Romanya / Transilvanya yollarında

Transilvanya yollarında geçmişin izlerini ararken karşımıza Alman etnik kökenli Transilvanya Saksonlarının öyküsü çıktı . Saksonlar , Macaristan Krallığı'nın daha sonra Burzenland ismini alan güneydoğu sınırını korumak amacıyla 13. yüzyıl başlarından itibaren bölgeye yerleştirilmişler . Macar Kralı II. Andrew'in 1211 yılında Töton Şövalyelerini çağırdığı belgeler bulunmuş . Ayrıca Macar Kralı ''Diploma Andreanum'' ( altın sözleşme , altın ayrıcalık ) denilen bir belge ile 1224 yılında bölgede yaşayan saksonlara özerklik vermiş . Saksonlar , şehirler köyler ve kaleler kurmuşlar . Almanların ''siebenburgen'' dedikleri etrafı güçlü surlar ve burçlarla çevrili 7 tane şehir kurulmuş : Başkentleri Braşov ( Kronstadt ) , Sibiu ( Hermannstadt ) ve Sighişoara (Schassburg ) bizim birkaç günlük gezimizde gördüklerimiz . Diğerleri Cluj , Sebes , Medias ve Bistrita .

Önce yolumuz üstündeki iki sakson köyünden bahsetmek istiyorum . İlki Saschiz .

Bu küçücük köyde 1493-96 yılları arasında saksonlar tarafından yapılmış , bir kale gibi güçlü duvarlara sahip Evangelist kilisesini ve Transilvanya'nın en güzel ortaçağ anıtlarından biri sayılan saat kulesini görüyoruz .

 

Evlerin arkasında görülen , köyden yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki bir tepenin üstüne kurulmuş , günümüzde harap durumda olan kale , köye uzak kaldığı için , ani saldırılarda köy halkı öncelikle güçlü duvarlarla çevrili bu kiliseye sığınırmış .  Biz de hazır temiz havayı bulmuşken köyün içinde biraz yürüyoruz .

Burası bir marangozluk ve ahşap boyama merkeziymiş . Sabah kahvemizi içerken oturduğumuz masaların şıklığı ele veriyor bu özelliklerini . Köyde yaşayanlar , yaptıkları elişleri ve ahşap oymaları satarak kilisenin yenilenmesine katkıda bulunacak bir kooperatif kurmuşlar .

Anlatacağım ikinci köyü ertesi gün yolda yakaladık . İsmi Biertan . Bu isimle ilk kez 1283 yılında vergilerle ilgili bir listede göstermiş kendini . Bereketli tarım arazileri ve yeşil tepelerdeki üzüm bağlarının arasına kurulmuş bu köyün ortasındaki küçük bir tepenin üzerinde , 1993 yılında UNESCO listesine alınmış , sakson köylerinin en önemli müstahkem kiliselerinden biri bulunuyor . Saksonlar 13-15. yüzyıllarda bölgede 200 'e yakın köy kurmuşlar . Bunlardan 7 tanesi UNESCO dünya kültür mirasını koruma listesindeymiş .

15-16. yüzyıllarda geç gotik tarzda inşa edilen bu kale-kilisenin yüksek ve kalın duvarları arasında 7 tane kule var . İçinde gıda saklanan kulenin adı Bacon kulesi . Bir de ceza kulesi var ki , boşanmak isteyen çiftler bu kulede 14 gün boyunca tek yatak , tek sandalye , tek tabak , tek bıçak vb. ile kapalı tutulurlarmış . Bu sayede 300 yılda sadece bir boşanma olduğu söyleniyor .

Biertan , 300 yıl boyunca ( 1572-1867 ) Evangelist piskoposluğun ikametgahı olmuş . 1990 yılından beri saksonlar yıllık toplantılarını her yıl 15 Eylül'den sonraki ilk cumartesi günü burada yapıyorlarmış .

Kulesindeki saatin halen çalıştığı kilisenin 1515 yılına tarihlenen 19 sürgülü kilit sistemi çok ünlüymüş .

Biz gezerken restore edilmekte olan kilisede sakson piskopos freskleri ve içinde Türk halılarının da bulunduğu halılar görülebiliyor .

Gelelim şehirlere . İlk olarak , bir gece konakladığımız Sibiu . Saksonların Transilvanya'da kurduğu şehirlerin en büyüğü ve en zengini . İlk kez 1191 yılındaki belgelerde Cibinium diye geçiyor adı . Almanlar Hermannstadt demişler . Daha çok tarihi mekanların olduğu zengin ve ticaretin yapıldığı yukarı mahalle ile arnavut kaldırımlı yolların etrafındaki küçük renkli evlerin süslediği , üretimin yapıldığı aşağı mahalleden oluşuyor bu büyük şehir .

