Meissen / Saksonya’nın beşiği

Şimdi nereden çıktı bu Meissen dediğinizi duyar gibi oluyorum . Alsace’ın şarap yolunun son yazısından önce bir değişiklik olsun dedim . Nasıl buldum bu kasabayı , onu anlatayım önce . Yurtdışı yolculuk tutkumuzun henüz başlarında , yaklaşık 300 küsür sayfalık bir kitap şeklinde Avrupa karayolları haritası almıştım işime yarar diye . Bu kitapta en ince ayrıntısına kadar bütün karayolları gösterilmiş . Ama haritanın bir özelliği daha var . Şehirleri , kasabaları , köyleri en görülesi gerekenler , daha az görülesiler , biraz daha önemsizler ve durmadan geçilecekler diye kutular içinde veya çizgilerle gösteriyor . Ben de yolculuklara çıkmadan önce gideceğimiz yerlerin yakınlarında görülecek daha nereler var diye bu haritaya hep bakarım .

Berlin gezimiz sırasında Dresden’i görme planları yaptığımız için haritayı tekrar elime aldım ve Dresden’in yanına biryerler koyabilirmiyim diye bakarken mavi renkli bir kutunun içinde Meissen’in adını gördüm ; harita böyle gösteriyor en görülmesi gereken yerleri . Saatleri iyi ayarlarsam burayı da görebileceğimizi düşündüm ve Berlin gezimizin en şirin kasabasını böyle keşfettik . Dresden’e yolu düşen herkese bu kasabayı görmesini öneririm .

Bir gün öncesinden Berlin-Dresden gidiş-dönüş tren biletlerimizi aldık , öyküsünü bir Dresden yazısında anlatırım . Dresden’e ulaştığımızda dönüşü riske sokmamak için önce Meissen’e gitmeye , sonra Dresden’i gezmeye karar verdik . Dresden tren istasyonunda Almanların para beğenmeyen bilet makinaları ile uğraşırken yanımızda bilet satış ofisini görünce insan yüzü görerek bilet almaya karar verdik . Bu ofislerde , bizim bankalar gibi bir makinadan sıra numarası alıp bekliyorsunuz , sıranız gelince de biletler cepte . Ama aldığımız numara halen işlem görenden o kadar uzak ki . Tekrar otomatik makinaya dönecekken eşimin gözüne masada bırakılmış bir sıra numarası çarpıyor . Herhalde bizim gibi düşünüp giden birisinden kalma ve numaraya sadece 3 kişi var . 5 dakika içinde iki kişilik günlük Dresden aile kartlarımızı alıyoruz – ki bu biletler Dresden içinde tüm ulaşım araçlarında geçerli – ve bilmem kaç numaralı peronda trenimizi beklemeye başlıyoruz .

Treni beklerken yanımıza bir delikanlı yaklaştı , bir Türk . Civardaki kasabalardan birinde öğretmenmiş , Türkçe öğretmeni . 6 aydır burada çalışıyormuş , aslen Konyalıymış . Havalimanına giden treni beklediğini , bu perondan geçeceğini ve ilk gelen trene bineceğini , doğru yapıp yapmadığını soruyordu . Perondaki tabelayı inceledim ve ilk gelen trenin Meissen treni olduğunu – bunu aslında biliyordum ama bizim hoca aklıma kurt düşürdü – , havalimanına gidecek olanın sonraki tren olduğunu yeni arkadaşıma anlattım ve bir vatandaşımızın tamamen aksi yöne gidecek bir trene binip uçağı kaçırmasını ve memlekete gidişinin gecikmesini engelledim . Aslında bunu ben yapmadım , bunu sağlayan bilet ofisinde numarasını beğenmeyip bırakan kişiydi , işte tesadüfler .

Konforlu bir banliyö treninde vagondaki birkaç kişi ile yaptığımız yolculuğumuz yarım saati biraz geçiyor . Bilet kontrol görevlisini vagonun girişinde gördüğümde bizim öğretmen ile uğraşırken biletlerimizi makinada damgalatmadığım aklıma geliyor . Gördüğüm en sevimli , en makul Alman’a en şirin tavrımı takınarak uzatıyorum biletlerimizi binbir özürle . Gülüyor , onaylıyor , birşey demiyor . İnanın dönüşteki kontrol görevlisi ceberrut teyzeye rastlamış olsaydık gitmişti eurolarımız . Trenimiz perondan ayrılırken bize el sallayan Konya’lı öğretmenimizin bizim için diledikleri tuttu demek ki .

Meissen için 3 durağımız var inilebilecek . İlki Elbe Nehrinin doğusunda Meissen istasyonu . Burada inerseniz eski şehire ulaşmak için biraz yürümeniz gerekecek . Ama Elbe Nehrini geçerken bizim kaçırdığımız şu manzarayı göreceksiniz …

İkincisi bizim indiğimiz Meissen Altstadt . Adı üzerinde , eski şehir yolun hemen karşısında .

Üçüncüsü ise Meissen Triebischtal durağı , trenlerin son durağı . Porselen fabrikasına yakın konumda , evet işte Meissen’in en önemli özelliklerinden birini öğrendiniz , burası bir porselen cenneti .

Meissen Altstadt istasyonundan çıkıp 100 metre kadar sağa doğru yürüyoruz , solumuza gelen Hahnemann spl. bizi doğruca eski şehrin kalbine götürüyor . Önce Elbe Nehrine açılan küçük bir kanalın üstünden geçiyoruz . Kanala bakan birkaç lokanta ve kafe çok hoş görünüyor .

Ve ardından önümüzde bir masal diyarı beliriyor .

