Rusya’nın Avrupa’ya Açılan Kapısı: St. Petersburg

 


 


 


Gazella olarak şubat ayında Avrupa’nın beşinci büyük şehri St. Petersburg’a gittik.  St. Petersburg, yaklaşık beş miyonluk nüfusuyla Rusya’nın Avrupa’ya dönük yüzü adeta. Çar Petro tarafından 1703’te kurulmuş bir şehir.


 


Üç saatlik bir uçuş sonrası adımımızı atıyoruz ve görüyoruz ki her yer yemyeşil bu güzel kentte. Yeşil alan ve park sayısı oldukça fazla. Altyapısının ise muhteşem olduğunu söyleyebiliriz.


 


Dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Hermitage müzesi, St. Petersburg’a adımınızı atar atmaz karşınıza çıkan bir başka güzellik.  Saatlerce sıra beklemek gerekse de değiyor bu müzeye girmeye, içerde, Picasso’dan Van Gogh’a, Michalengelo’dan Leonardo Da Vinci’ye varıncaya kadar bir çok önemli ressamın eserleri sergileniyor.


 


Hava oldukça soğuk. Bazen gezmeyi zorlaştırmıyor değil ama ekipçe gene de devam ediyoruz yolumuza.


 


Finlandiya körfezine dökülen Neva deltasının üzerine kurulan şehirde en etkileyici olan şeylerden biri de, şehrin iki yakayı birbirine bağlayan sayısız köprüleri


 


Prospekt Nevski, şehrin en canlı, en cafcaflı alışveriş merkezi ve tam tamına dört kilometre uzunluğunda. Tapınaklar, heykellerle devam eden ve Amirallik Binası’ndan Aniçkov köprüsüne kadar uzayan yolu mutlaka görmelisiniz.


 


Rus mutfağında en önemli iki şey votka ve havyar. Yemeklerine kattıkları baharatlar da onlara özel.. Ayrıca bir edebiyat şehri olan St. Petersburg’a kadar gelmişken Puşkin gibi bir çok ünlü yazarın uğrak yeri olduğu söylenen Edebiyatçılar Kahvesi’nde bir kahve içmeden geçmeyin… Hediyelik eşya olarak da meşhur Rus porselenlerini alabileceğiniz pek çok dükkan bulabilirsiniz St. Petersburg’da…


 


Dostoyevski, Puşkin, Gorki, Nabokov gibi ünlü edebiyatçıların şehri olan bu şehirde gezerken siz de kendinizi bir kitabın baş kahramanı zannedebilirsiniz…

www.gazella.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*