Şehir büyük ve zengin olunca birçok ilk burada yaşanmış Romanya'da . İşte bazıları :

Romanya topraklarındaki ilk hastane burada , Asylum Kilisesinde kurulmuş ( 1292 ) . Romanya'nın ilk eczanesi burada açılmış ( 1494 ) . Rumen dilinde ilk kitap burada basılmış ( 1544 ) . Dünyanın ilk homeopati laboratuvarı , homeopatinin babası Samuel von Hahnemann tarafından burada kurulmuş ( 1797 ) . Ayrıca Sibiu , bir süre Erdel Prensliği'nin başkenti olmuş . Bu yaya dostu şehir 2007 yılında Avrupa kültür başkentiymiş . Forbes dergisi bu şehri Avrupa'nın en huzurlu 8. kenti ilan etmiş .

Sibiu'da nereleri gördünüz derseniz ;

Öncelikle Piata Mare denilen büyük meydan diyelim .

Meydanın etrafındaki en güzel bina , Rumenlerin gurur duyduğu Brukenthal Sarayı .

1778-85 yılları arasında geç barok tarzda yapılmış bu saray günümüzde bir müze kompleksi . İçinde Avrupa sanatı galerisi , Rumen sanatı galerisi , çağdaş sanat galerileri , tarih – doğa tarihi ve avcılık müzeleri ile büyük bir kütüphane buluyormuş ve satın alınan eserlerle giderek büyüyormuş .

Meydanı süsleyen binaların arasında Roma Katolik Kilisesi'ni ve eskiden belediye başkanlarının evi olan Konsey Kulesi'ni görebilirsiniz . Konsey kulesi , tarihi boyunca tahıl deposu , yangın gözetleme kulesi ve hatta botanik müzesi olarak bile kullanılmış . Kulenin altındaki bir geçitten küçük meydana geçebilirsiniz .

Podul minciunilar ( yalanlar köprüsü ) , 1859 yılında yapılmış ve Romanya'nın ilk ferforje köprüsüymüş .

Aşağı ve yukarı mahalleyi birbirine bağlayan merdiven pasajı da görülecek yerlere ekleyelim . 

Huet Meydanında , eski bir Roma bazilikasının üstüne 1520 yılında yapılmış , mezar taşları ile ünlü Evangelist Katedralini görebilirsiniz .

Daha da eskilere gideceğim derseniz , katedralin yakınlarında neolitik çağdan bugüne bölgenin hikayesinin anlatıldığı Tarih Müzesine de bakabilirsiniz .

Ve gezerken kenti çevreleyen surlar ile 39 kuleden geri kalanlara bir göz atmayı da ihmal etmeyin .

İkinci şehrimiz Braşov . 2 gece konakladığımız ama etrafı gezmekten şehirde fazla vakit geçiremediğimiz , Romanya milli marşının doğduğu şehir .

1211 yılında saksonlar tarafından kurulmuş , almanca ismini latinler zamanındaki isminden , taç anlamına gelen corona'dan almış ( Kronstadt ) , ticaret yollarının kesiştiği , günümüzde de endüstrinin gelişmiş olduğu şehir .

Kırmızı damlı şirin tüccar evleri tarafından çevrilmiş eski şehir meydanında soluklanıp dinlenebileceğiniz , güzel kafelerde birşeyler yiyip içebileceğiniz ;

Eğer meydanda pazar kurulmuşsa bizim gibi tahtadan yapılmış mutfak eşyaları alabileceğiniz şehir .

Meydanda , zamanında kente yaklaşan tehlikeyi haber vermek için kulesinde trompetçilerin beklediği , halen tarih müzesi olarak kullanılan , eskiden kent meclisinin toplanma yeri olan , 1420 yapımlı eski belediye meclisi binasını görebileceğiniz şehir .

Meydanın hemen yanında , 1242 yılında Moğol saldırılarında yıkılan eski kilisenin yerine 1385-1477 yılları arasında yapılmış , 1421 yılında Türk akınlarından zarar görmüş , Viyana-İstanbul arasındaki en büyük gotik kilise olduğu söylenen , Romanya'nın en büyük çanının bulunduğu , 119 adet Anadolu halısına sahiplik eden , 1689 yılında çıkan yangında alev ve islerden dolayı siyaha büründüğü için ismi Kara Kilise olarak kalan gotik kiliseyi bulacağınız şehir .

Sıkıldığınızda başta uzun bir yaya yolu olan strada republicii olmak üzere birçok sokakta ağır adımlarla yürüyüp vitrinlere bakabileceğiniz şehir .

