Novgorod / Rusya´nın doğduğu yer

 

Rus tarihinin önemli bir dönemi . Rusların zor günleri . Karısının ölümünden boyarları sorumlu tutan paranoyak çar ''Korkunç'' İvan , bir sinir krizi sırasında tahtın varisi olan oğlunu öldürünce Varaeg Hanedanı'na kendi elleri ile son vermiş oluyordu .

Ardından gelen yıllarda önce köylülerin hak arayışları ve taht üzerinde hak iddia edenlerin kavgaları , sonrasında Polonya'nın Rusya'yı işgali ve kukla çarlar ile geçen bir dönem . Prens Dimitri Pojarski ve Kuzma Minin liderliğinde Ruslar ayaklanıp Polonyalıları kovarlar . Ama halen tahtın varisi yoktur . İşte burada büyük bir uzlaşma ile 16 yaşındaki Mihail Romanov çarlığın varisi ilan edilir ve 300 yıl sürecek Romanov Hanedanlığı başlar : Yıl 1613


Mihail Romanov'un taç giyişi / Milenyum Anıtı / Novgorod

Rus tarihinden önemli bir yaprak daha . Mihail Romanov'un torunu I. ''Büyük'' Petro . Reformları ile modern ve güçlü Rusya'nın temellerini atan adam başa geçiyor ( Petro'nun hikayesini Petersburg öykülerinde uzun uzun anlatmıştık ) : Yıl 1696


Çar Büyük Petro / Milenyum Anıtı / Novgorod

Rusya'nın tarihine damgasını vurmuş bir kadın : Çariçe II. (büyük) Katerina . Aslında bir Alman prensesi . Kocası III. Petro'dan iktidarı alıp aşığı Gregori Orlov ile iktidar sürüyor ( elbette ki tek aşığı bu kişi değil ) . Yaptığı reformlar ile Rusya tekrar atağa kalkıyor : Yıl 1762


Çariçe Büyük Katerina / Milenyum Anıtı / Novgorod

Rusya'nın tarihinde önemli yer tutan anların betimlendiği ; aralarında çarlar , prensler , devlet adamları , askeri kahramanlar , şairler ve yazarların olduğu 109 figürün bulunduğu bu bronz anıtın adı Milenyum Anıtı . 8 Eylül 1862 tarihinde açılan 15.7 metre yüksekliğinde , 65.5 ton ağırlığında , kimilerine göre çana benzeyen , kimilerince eski büyük prenslerinden Vladimir Monomakh'ın  kraliyet şapkasına benzetilen bu anıt Novgorod'ta , Kremlin'in içinde bulunuyor .


Milenyum Anıtı / Novgorod

Anıtın üzerinde Rusya'yı sembolize eden diz çökmüş bir kadın , meleğe şükranlarını sunuyor .


Milenyum Anıtı / Novgorod

Moskova'dan Petersburg'a giderken , uzun bir otobüs yolculuğunun ardından hava kararmak üzereyken ulaştık Novgorod'a . Yolda biraz sallanmıştık . Moskova'dan çıktıktan sonra Klin'de Çaykovski'nin evini ziyaret etmiş , sonra Tver kasabasında öğlen yemeği için durduğumuzda Afanasy Nikitin ve İvan Krilov ile tanışmıştık ( yazılar sitemizde mevcuttur )


Volkhov Nehri kıyısında

Novgorod'a girerken ilk gördüğümüz ünlü bir şekerleme ve sakız fabrikasıydı . Otelin lobisinde bulunan camdan fanuslara konulmuş şekerlemeleri ilerleyen günlerde artacak enerji ihtiyacımızı karşılamak için ceplerimize doldurduk . Akşam yemeği otelde yenecekti . Yemek öncesi biraz etrafı gezmek istedik ama otel çevresinde görülmeye değer pek bir şey – aslında hiç bir şey – yoktu . Havanın kararması ile beraber sayıları artan sivrisineklere yem olmadan yemeğimizi yedik ve ertesi gün için dinlenmeye çekildik .


