ROMANTİK YOL 5.BÖLÜM : KÜÇÜK PRAG: WÜRZBURG

ROMANTİK YOL

5. GÜN

KÜÇÜK PRAG: WÜRZBURG

 


Würzburg’a vardığımızda gün batımına yakın
saatlerdi. Kalacağımız otel şehir merkezinde tüm gezilecek yerlere yürüme
mesafesinde, Maine nehrine ise 200 metre mesafede. Araçlarımızı otele yakın
bir kapalı otoparka bırakıyoruz ( Günlüğü 8 € ) Odalarımıza yerleşip,
valizlerimizi bırakıp elimizi yüzümüzü yıkayıp şöyle bir kendimize geldikten
sonra otel lobisinde buluşuyoruz. Amacımız Canburak’ın internetten bulduğu
LOCANDA restoranı bulmak, öncelikle akşam yemeğimiz için mekanı sağlama almak,
sonra da nehir kıyısında yürüyüş yapmak. İki amacımız aynı anda geçekleşiyor. Çünkü
LOCANDA , Main nenri kıyısında, nehri 4 – 5 metre yukarıdan gören
terasta, ağaçlar arasında konumlandırılmış güzel bir restoran. Yemek mekanını
garantiye aldık şimdi Günbatımının ve Main nehrinin tadını çıkarmakta. Würzburg
bir üniversite şehri. Bu nedenle nehrin kıyısındaki banketler, yeşil alanlar,
banklar ellerinde biraları ve şarapları – burası şarabın, özelliklede beyaz
şarabın başkenti –  ile sohbete dalmış
kızlı erkekli gençlerle – birileri duymasın – dolu.
Boş bir banka oturup Maine nehri
üzerindeki gün batımını seyrediyoruz, karşımızda
Festung Marienberg  kalesi ve Alte Mainbrucke.

 


Alte
Mainbrucke, kemerli mimarisi, üzerindeki heykelleri ile Prag’daki Charles
köprüsünün minyatürü gibi. Emel’in anlattığına göre köprü üzerindeki heykeller
vergileri yüksek oranda arttıran piskoposa karşı ayaklanan 500 köylüden ibreti
alem için asılan 20 köylüye aitmiş. O gün Emel anlatırken piskopos niye vergi
koyar ki diye düşünüyordum. Bugün bu yazıyı yazmadan önce notlarımı gözden geçirirken
Kendingez.com’ dan sevgili arkutbay’ın yazısında buldum  sorumun cevabını:

 ” Ortaçağda , Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu zamanında
Almanya topraklarında iki çeşit şehir varmış : Biri özgür imparatorluk şehri ,
diğeri imparatorluk şehri . Özgür imparatorluk şehirleri doğrudan imparatora
bağlı şehirlermiş . Başlarında
prens-piskoposlar olan , imparatorlukta bağımsız temsil hakkına sahip bu şehirler vergi vermiyor , haçlı
seferlerine asker göndermiyorlarmış . Diğer imparatorluk şehirlerini yöneten
prenslerin ise dini unvanları yokmuş -sadece derebeyi- ve bu ayrıcalıklardan
yararlanamıyorlarmış .”

 

Köprünün özellikle eski şehir tarafındaki ayağı
oldukça kalabalık, köprünün hemen girişindeki şarap evinden şarabını alan,
köprünün korkuluklarına yaslanmış günbatımında sokak müzisyenlerini dinleyerek
yorgunluk atmakta. Açık söyleyeyim, manzara müzik, suyun sesi ve şarap bizim de
yorgunluğumuzu aldı ve ekibimizi Würzburg’ta karşılayan Şenol Beyle birlikte
LOCANDA’ya doğru yönümüzü çevirdik. Şenol Bey Almanya doğumlu Aydınlı bir Türk,
burada Würzburg üniversitesinde çalışıyor ve üniversiteye İzmir’li genç
öğrencileri getirmek için çabalıyor. Oldukça kalabalık olan restoranda Şenol
Beyin yardımıyla beş dakikalık bir bekleme sonucu Main nehri ve kaleyi gören
bir masada akşam yemeğine oturuyoruz. Sohbet Würzburg, üniversite Almanya’daki
yaşam, Türkiye’deki gelişmeler üzerine. Şenol Beyde ertesi gün Münih’e
Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy vermeye gidecekmiş.

Yemek sonrası Şenol Beyin rehberliğinde geniş bir
şehir turu yapıyoruz, yarın gün gözüyle göreceklerimizi gece haliyle görüyoruz.
ve turu dondurma ile sonlandırıyoruz. Şenol Beye teşekkür edip otelimize
dönüyoruz.


