Rüyalar ülkesi Küba

Mayıs sonunda başlamıştık Küba Gezisi araştırmaya, hep aklımızda vardı aslında Küba’ya gitmek.Ve kendi kendimize düşünmüştük altı ay önceden erken rezervasyon yapılır da geziye mi gidilir, zaman nasıl geçer diye.

03.11.2011 – HAVANA
İşte yolculuk tarihi geldi, hala inanamıyoruz ama AHL deyiz Amsterdam’a uçmak için.Turumuz yirmi kişi , biz zaten sekiz kişilik bir grubuz.Hepimiz çok heyecanlıyız.
Saat 10:00 da Amsterdam’dan Havana’ya uçağımız hareket etti.Uzun bir yolculuktu ama heyecan ve hayallerimiz herşeyi unutturdu.Küba saati ile akşamüstü 16:00 da Havana’ya indik(aramızda 6 saat fark var).Uçaktan indiğimiz anda sıcak ve nemli bir hava karşıladı bizi.

Havana’daki otelimiz Hotel Nacionale de Cuba’ya doğru yola çıktık.Odalarımız ayarlanırken Mojito (Küba’da adeta su gibi tüketilen içki rom,şeker,nane,soda) ikram ettiler.Otelimiz 1930 dan kalma nostaljik bir otel, içi ve bahçesi çok güzel,deniz kenarında, Havana’nın en güzel oteli olduğunu öğrendik.Hatta 2.katında ünlü kişilerin kaldığı ‘historical room’ dedikleri odalar var.Odalarımıza eşyaları çıkardık ve sevgili rehberimiz faik Ege bizi ve turdan birkaç kişiyi Havana merkeze götürdü.

Katedral Meydanında taksilerden indik,müthiş bir ortam , herşey çok ilginç geliyor.Meydanda restaurantlar yanyana güzel bir ortam.Yerel kıyafetler giymiş Küba’lı zenci bayanlarla fotoğraf çektirebilirsiniz tabiki 1 CUC veya hediye karşılığı.İsterseniz falınızada baktırabilirisniz.Meydanın hemen yanındaki sokakta Ernest Hemingway’in mojitosunu içtiği El Floridita bar var,çok ufak bir yer , fotoğraf çekmek için girip baktık kalabalıktı.Sokaklarda dolaşırken rehberimizin tavsiyesi ile önceden yaptığımız araştırmalarda da yer alan La Paella restaurantta akşam yemeğimizi yedik.Menü paella ve bira tabiki Bucanero.Otele dönmeden Katedral Meydanındaki restaurantlardan birinde gecenin son mojitosunu içtik.Ve enerji toplamak için uyku zamanı.

04.11.2011-HAVANA
Kahvaltıdan sonra tüm grup şehir turuna çıktık.
1-Vedado bölgesi deniz kenarı aynı zamanda otelimizin olduğu bölge.Yolda Jose Marti’nin büstü ve heykellerini gördük.Kendisi 1898 savaşının lideri aynı zamanda şair.Ünlü quantanamera şarkısınında söz yazarı imiş.
2-Malecon sahil yolu ,Vedado,Eski havana ve Havana Centro’yo birbirine bağlıyor.Otobüsten okyanusu izliyoruz , ileride Morro Kalesi görünüyor,ilk yapılan kale miş.
3-Miramar,eski dönemde zenginlerin otorduğu bölge , artık kamulaştırılmış, elçilikler ve üst düzey kamu görevinde bulunan Küba’lılar oturuyor.Çok güzel ve gösterişli, malikane gibi evler var.
4-Colomb Mezarlığı,Kübanın en büyük mezarlığı 56 hektar.Katolik mezarlığı.Çok temiz, gezmye değer bir yer.
5-Devrim Meydanı,çok büyük bir meydan,1 milyon kişi toplanabiliyormuş.Che’nin demirden portresi var,insan değişik duygular içinde oluyor.
6-Serro Bölgesinde rom ve puro satış mağazasına gittik.Romlu kahve yapıyorlar, kahveyi yakarak görsel bir gösteri yaparak sunuyorlar.
7-Centro Havana, merkez havana , liman bölgesi morro kalesini gördük , ilk yapılan kale imiş.Eski zamanlarda saldırılara karşı limanın girişi akşam dokuzda zincirle kapatılırmış ve kapatılırken top atışı yapılırmış.Liman sabaha kadar zincirli kalırmış.Günümüzde zincirlenmiyor ama top atışı yapılarak her akşam tören düzenleniyormuş.
 8-Puerto caddesinde Ulu Önder Atatürk’ün büstünü ziyaret ettik, gururlandık, ne büyük bir devlet adamı olduğu bir kere daha ortada, yabancı olarak bir tek Atatürk’ün büstü varmış Küba’da.
9-Capitole , Washingtondaki binanın aynısı.Önünde siyah beyaz fotoğraf çektirebileceğiniz bir fotoğrafçı var, binayı arkanıza alıp çekiyor ve hemen veriyor,nostaljik,çektirmeyi unutmayın.Birde buranın önünde amerikan arabaları ile tur yaptırıyorlar, kaçırmayın,biz yapamadık içimizde kaldı.
10-Prado bölgesi, en zenginlerin oturduğu bölge imiş.

