Oslo / Munch ve Çığlık

” İki arkadaşımla güneşin batışında yürüyordum . Aniden gökyüzü kan kırmızısına dönüştü , duraksadım , kendimi bitkin hissettim ve parmaklıklara dayandım . Kentin ve mavi fiyordun üzerinde alevlerin dili ve kan vardı . Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler . Ben ise endişe içinde titreyerek kalakaldım . Ve doğanın içinden gelen sonsuz çığlığı duydum ”

22 Ocak 1892 tarihinde , günlüğüne bu notları düşmüş Edvard Munch . Ressam , 1863 yılında Norveç’in Loten şehrinde doğmuş . Çok sıkıntılı bir çocukluğu olmuş . 5 yaşındayken annesini , 14 yaşındayken ablasını tüberkülozdan kaybetmiş . Mühendislik eğitimini yarıda bırakıp ressam olmaya karar vermiş . Bir süre Almanya ve Fransa’da bulunmuş .  Hayatının geri kalan bölümünü hep Norveç’te geçirmiş ve 1944 yılında Oslo’da ölmüş .


Ulusal Müze / Oslo

Birazdan bir katalogtan resmini göreceğiniz tablonun adı ”Çığlık” .  Sanat tarihinde ”Boğuntu” ismiyle de biliniyor . Katalogtan görmenizin nedeni Oslo’daki Ulusal Müze’de Munch’un en güzel resimlerinin olduğu T salonunda fotoğraf çekiminin yasak olması .

Çığlık , Mona Lisa ile beraber sanat tarihinin en bilinen resmi olarak tanımlanıyor . Hepimiz bir şekilde bu resmi veya resimdeki figürün başka türlü tasvirlerini hatırlarız . Ama geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz Çığlık , bir açık artırmada 119 milyon 922 bin dolara isminin açıklanmasını istemeyen bir sanatsevere satıldı ve yeniden moda oldu . Açık artırma sadece 12 dakika sürdü ve tablo bir açık artırmada satılan en pahalı resim ünvanını aldı .

Güzel de satıldı ise sen nasıl gördün derseniz , Munch bu eşsiz tabloyu küçük farklılıklarla 4 tane yapmış . Sadece 1 tane olsaydı fiyatı ne olurdu siz düşünün . Diğer tabloları arasında da bu şekilde olanlar var . Onun için Ulusal Müze’de bunları bunları görebileceksiniz dersem hayır onlar orda değil şurda burda diye bana kızmayın .

Munch’un Çığlık resminin satılanın dışında diğer 3 tanesinden biri bizim gördüğümüz -ve yapılması gerekenler sayfasından birini daha yırttığımız-  Oslo Ulusal Müzesinde ; diğer ikisi ise yine Oslo’da Munch Müzesinde bulunuyor . Farklı versiyonlarda , renklerde ve bazı figürlerin tasvirlerinde ufak tefek değişiklikler var . Ulusal Müzeyi tercih etmemizin sebebi ise tamamen zaman problemi . Ama gördüm diye demiyorum , Ulusal Müzedeki bence en güzeli .


Çığlık / Munch

Gelin birlikte ister benim kıytırık katalog resmime bakarak , isterseniz karşınıza başka bir çığlık koyarak resmin içine bir dalalım , bakın bu resim bize neler söylüyor ? Ama önce size bir ipucu vereyim . Bu konuda elbette çok büyük ustalar var ama dışavurumculuk (ekspresyonizm) ne demek , ben Munch’u görünce anladım . Nedenini birazdan anlatacağım .

Çığlık çarçabuk yapılmış bir resim gibi görünür ama büyük bir titizlikle planlanıp yapılmıştır . Resimdeki bütün çizgiler resmin odak noktasına gider ve odak noktasındaki figüre şok dalgaları gibi baskı yapar . Çığlık atan kişinin yüzü çarpıtılmış – deformasyona uğramış insan figürlerinin kullanıldığı ilk modern resim olduğu söyleniyor – Korkunç birşeyler olmuş olmalı . Ama arkadaki arkadaşları olaydan etkilenmemiş görünüyor , kendi hallerindeler . Buradan korkunç olayın dış dünyada değil figürün kendi zihninde olduğunu anlıyoruz . Çığlık atanın kendisi olmadığını  , doğa olduğunu ise ressam zaten günlüğünde açıklamış . Bu tablo ressamın 1892 yılında yaşadığı bir ”Panik Atak” krizinin yansıması .

Munch’un aile bireylerini peşpeşe kaybetmesi ile geçen ömrünün , hastalık ve ölümle kuşatılmış duyarlı bir iç yapının patlama halinde dışavurumu ; belki de ressamın ömrü boyunca atamadığı bir çığlık deniyor .

İnsanın içinden gelen bir şey ancak bu kadar sert dışa vurulabilir diye düşünüyorum . İnsan figürünü yani kendisini deformasyona uğratmış . Zaten resim hakkında yorum istendiğinde şöyle diyor : ” Ancak delirmiş biri tarafından yapılmış olabilir ”


Ulusal Müze ve arkada bir Manet

İyi de Munch deli mi ? Göründüğü kadarıyla depresif-nevrotik bir kişilik . Bunalımlarını , nevrozlarını çoşkulu eserlerini yaratmak için kullanmış . Karamsar hayat görüşünü parlak renklerle ve güçlü çizgilerle ortaya koymuş . Dehasını fırtınalı ruh haline borçlu .

Munch , dışavurumculuğun kurucuları arasındadır ve modern sanatın en etkili , en heyecan verici öncülerinden biridir . Amacı kendi deyimiyle ”Ruhların otopsisini yapmak”tır . Kullandığı görsel dil bazen ürkütücü olabilse de Munch , kaygıyı güzel kılmıştır . Resimlerinde Munch’un korkularına dokunabilirsiniz .

