RUSYA – VOLGA’DA NEHİR GEMİSİYLE BEYAZ GECELER



VOLGA’DA NEHİR GEMİSİYLE BEYAZ GECELER



 


 Avrupa’nın en uzun nehri Volga Moskova yakınlarındaki tepelerden doğarak 3690 kilometre yol katedip Hazar Denizi’ne dökülür.Volga Sovyetler Birliği döneminde inşa edilen kanallarla Rusya’nın başta iki büyük şehri St.Petesburg ile Moskova’yı ve Hazar Denizi,Baltık Denizi,Beyaz Deniz,Azak Denizi,Karadenizi birleştirmesi ile de Rusya’nın çok önemli bir suyoludur. 




  
Rusya nüfusunun önemli bir kısmı Volga nehri kıylarında yaşar.Yaroslavl, Kostroma, Nijni Novgorod, Çeboksarı, Kazan, Ulyanovsk, Samara, Sratov,Volgograd, Astrahan  nehir kıyısında ki en önemli şehirlerindendir.


 

 
Yaygın yanlış bilgi ; “BEYAZ GECELER” sadece Haziran ayını kapsamaz , Mayıs’ın 2. haftası başlayıp Eylül sonuna kadar devam eder. 60.Paralel’de(Petesburg civarı) saat 24 00-03 00 arası biraz alaca karanlığa dönüp tekrar güneşin ışığı aydınlatmaktadır geceyi.


   Volga Nehri gemi turları kuzeyden St.Petesburg’tan(Batlık Denizi kıyısı) Neva  nehrinden başlayıp Ladoga Gölü-Onega Gölü-Beyaz Göl ve Ribinsk Rezarvuarını geçerek Volga nehrine ulaşılır. Toplam 16 kanaldan geçilerek  163 metre yükselerek(su asansörü denilen sistem; gemilerin bir su kanalına alınarak,havuzda yükseltilip-yada alçaltılarak- doğal nehir veya göl seviyesinde kapakların açılarak geminin yüzmesine devam etmesi şeklindedir) Moskova’ya ulaşılmaktadır ,ya da tam tersi Moskova’dan başlayıp Petersburg’ta sonlanmaktadır.



 
    
      St.Petesburg’tan kalkılıp Neva nehrinin iki kıyısının yeşilliklerinin doyumsuz seyriyle ulaştığımız Ladoga gölü;Avrupa’nın en büyük gölüdür.Öyle büyüktür ki açık denizde olduğunuzu sanabilirsiniz.Marmara Denizi’nin iki katı büyüklüğündedir. 219km uzunluğa,130km genişliğe,50 ile 230 metre derinliğe sahiptir.


     İlk durağımız küçük şirin bir Rus köyü.Bir Petesburg’lu girişimci tarafından yapılan Mandrogi’dir.Sevimli ve ahşap binaların içinde hediyelik eşyaların nasıl yapıldığının izlenerek satın alınabilmesi,kafelerinde semaverde çay içilip ,kekler yenildiği ,küçük bir Votka Müzesinin de bulunduğu sevimli bir durak.



 
  
 
Uzun bir gece seyrinden sonra ertesi gün vardığımız Kiji adası Onega gölü içinde.Bu göl de Avrupa’nın ikinci büyük gölü(Marmara denizi büyüklüğünde).Kiji Adası UNESCO tarafından dünya mirası listesinde bulunmakta.Rus kuzey ahşap mimarisinin ve eski köy hayatının sergilendiği ada da, 22 kubbeli Tecelli Kilisese’sinin tek çivi çakılmadan 1714’ten beri ayakta duran bu ahşap mimarlık şahaseri hepimizi büyüledi.Bunun hemen yanında 14.yüzyıldan kalma Lazarus Kilisesi  belki de  Rusya’nın en eski-ahşap kilisesidir.



