Papalina’ nın memleketi : Cunda (Alibey Adası)


Ayvalık’tan kalkan günübirlik teknelerin uğradığı adalardan biri ama en güzelidir Cunda adası .. Öncelikle  bilmeyenler için söyleyeyim,Cunda artık bir ada değil…Cunda’ya Ayvalık’tan dar ve uzun bir karayolu ile kolaylıkla ulaşılabiliyorsunuz.


 


Teknelerin kısa molasında bile herkes Cunda’ya hayran kalır . Deniz kenarındaki sıra sıra balıkçıları, dar sokaklarında gezinirken karşınıza çıkan eski Taksihiyarhis kilisesi , güzel kapılı eski taş evleri ile ada sizi büyüler. Adadan ayrılırken, daha sonra tekrar ve daha uzun süre için mutlaka gelmeliyim diye düşünürsünüz.  Son yıllarda artan butik oteller sayesinde bu hayalinizi gerçekleştirmek artık çok kolay.


 


Yazın bir haftasonunuzu Cunda’ya ayıracaksanız ; ido biletinizi önceden satın almalısınız. Cuma akşam 1830 feribotu ile Bandırmaya giderseniz, oradan 2.5 saat araba kullanarak Cuma gecesi 23te otelinize ulaşırsınız.


 


Güne adanın temiz ve kekik kokulu havası ile uyanmış olursunuz… Merkeze yakın otellerde kalıyorsanız, öz ama leziz kahvaltı sonrası, merkeze yürüyüp, eski mahalle bakkalından gazetenizi alır, türk kahvesi içmek için Taşkahvede oturursunuz. Taşkahve’nin önü, gölgedir ama güneş tam tepede ise, içeri girin yüksek tavanlı kahve herzaman serindir. Merkeze yakın olmanın avantajı ve keyfi bu…


 


Deniz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. (Adadayız, deniz süperdir diye düşünmeyin…) Tabii otellerin önündeki iskeleden girebilirsiniz ama adanın arka tarafında deniz daha güzel ve temiz… Patricia’ yı tavsiye ederim.


 


Adanın merkezinde; kalabalıklaşmaya başlayan sokaklarda dolaşmak, özel ev şarabı sunan Aynalı Cafe’de oturmak ve gelen geçen insanları seyretmek için akşamüstü ideal bir zaman… Yanyana sıralı dükkanlardan ekmek arası papalina ve lokma veya dondurma alabilirsiniz.


 


Akşam yemeğiniz için de merkezdeyseniz Bay Nihat (Lale) nin balık ve mezelerini tatmalısınız.. Cunda’ya akşam balık yemek için çevreden çok sayıda misafir gelir. Balık lokantaları kalabalık , kedileri boldur… Ama her masadan yükselen sıcak muhabbet ortamı çok keyiflidir. Arka sokaklardaki eski yarıyıkık bir binada geç saatlere kadar bira eşliğinde Yunanca şarkılar dinleyebilirsiniz


 


Cunda’da gerçekten bir adada olduğunuzu hissetmek ve sakin bir koyda dinlenmek istiyorsanız Ortunç otel tam size göre. Merkezden arabanız ile 15 dakikalık bir sürede, adanın yerleşim olmayan ormanlık bölgelerinden geçen bir yol ile ulaşılır. Bu tesis, bungalow tipi evleri, güzel ama sade bir restoranı ile size huzur sunar.


 


Eğer adanın merkezine yakın olmak istiyorsanız, önerim deniz kenarına sıralanmış Panaroma, Eker ve tabii ki Cunda otelden birinde kalmanız. Hem Ortunç, hem de merkezdeki bu otellerin Cunda’da size sunduğu en güzel şey deniz… Deniz kenarında olduğunuzu unutturan, denize ulaşmak için dakikalarca yapay havuzların ve cafelerinin arasından yürümeniz gereken güneydeki büyük ve kalabalık otellerin aksine, balkonunuz kumsala açılıyor, odanızın önünden hemen deniz başlıyor.. Odada birşey unuttuysanız , kim gidecek tartışması yapmanıza gerek yok.


 


 


Cunda otel, az sayıdaki odası ile size sakin bir tatil sunar. Otelde nefis Ayvalık tostu bulunur.Akşam otelin iskelesinde; yemeğinizi denizin üstünde günbatarken yiyebilirsiniz..


 


Dönüş için ; Pazar akşamı 21:00 Bandırma’dan ido biletiniz varsa, 1800da Cunda’dan çıkmanız yeterli. Adada geçirdiğiniz bu iki gün , size çok iyi gelecektir. İstanbul’da gece 23:00de olacağınız için trafik de olmayacak, mutluluğunuz Pazartesi sabahına kadar devam edecektir 🙂


 

4 yorum

  • cherkesh dedi ki:

    Cunda bir ada degil ; fakat eski bir rivayet ..yuruyerek Ayvalik dan denizden cundaya ulasmak mumkun oldugu soyleniyor . Ben bunu yillar once Cunda ziyaretimde ogrenmistim .Papalina nin lezzetini hic unutamam ; tas evleri , kliseyi , tipik greek mimarisi ile cok sakin bir yer .Beni yazin ile tekrar Cunda ya goturdugun icin cok tesekkur ederim . Eline saglik .. cok guzel .. on puan

  • flyleaf dedi ki:

    yazınız bana kalk gidelim dedi 🙂

  • Alinda dedi ki:

    Papalina artık yok 🙁 Gerçek papalina bol yağın içinde bir anda pişirilir ve cips gibi yenirdi. Küçücük olur gerçeği. İçinden kılçığını çıkaramazdık. Şimdi sardalyaların biraz küçüğünü papalina diye yediriyorlar insanlara.Beni eski lezzetlere döndürdünüz. Güzel paylaşımınız için teşekkürler.

  • saygaç dedi ki:

    hiç bilmiyordum , bir şey daha öğrendim.
    Çok gezen mi çok okuyan mı?daha iyi bilir ?
    Tşkler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*