Petersburg Öyküleri (5) / Saray yakasında yürüyelim

Bir süredir Petersburg öykülerine ara vermiştik . Hatırlarsanız daha önceki dört Petersburg öyküsünde Çar Büyük Petro ve Peterhof Sarayından , Leningrad kuşatması ve Hermitaj’dan bahsetmiş ; Neva Nehrinde ve kanallarda tekne turu yapıp sonrasında beyaz geceleri görüntülemiştik . Bu öyküde de konuşa konuşa şehirde biraz yürüyelim istedim .

Bu güzel kentin ana caddesi klasik rus edebiyatında ismi en çok geçen cadde olan , Nikolay Gogol’ün ”Daha güzeli yoktur . Burası Petersburg’un herşeyidir” dediği , cadde üzerinde kanalları kesen küçük köprülerin ve iki yanında sarayların kiliselerin olduğu Nevski Prospekt ( Neva Caddesi ) .


Nevski Prospekt

Nevski Prospekt , şehrin kurulduğu ilk günlerde kurtların istilasına ve sık sık sel baskınlarına uğrarmış . Bu sorunlar ortadan kaldırılınca şehrin varlıklı ailelerinin ve sanatçılarının gözde mekanı olmuş . Neva Nehri kıyısındaki Amirallik Binasından gene Neva Nehri kıyısındaki Aleksandr Nevski Manastırına kadar 4,5 kilometre uzunluğunda bir cadde . Caddenin Moskovski Tren İstasyonu ile Amirallik Binası arasında kalan bölümü daha canlı . Kişisel görüşüm – tarihi dokusu muhteşem olmakla birlikte- sosyal kumaşı bir Şanzelize , bir La Rambla veya benzerleri ayarında değil .


Nevski Prospekt ( Saat:22.30 )

Yol üzerinde alfabelerinden dolayı ne yazdığını asla anlayamadığınız tabelaların arkasında kafe-lokanta ve mağazalar var . Bol miktarda da döviz bürosu . Rusya’da döviz büroları çok iyi korunuyor , hatta bazıları korkutucu derecede . Örneğin ardında döviz bürosu olduğu söylenen çelikten bir kapının ziline basıyorsunuz , sizi kameradan görüyorlar ve kapıyı açıyorlar . İçerisi sadece bir kişinin sığabileceği büyüklükte ve karşınızde vezne var . Arkanızdan kapı kapanıyor , klostrofobik bir ortamda paranızı bozdurduktan sonra görevli kapıyı açıyor ve kendinizi dışarı atıyorsunuz . Ama korkmayın , Nevski Prospekt’teki bürolar daha modern . Burada güvenlik görevlileri var ve müşterileri tek tek alıyorlar , bazen eşiniz bile yanınızda vezneye kadar gelemiyor .



Cadde üzerinde bazı kafelerde dışarıdaki masa ve sandalyeler gündüzleri de birbirine zincirlerle bağlı . Dışarıda bulunan su ve meşrubat büfeleri daima kilitli . Dolabı açıp ihtiyacınız olanı alıp sonra içeride parasını veremiyorsunuz . Anlayacağınız insanların birbirlerine oldukça güvendikleri bir yerdeyiz .

Önemli bir hatırlatma yapayım : Kafelerde servis olağanüstü yavaş . Biz Avrupa’da yavaşa alıştık demeyin . Öyle böyle değil . Eğer kısıtlı zamanınız varsa – ki gezginin zamanı hep kısıtlıdır – siparişi verirken mutlaka hesabı da isteyin . Paranızı da hesap üstü beklemeyecek şekilde tam verin . İnanın abartmıyorum . Dinlenmek için girdiğimiz kafelerde birkaç kez dinlenme ötesi bir zaman sonrasında sipariş veremeden , bir kez de verdiğimiz siparişi bekleyemeden kalkmak zorunda kaldık ( Bu yazıyı okuyorlarsa kendilerinden özür dileriz )


Belozelski-Belozersky Sarayı / Nevski Prospekt

Lokantaların pahalı olduğunu da söyleyelim . Hele bizim gibi orası da Avrupa , burası da Avrupa diye İtalyan lokantalarına hiç girmeyin . Neyse ki Petersburg beyaz geceler zamanında öylesine hareketli bir şehir ki hayat ayakta akıp gidiyor . Hızlı ve uygun yemek için Dve Palochki denilen aslında bir suşici olan ama diğer yiyeceklerin de bulunuduğu lokanta zincirini önerebilirim . Gençler arasında çok seviliyor .


