3 günü. Özlemlerimi
erteleyip, kızgınlığımı unutup kaldığım yerden serüvene devam etmeliyim diyorum.
Bora’nın büfeden alıp getirdiği soğuk su ile içimi azda olsa soğutuyorum. Vakit
geliyor, bir taksi ile otogara gidiyoruz. Herkes suskun ve sessiz. Yazd’a
gidecek otobüsü bulmaya çalışıyoruz, tedirgin. Kalkmasına birkaç dakika kala
yanaşıyor perona ve Yazd’a doğru yola koyuluyoruz, gecenin karanlığında. Bizi
bekleyen diğer günlerin neler göstereceğini düşünerek.

5 yorum

  • arkutbay dedi ki:

    Sevgili gezmen , gene bir estetik mucizesi bulmuşsunuz fotoğraflamak için . Siz zaten İsfahan’dan gelmemişmiydiniz buraya ? Neden yine İsfahan ? Hep söylüyorum . Aç-susuz-yorgunken karar almak-değiştirmek olmaz . Bu gezinn yemek kısmını eksik buldum zaten 🙂

  • merakles dedi ki:

    Gene ayrıntılı ve çok güzel anlatımlı bir yazı olmuş. Fotoğraflar da çok hoş. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgiler.

  • NEŞE dedi ki:

    Bu İran lı güzellerin cesareti beni şaşırtmaya devam ediyor.Esmer tende sarı saçlar tipik olarak bu bölgenin (biz dahil) özlemi.Biz,karı-koca olarak bile gezilerimizde zaman zaman böyle sıkıntılar yaşıyoruz,ben daima” gidelim-görelim”,eşim ise “dur bakalım biraz” dan yana,4 kişilik grupta olacak bunlar tabii…Teşekkürler Gezmen.

  • gezmen dedi ki:

    Yorumlar için çok teşekkürler.Uzun yolculuklaryorucu ve yıpratıcı oluyor, ufak tefek fikir ayrılıkları olabiliyor. Birbirini hiç tanımayan 4 insandan oluşan çok iyi bir ekip oldu ve iyi bir gezi çıkardık.

  • Zeynep dedi ki:

    yine güzel ve detaylı bir gezi yazısı olmuş ellerinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*