Polonya, Lodz İzlenimleri

Eylül 2006’da bir konferansa
katılmak için Polonya’da idim. 5 günlük bu ilginç ve eğlenceli gezimden
bahsetmek istiyorum. Öncelikle merak edenler için Polonya vizesi almak
oldukça kolay. Maslak Giz 2000 Plaza’da sizi iri kıyım bir Polonya
askeri karşılıyor..:) İstenen evrakları (uçak bileti, davetiye, hotel
rezervasyonu vs.) verdikten üç gün sonra vizemi aldım. İstanbul –
Varşova yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Okecie Havaalanı çok yetersiz, ama
yeni yapılan terminaller oldukça modern görünüyor. Pasaport işlemleri
sonrası Havaalanı’ndan çıkmak istedim, ama ne mümkün. Hiçbir yerde
çıkış yazısı olmadığı için dolaştım durdum. Ortalıkta dolanmamdan
rahatsız olan polisin beni kenera çekip bavulumu kontol etmesi ve
sonrasında çıkışı göstermesi ile dışarı çıkabildim ancak.


Konferansın
yapılacağı şehir olan Lodz’a Havaalanı’nın hemen yanından otobüslerin
kalktığını daha önceden yaptığım araştırmalardan biliyordum. Ama
ingilizce konuşan birilerini bulmak ve lehçede ‘vuc’ olarak okunan Lodz
otobüslerinin yerini bulmak yarım saatimi aldı ve elbette bir daha hiç
Lodz demedim.:)
Otobüs
yolculuğu yaklaşık 2.5 saat sürdü. Yol boyunca dikkatimi en çok çeken
şeyler kiliselerin ve trafik işaretlerin bolluğu idi.. Nerdeyse her 10
metrede bir trafik işareti vardı yol boyunca. Rezervasyon yaptırdığım
hotel (Hotel Centrum) Lodz otobüs terminalinin hemen yanında olduğu
için zorluk yaşamadım.


Sabah
kalkar kalkmaz hotelden edindiğim detaylı bir harita ile şehri
dolaşmaya başladım. Pazar günü olması nedeni ile sokaklar bomboştu, bir
gece önce tıklım tıklım olan Piotrkowska Caddesi’nde iki-üç insan
görebilmek oldukça garipti. Bu arada Piotrkowska Caddesi Polonya’nın 2.
büyük şehri olan Lodz’un 4km’lik uzunluğu ile dünyanın en uzun ticari
caddesi olması ünvanına sahip. Caddenin her iki yanındaki binaların
mimarisi göz kamaştırıcı, cadde boyunca ise genelde polonyalı gençlerin
buluşma noktaları olan pub/bar’lar dizilmiş.


Gerek
konferans süresince birlikte olduğum gerekse sokaktaki Polonyalılar
saygılı ve güleryüzlüler idi. Özellikle gençlerin çoğu iyi eğitimli ve
yardımseverler. Yolda karşılaştığınız herhangi bir genç ile ingilizce
konuşabilirsiniz. Size yardımcı olmak için elinden geleni yapacaktır.
Orta kuşak ve yaşlılarda ise durum tam tersi, büyük çoğunluğu ingilizce
bilmediği için anlaşabilme şansınız çok az. Bunun yanında, hem Lodz’da
hem de Varşova’da gelir dağılımındaki eşitsizliği görmemek mümkün
değildi. Son model arabalara sahip iyi giyimli insanların yanında
sayısız evsiz sokakları kendilerine yurt edinmişti. Yolda yürürken
dikkati çeken diğer bir nokta da alkolik insanların çokluğu. Özellikle
bira bir polonyalının vazgeçilmezi.


2.
Dünya Savaşı’nın etkisini şehrin her yerinde görmek mümkün. 60-70 yaş
civarındaki insan sayısı çok az. Elbette bunun nedeni sadece Lodz’da
300 bini yahudi 150 bini polonyalı olmak üzere 450 bin insanın naziler
tarafından katledilmesi. Polonya’yı biçimlendiren dört kültür; polonya,
yahudi, alman ve rus kültürü var. Polonyalılar bunlar içinde almanları
doğal olarak hiç ama hiç sevmiyorlar.



Şehrin
bir diğer özelliği de özellikle 19. yüzyıl başlarında Avrupa’nın
tekstil merkezi olması. Şehrin önemli merkezlerinden biri olan
Manufactura özellikle kiremit rengi eski tekstil fabrikaları ile
Avrupa’nın dört bir yanından turist çekiyor. Varşova’da çok az süre
geçirebildiğim için izlenimleri yazamayacağım. Bunun yanında,
Polonya’da en çok görmeyi istediğim masalsı şehir Krakow hakkında
umarım birgün birşeyler karalayabilirim.

8 yorum

  • justinian dedi ki:

    Akıcı bir yazı ve güzel fotoğraflar. İzlenimlerinizi yansıtmanız çok iyi olmuş. Elinize sağlık.

  • çitlembik dedi ki:

    Polonyo vizesi almanın gerçekten bu kadar olduğunu bilmiyordum. Bu güzel yazı için teşekkürler …

  • BÜLTER dedi ki:

    bu yazıyı kaçırmışım. ne güzelmiş. elinize sağlık dostum.havaalanlarında valizleri kapıp biran önce çıkmaya çalışırım ben de. haklıymışım:) polonya merak ettiğim yerler arasındadır. sayende fikir sahibi oldum.

  • enise dedi ki:

    Polonyalı arkadaşım Halina bana hep memleketini anlatırdı.Yazını okuyunca onunla geçirdiğim günlere götürdün beni eline sağlık.

  • cagritem dedi ki:

    yorum yazan tüm dostlara teşekkürler..

  • ayşegül- dedi ki:

    Eski yazılarınıza bakayım dedim, okumadığım bir sürü varmış. Polonya ile ilgili bu yazınızda ilgimi çeken şey, dünyanın en uzun ticari caddesi olan Piotrkowska Caddesi’nde nasıl oluyor da Allahın bir kulu yok gündüz vakti?? Türkiye’de böyle bir sahneyi ancak sokağa çıkma yasağı varsa çekebilirsiniz. Ellerinize sağlık, çok güzel bir anlatım.

  • cagritem dedi ki:

    aysegul hanim, o fotografi yanlis hatirlamiyorsam sabahin erken saatlerinde cekmistim, zaten genelde cok da kalabalik degildi..

  • NEŞE dedi ki:

    Polonya çok derin kültür ve görgüsü olan bir ülke.45 Yaşın üzerindeki erkekler,çok hoş bir şekilde hanımların elini hafifçe öpüyorlar,nerede bulunur böyle bir seremoni günümüzde?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*