Napoli / Arkeoloji Müzesinin gizli odaları ( 18+)

Çilek mevsimi geldi . Şimdi genç kendingez okurlarının çileğin mevsimi mi olurmuş , bütün kış boyunca marketlerde manavlarda satılıyor , biz de alıp yiyoruz diye düşündüğünü kalemim hissetti . Afiyet olsun , ama gerçekten belli bir yaşın altındaki insanlara sorduğumda domatesin , salatalığın , patlıcanın , kabağın mevsimi olduğu akıllarına gelmiyor . Senin aklına geliyor da ne oluyor derseniz , işte böyle kocaman şişmiş bir kelleyi gezdiriyoruz yerkabuğunun üzerinde .

Bazı büyük spor kulüplerimizin başkanları da çileğin mevsimini bilmiyor olsa gerek . Biz bir pastayız , bize çilek lazım derken kışın ortasında iki tane çileği getiriverdiler ama bunlar sanırım hormonlu , çünkü ne tatları var ve ne de kokuları . Sadece biraz pahalılar . Bizim yerli çilekler ise mevsimlerinin gelmesini bekliyorlar kulübede .

Bugün benim size anlatacağım çileğin de mevsimi yok ama her mevsim lezzeti ve kokusu muhteşem . Napoli gezilerinin olmazsa olmazı Pompei’yi bazılarımız gördü , bazılarımız da dilerim ki görecekler . Büyük bir doğa felaketi binlerce insanın hayatını kaybetmesine yolaçarken bu doğa olayının gerçekleşmesi sırasındaki muhteşem ayrıntılar bu antik şehri günümüzde bu şekilde heyecanla gezmemize olanak sağlamış .

Sen , evet sen ; arka sırada dersi kaynatan ve çileğin mevsimini öğrenemeyen çocuk . Şimdi de ortaokul fen bilgisi derslerini hatırla bakalım . ”Bir yanardağdan maddenin üç hali de çıkar” demişti öğretmenimiz : ”Patlamadan önce buhar ve gazlar -zehirli de olabilir- , ardından katı maddeler -kül , taş , toprak- , sonrada sıvı yani lav” . İşte bu sıralama Pompei’deki mucizenin açıklaması . Hepimizin en azından fotoğraflarını gördüğümüz Pompei’ye ait insan figürleri genellikle burunlarını tutar pozisyondadırlar . Çünkü zehirli gaz ve kül yağmuru yüzünden solunum yetersizliği sonucu ölmüşlerdir . Kül yağmuru o kadar yoğundur ki kentin üzerini metrelerce örter . Gördüğümüz figürlerin birçoğu sonografik araştırmalar ile yeraltında bulunan boşluklardan çıkarılmış kalıplardır aslında .

Sohbet güzel ama lafı uzatmayalım . Pompei’yi birkaç yıl önce gezerken çok ilgimi çekmişti ama bir eksik vardı . Yaşamı anlatan birtakım görseller yerlerinde bırakılmıştı ama okuduğumuz şatafatlı yaşama ait birşeyler eksikti sanki . Ve bu gezide eksik olanı buldum , yapboz Napoli Arkeoloji Müzesinde tamamlandı .

Birazdan göreceğiniz fotoğraflara bakıp lütfen o kötü , hatta kötüden beter cümleyi de ( o kadar azmışlardı ki ……..  diye başlayan ) içinizden bile söylemeyin . Çünkü bilgi fukarası ülkemizde bu ve buna benzer cümleler artık bütün dillerde ciddi olarak söyleniyor . Yakında ”bilimsel” bir makalenin içinde de yanardağ patlamalarının nedenleri arasında göreceğiz diye korkuyorum . Ölüme bu tarz nedenler ararsanız üç yaşında bir çocuğun lösemiden ölmesinin veya daha kötülerinin altında ezilir kalırsınız .


Toledo Caddesi

Evet , pastamız Pompei , çileğimiz Napoli Arkeoloji Müzesi . İlk gördüğümüzde tüm Napoli’yi görüp bitirdiğimi sandığım  , batısındaki tepelere çıkan dar sokaklardaki binaların arasına asılmış çamaşırların fotoğraflarını çektiğim ve bizim Tarlabaşı gibi diye düşündüğüm – eminim ki her gören bunu düşünüyordur – Toledo Caddesinde sıkılmadan biraz daha uzun yürüyoruz müzeye ulaşmak için .


Dante Meydanı

Haritadan bakarak söyleyeyim . Toledo Caddesi üzerindeki Dante Meydanı geçilecek , caddenin adı Via Enrico Pessina olacak , biraz ileride sağda müzemiz sizi bekliyor . Dağınık halimizi mazur görün , gece 2 de havalimanındaydık , sabahın köründe de Napoli’de . Müzeye giriş 8 Euro . Kolayca gezilebilen muhteşem bir müze .


Napoli Arkeoloji Müzesi

Müzenin dünyanın en iyi arkeoloji müzelerinden biri olduğu söyleniyor . Bina 16. yüzyılda kraliyet süvarilerinin mekanıymış . 17. yüzyılda yenilenmiş ve Napoli Üniversitesine devredilmiş . 1896 yılında ise müzenin mülkiyeti halka verilmiş .

