Mandalay ve Myanmar’da sokaktan bir kaç manzara

Mandalay
( Burma- Myanmar)

Mandalay,  Burma’nın
ikinci büyük şehri. Şehrin ismi popüler kültürün içinde sık kullanılıp
markalaşmasına rağmen, gerçekte bu markaların şehirle hiçbir bir
bağlantısı yok. Aslında şehrin efsane olması için gerekli tarih, kültür
gibi ögelerde yerinde değil.


Hatta
Mandalay Burma’nın en genç şehirlerinden: 1857 yılında kurulmuş.


Bugünlerde tarih yerine  (nüfusun neredeyse yarısını oluşturan Çinli
göçmenler sayesinde)  ticaret merkezi olarak biliniyor. Şehrin
dolaşılacak iki ana yeri var: a) yukarıda resimlerini gördüğünüz eski
kraliyet sarayı.


Ve sarayın yakınlarındaki Mandalay tepesi.


Sarayın etrafını çeviren kale duvarlarında dört kapı var ama
yabancıların sadece doğu kapısından girmesine izin veriliyor.


Kapıdan girerken 10 USD ücret ödüyorsunuz. Kale duvarları içinde ise
yabancıların gideceği bölge oldukça kısıtlanmış. Aşağıdaki resimdeki
kırmızı bölge yasak.


Kale duvarlarını askeri diktatörlüğün “vatanın bölünmezliği” üzerine
vecizeleri süslüyor.

Bu iki bölge dışına
çıktığınızda şehrin caddeleri birbirine benziyor, aynen aşağıdaki gibi.


Akşam olup dükkanlar kapanınca bütün şehir büyük bir açık hava lokantası
haline geliyor. Zegyo çarşısı yakınlarında kalıyorsanız Silver Star
otelin paralel sokağında tezgah açan Hintli vatandaş “dur doydum”dan
anlamıyor, iddia ediyorum ye deme konusunda annenizle yarışır. Tıka basa
doymanın hediyesi ( 7-8 farklı çeşit yemek)  1700 kyat ( 3 TL gibi).

Zegyo Çarşısı demişken onu yazmak yerine videoya çektim ( evet kamera
titremekte üzerime yoktur, seyrederken başı dönmek isteyenler buraya

http://www.simdigezelim.com/2011/02/zegyo-carss-mandalayda-bir-kapal-cars.html
 ).

Betel
Fındığı Beter Bir Şey

Burma’da kaldırımlarda
kırmızı tükürük görmek çok normal bir şey. Kaldırımları ve ağızları
kırmızıya boyayan ülkede çok popüler olan betel fındığı. Yukarıdaki  kız
bir “betel fındık satıcısı”.

Areka denilen bir palmiyenin fındık benzeri tohumları tat versin diye
betel bitkisinin yapraklarına sarınıyor. Daha sonra bu yaprağın içine
bir miktar sönmüş kireç konuyor. Yapraklar ağıza sığacak bir torbacık
haline getiriliyor ve müşterilere satılıyor. Bu torbacık azıcık çiğnenip
ağızda tutuluyor. Ağızı kırmızıya boyayan işte bu. Ağızda tükürük
biriktikçe de kaldırımlar kırmızıya dönüşüyor.



Betel fındığı Burma dışında Hindistan, Pakistan, Laos gibi ülkelerde de
çok yaygın. Kahve benzeri bir uyarıcı etkisi olduğu için tüketilen
betel, mide ve ağız kanseri yapıyor, dişleri döküyor. Yan etkileri çok
beter ama Burmalılara sorsanız Betel için değer!

Baganlı
Bakkalın Sizden Bir İsteği Var

Selam, sizleri Bagan’ın en büyük bakkalı Aung ile tanıştırayım
üstte kendisi. 

Aung, kız kardeşi ile birlikte  (
aşağıda kucağınca çocuk olan) bakkalını yönetiyor. Söylediğine göre
işini büyüte büyüte ayda 500 USD kazanır hale getirmiş. Burma’nın
dünyanın en fakir uluslarından biri olduğunu anımsarsanız olcukça iyi
bir gelir.



Aung işini büyütürken en çok fareler, elektrik kesintileri, sıcak
ve müşteri alışkanlıkları ile savaşmak zorunda kalmış. 


Burma’da
sokakta yemek yapmak çok yaygın ve artıklar ortalıkta kalıyor. Ayrıca
çoğu evde buzdolabı olmadığı için yiyecekler açıkta ya da tel dolapta
duruyor. Bu da çok fazla fare üremesine sebep oluyormuş. Aung, dükkanı
için her türlü kapanı ve zehiri denediğini ama yine de sonuç alamadığını
söylüyor. Şimdilerde en alt raflara en ucuz yiyecekleri koyuyormuş,
kayıp az olsun diye. Ülkede elektrik kısıntısı uygulandığından Aung
jeneratör almak zorunda kalmış, buzdolaplarını çalıştırmak için saatte
3,5 USD harcamak zorunda kalıyormuş. Daha az harcayabilmek için
izolasyonu iyi olan ve elektrik kesildikten sonra 4 saat bozulma
sıcaklığının altında kalabilen buzdolaplarından almış. 