Otelimiz Beresta Palace

Derin bir uykunun ortasında iken rüyama giren ak sakallı dede bana şunları anlattı ( Rusça konuştuğundan söylediklerini Türkçeye çevirmek için yanında ak bıyıklı tercümanını getirmişti ) : ''Burası Veliky Novgorod evlat . Yani ''büyük'' Novgorod . Başkaları ile karıştırma . Burası Rusya'nın en önemli tarihi şehirlerinden biri . Burası Rusya'nın doğduğu yer . Atalarımız Rusya ve Ukrayna'nın bereketli toprakları üzerinde , bu ovalara can veren büyük nehirler boyunca köyler kurdular . Varaeg Prensi Rurik , içimizdeki savaşı bitirdi ve buraya , Novgorod'a yerleşti . Ama varisi Oleg , Kiev'i alınca oraya gitti . Bizler ortodoks mezhebindeniz . Rurik'in soyundan gelen Prensimiz I. Vladimir , 988 yılında vaftiz olarak Ortodoks Kilisesine katıldı ve senin geldiğin yerin o zamanki imparatorunun kızkardeşi ile evlendi . Bu şehir hem zengin şehirdir , hem de çok acılar çekmiştir . Adı batasıca İvan -siz O'na korkunç İvan dersiniz – 1570 yılında burayı yakıp yıktı , herkesi kılıçtan geçirdi ''

Tam elime kağıt kalem alıp ertesi gün çekilecek süper lotonun numaralarını soracaktım ki ''Ben tarih ak sakallı dedesiyim , şans oyunları ak sakallı dedesi çok yoğun , beklemen lazım'' dedi ve ekledi ''Sana bunları yarın şehri gezerken daha dikkatli bakasın diye anlattım . Haydi iyi uykular sana , güzel güzel uyu'' dedi ve ben zaten biz ülkemizde millet olarak uyumayı , uyutulmayı çok severiz dememe fırsat bırakmadan tercümanı ile birlikte gidiverdi .  


Volkhov Nehri

Sabah güzel bir kahvaltının ardından Novgorod'u , daha doğrusu Kremlin'i gezmeye başlıyoruz . Novgorod ismi , ilk olarak 859 yılına ait el yazmalarında geçiyormuş . Şehir Volkhov Nehri ile İlmen Gölü kıyısında kurulmuş . Volkhov Nehri'nin bir tarafına katedral yapılmış , diğer tarafı ticari yerleşim alanı olarak gelişmiş . Evler daha çok kiliselerin etrafına toplanmış ve tüccar evlerinin alt katları depo olarak kullanılmış .


Kremlin (kale) planı / Novgorod

Novgorod , bulunduğu yer itibarıyla tarımsal açıdan çok az önem taşıyormuş ama Baltık ticareti ve orman kuşağından yararlanılması açısından konumu çok uygunmuş . Baltık , Orta Rusya ve Volga Nehri yoluyla yakın doğuya uzanan ticaret yollarına egemen konumdaymış . Bu yüzden Hansa Birliği'nin kürk , tuz , bal ve balmumu ihtiyacını karşılayan doğudaki üssü , birliğin en doğudaki limanı olmuş .


Sönmeyen Ateş Anıtı / Novgorod

Novgorod ticaret sayesinde çok gelişmiş . 1136 yılında Kiev Prensliğinden ayrılarak bağımsız Novgorod Cumhuriyeti'nin başkenti olmuş ve en parlak dönemini 1136-1478 yılları arasında yaşadıktan sonra güçlenen Moskova'nın hakimiyetine girerek önemini kaybetmiş . Farkındamısınız , cumhuriyet dedik . Kent yönetimleri yerel meclislerin elindeymiş ve bu meclisler prensin kendisini bile seçme yetkisine sahipmiş .


Kremlin surları / Novgorod

Novgorod , sadece parasal anlamda gelişmemiş ; kültürel anlamda da diğer rus şehirlerinin önünde olmuş . Şehirdeki zengin tüccar yaşamını anlatan , kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan şiirler söylenirmiş .

Yazın kültürü de çok gelişmiş olan Novgorod'ta bol miktarda kitap ve vakayiname yazılmış . Okuryazarlık oranı kentte çok yüksekmiş . Bölgede , huş ağacı kabuklarına telgraf yazımı kısalığında yazılmış çok sayıda iş belgesi ve kişisel yazışma örnekleri bulunmuş .


Kremlin'in içi / Novgorod

Novgorod Kremlini'nin ya da kalesinin diyelim 1044 yılındaki yazılarda ismi geçiyormuş . İdari ve dini merkez olarak kullanılmış . Surlar önceleri tahtadanmış , 15. yüzyıl sonlarında taştan yeniden inşa edilmiş . 12 orijinal kulesinden 9 tanesi ayakta kalmış . Kokuy Kulesi , 41 metre yüksekliği ile en yüksek kulesiymiş .


