SAINT LUCIA




Saint Lucia ile ilgili bu yazı, sitenin içeriğidir, yoruma ve puana açık değildir.







 


 


 


Saint Lucia


 


Saint Lucia, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında yer alır. Başkenti Castries’tir. Tropikal iklime sahiptir.


 


Adanın keşfedilme tarihi tam olarak bilinmemektedir. 1605’te İngiltere adaya yerleşmek istemiştir. Fransız ve İngilizler arasında el değiştiren ada 1814’te İngiltere’ye bırakıldı. Ada 22 Şubat 1979’da bağımsızlığına kavuşmuştur.


 


Ada, dağlık ve güzel manzaralara sahip bir bölgedir, hatta Karayip’lerin en dağlık bölgesidir. Kuzeydoğu alizelerinin yolu üzerinde yer alan adada yıllık yağış ortalaması 2970 mm’ye kadar çıkar. Yağış en fazla yaz aylarında görülür.


 


Adanın büyük çoğunluğu Afrika kökenlidir. Halkın %90’ı Katoliktir. Resmi dil İngilizce’dir ama Fransızca da oldukça yaygındır.


 


Saint Lucia’da ekonomi tarıma dayanır. Kakao, muz ve turunçgil meyveleri önemli bitkileridir. Rom içkisi yapımı ve balıkçılık ta gelişmiştir. Adada iki hava alanı, 3 liman bulunur.


 


Başkent Castries dışında önemli kentler, Gros Islet, Soufriére ve Vieux Fort’tur.


 


Vieux Fort, adanın ikinci en büyük kentidir.Saint Lucia’nın uluslar arası havalimanı Hewanorra, burada yer alır. Her Cuma ve Cumartesi kentte, pazar günleridir, bu pazarlarda yerel baharatlar, meyveler ve balıklar bulunur. Ülkenin güzel otelleri de bu bölgede yer alır


 


Gros Islet, ülkenin en yeni şehri olup, kasabayken bir şehir halini almıştır.  2007 Dünya Kriket Kupası burada gerçekleşmiştir. Şehirde Cuma geceleri sokak partileri meşhurdur. Balık ve tavuk tüketilen gecede ayrıca oraya has Piton birası içilir. Kalipso ve raggae parçaları da bu gecelerde oldukça sık duyulmaktadır. Tarihi Pigeon adası huzuru ve vahşi doğası ile turistleri oldukça çeken bir bölgedir.








 


Soufriére, turizm endüstrisiyle ve balıkçılıkla ayakta kalan bir kenttir. Botanik bahçeleriyle ünlüdür. Superman 2 filmi ve birkaç film daha burada çekilmiştir. Napolyon’un karısı Josephine burada doğmuştur.





Burada 2 adet koni şeklinde büyük ve küçük piton adında yağmur ormanlarının çevirdiği noktalar vardır ve bunlar UNESCO’nun miras bölgelerinden biridir. Bölge dalış sporu için idealdir.


 


Saint Lucia’nın Kültürel Yapısı


 


Saint Lucia’nın kültürü, Afrikan,Fransız ve İngiliz mirasının etkilerinin karışımıdır.


 


Kültürel festivaller önem taşır. Kreyole günü (Jounen Kweyol) isimli festivalleri her yıl 27 Ekim’de kutlanır. O haftanın Pazar günü, bu festivali düzenleyecek olan şehir hazırlıklarını tamamlar, yerel yiyecek ve içecekleri ortaya çıkarır, örneğin ekmek ağacı meyvesi, tuzlanmış balık, roast bake isimli ekmekleri, limonlu içecekler, guava içecekleri ve dahası… Bazı kişiler bu günlerde madras isimli, adanın geleneksel kıyafetini giyer.


 


Adada 91 yılından beri Caz Festivali gerçekleştirilmektedir.


 


Ayrıca, Saint Lucia’da bir süre, Lent adı verilen oruç tutulan 40 günlük sezon öncesi, diğer Karayip ülkeleriyle ortak bir karnaval düzenlenmekteydi, 1999 yılında bu karnaval Temmuz ortasında alındı, çünkü öbür türlü Trinidad ve Tobago’nun daha geniş çaplı karnavalıyla çakışıyordu.


 


Bu iki günlük festivalde katılımcılar iki mil kadar bir mesafede yürüyüş yapıyorlar. Karnaval öncesi ise, kadınlar arasında bir “yılın kraliçesi” yarışması yapılıyor.


 


 


Neler yapmalı, neler görmeli?


 


Morne Fortune bölgesi kesinlikle görülmeye değer. Tarihi yerler görebileceğiniz bu yol aynı zamanda doğasıyla sizi etkileyecek. Yol boyunca göreceğiniz hindistancevizi ağaçları çevreyi güzelleştirmeye yetmiş bile. Bu yamacı bitirdiğinizde, 1827 yapımı, muhteşem binalar görebilirsiniz. Zamanında kasırgaları önlemek için yapılan bu binalar, bir nevi demirden baraka olmuş. Şehri panaromik olarak görebileceğiniz bir nokta.


 


Dr. Doolittle filminin çekildiği Cul de Sac koyu da turistlerin uğrak yeri. Burada üç ayrı muz tarlası bulunuyor.


 


Diamond Şelalesi ve Diamond Botanik Bahçesi de mutlaka görülmeli.


 


Morne Coubaril çevresini de görmenizi öneririz, kakao ve hindistancevizi yetiştirilen bu bölgede turistler hem bu tarım ve ziraat faaliyetlerini görebiliyor hem de 200 dönümlük arazide ata binebiliyorlar. Rehberler burada hindistancevizlerinin nasıl açıldığını, nasıl pişirildiğini, nasıl sabuna, margarine ve yağa dönüştüğünü gösteriyorlar. Kakao fermente ediliyor, güneşte kurutuluyor, yağlanıyor ve çikolata çubukları haline getiriliyor. Maniok bitkisi rendeleniyor, fazla suyundan arındırılıyor, ateşte kurutuluyor ve kassava adı verilen puding haline getiriliyor.


 


 
Fotoğraflar: wikipedia


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*