Yapmak istediği bir şey var ki müşteriler imkanı yok izin vermez diyor:
dükkana bir pencere takıp ( şu anda kapı pencere falan yok) içeriyi
klima ile soğutmak. “Ama o zaman da Burmalılar burayı pahalı sanıp
girmeyecekler” diyor. Bunları niye mi anlattım?  Aung, bakkalını daha
büyük yapmak istiyor, bunun içinde yeni fikirlere ihtiyacı var. Benden
özellikle rica etti: ” eğer gittiğin yerlerde bakkal fotoğrafları –
büyükçe olanları ve yiyecek reyonu olanlar- çekebilirsen, lütfen gönder
bana. Dükkanı bu yıl sonu taşıyacağım, fotoğraflardan fikir alıp çok
daha iyi bir yer açabilirim. “.   Okudunuz yazıyı, tesadüf bu ya
elinizde bakkal reyonu fotoğrafları var, işte fotoğraflara deli gibi
sevinecek birisi :  Mr. Aung Aung, Blue Sea Kitchen Mart, Nyaung Oo,
Myanmar ya da daha kolayı

 koaungbgn@gmail.com



Saka

Osmanlı zamanının
mesleklerinden sakalık ( su taşımacılığı) Burma’da halen icra ediliyor.
Bagan’da öğleden sonra çoğu kadın olan onlarca kişiyi yukarıdaki
varilleri sürerken gördüm. Bagan’da şehir suyu yok, kuyu suyunuzu
kendinizin çıkarması lazım ya da suyu satın alacaksınız. Lokantaların su
ihtiyacını sakalar karşılıyor.

 Su servisi yukarıdaki
tekerlekli varillere kuyudan su doldurulması ile başlıyor. Bir varil
15-20 kovayı kuyudan çekince doluyor. Sonra varili itip lokantaya
varınca bu sefer depoya boşaltma faslı ve 15-20 kovanın taşınması olayı.
Sakalık zor zenaat. 

Çay Çay
Çay

Burma’da şehri dolaşırken
yoruldunuz mu? Merak etmeyin her sokakta, her kaldırımda, her
köşebaşında  yukarıdaki gibi çayhanelerden on binlerce var. Termoslarda
yeşil çay her daim hazır. Sandalyeye oturunca size ne yersiniz içersiniz
diye sormadan ilk önce ortaya çay konuyor. İlla da yeşil çay ona göre.
Kahve isterseniz üçü bir arada poşetlerdekini karıştırıp getiriyorlar,
şeker tonla. Yukarıda gördüğünüz lüks bir çayevi : birincisi çatısı var,
ikincisi TV var. Herkes bir Bollywood filmine fena halde dalmıştı ( bu
arada Hint yapımı vampir filmi iyi hoşta Hint müziği eşliğinde
vampirlerin ve kurbanlarının kalça kıvırmasına kültürel yabancıyım,
galiba).

Burma çayhanelerinin bizimkilerden farklı yanı ise yemek servisi de
yapmaları. Küçük olanlarında menü falan beklemeyin, çayhanenin sahibi
mutfak niyetine kullandığı küçük masada size ne hazırlayacağını işaretle
anlatır. Afiyet olsun.

5 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Bol foto ile güzel bir gezi yaptık Burma da…Ayrıca “çarşı” filmi çok ilginç,renkli kumaşlara bayıldım,tam benlik..

  • Corto_Turco dedi ki:

    Eline ayağına sağlık hocam. Götürdün bizi yine bilinmeyen diyarlara.

  • cise dedi ki:

    gezilerde asistana ihtiyacınız olursa seve seve size yardımcı olmak isterim inanın gittiğiniz yerler çektiğiniz fotoğraflar hepsi harikalar

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Öncelikle “Şaşırmak için gezmeniz gereken 55 yer” kitabınızı büyük bir zevle okuyorum ve satır aralarında bu şaşırtıcı diyarlarda sayenizde geziyorum, oralara gitmiş gibi oluyorum. Emeğinize sağlık. Burma da ilginç bir yermiş. Yine bol fotoğraflı güzel bir gezi yazısı. Hintli vampirlerin bel kıvırmalarına bayıldım. Teşekkürler paylaşımınız için…

  • cise dedi ki:

    figen hanım çok haklısınız başar bey şaşırtıcı diyarları gezip fotoğraflamış kendi adıma konuşmak gerekirse kıskanmamak elde değil…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*