Volkhov Nehri üzerinde

Ve işte Novgorod'un dini merkezi St. Sophia Katedrali . Bizim Ayasofya'ya özenilmiş ama aralarında ciddi bir cüsse farkı var . 1040-1050 yılları arasında yapılan katedral , Rusya'nın en eski taş yapılarından birisiymiş . Katedralin büyük bronz kapısı Almanya'da Magdeburg'ta yapılmış ve üzerinde eski ve yeni ahitten sahneler varmış .


St. Sophia Katedrali / Novgorod

İkonalar Rus kilisesine Bizans'tan gelmiş . Moğollar tarafından yağmalanana kadar ikona yapım merkezi Kiev şehriymiş . 14-15. yüzyıllarda Novgorod şehrine özgü bir ikona üslubu gelişmiş . Sırp ressamlar Novgorod'ta çalışmışlar . Yunan Theophanes ( Rusya'da Feofan olarak biliniyor ) hem Novgorod , hem de Moskova'da bulunmuş ve çok katlı ikonostasisler bu dönemde yapılmaya başlanmış .


St. Sophia Katedrali / Novgorod

Kiliselerde Novgorod kırmızısı denilen bir kırmızı kullanılmış . Ne yazık ki kiliseler 2. Dünya Savaşı sırasında yağmalanmış ve geriye fazla bir şey kalmamış .


St. Sophia katedralinin çan kulesi / Novgorod

Novgorod'u gezdikten sonra akşama doğru ulaşmayı planladığımız Petersburg'a doğru yola çıkıyoruz . Petersburg öyküleri bizi bekliyor . Belki orada rüyamıza şans oyunlarından sorumlu ak sakallı dede giriverir .

Sağlıcakla kalın . Hayal kurmayı sakın bırakmayın .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,yine çok tarihi bir yere götürdün bizi….Masallarla karışık güzel bir tur yaptık.Bildiğim kadarı ile şehir çok önemli bir dini merkez,Hagia Sophia kilisesi de çok önemli.10 yy. dünya dinler tarihi açısından ne kadar önemli,Türkler Müslüman oluyor,Macarlar orta Avrupa da Hıristiyan,Ruslar Doğu Avrupa da Hıristiyan oluyor ve dünya değişiyor…Teşekkürler Doktor…

  • bora arasan dedi ki:

    Şehir kurulduğunda ki bu Varegler ki bunlar Rusları yöneten ve zamanla ruslaşan viking soylu bir halktır şehri Holmgardr olarak isimlendirirler. Yakılma ve tekrar kurulması sonucunda Yenişehir olarak anlandırabileceğimiz Novgorod ismi verilir ve yerleşir.

    2. Basileus ‘un kardeşi Anna ile evlenirler ve hristiyanlaşma süreci resmen başlar. Bunun karşılığında 5000 vareg imparatorun özel koruması olarak istanbula gelir. Basileus soydaşı (ermeni kanı da vardır kendisinde) ermenileri özel muhafızlıktan azleder ve bu 5000 askeri alarak konumunu güçlendirir. (2. Basileus sağlam bir savaş adamıdır, savaşır, kazanır, kaybeder, topuklar gerektiğinde)

    Kanımca rusların en büyük şansı Bizans için bu adamlarla savaşmanın inanılmaz yüksek maliyeti idi. Bulgaristan gibi yakın bir yerde olsalardı sanırım Rus denen milet küçük bir etnik ayrıntı olarak gelirdi günümüze…

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Bora,bu Vareng ler işini çok konuşmuştuk seninle ve sonra da Alexiad ı okumuş,bilgileri sağlama bağlamıştım.Bu çağlarda ,başkent te bir kuzey modası esiyor ve saray ilk defa “amber” ile tanışıyor ve gençler bu yeni gelen sarışın ve iri yapılı askerlere özeniyor..

  • merakles dedi ki:

    Gene çok güzel bir yazı. Emeğinize sağlık.

  • demirtuna dedi ki:

    Ahmet Bey. Rusyanın ve Rusların sadece yakın tarihini bildiğimizden – ayrıca Kazakistan’da da 3 yıl kaldığımdan – onların Hıristiyan olduklarını ancak Temmuz Ayında Moskova gezimden sonra ve yazınızı okuyup resimleri gördükten sonra kabullenebildim. Demek ki 1917 devrimi ile başlayan süreç sadece bir ara dönemmiş din açısından…

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , Bora arkadaşım , merakles meslektaşım , Demir Bey . Yorumlarınız ve katkılarınız için çok teşekkür ederim .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*