Selçuklu Kenti Sivas




“Eğitim için başka yer bulamamışlar mı?”

3 günlük kısa bir eğitim için Sivas’a gideceğimi duyan hemen hemen herkes, bu cümleyi kuruyordu. Bense, daha önce hiç gitmediğim bu şehri görme fırsatım olacağı için açıkçası mutluydum. Tek sıkıntım, Ankara’dan Sivas’a 8 saat civarı sürecek olan yolculuktu ama onu da koyu Yozgatlı yol arkadaşım sayesinde pek hissetmedim doğrusu. Özellikle Yozgat sınırları içindeyken yaptığı rehberliğin bunda etkisi oldu diyebilirim. Bir metre boyundaki ağaçları “orman”, bir karış akan suları “ırmak”, 50 metrelik tepeyi “dağ”, derme çatma gübre ve kereste fabrikalarını da “uzay istasyonu” gibi anlatması gerçekten keyifliydi.


            Kaldığımız otel ve eğitim yeri şehir merkezinde olduğu için şanslıydık. Çünkü amacımız, öğleden sonra 2-3 gibi bitecek olan derslerden sonra şehir merkezini gezebildiğimiz kadar gezmekti. Zaten gezeceğimiz yerlerin çoğu şehir merkezinde ya da şehir merkezine çok yakın.


            Turumuza ilk olarak Selçuk parkı çevresindeki yapılarla başlıyoruz. Birinci durak, Buruciye Medresesi. (1271 M. yılında Anadolu Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında Hibetullah Burucerdioğlu Muzaffer Bey tarafından yaptırılmış.) Burası, avlusundaki el sanatları dükkanları ve gümüşten eşyalar satan dükkanlardan alışveriş yapabileceğiniz ve çay içip dinlenebileceğiniz bir mekan.


 



Sırada Şifaiye Medresesi (1217 yılında Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmış.) ve Çifte Minareli Medrese (1271 yılında Vezir Sahip Şemsettin Mehmed Cüveyni tarafından yaptırılmış) var. Çifte Minareli Medrese’nin sadece tek cephesi günümüze kadar ulaşabilmiş.


 






Kale Camii (1580 yılında III. Murat ‘ın Vezirlerinden Mahmud Paşa tarafından yapılmış) de park içindeki eserlerden biri. Cami, Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi’nin tam karşısında.


 

Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi, herkesin bildiği gibi 4 Eylül 1919’da Atatürk’ün başkanlığı yaptığı Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapan, eskiden Sivas Lisesi olan bina. Müzede, kongreye ait dökümanlar, fotoğraflar, eski dönem giysi, eşya ve silahlar sergileniyor.

 













Müzeyi gezdikten sonra şehrin ana meydanındaki diğer yapılara da göz attık. Meydandaki Atatürk Heykeli, Valilik Binası ve Eski Jandarma Kışlası bunlardan birkaçı.

 





Artık bugünlük bu kadar keşif yeter diyoruz ve Sivas’ın meşhur köftesini deneyip (fena sayılmaz, etle pek arası olmayan biri olarak tavsiye edebilirim.) biraz İnönü Bulvarı’nda turlayıp otelimize dönüyoruz.

2. günümüzde yine yürüyüş mesafesiyle merkezden fazla olmayan noktalara gitmeyi planlıyoruz. İlk hedefimiz Sivas kalesi. Ama ortadan kale falan bulamıyoruz. Kaleyi sorduğumuzda ise kaleden geriye pek bir şey kalmadığını sadece kalenin bulunduğu tepede bir park olduğunu öğreniyoruz. Buraya kadar gelmişken Abdi Ağa Konağı’nın fotoğrafını çekip Gökmedrese’ye doğru yol alıyoruz.


 


Çifte Minareli Medrese’ye (1271 yılında Selçuklu veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmış) çok benzeyen bu yapıyı daha bir estetik buluyoruz nedense. Tadilatta olduğu için avlusunu gezemeden, sadece uzaktan seyredebiliyoruz medreseyi.


 



Gezimize, tarihi camilerle devam ettik. Zaten Sivas’ta hangi sokağa girsek mutlaka tarihi bir camiye rastlıyorsunuz. Ama ben sadece önemli olduğunu düşündüklerimi sizinle paylaşıyorum. Dikdörtgen yapılı Ulu Cami (Kızıl Arslan Bin İbrahim tarafından 1196-1197 yılları arasında yaptırılmış) de Sivas’ın eski camilerinden biri. Hayranlık uyandırıcı bir mimariye sahip olmasa da yapım tarihi açısından önemli bir cami.

 

2. günümüzde hava kararmadan önce görüp fotoğrafını çekebildiğim yerleri de hızlı bir şekilde sıralıyorum

Meydan Camii




Meydan Hamamı




Dikilitaş (Rivayete göre, 4. Murat, Bağdat seferi öncesinde 1537’de Sivas’ta kalmış ve Yukarı Tekkede Abdulvahabi Gazi Hazretlerinin türbesini ziyaret etmiştir. Camiden çıktıktan sonra yanında bulunan silahtarı Melek Ahmet Ağa’dan bir kargı alır ve gökteki kartala, Bağdat’ı alma niyetine fırlatır. Attığı kargının öldürdüğü kartalın düştüğü yere de nişahgah olarak bu taş dikilmiştir.)




