Moskova / Çarların kalesi Kremlin

 
Güneyinde Moskova Nehri , batısında Neglinnaya Nehri’nin sınırlarını çizdiği ; doğusunda ise günümüzde Kızıl Meydan’ın olduğu üçgen şeklindeki 28 hektarlık alanda ilk olarak 12. yüzyıl ortalarında Kiev Grandükü Dolgoriky tarafından ağaç kütüklerinden bir kale yapılmış . Kreml , Rusçada kale anlamına geliyormuş .

Yüzyılllar sonra 1485 yılına gelindiğinde o zamanki çar III. İvan , İtalyan mimarlara burada büyük bir kompleks inşa edilmesi emrini vermiş . Birazdan göreceğiniz dini yapılar ve görkemli bimaların çoğu bu dönemde ve sonrasında yapılmışlar . Ne yazık ki devrim sonrasında bunların bir kısmı sistemin hışmına uğramış ve yıkılmışlar . Ancak kalanlar bile insanın nefesini kesmeye yetiyor .


Kızıl Meydan’dan Kremlin Surları

Kremlin’in duvarlarının toplam uzunluğu 2205 metre . Duvarların kalınlığı 3,5 ile 6,5 metre arasında , yüksekliği ise 5 ile 19 metre arasında değişiyormuş ve toplam 20 tane kulesi varmış .


Aleksandr Bahçeleri

Kremlin’e gireceğimiz kapıya doğru yürürken her iki yanımızda surlar boyunca uzanan bahçeleri görüyoruz . Daha önce burada surların etrafını çeviren bir hendek veya bir nehir olduğunu düşündürüyor bu bahçelerin görünümü . Öğreniyoruz ki , burada Kremlin’in hendeklerinin bir bölümünü oluşturan , Neglinnaya Nehri’nin bir parçası geçiyormuş . Sonradan yeraltına alınmış .

Moskova’yı işgal eden Napoleon çekildikten sonra harap düşmüş Kremlin’in restorasyonu sırasında bahçeler de tasarlanmış ve dönemin çarı I. Aleksandr’ın adını almış . Bahçelerde kuzeye doğru bir meçhul asker anıtı var . Petersburg öykülerinden hatırlarsınız Mars Bahçeleri’ni , işte oradan getirilen ateş ile yakılmış bu anıtın sönmeyen ateşi 1967 yılında . 2. Dünya Savaşı’nda ölen Ruslar için yanıyor ve üzerinde şöyle yazıyor : Adın bilinmez , yaptıkların ölümsüz . Rusya gezimiz sırasında gördüğümüz her şehirde bu sönmeyen ateşi gördük . Ruslar bu konuda çok titizler .


Teslis Kulesi

Kremlin’e ziyaretçilerin girebildiği iki kapıdan birinin önündeyiz : Teslis Kulesi . Kule 7 katlı ve 76 metre yüksekliğindeymiş . Kremlin surlarının en yüksek yapısı olan bu kule 1495-99 yılları arasında yapılmış . 1812 yılında Napoleon da Kremlin’e orduları ile bu kapıdan girmiş . Kulenin üzerinde kızıl yıldız halen duruyor .


Teslis Kulesi ve Kızıl Yıldız

Biz Kremlin’e Napoleon kadar görkemli giremedik . Arandık , tarandık , kızılötesi ışınlardan geçtik ve sonunda başardık . İçeride güvenlik üst düzeyde çünkü burası Rusya^nın kalbi . Avrupa’da gördüğüm en güvensiz şehirlerde ilk üçe giren Moskova’nın en rahatsız edilmeden gezebileceğiniz yeri burası . Güvenli çünkü Rusya Başkanlık Ofisi de bu kalenin içinde .

Kremlin’i gezerken belli kurallara uymak gerekiyor . Örneğin kaldırımlardan inmek yasak . Nasıl mı öğrendim ? Fotoğraf çekmek için kaldırımdan inip geri geri yürürken yukardaki fotoğraftaki abi ile temas kurunca . İkinci uyarıda vurma yetkileri olduğu söyleniyor , bilmiyorum doğru mu ? İçeride gezerken sadece yaya geçidi gibi işaretlenmiş alanları kullanarak diğer bölgelere geçebiliyorsunuz . Aklınızda olsun .


Devlet Kremlin Sarayı

Girişte sağda Kremlin’in tarihi dekoru ile uyuşmayan saçma sapan bir bina göreceksiniz . Orası Devlet Kremlin Sarayı . Toplantılar , opera ve bale gösterileri için kullanılıyormuş . Hiç olmazsa kullanım amacı güzel .


Tophane

Girişte hemen solda göreceğiniz topların bir kısmını Napoleon Moskova’yı terkederken bırakmak zorunda kalmış . Arkasındaki bina Tophane olarak biliniyor . Binanın etrafında 750 tane top varmış .


Tophane

Tophane’den sonra solda , geçmenin yasak olduğu caddenin karşısında Senato ve Başkanlık İdaresi Binası var . Bir zamanlar burada da iki tane manastır bulunuyormuş ama 1929 yılında yıkılmışlar . Senato 1970 yılında neoklasik tarzda yeniden inşa edilmiş ve halen Rusya Federasyonu Başkanı’nın resmi makamı olarak kullanılıyormuş .