Genel anlamda şehir turu sonlandı yorgunluğu atmak için Le Torro De Oro diye çok şirin bir kafede pina colada içtik(ananas, süt,hindistancevizi ve tabikii rom).her gittiğiniz kafede mutlaka müzik var, istersen müzik dinle ister dans et, harika bir ortam.Müzik yapan her grup bir cd çıkarmış, konser sonrası satmak için geliyorlar yanınıza.Genelde cd ler 10 CUC.

Öğlen Obispo caddesinde bulunan geleneksel bir Küba restaurantı olan La Mina’ da öğlen yemeği yedik.Yemekler ve ortam çok güzeldi, tavsiye ederim.Alakart menüdende veya set menüdende yiyebilirsiniz.Ortalama 2 kişi 35 CUC.

Yemek sonrası San Jose pazarına gittik, kapalıçarşı gibi biryer.deniz kenarında,buradan alışveriş, çeşitli hediyelikler, yağlıboya resim alabilirsiniz.

Akşam otelimizde bulunan Parisien showa gittiik 2 kişi 60 CUC.Kızlar çok güzeldi, çünkü Havana’da gezerken hiç güzel bayana rastlamamıştık.Gösteride güzeldi.
Turdan başka arkadaşlarda Tropicana Showa gittiler ve güzel olduğunu söylediler.

05.11.2011 – Pınar Del Rio turu
Bu bölge tütün  bölgesi , en iyi tütünlerin yetiştirldiği bilge,yaklaşık 2 saatlik bir yolumuz var.Yol boyu rehberimiz çeşitli bilgiler verdi.
Küba o kadar renkli bir yerki plakaları bile renkli.Ülkede 7 renk plaka var, ço eğlenceli.Eğitim süreci ücretsiz.İş bulmak için en az lise mezunu olmak gerekiyormuş.Askerlik lise ile üniversite arasında yapılıyor.Havana’da 5 üniversite var ve ücretsiz.5 yıl okunuyor, bunun karşılığında devlet kurumlarında en düşük ücretle 2 yıl mecburi hizmet yapılıyormuş.

Küba’da 2 tane para var, convertible peso yaklaşık 1 CUC , 1,32 EUR ya eşit.Birde halkın kullandığı peso , convertible CUC un 25 de biri.yani 1 cuc 25 peso yapıyor.

Öğretmen 20 CUC , doktor 35 CUC alıyormuş.İnsanların yaşamını anlamak mümkün değil.Zaten Küba’yı anlamaya çalışmayın dediler, fazla kafa yormamak lazım.

Yerliler tütüne cohiba diyorlarmış.Şuanda cohiba en iyi puro markası.Fidel Castro bu markayı ünlü yapmış.Ülkenin en önemli gelir kaynağı tütün, şekerkamışı.

Küba 12 milyon nüfusa sahip, İstanbul tüm adadan daha kalabalık.
Sağlık sorununu çözmüşler, tıpta çok ilerideler.en ufak köyde dahi bir doktr mutlaka varmış.Ortlaama  yaşam kadınlarda 80, erkeklerde 78.

Yerlilerin yaşamını anlatan prehistoric wall – jurasic wall dedikleri bir bölgeye gittik,Kayaya yerlilerin yaşamını resim etmişler.Şuanda yerli nüfusu yok, asimile olmuşlar.Yasemin tepesi denilen bir yere çıktık ve tüm vadiyi izledik.Bir tütün çiftçisinin tarlasını ve evini ziyaret ettik.
Bol yeşillikler içinde geçirdiğimiz bir gün oldu ve çiftlik gibi bir yerde öğlen yemeği yedik.Geziye gidilmesi tavsiye edilir.
Akşam yemeğini Havana’nın en güzel paladarı (evlerde yemek yapıyorlar, aile restaurantları) Miramar bölgesinde La fontana paladarda yedik.Herşey çok güzeldi,bana göre tek kusuru canlı müzik yoktu.2 kişi şarap dahil 60 CUC ödedik.

