PALAMUTBÜKÜ-DATÇA

Vakti zamanında palamut ağacı kaplı minik ovasından dolayı bu ismi alsa da yöresel ismi Betçe imiş.


Şimdilerde badem ağaçlarıyla süslü ovası,sahilinde mütevazi pansiyon ve lokantalarıyla şirin bir kafa dinleme yeri.Burada disko yok,kulakları tırmalayan müzik yok.Gazeteler saat 11’den önce gelmiyor.Sabah en yükse dinlenebilecek müzik denizin dalgaları.


Huzurun sadeliğin Akdeniz mutfağının lezzetli ve az bulunan balıkları bükü.


Neleri yaşayabilirsiniz burada?


Güzel denizinde yüzüp denizi izleyebilir arada bir minik balıklarca ısırılabilirsiniz.Olsun varsın.


Sahilindeki küçük lokantalarda zeytinyağlı sebze yemekleri yiyebilirsiniz.Kabak çiçeği dolması en meşhuru.Çiçek yemeden gitmeyi evinize lütfen.


Akşamları Kumburnu Pansiyonda icra edilen memleketimin her yerinden türkü ve şarkıları bağlama ve ud eşliğinde söyleyebilirsiniz.Bazı akşamlar köy muhtarlarımızda eğlenceye katılır ve hep beraber oynayabilirsiniz.


Akşamları denize nazır bir şeyler yiyip arkadaşlarınızla Akdenize karşı şarkı söyleyip halay çekebilirsiniz.


Gece gece şezloglara uzanıp “aylanabilirsiniz”(aydede o gece ince bir hilaldi bu nedenle ışığı zayıftır.)


Benden bu kadar.Marmaris’ten sonra zorlu ve bir o kadar da zor yolu (yaklaşık 90 km.)gitmeyi göze alıp bütün bunları yaşamaya değer.Yol zor ama gitmek isterim derseniz Bodrumdan arabalı feribot var.


 


 


 


 

10 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Bu mavi cennetten birkaç foto istesek sizi yorarmıyız ?Gezi planlarımız arasına almamız için lütfen bize kaldığınız pansiyon ve fiyatını,yediğiniz yerler ve fiyatları da aktarsanız çok çok iyi olacak…Çok teşekkürler.

  • umutaktas dedi ki:

    fotoğraf olmasada masmavi yemyeşil bir gezi olduğu kesin tüm bunlar için 90km az bile:)

  • Zeynep dedi ki:

    mavinin ve yeşilin bütün tonlarını bir arada barındıran bir cennet…

  • Cloud dedi ki:

    Datça merkezde çok yakın arkadaşlarımız yaşıyor. Utanmasak her yaz gideceğiz, onlarsa her yaz çağırıyor ama biz iki kez gittik, hayran kaldık. Datçanın merkezi de dahil dört bir yanı doğa harikasıdır. Perlili Köşk denilen mevkiide gece ayışığını ve yıldızları seyretmeden, bükleri ve koyları görmeden, rakı balık yapmadan, özellikle Can Yücel’in mezarını ve eski Datçadaki evini görmeden ve tabii Knidos antik kentini gezmeden dönmeyin derim. Datça, umarım hep bu haliyle kalır. Bu sebeple zorlu yolunu göze alamayanların gitmek istemiyor oluşu da Datçalıları hiç rahatsız etmiyor söyleyeyim. Bu arada sanırım benim detaylı bir datça yazıısı yazmam şart oldu.
    Marmaris’e kadar gittiyseniz en azınd

  • Cloud dedi ki:

    en azından bir gününüzü ayırıp datça ve çevresini mutlaka görün derim. marmaris’ten çok daha keyifli ve huzurlu ve hatta denizinin de daha temiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hem Egeye hem akdenize açılan bir yer olduğunu da hatırlatırım. Ama tekrar söylüyorum, yolunu göze alamayan gitmesin, Datça marmaris’e dönmesin.

  • Cloud dedi ki:

    Bu arada Datça’da Can Yücel’in mezarına yapılan vandallığı da kınıyorum. Datça’nın tanınmasında büyük katkısı olan şairi içine sindiremeyenler bu hasımsızlıkla ölüp gidecekler, ama Can Baba hep şiirleriyle yaşayacak.

  • NEŞE dedi ki:

    Baba nın yazdığı şiirler midelerine oturdu…Kırdıkları mermerler ise delip geçecek bu karanlık düşünceyi…Şiddet ve çooook üzüntü ile kınıyorum…Can Yücel yukarılardan bu olanları alay ederek izliyor..Kervanlar yürüyor…

  • nky dedi ki:

    Datçayı sevenlere ve merak edenlere merhaba,
    konaklama konusunda yorum yapamayacağım ancak palamutbüküne giderken yol üzerinde yakamengen cafe’de yemek yemeden-limonata içmeden- tatlılarından ya da mezelerinden yemeden gelmeyin derim.
    Palamutbükü sahilinde de Tuna doğru bir adres…
    Eğer merkezdeki sahil restaurantlarından birine gitmeye niyetliyseniz sağınızda özgürlik meydani solunuzda deniz kalacak şekilde ilerleyin, arkanızda pek çok restaurantı bırakmış ve nerdeyse limana yaklaşmış molacaksınız, set üstü gibi duran adını hatırlayamadığım restaronı tavsiye ederim.
    Hediyeik eşya, kitapçi vb’nin olduğu sokaktan limana doğru yürürken damağınıza iyi gelecek güzel tatlar için cullinary rest yine favori yerlerimden ancak burasının diğerlerine göre daha pahalı olduğunu belirtmek isterim.
    Eski Datçaya giderseniz eğer oku görüp yola girdiğinizde karşınıza çıkacak ilk gözlemeci-mantıcı da gnül rahatığıyla yiyebilirsiniz. 1 tabak mantı 8 TL, gözleme fiyatlarını bilmiyorum ama meraklısına söyliyim yan masa patlıcanlı gözleme yiyordu:)
    Şimdi tarif edeceğim yeri gözden kaçırabilirsiniz fakat giden pişman olmaz. Petrol ofisinin hemen yanında ağaçların yani bir nevi çardağın içinde gizli saklı kalmış bir yer var. Menu gayet net; kuru fasulye – pilav – kavurma – süzme yoğurt -salata veeee damat tatlısı. her biri birbirinden lezzetli… Kavurma biraz yağını bırakarak geliyor ancak tabaktaki yağı süzerseniz İlhan amca kızmıyor, emin olun…damat tatlısı ise gerçekten özel bir lezzet, hele de sakızlı lezzetleri sevenlere duyurulur…
    benden şimdilik bu kadar, size afiyet olsun::)))

  • NEŞE dedi ki:

    Nky,çok haklısınız,Cullinary rest. yemek yedik,gerçekten güzel yemekler ve özenli bir servis,fakat fiyatlar yüksek..Bir Almanla evli yemeğe düşkün bir beyefendi işletiyor,mutfakta Alman disiplini hakim,yemek sunumları güzel..

  • DEEP73 dedi ki:

    Datça bence cennet gibi bir yer mavisiyle yeşilliyle insana huzr veren bir bence..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*