Olympos Teleferik

Çıralı’dan çıktıktan sonra Olympos’ta teleferiğe binmek ve doruğa tırmanmayı hedefledik. Yazın ayrı kışın ayrı güzel yerler. Teleferik 80 kişi alıyor. Biletler oldukça pahalı.(Kişi başı 40 tl )10-15 dakika süren bir yolculuk.Sağa sola baka baka karlarla kaplı dağları görerek muhteşem manzaraları seyrede seyrede zirveye vardık.Ne güzellik. Hava çok soğuk.Bir de usta fotoğrafçı.Eminim kış yazdan güzel. Yukarıda güzel bir restoran ve teras var. Teleferiği İsviçre yapmış. İçerde bir görevli işletiyor. Bize bilgi verdi. Tırmanırken hoş bir müzik çalıyor. Oldukça fazla Arap turist buraların keyfini çıkarıyor..Öğle yemeği vakti geliyor. Kemer Ulupınar’da Tropik Restorana gidiyoruz. Ağaçların arasında şırıl şırıl su seslerinin duyulduğu bir yer. Çok sakin güzel bir yer. Belli ki tanınmış.Yemek leziz ve ucuz değil. Garsonlar güleryüzlü değil. İnsan üzülüyor. Böyle bir yerde böyle bir hizmet.

 

 

 

 

 

Derede dolaşan ördekler. Temiz bir hava. Burası ile ilgili bir başka anımız da oldu. Yola                                                      çıktıktan bir müddet sonra eşimin gözlüğünün olmadığını fark edince çektiğimiz 

fotoğraflara baktık ve masanın üzerinde unuttuğunu gördük. Restoranı aradık. Aradılar bulamadıklarını söylediler. Geri döndük ısrarcı olduğumuzu anlayınca biz görmemişiz diye bir garson getirdi. Hiç te iyi bir izlenim bırakmadı bizde. Çok fazla turistin geldiği bir yer olduğunu düşünürsek.. Bir özür bile dilenmedi. Yolumuz Olympos Antik Kentine doğru. Zaten Çıralı bir koyun içinde kurulmuş, hemen onun yan koyu Olympos Antik Kenti.Bize Çıralı’da yürüyerek geçebilirsiniz denmişti.Çok iyi korunan Antik Kentlerimiz… Bu kent korsanlar şehriymiş.Bulunduğu koy buna uygun. Tam olarak kurulduğu tarih bilinmiyormuş. Girit Adasından  Likya Bölgesine göçen halkın kurduğu söyleniyormuş.Ortasından geçen Olympos Çayı bu şehri ikiye bölmüş. M.Ö 52 yılında burayı ele geçiren Zelikedes adlı korsan bölgede bir korsan krallığı kurmuş.Gezmeye gelenler ellerinde plaj çantaları kentten geçip denize giriyorlar. Yani sanki kente yöre halkı yerleşmiş.Bazı Antik yıkıntıları içine alan evler bile var. Birilerinin söylediğine göre burada uzun yıllardır yaşayan biri Antik Kent korumaktaymış. Bir kulübesi ve bahçesinde hayvanları var. Halen kazı çalışmaları yapıldığı söyleniyor ama ben pek öyle görmedim. Tekrar yollara düşüp Kaş’a geliyoruz.Akşam karanlığı bastırıyor. Önce karnımızı doyuruyor sonra karşıdaki Meis adasını gören bir otele yerleşiyoruz.Lezzet Durağı Restoranı öneririm. Hem fiyatları iyi hem de servisi.Hera Otel. Meis adasına gitmeyi istiyorduk ama kış dolayısıyla ancak cumartesi günü gemi varmış.Kısmet olmadı.Kaş çok güzel bir yer.Yokuş fazla.Büyük olmadığı için kalınacak yerler de sınırlı.Yazın fiyatların yüksek olması herhalde bu nedenden. Balkonda oturup Meis adasına karşı kahve içmek ,ne keyif. Ertesi gün Kaş’ın dar sokaklarında dolaştık.Ve yola devam.Yol sahilden devam ediyor. Çok virajlı ve güzel manzaralı. Bu yollar yapılırken hayatlarını kaybeden işçiler 

için bir tabela gözüme çarpıyor. Bir yol yapımında  bu işçiler hayatlarını neden kaybeder.. Anlaşılır gibi değil ..

Hemen kıyıya dik inen kayaların altında ünlü Kaputaş Plajı. Manzara muhteşem. 

Dolana dolana yol bizi Kalkan’a götürüyor. Kaş gibi o da tüm güzelliği ile gözler önünde.  Şiir gibi yerler.  Deniz kenarında bir kafede güzel bir kahve sonrası,ara sokaklarda dolaşıyoruz.Buraya ikinci gelişim. Daha önce yat ile olmuştu.Karadan denizden nereden gelirseniz gelin çok güzel bir yer. Zaten bu kıyı bir başka .. 

   Unesco Dünya Mirasları koruma listesinde olan Letoon Antik Kenti bizi bekliyor. Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi.Leto,Apollon ve Artemis Tapınakları,Manastır,Çeşme ve Tiyatro kalıntıl
arı. Çok güzel .Keşke daha iyi kazı çalışmaları yapılabilse.2011 yılından beri Türk arkeoloklar tarafından sürdürülen kazı çalışmalarını İngilizler ,Fransızlar başlatmışlar. Her tarihi yerimizde olduğu gibi bizim sahiplenemediğimiz yerler yabancılar tarafından ortaya çıkarılmış.Buradan Fethiye Ölüdeniz’de bir soluklanıyoruz. O güzel kıyıları bir de kışın görmek ayrı bir keyif. Buradan çıktıktan sonra Göcek’e uğruyor. Güzel bir restoranda yediğimiz akşam yemeğinin ardından Muğla üzerinden İzmir’imize dönüyoruz.
 
 
 
 
                               

 

 

      

 

        

                        

 

                

                   

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*