Senato Binası

Binanın üzerinde Rusya‘nın koruyucu azizi Aziz George’un ejderhayı öldürme tasvirini görüyoruz . Ve Rusların çift başlı kartalları da etrafta bol bol gözünüze çarpacak .


Aziz George ve ejderhası


Rusya Kartalı

Burası Rusya’nın kalbi demiştik ya , size ilginç bir şey anlatayım . Diyelim ki Moskova’da bir metroya bindiniz ( o güzelim metro istasyonlarını başka bir yazıda konuşuruz ) , kafanız biraz karışık , alfabe zaten bozuk , acaba merkeze doğru mu yoksa perifere doğru mu gidiyorum diye içinizde bir sıkıntı oldu . Kremlin’e yani merkeze doğru giderken istasyon isimleri bir erkek tarafından okunuyor .  Baba , devlet , iş sizi çağırıyor . Perifere yani evinize doğru giderken istasyonları bir kadın sesi söylüyor . Anne , eş , eviniz sizi çağırıyor . Çok hoş değil mi ?


Büyük İvan Çan Kulesi (solda) ve Meryem’in Göğe Çıkışı Çan Kulesi ile Çar çanı

Biz Kremlin’i kaldırımdan kaldırımdan gezmeye devam edelim . Kremlin , katedral ve kiliselerle dolu ve devrim sonrası dönemden intikam alırcasına Kremlin gezilerinin ana noktasını bu dini yapılar oluşturuyor . Bunlardan birisi Büyük İvan Çan Kulesi . Burada 14. yüzyılda Aziz İvan Klimacus Kilisesi varmış ve kule adını bu kiliseden almış . 1505-08 yılları arasında yapılan bu sekizgen , soğan yada miğfer kubbeli -ikisi de deniyor- kule 81 metre yüksekliğindeymiş . Daha sonra  1532-43 yıllarında yanına Meryem’in Göğe Çıkışı Çan Kulesi eklenmiş . Bu kulede 21 tane çan varmış .


Büyük İvan Çan Kulesi

Bu iki çan kulesinin önünde , yerde kırık bir çan var : Çar çanı . Daha önceki çanlardan biri bir yangın sırasında kuleden düşüp kırılınca yerine yeni çan dökülmüş . Ama çan daha döküm aşamasında iken bir yangın daha çıkmış ve ısınmış dökümün üzerine sıkılan su yüzünden çan çatlamış , büyük bir parça kopmuş : Yıl 1737 . 200 tondan ağır olan çanın sadece kopan parçası 11 ton geliyormuş .


Çar çanı

Çan kulelerinin önünde bir de dev top var . Onun da adı Çar topu . 1856 yılında dökülmüş ve 40 ton ağırlığındaymış . Uzunluğu 5.34 metre olan , 890 milimetre kalibreli bu top duyduğuma göre hiç kullanılmamış ; yani o dünyanın en masum topu .


Çar topu

Çar kulelerinin arkasına geçince kendinizi küçük bir meydanda bulacaksınız . Karşınızda Cepheli Saray isimli bina , sarayın sağında Emanet Cübbe Kilisesi , sarayın solunda Meryem’e Müjde Katedrali . Sağınızda önde Meryem‘in Göğe Çıkışı Katedrali , biraz arka planda Oniki Havari Kilisesi . Solunuzda Başmelek Katedrali . Bu meydanın adı Katedral Meydanı .


Katedral Meydanı ve Meryem’in Göğe Çıkışı Katedrali


Meryem’in Göğe Çıkışı Katedrali


Meryem’e Müjde Katedrali

Bu kilise ve katedrallerin hepsini tek biletle gezebilirsiniz . Çarların taç giyme , vaftiz ve defin törenleri hep burada yapılmış . İçlerinde Rus ikon sanatının en güzel örneklerini barındırıyorlar . Rusya’ya ikon sanatı Bizanslı ustalar tarafından getirilmiş . Moğollar tarafından istila edilinceye kadar Kiev , en önemli ikon yapım merkeziymiş . Ardından daha önce anlattığımız Novgorod’da okullar açılmış . Moskova Okulu ise 14. yüzyılda kurulmuş . Özellikle çok katlı ikonostasisler görülmeye değer .


Çar topu ve Oniki Havari Kilisesi


Oniki Havari Kilisesi ve Çar topu


Emanet Cüppe Kilisesi (sağda) ve Terem Sarayı

Kremlin içindeki yapılardan biri olan Terem Sarayı , 1635-37 yılları arasında yapılmış . Çatısındaki renklilik yüzünden pavyona benzetilen saraya ”Terem” adı bu yüzden verilmiş . Terem , pavyon benzeri yapılara verilen isimmiş .


