METİN OKTAY VE İSMET İNÖNÜ’NÜN İZİNDE BİR NOSTALJİ TURU

İZMİRİN MAHALLELERİ – 3


METİN OKTAY VE İSMET İNÖNÜ’NÜN İZİNDE BİR NOSTALJİ TURU


 


İzmir Mahalleleri Projemizin üçüncü ayağını gerçekleştirmek üzere Buğra’nın yokluğunda Bayramyeri Saat Kulesinin altında buluşuyoruz. Sevgili Oğuz ( EYLÜLADA) ve Enise Hanım ( enise) tam saatinde beni bekliyorlar. Selamlaşıp, kısa bir hal hatır sormadan sonra yola düşüyoruz.



    
Damlacık Yokuşu
 


Varyant’a dik olarak kestirmeden Konak’a inen dar yokuşun başındayız. Yuvarlanmamak için ağır adımlarla inişe geçiyoruz. Çınar ağacının gölgelendirdiği ve hemen ağacın dibinde isli bir adak yerinin bulunduğu küçük bir meydandayız. Karşımızdaki fırından mis gibi taze ekmek kokusu yükseliyor. Fırının karşısındaki eski Damlacık Spor Kulübü binası yıkılmış yerine bir kıraathane açılmış. Burası Taçsız Kral efsanevi futbolcu Metin OKTAY’ın futbola başladığı yer. Rahmetli Metin OKTAY 2 Şubat 1936’da İzmir’de doğdu. 15 yaşında Damlacık Kulübünde 8 numaralı formayı ( 8 numaraları forma çok sevdiği Sait Altınordu’nun forma numarasıydı) giyerek futbola başladı. Adnan Suvari’nin futbolcu-antrenör olarak görev yaptığı Yün Mensucat’a transfer oldu ve yeni forması altında 14 gol attı ve Genç Milli Takım aday kadrosuna çağrıldı. 11 Nisan 1954′ te Belçika maçında ilk kez milli oldu ve 4-0 kazanılan maçın 2 golünü o attı. Aynı yıl İzmirspor’a transfer oldu ve bu forma altında 17 gol atarak gol kralı oldu. İzmirspor da Mahalli Lig’i şampiyon bitirdi.
1955’te 19 yaşında Galatasaray’ a transfer oldu.. 10 Haziran 1959’da Fenerbahçe ile oynanan Türkiye ligi finalinin ilk maçının 37. dakikasında rakip kaleye ünlü ağları yırtangol”ünüattı.
 Temmuz 1961’de İtalya’nın Palermo Kulübü’ne transfer oldu. Haziran 1962’de yeniden Galatasaray’a döndü. 1969’da Galatasaray şampiyon, kendiside gol kralı olduktan sonra, İstanbul ve İzmir’de yapılan jübilelerle futbolu bıraktı Metin OKTAY’ı rahmetle anıp fırının yanındaki dar sokaktan Damlacık Top Sahasına doğru ilerliyoruz. Gelgelelim bir zamanlar Metin OKTAY’ın, gençlik yıllarımda da benim top koşturduğum toz toprak sahanın yerinde şimdi bir park var.


Damlacık top sahasının şimdiki hali ” Damlacık Parkı”


Benim gençlik yıllarımdan Damlacık’tan bir anı

Anılarımla yetinip biraz ilerde ortaokulu okuduğum Kestelli Orta Okulunun bahçesinden geçip dar ve kıvrımlı sokaklardan Kestelliye doğru iniyoruz.  Kaldırım taşı döşenmiş merdivenli sokağın solunda tertemiz badanası ve dalgalanan Türk bayrağı ile “İsmet İNÖNÜ Müze Evi “ bizi karşılıyor. Lakin Salı Perşembe ve Cumartesi günleri açık olduğundan müzeyi gezemiyoruz. Dışarıdan fotoğraflamakla yetiniyoruz.

  

İzmir’in yetiştirdiği çok değerli yazarlardan ve bir İzmir aşığı gazeteci yazar Yaşar AKSOY “Egede Zaman “ adlı yazısında şöyle anlatıyor.