Gece onikiden sonra  Miramar bölgesinde Casa De la Musica diye bir gece klubüne gittik.Gençlerden oluşan bir grup canlı performans yaptı , kızlar , erkekler acayip dans ettiler, bizede zevkle izlemek kaldı.

06.11.2011  Havana

Havanada son günümüz, serbest gün.Sabah erkenden Devrim Müzesini gezdik, bahçesini dolaştık.Sonra Eski Havana’da sokaklarda kaybolduk, mojito içtik, bol bol fotoğraf çektik.Hotel Ambos Mundos Otelini gezdik roofuna çıktık.Bu otel Ernest Hemingwayin çalıştığı otelmiş.

Hotel İsabellanın roofuna çıkarken asansörde kaldık, allahtan açık asansördü çünkü sekiz kişiydik.
Hotel Ingleteria’nın cafesinde dinlendik, kokteylerimizi içtik.Ve müthiş coco taksilerle otele döndük.Hemde yarış yaparak.Mutlaka coco taksiye binin.

07.11.2011 Cienfiguos üzerinden Trinidad’a gidiyoruz.
Trinidad baba,oğul,kutsal ruh anlamına geliyormuş.Unesco’nun koruması altında.

Önce Montemar bölgesindeki parka gittik.Yerlilerin yaşamı canlandırılmış. Köyün adı Avusturalya köyü.Kanal ve gölde hızlı teknelere bindik.Timsah çiftliğini ziyaret ettik.Vede timsah eti yedik, dana eti gibi bir tadı var.

Daha sonra Cienfiguos şehrine geldik.Devrimdeki en önemli şehirlerden biriymiş.Yat limanında öğlen yemeği yedik.ok güzel bir şehir.

Trinidad’a akşam ancak varabildik.Şehir 1513 yılında kurulmuş.Unesco koruması altında.Otelimize geldik, otel Karayip denizi kıyısında , deniz muhteşemdi, akşam alacakarnlıkta denize girebildik.

Trinidad’ta mutlaka iki gece kalınmalı hem şehrin hemde denizin tadı çıkarılmalı bence.

08.11.2011 Trinidad
Yürüyerek şehri gezdik,araba zaten merkeze girmiyor.İspanyol sömürge döneminden kalma binalar var.Çok çok güzel bir şehir.Fotoğraf meraklıları için biçilmiş kaftan.Romantik müze ve katedrali gezdik.Sonrada sokaklarda dolaştık ama yetmedi.
Santra Claraya doğru yola çıktık.Devrimin en önemli şehri.Che burada 28.12.1958 tarihinde Batistanın gönderdiği treni havaya uçuruyor ve devrimin yolunu açıyor.01.01.1959 devrimin tarihi kabul edilmiş.

Bu şehirde Che ve çatışmalarda ölen komutanlar için anıt mezar yapılmış,birde çok büyük bir CHE heykeli var.Saygı duruşunda bulunduk ve hepsini andık.
Varedero’ya giderken Cardenas şahrinden geçtik.

09.11.2011 – Varadero

Artık deniz, kum, güneş,Varadero aynı Belek gibi.Dalgalı deniz daha doğrusu Atlantik Okyanusu.Otelimiz çok güzeldi.Akşam tüm grup yemek yedik ve son günümüzde bitmiş oldu.

10.11.2011 – Varadero

Sabah ulu önder Atatürk’ü saygıyla andık.Kahvaltı sonrası yola dönüş yolundayız.Yolda Bakunaygua köprüsünde mola verdik ve şimdiye kadar içtiğimiz en güzel pina coladayı içtik, sakın kaçırmayın.

Ve Havana havalimanındayız.Ayrıldığımız için biraz hüzünlüyüz, çok keyifli bir gezi oldu.
Herkes Küba’yı görmeli.












2 yorum

  • Zeynep dedi ki:

    küba ile ilgili okuduğum her gezi yazısı bana ayrı bir keyif veriyor.ellerinize sağlık

  • NEŞE dedi ki:

    Sitemizde Cuba ya her giden aynı yerleri anlattı aşağı yukarı ama yorumlar ve önem verilen noktalar hep farklı…İşte bunun için sizlerin ayrı ayrı gezi yazılarını dikkatle okumak bana müthiş zevk veriyor,hele gidilen yer Cuba ise daha da zevkli okumak…Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*