Meissen , Dresden’in 25 kilometre kadar kuzeybatısında , Elbe Nehri’nin kıyısında , yaklaşık 30 bin nüfuslu küçük bir kasaba . Turistleri en çok cezbeden yanını az önce söyledim , porselenler . Kasabada her dükkanda bulabileceğiniz gibi fabrikasına da gidebiliyorsunuz .

Meissen porselenlerinin simgesi çapraz duran iki tane mavi kılıçmış . Çok çok önceleri Almanya’ya porselenler Çin’den gelirmiş . 18. yüzyıl başlarında porselen üretim teknikleri araştırılmış . İlk porselen fabrikası tepedeki , birazdan göreceğimiz kalede kurulmuş ; 150 yıl burada üretildikten sonra bugünkü fabrikasını kurmuşlar .

Meissen’in başka neleri ünlü : Ana yol üzerindeki biz oradayken restore edilmekte olan çanları porselenden yapılmış Frauenkirche , biraz yorularak ulaşağınız Albrechtsburg denilen kalesi ve gotik Meissen Katedrali .

Ana caddeden biraz yürüyünce küçük bir meydana geliyorsunuz , belediye binasının da olduğu , şirin kafelerle ve alınlıklı yüzlerce yıllık evlerle çevrili şirin bir meydan .

Meydanı geçtikten sonra yolun eğimi artıyor ama karşıdan gördüğümüz iki kara kule bizi kendine doğru çekiyor .

Vaktimiz kısıtlı , dükkanlarla fazla ilgilenmeden kaleyi gösteren tabelaları izleyerek ilerliyoruz . Merdivenler tırmanıyoruz , surlar aşıyoruz , ama yılmak yok .

Surları yanımıza alıp bir süre daha tırmanıyoruz , arada nefeslenirken de etrafı görüntüleyelim .

Ve mutlu son …

Albrechtsburg , geç gotik tarzda , Almanya’nın Almanlar tarafından yapılmış – Wettin Hanedanı 15. yy. sonlarında yaptırmış – ilk sarayı imiş . İşte bunun için Meissen’e Saksonya’nın beşiği diyorlarmış .

Ve Meissen Katedrali . Bir gotik şaheser daha .

Gözlerim çörtenleri arıyor . Orijinal figürler var mı albüme koyabileceğimiz , evet var , işte yavrusunu emziren bir gargoyle .

Yanında da arkadaşları …

Katedralin hemen arkasındaki açıklıktan bu kez Elbe Nehrini yukarıdan görüyoruz .

Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık bu güzel kasabada . Ne birşey içebildik , ne de yiyebildik . Dresden’e dönüp bir de oraları gezeceğiz daha . Çıktığımız yollardan aşağı iniyoruz bu kez .

Karnımız zil çalıyor , yol üstünde bir pizacıdan paket yaptırıyoruz birkaç dilim pizayı , istasyonda treni beklerken yemek için .

Biraz yorucu oldu ama iyi oldu diye düşünüyoruz Dresden’e doğru giden trende , hızla yediklerimizi hazmetmeye çalışırken . Azıcık ta uyuklayayım izninizle …

Sağlıcakla kalın …

6 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Almanya ve siz sevgili Doktor beni mahvetmeye devam ediyorsunuz…Harika bir gezi olmuş ama ben biraz daha uzun zamanda tüm Meissen in girdi-çıktısını da görmenizi isterdim. Üyesi olduğumuz İsviçre şirketinin Dresden de evi var,buralarda bir hafta dolaşmak güzel olur diye plan yapıyorum..Dresden yazınızdan sonra her şey ortaya çıkacak…Nenemden kalan birkaç parça Meissen gözümde değer kazsandı yeniden..Teşekkürler..

  • edelweiss dedi ki:

    Ikinci vatanima keyifli bir yolculuk yaptım güzel yazinizla. Almanya´yı neden bu kadar sevdiğimi bilmiyorum ama bütün güzelliklerini görmeye ömrümün yetmeyeceğini biliyorum. Meissen porselenleri çocukluğumdan beri okuduğum kitaplarda ve gezdiğim müzelerde hep karşıma çıkmıştır. Meissen´i çok merak etmemize ve Dresden gezimizde kiralık arabamız olmasına rağmen gidemedik. 2008 Avrupa şampiyonasında yarı finale kalan takımımızı desteklemek üzere ani bir kararla rotayı değiştirip Basel´e gittik. Yetişmek için Dresden ´den direk otobana girdik. Meissen, yazınızdan sonra tekrar aklıma düştü. Yalnız o değil aklıma düşen, bir de şu güzel haritaniz. Güle güle kullanın.Bolca gezin. Teşekkürler.

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , edelweiss ; güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim .

  • Midgard dedi ki:

    Böyle küçük yerlere daha bir hayran kalıyorum. Bizim İtalya´da Lucca için yaptığımızı, siz burası için uygulamışsınız. Zaman tam yetmemiş, belki doyulamamış, ama en azından görülmüş. Ben Lucca´ya bir kez daha gitmek ve tam anlamıyla tadını çıkarmak istiyorum, bilmiyorum siz Meissen için böyle bir isteğe sahip misiniz? Teşekkürler. 🙂

  • arkutbay dedi ki:

    Sevgili Midgard , ben gördüğüm her yeri bir kez daha görmek istiyorum ama dunyada o kadar çok Meissen , Lucca var ki , bir gün yolumuz düşerse diyerek onları anı çekmecesine yollayıp önümüzdeki maçlara bakıyoruz ?? Bu arada bahsettiğin dergiyi aldım ve bayıldım , tam benim kafamda . Şu anda cumartesi akşamını evde geçirip şubat sayısını okuyorum , teşekkür ederim , sevgiler.

  • merakles dedi ki:

    Sevgili Dostum, her yazın alıp götürüyor bizi. Hemen yola çıkıp gitmek istiyor insan.Kalemine sağlık, teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*