Düşünün , bu adam günümüzde yaşasaydı belki de küçük bir antidepresan ile dünyayı toz pembe görmesi sağlanabilecek ve bu tabloların da hiçbiri olmayacaktı . İşte Panik Atak’ın faydaları (!)


Rue Lafayette / Munch / 1891 ( T salonunun dışından bir tablo )

O gün , Oslo’da Holmenkollen kayakla atlama pistinden dönüp otobüsümüz Ulusal Müze’nin önüne durduğunda müzenin kapanmasına sadece yarım saat vardı . Rehberimiz Kıvanç Bey , organizasyonu mükemmel yapmış -kendisine tekrar teşekkür ederim- , İsveçli kaptanımız büyük bir özveri ile bizi müzenin kapısına kadar getirmişti . Turla gezenler bilir , otobüs şöförleri bazen o kadar ketum olurlar ki böyle bir şeyi teklif etmeyi aklınıza bile getiremezsiniz .

Otobüsten sadece biz indik . Gişedeki müze görevlileri müzenin kapanmasına yarım saat kaldığını , eğer 10 dakika beklersek ücretsiz girebileceğimizi söyledi . Kabul ettik ve katalogları incelemeye başladık . Heyecanımız o kadar belliydi ki güvenlik görevlileri hızlı bir tur için bize rotayı çiziverdiler ve gişedekiler ile küçük bir diyalog sonrasında süre dolmadan bizi içeri aldılar . İşte o anda , Norveçlilerin bana attıkları tüm kazıkları unuttum .


Otoportre / Van Gogh / 1889

Munch’un eserlerinin çoğu T salonunda . İnanın bana sadece bu salonda birkaç saat geçirebilmek için Oslo’ya tekrar giderim . Ve eminim ki bu salonu görseniz siz de aynı şeyi söylerdiniz .

Munch’un konusu ”hayat , aşk ve ölüm üstüne bir şiir” olan Hayat Frizi serisinin parçalarını bu salonda görebilirsiniz . Neler yok ki ? Çığlık , Madonna  , Köprüdeki Kızlar , Yaşam Dansı , Hasta Odasında Ölüm ve içinizi titretecek , hasta kızkardeşi Sophie’nin yaşam mücadelesini anlattığı , boya katmanlarına spatula darbeleri ile şekil vererek tabloya gözyaşlarının arkasından bakılıyormuş imajı verdiği , ama gerçekten de gözyaşlarının arkasından baktığınız Hasta Çocuk . Mutlaka ama mutlaka görmelisiniz .


Cezanne / Ağaçlar ve Evler-Provence / 1885

Müzede daha neler neler var . Cezanne , Van Gogh , Gauguin , Picasso , El Greco , Cranach ile ismini hatırlayamadığım ve ne yazık ki birçoğunu göremediğim kuzeyli ressamlar . Üstelik onların fotoğrafları da çekilebiliyor .


Gauguin / 1889

Ulusal Müzeye giriş 50 Norveç Kronu ve unutmayın pazartesi günleri müze kapalı . Oslo’da görülmesi gereken yerlerin başında olduğunu düşünüyorum . Giderseniz kaçırmayın derim .

Sağlıcakla kalın…

8 yorum

  • cenk07 dedi ki:

    yine yeni yeniden çok güzel bir yazı…teşekkürler enfes paylaşım için…

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Munch’un eseri Çığlık’ın bir açık arttırmada hayli fahiş fiyata adı açıklanmayab birine satıldığını okumuştum. Ancak Munch’un hayat hikayesine bu kafdar vakıf değildim. Teşekkürler bu bilgiler için…

  • ayca42 dedi ki:

    Bilgilendirici ve insana bir an önce buraya gidip , görme isteği ve hevesi veren bir anlatım , teşekkürler…

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,kalbimden vurdunuz beni….Kuzey ekspresyonizminde iklim de çok büyük rol oynuyor,zaten sıkıntılı sanatçı ruhu,karanlık hava ile de daha beter olunca iş çığırından çıkıyor…Munch da bir intihar eğilimi de olduğunu biliyoruz.Sizin duyduğunuz bu güzel heyecanı ben de Viyanada Gustav Klimt eserleri karşısında duymuştum,onun da böyle ilginç bir hayat frizi var… Teşekkürler….

  • arkutbay dedi ki:

    Güzel yorumlarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim . Neşe Hocam , sanat tarihi ile ilgilenmem bir Viyana gezisi sonrası başlamıştı ve ilk olarak Klimt’in hayatını ve eserlerini okumuştum . ”Öpücük” muhteşemdi , ama benim favorim ”Danae” olmuştu . Ne yazık ki dibine kadar gidip bir üst kata çıkıp bunları görmeyi akıl edememiştim . Belki bir gün .

  • merakles dedi ki:

    Wall Street Journal, Mayıs ayında Edvard Munch’un başyapıtı olan ‘Çığlık’ı 120 milyon dolara satın alarak rekor kıran gizemli müşterinin Amerikalı milyarder Leon Black olduğunu açıkladı. Sotheby’s’de gerçekleşen mezat, bir açık artırmada en pahalı sanat yapıtının satılışına tanık olmuştu.

  • arkutbay dedi ki:

    Sevgili meslektaşım , bu ne hız , daha birkaç saat önce açıklanmış . Gördünüz mü , işin içine ben girince adamın kimliği ortaya çıktı 🙂

  • merakles dedi ki:

    Leon , tabloya o kadar para verdim, Arkutbay ın yazısında ismim nasıl geçmez diye bana sitem edince hemen yazayım dedim :))

arkutbay için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*