Şanghay’lı Kadın (Çin gezisi 1 )

      “En uzak yolculuk, bir adımla başlar.”





Bu yolculuk  için ilk adımım yılbaşından önceydi.Üniversiteden bir arkadaşım “Tibet dahil Çin’e kapalı bir tur var,gidelim mi?”dedi.
Hayallerimi hep bir Nepal gezisi süslerdi ama, bu  gezi de yabana atılır gibi değildi.

Doha aktarmalı Şanghay, Şanghay Yichang iç hat uçuş,Yichang Chongqing arası dört gün nehir gemisiyle Yangtze nehri, Chongqing Chengdu arası beş saat otobüs, Chengdu Lhassa (Tibet) ve  Lhassa Xian arası iç hat uçuş, Xian Beijing arası oniki saat yataklı tren yolculuğu.E güzel; Çin’in bütün ulaşımlarını deneyecektik ve de doğu sundan batısına  5400 km  olan Çin’i havadan ,karadan ,nehirden iki kez enlemesine  geçecektik.

15 Haziran pazartesi günü, üç dört saat erken Yeşilköy’e geldik.Ama ortada turu düzenleyen firmadan kimse yok.Onlar olmadığı gibi pasaportlar da yok.Emel aynı firmayla önceki  yıl Vietnam’a gittiğinden rehberi tanıyor.”İşte geldi ” dediğinde bütün gözler koşturmaktan kıpkırmızı olmuş,hafif tombiş rehberimize çevrildi.Ama pek rahat görünmüyordu.Rehber durumu kısaca  şöyle açıkladı “Tur kapsamında Tibet olduğunda Çin vize vermekte nazlanıyor,Tibet’i çıkartırsak  vizeleri yetiştirme ihtimali var,bir arkadaşımız hala konsoloslukta.” Tabii Tibet’ten kimse vazgeçmedi.Ben dahil sekiz kişinin yeşil pasaportu vardı vize gerekmiyordu,ama rehber dahil on kişinin vize alması gerektiğinden ; Katar Havayollarının 15.30  Doha aktarmalı Şanghay uçağı  bizsiz uçtu. Ben de akşam evimde Rodi’yle  (eşim)viskimi yudumladım.





Çarşamba sabahı vizeler halledilmiş olarak 14.00 te alandaydık.Akşam  19.30 da da Doha’daydık. Uçağın kapısından çıktığım anda , yüzüme fırının kapağı açılmış gibi  sıcaklık çarptı. Dört saatlik aktarma süremiz vardı. Transit yolcuların beklediği bölüm oldukça küçük ve oldukça kalabalıktı. Ayakkabılarını çıkarıp oturanlar, yere uzananlar ,çarşaflı çarşafsız karılarıyla çok çocuklu  araplar…Biz, birkaçımızda olan  kartlar sayesinde ‘Prioty Lounge’ da oturduk. Hayatımda yediğim en güzel bademin  ve içtiğim en güzel sebze çorbasının adresi burasıdır. Bu arada , elinde çantasıyla iş adamı görünümlü orta yaşlı bir arap da , ayakkabılarını çıkarıp,ayaklarını altına alıp deri koltuklardan birine kurulmuştu bile.










Gece 00.30 da havalandık. Şanghay uçuşu  8.5 saat.  Allahtan uyku problemim yok,hostesin dağıttığı battaniyeye sarılıp, uyku maskemi de taktımmı, Şanghay’da uyanırım.
Pudong Havaalanı, Şanghay’ın iki havaalanından biri,doğuda olanı. Büyük,modern ve güzel . Dış cephesi  cam ve eğimli.  Apronun başlangıcı bir tarlanın içinden. Dışarı çıktığımızda sağnak yağmur yağıyordu. Otobüsümüze bindik. Yerel rehberimizin adı Cheng, şoförümüzün Wong.