“…İnönü’nün “Kürümoğulları” diye bilinen ailesi Bitlis’ten Malatya’ya göç etmiş ve İnönü’nün babası Reşit Bey burada doğmuş. Reşit Bey, İzmir Sorgu Yargıcı Hakkı Bey’in kızı Sevriye Hanım ile evleniyor, kayınpederinin ilk doğumun yanında olması isteği üzerine, “İsmet” isimli çocuk, büyükbabasının İzmir’de Mekke Yokuşu’ndaki evinde doğuyor ve sonra 40 günlük iken buradan ayrılıyor.
İsmet, harp okulu öğrencisi iken tatillerini çok sevdiği dayılarının oturduğu bu evde geçiyor ve Fransızca hür gazeteler, batı klasikleri ile bu şehirde tanışıyor. 1922’de ordu İzmir’e girerken, Batı Cephesi Komutanı İnönü, sanki sevgilisini kurtarmış gibi bir hisse kapıldığını hatıralarında anlatır.
Bu ev daha sonraları zengin tüccar Şerif Remzi Reyent tarafından İnönü’ye saygı duyguları sonucu satın alındı ve yeğeni “Ayla Ökmen”e armağan edildi. İnönü’nün en yakın silah arkadaşı Orgeneral Ali Fuat Erden’in kızı olan hayırsever Ayla Hanım, 1987 yılında evi, İnönü Ailesi’ne müze olma şartı ile bağışladı. Asansör’ü de belediyeye bağışlamış olan Ayla Hanıma rahmet diliyorum. Bunları düşünerek önceleri “İngiliz Yokuşu”, daha sonra “Mekke Yokuşu” diye anılan dik basamaklı sokağın başına geldim, yokuşu tırmandım ve yağmura rağmen müze haline getirilen 20 numaralı evi fotoğrafladım. Önünde Türk bayrağı dalgalanan “İnönü Müze Evi”ni selamlayıp içini gezdim, İnönü ile sanki baş başa kaldım…”



   
İngiliz Yokuşundan cumbalı eski evler



Sokağın başındaki bir duvar resmi

İngiliz yokuşundaki kah zar zor ayakta durmaya çalışan kah yıkılmış cumbalı ekabir köşkleri arasından 848 sokağa dönüp Kestelli Yokuşuna çıkıyoruz. Burada Oğuz’un Tarık Dursun K’nın bir kitabında okuduğu Rıza Bey Aile Evini arıyoruz. Esnafa soruyoruz, bilen yok. Birkaç kişi bir yerleri tarif ediyor, sokak aralarında dolanıyoruz ama bulamıyoruz. Oğuz da ümidini kesip vazgeçiyor.

   



    
Kestelli’nin ara sokaklarında…

Kestelli yokuşunda aşağıya, Başdurak’a doğru iniyoruz. İzmir’in sayılı camilerinden olan Başdurak Camii bütün heybeti ile karşımızda duruyor. GÜLEN Cemaatinin lideri Fethullah Gülen’in, Fethullah Gülen olmadan önce ağlayarak Cuma vaazları verdiği camii işte bu cami.  1652
yılında Zahire Tüccarı Hacı Hüseyin tarafından yaptırılan Başdurak Camii, Anafartalar Caddesi üzerinde olup duvarları taştan, minberi ise mermerdendir. 1894 yılında onarım görmüştür.


                   
Başdurak Camii

Cuma namazı vakti yaklaşıyor. Caminin cemaati yavaş yavaş camideki yerini alırken bizlerde öğle yemeği için Oğuz’un önerdiği köfteciye gidiyoruz. Kızlarağası Hanının yanındaki sokakta olan köftecide köfte piyazımızı yerken laflıyoruz. Huysuz İhtiyarın kulaklarını çınlatıyoruz. Kahvemizi de içtikten sonra yola düşüyoruz.


Balık Hali

    
Ali Paşa Şadırvanı

Balık halinin önünden geçerken Enise Hanım bir çığlık atıyor. Meğer buradaki balık halini ilk kez görmüş. Benim için sıradan hatta sıradanın da ötesinde itici bir yer olan balık halini Enise Hanıma gezdiriyoruz. Oğuz’un balıkçısı ile tanışıp ayaküstü sohbet ediyoruz. Bu ekstra turun karşılığında da Enise Hanım bize Kalamar Yahni’in tarifini veriyor. Ekar Başdurak’tan geçip Salepçioğlu Camisine  yöneliyoruz. Son derece zarif bir yapı tarzına sahip olan Salepçioğlu Camii Kemeraltı’nda, Salepçioğlu sokağında bulunmakta.1906 yılında Salepçizade Hacı Ahmet Sait Efendi tarafından İzmir’in en büyük kubbeli camisi olarak yaptırılan cami, ince yapılı, zarif bir minareye sahiptir. Caminin dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla kaplı olup büyük kubbesi altın varakla işlenmiş olan caminin son cemaat yerinde üç kubbesi bulunmaktadır. İzmir’in en nadide camileri arasında yer almaktadır.