Rathauss

Sabah kahvaltı sonrası valizlerimizi otoparktaki
araçlara yerleştirip şehir turuna başlıyoruz. Önce Rathaus sonra marktplatz,
buradaki peynir, sebze meyve ve çiçek satıcılarının oluşturduğu pazardan
geçerek DOM kilisesi. Kilse bugüne kadar gezdiğim kiliselerin aksine kasvetten
uzak beyaz boyası, beyaz alçıdan yapılan süslemeleri ile oldukça aydınlık ve
ferah bir kilise.. Bir de bugüne kadar kiliselerde görmeye alışık olduğumuz Rönesans
dönemine ait resimlerin, yağlıboya tabloların yanı sıra nerdeyse soyut
çalışmaya yakın tabloların yer alması beni şaşırtan bir detay oldu.



DOM kilisesi

Bahçesinden Rezidens


Dom kilisesi sonrası UNESCO Dünya Kültürel Mirası
listesindeki Residensi görmeye gidiyoruz. Rezidens o dönem yönetimi elinde
bulunduran Prens – piskoposların halktan aldığı yüksek vergilerle yaptırdığı bu
barok saray içlerinde Von Hildebrandt’ın da ( Viyanadaki Belveder ve Schönborn
Saraylarını da yapan )  olduğu bir konsey
tarafından  1720-44 yılları arasında
yapılmış . Başmimar Baltazar Nuemann, İçindeki freskler Venedikli Tiepolo’ya
ait. İki kanatlı olarak tasarlanan sarayın merkezindeki giriş merdivenlerinin
üzerindeki 670 m2
büyüklüğündeki Fresk gerçekten baş döndürücü. Sarayın bir serbestçe gezilen
bölümü var, biz burayı gezdik, tam çıkarken ikinci bölümü de fark ettik ve
doğal olarak bizim küçük gurup ilerledik. Maalesef burası rehberli turlara
aitmiş, içerdeki turun rehberi bizi uyarınca biz de durumu izah ettik ve çok
istekli olmasalarda bizi gurubun sonuna dahil ederek turu tamamladık. Özellikle
bu ikinci turda gördğüm Aynalı oda ihtişamı ile beni büyüledi.  2. Dünya Savaşı’nın sonlarında 16 Mart
1945 tarihinde 17 dakikalık bir bombardıman ile tamamına yakını yıkılan saray
küllerinden yeniden doğmuş ve restore edilmiş. Ancak bu aynalı odadaki cam
ardına yapılan boyama tekniğini ancak 1970 li yıllarda bulmuşlar ve bu odayı
1970’lerden sonra restore etmişler.


Saray turu sonrası tipik saray bahçeleri
turumuzuda yapıp otoparka dönüyoruz. Aracımızın navigasyonuna yazdığımız adres:
Festung Marienberg 


Aracımızı
otoğarka bırakıp kaleye yöneliyoruz. Devasa bir tünel şeklindeki kale
kapısından geçip avluya geliyoruz., Ortadaki kule ve çevre yapılar sapasağlam,
turistler ve hediyelik eşya satan satış yeri…Bense Main nehrini, Alte
Mainbrucke’yi ve Würzburgu yukarıdan görebileceği ve fotoğraflayabileceğim
noktayı arıyorum. Bu kaleye sırf bu fotoğraf karesinin hayali ile çıktım. Ve
nihayet buluyorum. Kalenin surlarından Main nehrine kadar olan yamaç bakımlı
bağlarla kaplı, keza karşı yamaçlarda öyle..



Kale
gezimizle birlikte Romantik yolun son durağı Würzburg’u da noktalıyoruz. Doğası
ile, şatoları ve sarayları ile, gölleri ve nehirleri ile şarabı ve diğer
lezzetleri ile çok keyif aldığımız rotalardan biri oldu Romantik Strasse.

 

Meraklısına Not:

Bu rotayı gezi programımıza almama vesile olan,
ROMANTİK YOL yazıları ile eski binrota.com yeni kendingez.com’dan gezgin dostum
sevgili NEŞE ( Neşe SÖZMEN’e ) şahsım ve çekirdek gezi gurubum adına sonsuz
teşekkür ederim. Gezi notları bize daima yol gösterici oldu. Gezi programını ve
bu yazı dizisini hazırlarken de yine Neşe Hanım’ın ve arkutbay’ın yazılarından
yararlandım, Bu Romantik Yol Gezisi yazı dizimin
sonunda özellikle NEŞE’ye ve arkutbay’a ve yeni yerleri keşfetmemizde bize ufuk
açan KENDİNGEZ.COM’ a teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*