İnönü Konağı (İsmet İnönü’nün 1891-1897 yılları arasında ortaöğrenimi sırasında ikamet ettiği ev)



Şeyh Hasan Bey Kümbeti (Güdüklü Minare – 1347)



Taşhan ( restorasyon nedeniyle kapalı)




Ahi Emir Ahmed Bin Zeynel Hac Türbesi



Kurşunlu Hamamı



Behrampaşa Hanı ( restorasyon nedeniyle kapalı)



3. gün ise Ankara’ya dönme günüydü ve fazla vaktim kalmamıştı. Son olarak Arkeoloji Müzesi’ni de görmek istedim. 1 saat kadar da buraya ayırdım. Öğrendiğim kadarıyla müze 2 yıl önce açılmış ve açıkçası Sivas’a yakışır, güzel bir müze olmuş.



















Müzeyi de gezdikten sonra Sivas merkez turumu tamamlamış oldum. Kongre binasıyla, önemli Selçuklu eserleriyle ve zengin kültürüyle Sivas’ı görmüş olmanın memnuniyetiyle otogara doğru yola koyuldum. Vaktim olsaydı UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nı da görmek isterdim tabi ki. Ama Divriği’nin Sivas merkeze olan yaklaşık 3 saatlik mesafesi, şimdilik buna engel oldu maalesef. “İnşallah bir dahaki sefere artık” diyorum ve Sivas’ı görmenizi size de tavsiye ediyorum.

 Son bir not: Sitede daha önce Sivas hakkında hiçbir yazı göremediğimden dolayı, Sivaslı olmayan biri olarak Sivaslı üyeleri göreve çağırıyorum.

8 yorum

  • Corto_Turco dedi ki:

    Ülkemizde gezilecek görülecek çok yer var ama tanıtım eksikliği ve ilgisizlik nedeniyle buraların farkında değiliz. Sivas’ı da tarihi önemine rağmen sayenizde tanıdık. Elinize sağlık. Umarım devam eden restorasyonlar sayesinde tarihi yapılar Sivas’a daha parlak bir görünüm kazandırır. Bir de Sivas köftesinin fotoğrafı olsaydı keşke…

  • NEŞE dedi ki:

    Rehber nitelikte çok güzel ve özel bir yazı…Sivas a gidecekler bu yazıyı yanlarına almalılar.Fotolarınız da yazınızı çok iyi tamamladı,teşekkürler..

  • Zeynep dedi ki:

    târihî eserleri, değerli mimari anıtları, kaplıcaları, tabiî güzellikleri ile sivası bir de sizin güzel ve bilgi dolu yazınızla bir kez daha keşfetmek çok güzeldi teşekkürler

  • halilce dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş , fotograflarda yazınızı tamamlamış. Teşekkür ederim. Yazdığınız son not ta önemli. Evet Sıvaslı üyeler iş başına.

  • BEERCAN dedi ki:

    Öncelikle yazınız çok güzel olmuş, elinize sağlık. Ben Sivas’ ta doğdum ancak henüz 2 yaşındayken Bursa’ ya taşındığımız için 28 yıl geçirdiğim şehri yani Bursa’ yı kendi şehrim gibi görüyorum. Sivas’ a gitme imkanı da bulamadığım için yakınırdım hep. Yazınızı okuduktan sonra biraz yüzüm kızardı diyebilirim. İlk fırsatta ziyaret edeceğim ve yazınızın da bir çıktısını alıp o güzel eserleri yerinde göreceğim. Teşekkürler.

  • kirmizi dedi ki:

    Çook yıllar önce öğrenci iken bir spor turnuvası sebebi ile bulunduğum Sivas ı sizin objektifinizden tekrar gezerken, o zamanki bazı anılarımda hafızamda yeniden hayat buldu,vesile oldunuz..Teşekkürler..

  • umutaktas dedi ki:

    Sivası anlatan fotoğraflar süslenmiş çok güzel bir yazı olmuş.Çok teşekkürler.

  • ilterd dedi ki:

    Aslında Sivas’ın döneri de meşhurdur. Gidenler olur ise; meydandan Anadolu Lisesi’ne çıkan yokuşun başlarında bulunan Mis Döner’de döner yemelerini tavsiye ederim.
    Medreselerin ve Çifte Minarenin bulunduğu park bir kaç yıl önce değiştirilmiş. Eski halinde çimler, ağaçlar vardı ve zemin bir metre kadar daha yüksekti. Ancak bütün o ağaçlar kesilip, kot düşürüldü ve yeşillik yerine kimliksiz, soğuk bir taş zemin ile kaplandı. Üzüntü verici bir uygulama.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*