Dve Palochki

Bu kadar sohbet yeter . Biraz da yürüyelim ayaklarımız açılsın . Bakalım neler göreceğiz ?


Aniçkov Köprüsü

Moskovski Tren İstasyonundan Amirallik Binasına doğru yürüyerek Fontanka Kanalı’nın – hani şu rus ninnilerindeki cıjık bıjık kuşunun kıyısında votka içtiği kanal – üstündeki Aniçkov Köprüsü’ne geliyoruz . 1839-41 yılları arasında yapılmış , dört köşesinde vahşi atların evcilleştirilmesi ile ilgili dört bronz heykelin olduğu şık bir köprü .


Aniçkov Sarayı

Köprünün yanında -sol tarafta- Çariçe Yelizeveta’nın sevgilisi Razumovski’ye hediye olarak yaptırdığı Aniçkov Sarayı var . Daha sonraki yıllarda Çariçe Katerina , sarayı sevgilisi Prens Potemkin’e hediye etmiş . Anladığım kadarıyla binaların mülkiyeti çariçeler ve sevgilileri ile beraber değişiyor . Birinden alıp birine vermişler .


Çariçe ”Büyük” Katerina ve Aleksandrinski Tiyatrosu

Sarayın bitiminde Ostrovski Meydanını ve Çariçe Büyük Katerina’nın heykelini göreceksiniz . Çariçemiz etrafına – daha doğrusu eteğinin altına – devlet adamlarını toplamış , tüm haşmeti ile duruyor . Meydan adını tiyatrocu Aleksandr Ostrovski’den almış ve Petersburg’u düzenleyen ünlü mimarlardan biri olan Carlo Rossi tarafından düzenlenmiş . Meydanın arkasında Aleksandrinski Tiyatrosu yükseliyor . Meydanın diğer tarafında ise Rus Milli Kütüphanesi var . Kütüphane Çariçe Katerina’nın satın alıp Rusya’ya getirdiği Fransız filozof Voltairre’nin kişisel kütüphanesini de içinde barındıryor .


Mimar Rossi Sokağı

Size tavsiyem , parka girip tiyatronun arkasına dolaşın . Burada ilginç bir sokak göreceksiniz : Mimar Rossi Sokağı . 220 metre uzunluğundaki sokakta 22 metrelik binalar birbirlerinden 22 metre uzaklıkta dizilmişler . Sokak Lomonosov Meydanı ve Fontanka Kanalı üzerindeki köprülerden sadece biri olan Lomonosov Köprüsü ile sonlanıyor . Fontanka , Griboyedova ve Moyka Kanalları boyunca yürürseniz hepsi birbirinden farklı şekillerde temalı köprüler görebilirsiniz .


Lomonosov Köprüsü

Biz Nevski Prospekt’e geri dönelim . Yürüyüşümüz devam ediyor . Solumuzda Gostini Dvor ( Büyük Çarşı ) var . Eskiden ahşap olan bu yapı yandıktan sonra tekrar yapılmış ve günümüzde şehrin önemli alışveriş merkezlerinden biri olmuş . Çevresi 1 kilometreyi buluyormuş .


Gostini Dvor

Gostini Dvor’un karşısında sağdaki şirin caddeye giriyoruz : Mihaylovski Caddesi . Bu caddenin bir yanı ünlü Grand Hotel Europe . Caddenin sonunda bizi Carlo Rossi’nin tasarımı Sanat Meydanı ve Puşkin heykeli karşılıyor .


Sanat Meydanı ve Puşkin Heykeli

Sanat Meydanı , adını etrafındaki sanat merkezlerinden , salonlardan almış . Biz de bu merkezlerden birinde bir akşam hafiften süslenip püslenip Kuğu Gölü Balesi’ni izledik . Daha önce hiç bale izlememiştim . Balenin merkezinde ilk deneyim doğrusu çok hoşuma gitti .


