ÖZKONAK YERALTI ŞEHRİ-(GENEZİN)-BELHA-HACI BEKTAŞ VELİ MÜZESİ ANADOLU’DA 3500 km. Bölüm 7 (29-30 Ağustos 2012)

    Ana sayfaAvrupaTürkiyeÖZKONAK YERALTI ŞEHRİ-(GENEZİN)-BELHA-HACI BEKTAŞ VELİ MÜZESİ ANADOLU’DA 3500 km. Bölüm 7 (29-30 Ağustos 2012)
Sabah otelde kahvaltıdan sonra otelden ayrılıyoruz. 29 Ağustos sabahı. Hedef Hacı Bektaş. Önce Ortahisar’da Kocabağ Şarap Evi’nden şaraplarımızı alıyoruz. Bir çanak-çömlek atölyesine uğramadan olmaz. Biz de uğrayıp birbirinden güzel seramikleri görüyoruz.Kapadokya şarapçılık alanında da oldukça tanınmış.
Bir yeraltı şehri gezmek için Özkonak kasabasına gidiyoruz. Özkonak Yeraltışehri Hititler döneminde kullanılmaya başlayan, geniş galerilerin birbirine tüneller ile bağlandığı bir yer. Bizim apartmanlar gibi. Ana kapıyı değirmen taşı gibi yuvarlak bir kaya ile kapatıyorlarmış. Bence insanlar çok da uzun değilmişler. Zira bu tünellerden geçmek zor. Tüf kayaların oyulmasıyla yapılmış. Tüf oksijenle birleştiğinde sertleşiyormuş. Yer altı şehrinde mutfak bölümü, odalar, salonlar, erzak bölümü, şarap mahzenleri, ibadet yerleri, ahır bulunuyor. Kaymaklı ve Derinkuyu yer altı şehirlerinden farklı olarak burada haberleşmeyi sağlayan katlar arasında delikler vardır. Diğer yer altı şehirlerinde bir farkı da kapılarda düşmana kızgın yağ dökmek için deliklerin bulunması. Hediyelik eşya satan yerde İmam Latif Acer ile karşılaşıyoruz. Burası onun babadan kalma arazisiymiş. Çocukken bu yer altı şehrinin girişinde oyun oynarlarmış. Yani burayı bulan kendisiymiş. Daha sonra devlet kendisine burada bir yer bırakarak oturmasına izin vermiş. Özkonak Yer altı şehrinin çok katlı olduğunu tam olarak bu katların ortaya çıkarılamadığını söylüyor. Yeraltı şehirlerinde akıl almaz havalandırma sistemi var. Düşman gelince insanlar geçici olarak burada hayatlarını sürdürürlermiş. Özkonak Yeraltışehri ’nin on sekiz katlı olduğu söyleniyor. Latif Bey’le sohbet ederken Özkonak Kasabası hakkında bilgi almak istediğimizi söylüyoruz. O da bu konuda bize bilgi verecek kişi burada diyor. Akrabası Serkan Erden’miş.
Güler yüzlü Serkan bizimle birlikte geliyor. Hem kendi hem de buraların hikâyesini anlatıyor. O kadar düzgün bir Türkçe kullanıyor ve o kadar güzel anlatıyor ki. Özkonaklıymış. Kasabanın içinden geçerek bir vadiye geliyoruz. Özkonak’ın adı eskiden Genezin’ miş.
Buradaki köprü Yavuz Sultan Selim’in Doğu Seferi sırasında yapılmış. Adı Yavuz Sultan Selim Köprüsü. O zamanlar coşkuyla akan Ceneviz Deresinden geçebilmek amacıyla. Ama şimdilerde derede su yok. Bu vadi sağlı sollu kayalara oyulmuş evler eşliğinde uzayıp gidiyor. Bakımsız ama daha sonraları buranın adını fazlasıyla duyulacağından eminim. Serkan çocukluğunda buralarda oynarmış. Bizi bir de yer altı kaynağının bulunduğu bir yere götürüyor. Bu su birçok hastalığa iyi geliyormuş.
Arabayla yola koyuluyoruz.550 yaşında Sapsız Meşe Ağacı’na varıyoruz. Bu anıt Ağacın gövdesini ancak beş insan el ele tutuştuğunda sarabiliyor. Palamutları da diğer ağaçlara göre daha büyük. Kapadokya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alınmış. Ama tanıtım levhası çok harap.Dikkat edilmemiş.
Buradan Serkan’ı çok heyecanlandıran Belha Tarihi Kilise’ye doğru yol alıyoruz. Yol toprak ve çok bozuk. Belha, Bizanslar döneminden kalma bir kilise. Kilisenin içinde halkın silahlarını sakladıkları bir çukur var. İçerde üzümlerin ezilerek şıranın aktığı yerleri görüyoruz. En ilginç olanı da Serkan’ın bizi elindeki fenerle götürdüğü karanlık bir dehliz. Sonu bir odaya açılıyor. Burası zindanmış. Duvarlarda tutukluların zincirlerinin bağlandığı yerler var. Sanırım buradan kimse sağ çıkmamıştır. En ufak bir ışık bile yok. Hiç kimselerin olmadığına bakılırsa buraları henüz turistik olamamış.
Yolumuza Hacıbektaş ilçesine doğru devam ediyoruz. Nevşehir iline bağlı bir ilçe. Küçük bir yer. Hacı Bektaş Veli Müzesine gidiyoruz. Hacı Bektaş Veli’nin doğumu, ölümü, kim tarafından eğitildiği, Anadolu’ya tam olarak hangi tarihte geldiğine dair kesin bilgiler yok. Bektaşi tarikatının piri. Birçok insan ziyaret ediyor. İlk defa başım açık bir ibadethaneye giriyorum. Burada kutsal sayılan sudan içiyorum. Mezarı da burada. Aleviler mezarının etrafında dönüyorlar. Öğretileri duvarda yazıyor. Buranın insana huzur veren mistik bir havası var. Sakin sakin dua ediliyor. Çok etkilendim.
Kırşehir’e geliyoruz. Fazlasıyla trafik var. Park yeri bulamadığımız için çıkıyoruz. Yozgat’a doğru.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*