Müzenin girişinde sağda birkaç merdivenle inilen küçük bir Mısır kolleksiyonu var . Zaman darlığından bu salona girmeyip merdivenlerin yanından Campania bölgesinde bulunan  ( Napoli’yi içine alan bölge ) Yunan ve Roma heykellerinin sergilendiği salona giriyoruz . İşte salondan görseller …


Kibele


Pan ve Daphne


Dionysos ve Eros


Farnese Boğası

Roma’da Caracalla Hamamlarından çıkarılan ”Farnese Boğası” isimli heykel gurubu detayları ile harika bir kombinasyon . Benim en çok hoşuma giden ise yine Farnese kolleksiyonundan ”Yorgun Herkül” oldu . Abi , bir yere dayanmış dinleniyor , akşamdan kalmış olabilir .


Yorgun Herkül


Bu salon dikdörtgen şeklinde dönerek tekrar müzeye girdiğiniz noktaya getirecek sizi . Merdivenlerden bir üst kata çıkıp -ara kat gibi- mozaikleri ve ”secret room”u geziyoruz . Bu odalar için kitaplarda rezervasyondan bahsediliyor . Belki mevsim nedeniyle bizim için problem olmadı ama bir araştırmakta fayda var . Çünkü Napoli’nin benim sandığımdan çok daha fazla turist çektiğini bu gidişimde gözlemledim .

Aslında bütün bu mozaikler ve cinsel içerikli objeler laf olsun diye yapılmamışlar . Benim hepsini bilemediğim mitolojik hikayelerin betimlemeleri var aralarında . Çeşit çeşit bitki ve hayvan figürlerini , tiyatro alegorisi olduğu düşünülen mozaikleri görmek te mümkün .

Ve bazı portreler elbette …

Gizli odalardaki eserleri buraya eklerken otosansür uyguladığımı itiraf etmeliyim . Genellikle görsel güzelliği olan eserleri göstermek istedim . Salt cinselliği ifade edenleri ise kendiniz gidince görebilirsiniz . Belli ki o dönemde bile bu işi estetik kaygıyla yapanlar olduğu gibi ”cıvıtanlar” da varmış .

Aşağıda Pompei’nin en ünlü heykelinin orijinali …

Ara kattan birkaç merdivenle birinci kata çıkıyoruz . Burada Pompei’deki evlerin duvarlarından kurtarılmış resimler boy gösteriyor . Salona della meridiana denilen büyük salonda ise eski bir dosta rastlıyorum : Atlas


Salona della meridiana


Atlas


Müzeden çıktığımızda artık Pompei , okunmuş güzel bir kitap gibi beynimin kütüphanesindeki yerini almıştı . Yapboz tamamlanmış , çilek kremanın üstüne konmuştu .

Sağlıcakla kalın ... Çileksiz kalmayın … Ve unutmayın : ”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”…





9 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,hoşgeldiniz,bize güzellikler getirdiniz..Napoli deki müzede Kibele ye rastlayınca eski bir dostu görür gibi oldum,Efes Artemis inin tıpkısı,çok ufak detaylar farklı olabilir..Meşhur Pan ın saldırmak üzere olduğu sanki Daphne değil de genç bir delikanlı gibi,Pan ın elinden uçan ile kaçan kurtulur,böyle genç delikanlılar ise hiç kurtulamaz…Bence 110878 nolu freskodaki da Pan,kızcağız kapana kısılmış gibi çırpınıyor…Bu müzeyi gezemediğime yanmıyorum artık ,sayenizde gizli saklı ne varsa öğrendik…ellerinize bin sağlık…

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe hocam , heykelin malum yeri erkek olduğunu düşündürüyor ama inanın altındaki açıklama tabelasında öyle yazıyordu . Unutmamak için bu tabelaların da fotoğrafını çekiyorum ve tekrar kontrol ettim . Daphne nin erkek olanı varmı acaba ? Ya Daphne cinsiyet değiştirdi ya da müzeden bir hata yakaladınız . Gören gözlerinize , yorum yazan ellerinize sağlık .

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,inan baba hata aramak için yazmadım ama cinsiyet tayini açık seçik ortada…Daphne aynı zamanda bir “Hermaphrodite” olabilir mi diye araştıracağım…çok teşekkürler…

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , rica ederim . Lütfen yanlış anlamayın , heykelin açıklamasını geçici olarak yazıya ekledim . Araştırmalarınızın sonucunu merakla bekliyorum . Ben de biraz araştırdım ama henüz birşey bulamadım . Müzeyi tersköşeye mi yatıracağız acaba ?

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili doktor,ikimiz için de yeni bilgiler çıktı karşıma:Daphne ,Hermes ile bir su perisinin oğlu,Pan bunu görünce aşık oluyor,flüt öğretme bahanesi ile yaklaşıyor..Bu durumda bir olgun erkek ile genç delikanlı ilişkisi=eromenos ortaya çıkıyor ki,mitoloji de çok sık rastlanır….Diğer bir bilgi ise ,hepimizin bildiği,Daphne güzel bir genç kız ve Apollon dan kaçıyor,saçları defne ağacına dönüşüyor…..Bildiğimiz öykü…Bu durumda Napoli müzesi sayesinde yeni bir bilgi katıyoruz dağarcığa…

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , süpersiniz . Olayı anında çözüp bilgi dağarcığımıza harika şeyler eklediniz . Sonsuz teşekkürler .

  • NEVRAOZ dedi ki:

    Bakmanın görmek olmadığını, görmenin de bilmek olmadığını yazılarınızdan öğreniyorum. Teşekkürler…

  • cenk07 dedi ki:

    eski binrota yeni kendingeze sizin yine damaklara tad bir yazınızla merhaba demenin keyfiyle…elinize sağlık!

  • arkutbay dedi ki:

    Sevgili Nevra ve Cenk arkadaşım , güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*