    
Salepçioğlu Camii

Salepçioğlu Caminde ilerleyip küçük bir meydandan sola döndüğümüzde yeni restore edilmiş bir yapı gözümüze çarpıyor. Konak Belediyesi Yaşlı Danışma Merkezi. Eski bir konağı restore edip hizmete sokmuşlar.  Yıkılmaya yüz tutmuş ve terk edilmiş diğer konakların ve Rum evlerinin arasından eski Memleket Hastanesi bugün Konak Doğum Evi Ve Ağız ve Diş Hasdtanesi olan binanın arkasına çıkıyoruz. Konak Meydanına geldiğimizde eski Piçhane yeni Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesinin önünde gezimizi noktalıyoruz


 
Konak Belediyesi Yaşlı Danışma Evi


Terkedilmiş, ilgi bekleyen bir konak


Memleket Hastanesi

Piçhane ; Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi

27 Mart 2009


Yazı ve Fotoğraflar:


Dr. M. Cengiz TÜMER


Not: Bugünkü gezi sponsorumuz  Sevgili Enise Hanıma köfte/piyaz için teşekkür ederim. :- )


 


.


 


 

18 yorum

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    cengiz bey ellerinize sağlık bir çırpıda okudum gene güzel ve keyifli bir gezi olmuş.

  • Alinda dedi ki:

    Bu güzel gezinin yazısını merakla bekliyorduk.Bu keyifli geziyi, biz de keyifle okuduk.İngiliz Yokuşu’ndaki cumbalı evler gerçekten çok güzel. Bundan sonraki İzmir gezimde görülecek yerler listesine koydum bu rotayı.Paylaşımınız için teşekkürler.

  • Honeyseller dedi ki:

    Cengiz bey,
    metin oktayın o meşhur ağları yırtan golü halen tartışılır.Ama tartışılmayan şey fenerin üç gün sonra galatasarayı 4 0 yenerek o sene şampiyon olması:)/Damlacık sahasındaki o fotoğrafta sizi tahmin etmeye çalıştım.Ayakta duran top elinde siyah eşofmanlı ?/Sizin ve oguz beyin kitapta okuduğu bir evi heyecanla araması çok anlamlı bence/şu arkeoloji müzesine halen halk piçhane mi diyor.
    Kaleminize sağlık Cengiz bey

  • abt_smyrna dedi ki:

    Benim olmadığım tur gayet güzel ve keyifli geçmiş anlaşılan. Elinize Sağlık arşivlik İzmir yazıları devam ediyor.

  • Kestane dedi ki:

    çok güzel bir yazı zevkle okudum

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Sevgili Doktor, bu ne hız? Canlı yayın gibi oldu yazınız. Ufkunuza sağlık!.. Şimdi Yorumlar: 1) Önce bir düzeltme; Rıza Bey’in aile evlerini anlatan/yazan Kemal Tahir değil, Tarık Dursun K.’dır… 2) Benim yazım Damlacık’tan başlayıp, Kestelli’den inip ve bu arada Metin Oktay ile İnönü’yü yad edip Başdurak’ta bitecek. Çünkü biliyorsunuz, Başdurak-Kestane Pazarı-Ali Paşa-Kızlarağası-Balıkçılar-Salepçioğlu-Memleket Hst.-Piçhane’yi de kapsayan bir yazı yazdım geçenlerde. Yani Kemeraltı’na girmeyecek. Ama şurası kesin; Rıza Bey’in aile evinin sırlarla dolu gizemi, sanırım yazımın ana eksenini oluşturacak… 3) Oktay Hocam, Fenerbahçeli olduğunuzu çıkardım yorumunuzdan. N’olacak şu bizim takımın hali? / Bir de ek: Hayır, Kimsesizler için St.Rock Hst. adıyla yapılan, günümüzde ise Etn.Müzesi olarak kullanılan binaya pek “piçhane” denmiyor. Sadece geçmişini, yapılış amacını bilenler ve biraz da meraklılar belki… 4) Enise Ablama, yemek için tekrar teşekkürler… 5) Bir sonraki rotamız Kızılçullu Su Kemerleri’nden başlayıp Buca’nın levanten köşklerine doğru olsun bence. Ve arayı çok açmadan, İzmirli 4 Binrotalı gezgin, sokak sokak yaşamaya devam etsinler derim İzmir’i…

  • mctumer dedi ki:

    Sevgili Oğuz> 1.hemen düzelttim. Yazarken benim de aklıma takıldı bir an ama doğrudur diye düşünmüştüm. 2. Senden çok güzel bir yazı çıkacağını hissediyorum. Rıza Beyin aile evini bulamamak seni acayip motive edecek 3. 4. projemiz dediğin rota olsun bence de. Yalnız önümüzdeki ayın çalışma programı belli olsun tarihi öyle belirleyelim. 4. Sevgili FB iller hani bir art niyetim yoktu bu ağları yıtan golü yazarken. 🙂 5. Piçhane yokuşu ya da piçane ismini daha çok eski izmirliler birde o semtte büyüyen ve yaşayanlar kullanıyor.

  • justinian dedi ki:

    Bende turunuz nasıl geçti diye merak ediyordum ki, hemen yazı gelmiş. Harika! Özellikle İngiliz Yokuşu ve civarındaki eski evler çok ilgimi çekti. Tam fotoğraflık bir bölge… Açıkçası İzmir grubunu imrenerek izlemeye başladım. Bu kadronun tarihsel birikiminden ve tecrübesinden yararlanarak İzmir’i bu şekilde gezmek büyük şans. Bir gün aranızda olmak dileğiyle…

  • abidindemir dedi ki:

    Sevgili Kardeşimin yazısını da okumak çok keyifli oldu Cumartesi sabahı. Ne güzel anlatım , ne güzel resimler.Teşekkür

  • mcatullus dedi ki:

    Belgesel değeri olan bir yazı ve resimler… Elinize sağlık.

  • ayşegül- dedi ki:

    İngiliz Yokuşu ne kadar güzelmiş… Eski ve bir o kadar güzel bu evlere sokaklara niye hiç ilgi gösterilmiyor, hiç anlamıyorum. Sizin o sokaklardaki her küçük adımınız ve bu sayfalarda paylaşımınız büyük bir girişimdir bence duyarlılık adına.

  • tütü dedi ki:

    Sevgili doktor, ne güzel; yaşadığınız,dolaştığınız, top oynadığınız sokakları hem yazıya döküyor, hem de görselleştiriyorsunuz. Biz de sayenizde İzmir’in ruhunu tanıyoruz…Devamlarını bekliyor olacağım…

  • enise dedi ki:

    SEVGİLİ ARKADAŞLAR.MAHALLE GEZİLERİMİZDE İZMİRİ TURLARKEN DEĞERLİ DOSTLARIMLA BERABER OLMAK,ONLARIN BİLGİ VE ANILARINDAN İZMİRİ TANIMAK ÇOK ZEVKLİ.SİZLERİN OKURKEN ALDIĞINIZ KEYFİ BEN HEM OKUYUP,HEMDE YAŞIYARAK ALIYORUM O NEDENLE! ÇOK ŞANSLIYIM.SEVGİLİ CENGİZ BEY VE SEVGİLİ OĞUZ YÜREĞİ GÜZEL DOSTLARIM ,KALEMİNİZ HİÇ TÜKENMESİN,ENERJİNİZ HİÇ BİTMESİN SONSUZ TEŞEKKÜRLER…

  • oymakas dedi ki:

    Hem senin hem de Oğuz’un yazısını arka arkaya okuyunca içimi nostaljik bir hüzün kapladı. Bazı güzel binalar aşırı hor kullanılmış bazıları ise bakımsız ve metruk halde. Neden bunlara el atılmaz anlamak mümkün değil.

  • BEERCAN dedi ki:

    cengiz bey güzel yazınız için teşekkür ederim.ellerinize sağlık

  • asust dedi ki:

    CENGİZ BEY, KOLEKTİF BİR BİLİNÇLE HARİKA BİR PAYLAŞIMLA SICACIK YAZILAR GELİYOR İZMİR’DEN…İZMİR’DE OLMA İSTEĞİ DE DUYMUYOR DEĞİLİZ BU NEDENLE. HER ZAMANKİ GİBİ KUSURSUZ ANLATIMINIZLA YAZINIZI OKUMAYA DOYAMADIĞMI BELİRTMELİYİM. TEŞEKKÜRLER.

  • ahmet naci dedi ki:

    damlacık spor kulubü başkanıyım damlacıkla ilgili tarih cesini vede metin oktay ilgili bilgilerinizi bizimle paylaşırsanız sevinirim Ahmet naci yıldız 0532 616 90 76

  • bahtiyarbaysan dedi ki:

    İsmet Paşa’nın evinin içinin fotolarını göremedim. Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*