ROMANTİK YOL BÖLÜM 1

ROMANTİK
YOL

1.
GÜN

 

MÜNİH’TEN
OBERAMMERGAU’YA

Nisan
ayında planlayıp programlayıp, uçak biletlerini aldığımız ve otel
rezervasyonlarını – hatta Budget’ten araç rezervasyonunu – yaptırdığımız
Romantik Yol gezimiz için geri sayım bitti ve 28 Temmuz 2014 geldi çattı.

Son
hava durumunu da alıp sabah 07.30 da Adnan Menderes Havaalanında buluştuğumuz
da bizi bir sürpriz bekliyordu. Bizler check-in’imizi yapmış Sevgili Sema Ünal
ve oğlu Hikmet’in check in yapmasını bekliyorduk. Check in’leri biraz uzunca
sürdü ve tamamlanmadan Sema yanımıza geldi. Sema gelemiyordu. Uzun bir süredir
işlerinin yoğunluğu, annesinin rahatsızlığı ve üç gün önce vefatı derken bu
koşuşturmada yeşil pasaportunun geçerlilik süresinin dolduğunu kontrol etmemiş.
İstanbul’a kadar bize eşlki ediyor. İstanbul’da bize veda ediyor ve biz bir
kişi eksikle Romantik yolculuğa biraz buruk başlıyoruz.

Münih’e
vaktinde iniyoruz. Yandaki peronda Emirates’in dev bir uçağı duruyor. Pasaport
kontrolüne geldiğimizde güruh halinde Emirates’in Arap yolcularını görüyoruz.
Biz de güruhun sonunu eklenip yavaş yavaş ilerliyoruz. 4 -5 çarşaflı kadın ve 7
– 8 çocuktan oluşan guruplar halinde en öndeki erkeğin elinde 8 – 10 pasaport,
pasaport polisine ilerliyorlar. Bir gurup bittiğinde kuyruk hızlı bir şekilde
yürüyor. Bizler şaşkınlık içinde Münih’e mi geldik yoksa Dubai’ye mi geldik
ayırdını yapmaya çalışıyoruz.

Pasaport
kontrolü sonrası Yarim saatlik bir sıra beklemeden sonra Budget’ten
kiraladığımız araçları alıyoruz. Günlük güneşlik bir Münih öğleden sonrası Romantik
Yol turumuz başlıyor. İlk hedefimiz bu akşam konaklayacağımız OBERAMMERGAU.

Münih’ten
çıktıktan sonra bizim Karadenizi andıran bir ortamda iki yanımız orman ve
çayırlar içinde bir yolda keyifle ilerliyoruz. Oberammergau’ya girerken yağmur
başlıyor.

 

Yeşillikler
içinde tertemiz yolları, duvarları resimlerle bezenmiş, tahta balkonlu, dik
çatılı evleri ile bir vadiye kurulmuş sevimli küçük bir kasaba/ köy
Oberammergau.Kalacağımız otel de yine bu mimaride 350 yıllık bir yapı. Otele
yerleştiğimize göre size biraz Romantik Yol ( Romantic Road, Romantik
Strase)’dan bahsedeyim kısaca.

Romantik
yol,  Münih’in güneyinde Füssen ‘den
başlayıp yaklaşık 23 -24 tarihi ortaçağ köy/kasaba/ şehrini kapsayan; tarihi ve
doğal dokusu korunmuş şato ve saraylar arasından geçen, sanat ve kültürün yanı
sıra tarih açısından da ilginç noktalar oluşturan yaklaşık 450 km’lik bir rota.
Yerleşim yerlerinin dışında aradaki yolda tam anlamıyla birer romantik yol.
Ormanlar, çayırlar, dereler, akarsular ve göller…

 


Hava
henüz kararmadan bu güzel kasabanın yollarında inceden yağan yağmurun altında
romantik bir yürüyüş yapmak ardında yerel bir birahanesinde yerel biraların
tadına bakmak için otelden ayrılıyoruz. Tertemiz sokaklar, düzenli bahçeler,
herbiri birer yağlı boya tablo tadında iki katlı bahçeli evler. Sokaklarda pek
kimse yok, dükkanların ve mağazaların çoğu kapalı, sessiz, sakin ve huzur dolu.
Küçük kasabanın kuzeyini bir çabuk dolaşıp bir kafeye oturuyoruz. Biralarımızı
söyküyoruz. Karşı masada bizm rahmetli Can Yücel’e benzer bir amcam ve arkadaşı
oturuyor. Tam fotoğraflık… Aydan’ın fotoğrafını çeker gibi çaktırmadan bir
portre alayım diyorum ama olmuyor, netleme sorunu çıkıyor. Amcamla da bir kaç
kez göz göze geldik, sanırım o da anladı niyetimi. En iyisi izin alıp çekmek,
elçi olarak çatpat Almanca bilen Şengül’ü yolluyorum ben de peşine takılıyorum.
Amcam kabul ediyor önce Şengülle sonra da tek başına güzel bir portresini
çekiyorum.

 

Biralamadan
sonra temiz yağmur kokusunu içimize çekerek otel resepsiyonunun ( resepsiyon dediğim
65 – 70 yaşlarında sevimli bir karı – koca ) önerdiği restorana geçiyoruz. Yemyeşil bahçe
içinde camlarla çevrili bir kış bahçesi atmosferinde çok lezzetli akşam
yemeğimizi yiyoruz.

Sabah
üçyüzelli yıllık dolabın eşliğinde yerel mobilyalarla donanmış yemek salonunda kahvaltımızı
yaptıktan sonra programımız kasabanın güneyini de şöyle bir dolanmak. Ara ara çiseleyen
yağmurla birlikte pencereleri ve ahşap balkonları petunyalarla, sardunyalarla
rengarenk sessiz sokaklarda huzurla dolaşıyoruz.

 Kasabanın
doğusunda ve batısında iki sivri tepe ve her ikisinin de üzerinde birer dev haç
var. Zaman zaman sislerin ardında kayboluyor sis dağılınca ortaya çıkıyorlar.
Yamaçlar yemyeşil…, sokaklar tertemiz bir tek çöp görmüyorsunuz. Sokaklarda
bisikletle dolaşan bir kaç kişi, okula gitmek için yola çıkmış bir kaç öğrenci.
Tam yaşanası bir yer…

 

Otelimiz

Ama
Bavyera Kralı II. Ludwig, Linderhofta bizi bekler. Bugünkü programımız dolu.
Önce Linderhof, ardından Avusturya’ya geçip Plansee gölünün kenarında bir
kahve molası ve ardından yine Kral II. Ludwig’in yaptırdığı yöre halkının Walt
Disney şatosu dedikleri ” Neuschwanstein ” yani ” Yeni Kuğu
Kayası ” sarayı görülecek.

 

Oberemmergau’nun
hemen çıkışında Linderhof / Plansee sapağından sağa sapıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*