Kuğu Gölü Balesinde

Rusların bale merakı 1738 yılında Fransız dansçı Jean Baptiste Lande’nin saray görevlilerinin çocuklarını eğitmek için Petersburg’ta açtığı bir okul ile başlıyor . Bu okula daha sonra Çarlık Bale Okulu ismi verilmiş . Yurtdışından bale eğitmenleri getirilmiş . Ve sonuç : Dünyaya tekrar baleyi sevdiren , 1909-1929 yılları arasında çağdaş sanat dünyasında çok önemli izler bırakan Sergey Diaghilev yönetiminde Ballets Russes , Anna Pavlova , Vaslav Nijinski ve sonraları Rudolf Nureyev .


Dökülen Kan Kilisesi

Sanat Meydanı sağda Fontanka kanalı , solda Griboyedova Kanalı ve karşıda Rus Müzesi olarak bilinen Mihaylovski Sarayı ve ardında Moyka Kanalı ile sınırlanmış . Biz sola doğru , Griboyedova Kanalına gideceğiz çünkü orada bizi bir mücevher bekliyor : Dökülen Kan Kilisesi ( Sıçrayan Kanlar Kilisesi de deniyor )


Dökülen Kan Kilisesi

Kilise , Çar II.Aleksandr’ın 1 Mart 1881 tarihinde öldürüldüğü yerde , Rus canlandırmacılığı üslubunda yapılmış . Dış cephede yaklaşık 7000 metrekare mozaik kullanılmış . Pencereler Estonya mermeri ile süslenmiş . 81 metre yüksekliğindeki kulesi ile bir şaheser .


Dökülen Kan Kilisesi

Ve bu şaheser devrim sırasında tahıl ambarı olarak kullanılmış . Hatta bir ara yıkılması bile gündeme gelmiş .


Dökülen Kan Kilisesi (detay)

Tekrar Nevski Prospekt’e dönüyoruz . Karşımızda başka bir dini yapı , Kazan Katedrali var . San Pietro Katedralinden ilham alınarak 1801-11 yılları arasında yapılmış . Kubbesi 80 metre yüksekliğinde , sütunlar pembe fin granitinden . Devrim sonrasında Ateizm Müzesi olarak olarak kullanılmış . Savaş ve Barış romanı ile ölümsüzleşen ünlü Rus Mareşal Kutuzov burada yatıyormuş .


Kazan Katedrali

Amirallik Binasına doğru yürüyoruz . Zeleni köprüsü ile Moyka Kanalı’nın üzerinden geçiyoruz ve sağımıza Puşkin’in , ölümüyle sonuçlanan düelloya gitmeden önce son kahvesini içtiği Edebiyat Kafe geliyor . Kafe , Puşkin’in resimleri ile süslenmiş . Hoş bir mekan . Çok pahalı değil . Kahvemi içerken ünlü şairin son kahvesini yudumlarken neler düşündüğünü , kafenin hangi noktalarına gözlerinin takıldığını hayal etmeye çalışıyorum . Kahve molasının ardından yolumuz uzun , bu yüzden kısa süre kalıyoruz .


Edebiyat Kafe

Nevski Prospekt , Saray Meydanında sonlanıyor . Burası çarlık Rusyasında askeri törenlerin düzenlendiği meydan . 1905 yılındaki ”Kanlı Pazar Katliamı” burada olmuş ve çarlık askerleri silahsız sivilleri katletmişler . Bu meydan da Carlo Rossi tarafından düzenlenmiş . Meydanın ardındaki bina Hermitaj Müzesinin bir bölümü .


Saray Meydanı

Meydanın ortasındaki sütunun adı Aleksandr Sütunu . Çar I. Aleksandr’ın adına ”Minnettar Rusya” tarafından Napoleon’a karşı kazanılan zafer için dikilmiş . 600 tonluk kırmızı granit sütun 1830-34 yılları arasında yerine yerleştirilmiş . 47 metre uzunluğundaymış ve dünyada desteksiz tek başına ayakta duran en büyük anıtmış .


Dalmaçyalı Aziz İsak Katedrali

Nevski Prospekt biterken soldaki son cadde önemli : Malaya Morskaya Ulitsa . Dostoyevski , Gogol hayatlarının bir döneminde bu caddedeki evlerde yaşamışlar . Çaykovski bu caddedeki bir dairede son nefesini vermiş .