 

   
Ertesi gün bir başka gölü(Beyaz Göl)geçerek ulaştığımız Goritisi ve Kirilollov’da ,tarihi 13. yüzyıla kadar uzanan Kremlin(Kale) ve içinde ki Kirillov Manastırı’na ulaşırız..Kasabaya adını veren Beyaz Göl Kiril Manastırı 600 yıllık tarihinde yapılan ilavelerle genişlemiştir.1924’te Bolşevik devrimiyle Etnoğrafya Müzesine dönüştürülmüş,1957’de Sanat Müzesi olmuş,1997’de kuruluşunun 600.yılında Manastırın bir bölümü Rus Ortodoks Kilisesi’ne iade edilmiştir.


    Bu su yolunu güney yönünde nehir gemimiz ile  tırmanarak(Moskova istikametinde) muazzam bir mühendislik örneği olan Ribinsk Rezervuarına ulaştık.1964 yılında bitirilen bu


Kanallar sistemi sayesinde ,öncesinde 10 bin kilometre yol yapma zorunluluğu  1400 kilometreye indirilmiştir.



 
   
    St.Petesburg’ta Neva nehrinden başladığımız bu nehir yolculuğunda, Tur’umuza adını veren Volga nehrine burada ulaşıyoruz.Seyrin devamında Rusya’nın kültür-eğitim-bilim  ve endüstri tarihinde çok önemli bir yere sahip olan  Yaroslavl şehrine varıyoruz.Devlet Üniversitesinden Askeri Akademi’ye,Tıp’tan Tarım Akademilerine kadar pek çok eğitim kurumunun yanında Tiyatroları,sirki,Filarmoni Orkestrası,Müzeleri ve Sergi salonlarıyla  önde gelen bir kültür merkezidir.Rıhtım civarındaki nehir manzaralı parklardaki kafelerde oturup şehrin adıyla anılan YAR birasını yudumlarken, uzaya ilk çıkan kadın Astronot Valentina Tereşkova’nın,Uzaydan çıplak gözle gördüğü Kapadokya’yı ziyaret etme isteğini gerçekleştiremediği(2007 yılındaki davete rahatsızlığından dolayı gelememiş)ama sizin ona geçmiş olsun demeye geldiğinizi varsayabilirsiniz.



 
  
    
Moskova’dan önceki son durağımız Ugliç; Korkunç İvan olarak bildiğimiz Rus prensinin oğlunun esrarengiz ölümü ve Rurik hanedanlığının sonu, fetret döneminin başlaması ile anılan küçük bir kasabadır.Kremlin(kale )içinde Dmitri’nin öldüğü yerde “Dmitri Kan Kilisesi”,Tecelli Katedrali,Çan Kulesi ve küçük Pazar yeri gezilmesi gereken yerler arasındadır.38 bin nüfuslu bu kasabanın ürettiği “Çayka” saatleri de ilginizi beklemektedir. Kehribar’dan(çam ağacının fosilleşmiş hali)yapılmış hediyelikler,Havyar,Votka ve elbette Matryoşka alacağınız hediyelikler arasındadır.



 
  
St.Petesburg’ta Beyaz Geceler ile başlayıp( üç gün gemide konaklıyarak şehri gezdik) kanallar dolaşarak ulaştığımız Moskova (iki günde burada gemide  konakladık) gezisi ile hem bu iki başkenti(Petesburg’ta 200 yıl başkentlik yapmış 18.yüzyılda) hem de nehir kenarlarındaki kasaba,köyleri ;bir anlamda yerel olanı da görebildiğimiz,bunun yanında vardığımız gün St Petesburg’un kuruluş yıldönümü törenlerine ve gezimizin son günü 3 haziranda Moskova’da Nazım Hikmet’in mezarı başındaki ölüm yıldönümü törenlerinede bulunmamız gezimizi unutulmaz anılarla doldurdu.



 
 


 
Şeref PINARCI


serefpinarci@hotmail.com
Bu yazı Cumhuriyet Gazetesi Gezi(Dört Mevsim)Dergisinde 2 Temmuz 2008 tarihinde yayınlanmıştır.

2 yorum

  • ayse dedi ki:

    Fotoğraflara tekrar tekrar baktım… Özellikle şu çok kubbeli ahşap kilise var ya,çok hoşmuş gerçekten…

  • NEŞE dedi ki:

    Yıllardır yapmak istediğim bir gezi..Güzel fotolarla güzel bir anlatım olmuş,darısı başımıza.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*