Cepheli Saray

Cepheli Saray ise ismini ön yüzündeki güzel taş işçiliğinden almış . 1485-91 yılları arasında yapılmış bu rönesans sarayı İtalyan mimarların eseri . Güneyindeki merdivenlere kızıl merdivenler deniyor . Çarların taç giyme törenlerine giderken kullandıkları merdivenlermiş bunlar . Ama acı bir anısı da var . Petersburg öykülerinde ayrıntıları ile anlattığımız Çar Büyük Petro’nun çocukluğunda çıkan Streltsi isyanında Petro’nun yakınlarının öldürüldüğü yer de bu merdivenler . Bu merdivenler de Stalin’in hışmına uğramış ve yıkılmış ama 1994 yılında tekrar yapılmışlar .


İvanovskaya Meydanı

Haritalarda üçgen şeklinde görülen Kremlin’in sağ alt köşesinde -güneydoğu tarafı , İvanovskaya Meydanı’ndan sonra bir park var . Kremlin Bahçeleri de denilen bu bölgeye zamanında Kaddafi Moskova’yı ziyaret ettiğinde çadır kurdurmuş .


Kremlin Bahçeleri

Bu bahçedeki ağaçlardan birine Yuri Gagarin ağacı demişler . Gagarin , uzaya gidip sağ dönen ilk insan olunca anısına bu ağaç dikilmiş . Ağaç gayet güzel serpilmiş , Gagarin’i ise çoktan öldü . Ağaç kimbilir daha ne kadar zaman canlı kalacak , belki de yüzyıllarca . Mezartaşından daha güzel bir anı bence .


Yuri Gagarin ağacı

Kremlin’in doğusundaki surların arka tarafı ise Kızıl Meydan .


Kremlin’in güney surları ve Moskova Nehri


Kremlin’den Moskova Nehri

Kremlin’i Kremlin yapan bina 125 metre uzunluğu ile Büyük Kremlin Sarayı .Bildiğim kadarıyla halka kapalı olan bu saray yabancı devlet adamlarının kabulunde kullanılıyormuş . Ama sarayın bir parçası olan Devlet Silahhanesi gezilebiliyor .


Büyük Kremlin Sarayı

Bizim burayı gezme olanağımız olmadı ama mutlaka görülmesi gereken bir yer olduğunu söyleyebilirim . İçinde neler yok ki ? Faberge Yumurtaları , Devlet Elmas Sergisi , elbiseler , kızaklar , faytonlar ; kısaca Rus tarihine ait herşey . Rus klasiklerinde sörf yaptırır insana . Dilerim bir kez daha Moskova’ya gitme olanağımız olur ve burayı gezebiliriz . İnanın sadece Devlet Silahhanesi’ni görmek için bile Moskova’ya tekrar gidebilirim .

Sağlıcakla kalın ...Sevgi ve saygılarımla…


7 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Saraylar,galeriler,binbir çeşit kilise arasında güzel bir gezi yaptık…En çok “emanet cübbe “yi merak ettim,hikayesi ilginç olmalı…Bir an düşündüm,İstanbul başkent olmaya devam etseydi,bir iç kale şeklindeki Saray bölgesi =Gülhane acaba böyle bir duruma gelirmiydi ?Çok teşekkürler Doktor…

  • merakles dedi ki:

    Gene çok güzel ve detaylı bir yazı. Emeğine sağlık sevgili dostum.

  • tutu... dedi ki:

    Borodin Müzesinden sonra, Kremlin’le Moskova’ya yaptığınız bu noktasal yazı da keyifli. Moskova’nın metrolarını da dile getirir herhalde Arkutbay diye içimden geçirirken, siz zaten o noktaya da başka bir yazının konusu olur diye değinmişsiniz. Ama eğer benim vakit darlığından gezemediğim Puşkin Müzesi’ni gezmişseniz (Schilemann’ın götürdüğü Troya Hazinelerinin sergilenenlerini görmeyi istemiştim) belki o da sıraya girer 🙂 Siz müzeleri oldukça keyifl anlatıyorsunuz. Kaleminize ve deklanşörünüze sağlık …..

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , İstanbul’un bırakın boğazını vesairesini tarihi yarımada gibi bir yer bence hiçbir ülkede yok . Ama işte araya insan faktörü giriyor , bilinç giriyor , olmuyor . Daha 1-2 yıl öncesine kadar Ayasofya’nın önü park yeriydi / Dostum merakles , güzel yorumun için çok teşekkür ederim / Sevgili tutu , biz de Puşkin Müzesi’ni gezemedik . Moskova’da o kadar yoğun bir gündem vardı ki 2 günde yemeklerimizi bile ayakta yedik . Ama sayenizde Moskova’ya tekrar gitmek için ikinci bir nedenimiz oldu . Çok teşekkürler .

  • Midgard dedi ki:

    Ne kadar güzel bir Kremlin rehberi olmuş bu yazı. Rusya’ya -sanırım- epey ileride bir gün asıl olarak Sibirya Ekspresi’ne binmek için adım atmak istiyorum. Elinize sağlık. 🙂

  • fatihselvi71 dedi ki:

    ellerinize sağlık

  • fatihselvi71 dedi ki:

    ellerinze sağlık yazıyı okuduktan sonra sanki ben oradaymışım gibi oldu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*