Mariyinski Sarayı

Caddenin bitiminde bizleri Aziz İsak Meydanı karşılıyor . Meydanın bir köşesindeki Aziz İsak Katedrali , yaldızlı kubbesi ile şehrin her yerinden görülebiliyormuş . Meydanın ortasında Çar I. Nikolay’ın at üstünde heykeli var . Çar sırtını Mariyinski Sarayına dönmüş . Saray adını çarın kızı Maria’dan almış . Maria her sabah kalktığında pencereden bakarken babasının yüzü ile karşılaşmasın diye heykelin yüzü Aziz İsak katedraline döndürülmüş deniyor . Şakadır diye düşünüyoruz .


Astoria Oteli

Meydanın diğer bir köşesindeki Hitler’in o zamanki adı ile Leningrad’ı aldığında yılbaşı balosunu yapmayı planladığı ve hatta davetiyelerini bile bastırdığı Astoria Oteli’ne gözlerimiz takılıyor ve o acı günleri tekrar anıyoruz .



Bu kadar yürüyüşten sonra karşı yakayı başka bir güne bırakıyoruz . Aslında göremediğimiz , görüpte anlatamadığımız o kadar yer daha var ki. Petersburg’ta her binanın , her sokağın , her taşın ayrı bir hikayesi var .

Petersburg öyküleri devam edecek .

Şimdilik sağlıcakla kalın…


10 yorum

  • Ebruozcansatir dedi ki:

    Çok güzel bir yazı teşekkür ederim..

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor bu seri öyküler pek sardı beni,bakalım sırada ne var diye bekliyorum…Rusyanın batıya dönük yüzü Petersburg u tüm detayları ile öğreniyoruz,mimaride İtalyan,Denizcilikte Hollanda,Sanatta Fransız etkileri iyice açığa çıktı..Saraylardaki Atlas figürleri ve Dökülen kan katedralindeki ortada Meryem ve Çocuk İsa,bir yanda Johannes,diğer yanda Magdalena kompozisyonu çok güzel,hiç cephede görmemiştim bu kompozisyonu…Teşekkürler…

  • bora arasan dedi ki:

    Hocami Petersburg ‘a gidemiyorum diye yazılarınız sayesinde hayıflanmıyorum bile. Gidipte göremeyeceğim, kaçıracağım detayları bile sayenizde görebiliyorum. Çok çok teşekkürler.

  • arkutbay dedi ki:

    Bora arkadaşım , Petersburg ayrıca tek başına istediğin zaman yapılabilir . Polonya’yı dahil etmen çok daha iyi olmuş . Varşova ve Krakow’a -ben görmedim ama- Wroclaw’ı dahil etmeni öneririm . Dönüş de marjinal takılmak istersen Lviv’den olabilir .

  • kazo68 dedi ki:

    hocam umarım birgün bu yazılarınızı kitap haline getirirsiniz ve herkez sayenizde bilinçli bir tatil yapar yada gitmeden keyifle sayenizde gitmiş gibi keyif alır

  • enisnuhoglu dedi ki:

    hocam bızım gezımız ıcın harıka bır rehber yazı olmus.sayenızde daha bılerek gezıcez..

  • enisnuhoglu dedi ki:

    hocam st petersburg u google maps den calısıyorum.sanat meydanında bır bale klasık muzık yada opera deneyımı yasamak ıstıyoruz.sanat meydanı maps den bakıyorum sızın fotolarınızda olan bır park var ve o parkın hemen onunde buyuk saray meydanı.buraya gelmeden vıraj agzı da nevskı cadde sının sonu.sanat meydanı o park mı yoksa nevskı caddesının bıtısı mı yoksa cadde bıtısınden sola donen yol mu?

  • enisnuhoglu dedi ki:

    admiraltevsky prospekt ustu mu sanat merkezı?

  • arkutbay dedi ki:

    Enis arkadaşım , Nevski Prospektten Mihaylovskaya caddesine ( Mihaylovski kalesine gidiyor ) -kuzeye doğru- gir , oradaki yeşil alan . Caddenin bittiği yerdeki 9-11 veya 13 numara yanlış hatırlamıyorsam tiyatro . Gidince zaten bulursun .

  • enisnuhoglu dedi ki:

    hocan edebıyat kafe camlarında cafe sınger yazan kazan katedralının karsısındakı kose dekı kafe mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*