İşte bu şehir Braşov .

Ve sıra geldi assoliste : Sighişoara . 12 yüzyılda kurulmuş , bugün Avrupa'nın en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri ve UNESCO listesinde . Önce arnavut kaldırımlı yollardan yürüyerek bu kentin güzelliklerini sessizce keşfedelim .

Romalıların castrum sex ( 6 kenarlı kamp ) , saksonların Schassburg ismini verdikleri kentin adı Sighişoara olarak ilk kez 1431 yılında , Kazıklı Voyvoda Vlad'ın babasının yazdığı bir belgede görülmüş . Evet , burası Vlad'ın babasının yaşadığı ve Vlad'ın doğduğu şehir . Hardal renkli şirin ev de Vlad'ın doğduğu ev .

Kenti çevreleyen surların arasındaki 14 kuleden 9 'u , 5 topçu burcundan 2 tanesi halen sağlam durumdaymış . Kuleler , kentteki esnaf loncaları tarafından kurulup savunulurmuş . Bu yüzden terziler kulesi , kürkçüler kulesi , kasaplar kulesi , kalaycılar kulesi gibi isimleri var .

Kulelerden biri ve en ünlüsü ise saat kulesi . 14. yüzyılın ikinci yarısında yapılmış , 16. yüzyılda genişletilmiş . 1676 yılındaki bir yangından sonra barok kule çatısı yenilenmiş . 1894 yılında renkli kiremitler eklenmiş . En tepesinde de bir rüzgar gülü var . Kuledeki saatin mekanizması ile birlikte hareket eden figürleri bulunuyor .

Günümüzde saat kulesi tarih müzesi olarak kullanılıyor . Tahta zemini ve merdivenleri gıcırdata gıcırdata gezip yavaş yavaş kalenin tepesindeki balkona doğru çıkarken yukarıda bizi bekleyen manzarayı tahmin edebiyorduk .

Bu seyir balkonunun tahta dayanaklarına dünyanın çeşitli şehirlerinin yönleri ve uzaklıklarını gösteren plakalar çakılmış . İşte İstanbul bu tarafta , bu kadar kilometre uzaklıkta .

Sighişoara'da rastladığımız düğünde gelin ve damadın fotoğrafları çekilirken ben de kuleden bu görüntüyü çektim . 1. evlilik yıldönümlerinde Sighişoara Belediyesi'ne göndereceğim iletilmesi dileğiyle .

Citadel meydanı eskiden sokak pazarlarının kurulduğu , idamların ve cadı yargılamalarının yapıldığı alanmış . Bugün şirin kafe ve lokantalara ev sahipliği yapıyor .

Bir de tepedeki küçük bir kiliseye çıkan öğrenci merdivenleri veya örtülü merdivenler denilen bir yol var . Buradan 175 merdiven ile tepedeki kiliseye ve mezarlığa ulaşılıyor . 1642 yılında kenarları ve üstü tahta ile kapatılmış . Kilisede 500 yıllık freskler olduğu söyleniyor .

Transilvanya yollarından izlenimlerimiz şimdilik bu kadar . Dilerim hoşunuza gitmiştir . Daha sonra zamanımız olursa kısaca Bükreş'ten ve genel Romanya gözlemlerimizden de konuşuruz .

Şimdilik sağlıcakla kalın…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,yine mest ettiniz bizi..Köyler,kasabalar,kiliseler,manastırlar arasında kayboldum,on tane Paris deseniz´istemem´ derim..Buralar tam benlik..Türk halı sanatında bu bölge halıları özel bir ekol oluşturuyor,´Siebenbürgen´halıları diyoruz..Anadolu halıları örnek alınarak yapılmışlar ama kilisenin içinde asılı duran halı çok orijinal bir ´kuşlu Uşak´ halısı olabilir..Çok teşekkürler,gözüm gönlüm açıldı..

  • bizim hikayemiz dedi ki:

    Sevgili Arkutbay,
    Fotoğraflarda sizi görünce eşim ´Gezmek insanı genç tutuyor´ dedi. Allah sizi gezmekten, bizi de sizin gözünüzden yeni yerler görmekten mahrum bırakmasın. Elinize, gönlünüze sağlık. Bizim Hikayemiz….

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , neredeyse 1 yıl oldu gezi biteli , hala yeni şeyler öğreniyorum sizden . Bu halılar ile ilgili yazılar buldum , onları okuyorum şimdi . Çok teşekkürler // Sevgili bizim hikayemiz , sizi görmek ne güzel . Çok teşekkürler dilekleriniz için , sizin için de benim dileklerim aynı . Sevgiler .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*