Havaalanı şehir arası bir birbuçuk saat, şehir dışında  yol boyunca  en çok dikkatimi çeken şey ,gidiş geliş arasındaki çok geniş refüjlerin peysajları. Tamamen yeşillendirilmiş, bodur ağaçların gövdelerine halat sarılmış. Ama yine yol boyunca , bir tane bile  klasik Çin mimarisinde ev ya da bina görmedim.







Otele gitmeden  yemek yiyip, Şanghay’ın gece güzelliğini görmek için Huang Pu (sarı su) nehrinde tekne turu yapacaktık. Restoranımız merkezin biraz dışında, nehir kıyısında , uç kısmında altın rengi  ejderha başı olan  üç katlı kırmızı bir gemi görünümünde. Üstümüzden Şanghay’ın dört köprüsünden biri geçiyor, Boğaz köprüsünün biraz küçüğü ama geçiş ücretsiz. Restoranın kapısında ellerinde kırmızı fenerlerle. ulusal giysili kızlar karşıladı bizi. Nihayet  Çin’de olduğumu anlamaya başladım.  İçerde bir de dans gösterisi var. Ortasında yuvarlak cam tablalar olan yuvarlak masalara oturduk. Nihayet Çin’deki ilk Çin yemeğimizi de yiyecektik. Herkesin önünde birer tabak,birer kase,birer yeşil çay kasesi ,birer porselen kaşık ve de bir çift çubuk. Cam tablanın üzeri en az on çeşit yemekle doldu. Herkes tablayı döndüre döndüre ama  her durakta oldukça durarak tabağına birşeyler aldı. Su istenirse ,ama yeşil çay, fincan boşaldığı anda geliyor. Bu arada  ben ve Boğaziçili  bir arkadaş hariç,herkes çatal istedi. Demek her ihtimale karşı çatal bulunduruyorlar. Ekmek de istendi ama ona çare yok. Haşlanmış pirinçle  veya noodle (erişte) idare edecekler.
 


Ben tatlı soslu balık dahil bütün yemekleri çok beğendim. Yeşil çay alışkanlığım da yirmidört saat değil ama zaten var. Restorandan çıkarken bileklerimize kırmızı birer ip bilezik bağladılar, kötülüklerden korurmuş, kendi kendine çıkmalıymış!

Huang Pu nehri, Çin’in en uzun (dünyanın üçüncü) nehri  Yantze’nin  Doğu Çin Denizine döküldüğü deltasındaki   adı. Şanghay’ın ortasından geçiyor. Eski şehrin de olduğu sömürge dönemine ait art deco binaların olduğu taraf Puxi, 20 sene  öncesine kadar sadece balıkçı barınaklarının olduğu şimdiyse yüz katlı gökdelenlerin boy gösterdiği Pudong.

Tekrar boşalan sağnak yağmur kesince iki katlı ,küçük gezinti teknesine bindik. Birbuçuk saatlik gezi boyunca birbirinden güzel ışıklandırılmış gökdelenlere, köprülere bakıp “vay be, bu değişimin hızına yetişmek zor” diye düşündüm. Asya’nın en yüksek tv.kulesi ‘Pearl Tower’ burda, 101 katlı Ticaret Merkezi burda, Jin Mao Binası,Park Hyatt Oteli daha birçokları birbiriyle yarışırcasına ışıklandırılmış görsel ziyafet sundular bize. Otele doğru giderken geçtiğimiz iki üç katlı yolları, dört beş katlı spiral şeklinde kıvrılan kavşakları gördükçe Rodi bu şehri görmeliydi diye düşündüm.Gittiği yerlerde en dikkat ettiği konudur şehircilik. Ama üç saatlik uçak yolculuğu bile meseledir onun için, ondört saat nasıl uçar!

Otelimiz ,Dang da Ming Caddesinde ve nehre yakınca. Ocean Hotel sadece 20 katlı, biz onaltıncı kattayız. Bakalım sabah pencereden bakınca neler göreceğiz.
















11 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*