Malmö / Yeşil Adam ( Green Man ) Efsanesi

Malmö’de Lejonet Eczanesi’nin ilgi çekici ön cephesini incelerken gördüm onları . Bir cephede bu kadar fazla sayıda olduklarını hiç görmemiştim . Kimleri mi gördüm ? Saçları , sakalları ağaç yaprakları şeklinde yapılmış erkek yüzü figürlerini .


Lejonet Eczanesi / Malmö

Daha önce de birkaç kez bazı yapıların duvarlarında , kapılarında , bazı çeşmelerde gördüğümü hatırladığım bu figürler hakkında küçük bir araştırma yaptım ve çok ilginç bilgilere ulaştım . Sizin de merak edeceğinizi düşündüğüm için bulduklarımı paylaşmaya karar verdim .


Lejonet Eczanesi / Malmö

Bu figürlerin adı Yeşil Adam ( Green Man ) . Yaprak motifleri ile çevrelenmiş bir yüzün heykel , resim ve diğer görsel sanatlarda kullanılması olarak tanımlanıyor . Figürlere Yeşil Adam ismi verilmesi eski değil . 1939 yılında figürler hakkında araştırma yapan Lady Raglan tarafından ilk kez Yeşil Adam ismi kullanılmış ve diğer araştırmacılar tarafından da kabul görmüş .


Lejonet Eczanesi / Malmö

En basit Yeşil Adam süslemeleri yoğun yeşillikler ile donatılmış insan başı şekliymiş . Bazen saçlar , bazen sakallar , bazen her ikisi birden yapraklar ve dallardan oluşabiliyormuş . Yaprak ve dalların dışında baş çevresinde çiçek ve meyve  motifleri de kullanılmış . Bazen yeşillikler burun , ağız ve kulaklardan fışkırır tarzda gösterilmiş .


Lejonet Eczanesi / Malmö

Figürlerde kullanılan yüzler genelde erkek yüzü olmakla beraber nadiren kadın , aslan , iblis yüzleri de görülmüş . Bazen sadece baş değil tüm vücut figürü de kullanılmış .


Malmö’de bir ev cephesi

Yeşil Adam en çok mimari alanda kullanılmış . Rönesans döneminde hayvanlara da uygulanan figürler özellikle vitraylarda ve kitap kapaklarında görülmüş . 19. yüzyıl İngilteresinde Yeşil Adam tekrar canlanmış . İngiliz bira evlerinde sık kullanılan bir sembol ve isim olmuş .


Belediye Sarayı / Malmö

Yeşil Adam’ın anlamı yapılan tüm araştırmalara rağmen net olarak saptanabilmiş değil . Burada anlatacaklarım bazı ortak kanılar .

Yeşil Adam aslında bir pagan sembolü olarak biliniyor . Çağlar boyunca çok değişik kültürlerde doğal yaşamın bereket tanrıları ile ilişkilendirilmiş . Her bahar döngüsünde yeniden doğumu simgeleyen bir sembol olarak kabul edilmiş . Hal böyle olunca Yeşil Adam’ın kimliği Sümerlerin yaşam-ölüm-yeniden doğum sembolü Dumuzi’ye kadar gitmiş . Akadlarda Tammuz-İştar ikilisine , Anadolu’da Attis-Kibele’ye , Yunan mitolojisinde Adonis-Afrodit ilişkisine dönüşmüş . Ve buradan elbette ki bizim Hıdrellez’e kadar konunun ucu açılmış . Robin Hood bile Yeşil Adam efsanesinden payını almış .


Bir ev cephesinde Yeşil Adam / Riga

Lady Raglan , Yeşil Adam’ın tarımda verimliliği sağlamak için bahar aylarında yapılan kurban törenlerini çağrıştırdığını da söylemiş . Bitkisel yaşamı ve bereketi simgeleyen tanrı kahramanların ölmesinin hasat döneminde başakların kesilmesinin mitlere bir yansıması olduğunu , Yeşil Adam’ın gövdesiz başının da bu kurban eylemini simgeleyebileceğini iddia etmiş . 


Bir ev cephesinde Yeşil Adamlar / Tallinn

Yeşil Adam ilk kez 2. yüzyıldan kalma bazı mezar taşları ve anıtlarda gözlemlenmiş ve bunlar hıristiyanlıkla ilgili yapılar değillermiş . İlk kez bir hıristiyan ibadet yeri olarak 4. yüzyılda Poitiers’de görülmüş . Ve bir sürpriz : İstanbul Arkeoloji Müzesinde 6. yüzyıl Roma dönemine ait Mudanya’da bulunmuş , Okyanus Tanrısı Oceanus’u betimleyen bir Yeşil Adam figürü varmış . En kısa zamanda görülecekler listesine ekledim .


Bir çeşme / Salzburg

Bu pagan sembolü hıristiyan düşüncesinin içine nasıl girmiş , kiliselerde süsleme amaçlı bile olsa nasıl kullanılmış diye sorarsanız bu konuya kimse ciddi bir açıklama getirememiş . Yaygın kanı insanların alışkanlıklarının devam etmesi , böylece hıristiyanlığın insanların gözünde sevimli gösterilmeye çalışılması ve Yeşil Adam’ın azize çevrilerek kullanıldığı yönünde .


Mevsimler / Giuseppe Arcimboldo / Louvre Müzesi – Paris / Yeşil Adam’ın resim sanatına yansıması

Yeşil Adam’ın mitolojik kimlikten folklorik kimliğe dönüşmesi de bu şekilde olmuş . Paskalya , Aziz George Günü , Nevruz , Hıdrellez hep bu folklorik kimliğe bağlanmış .


Floransa Duomosunda bir Yeşil Adam (?)

Lejonet Eczanesi’nin cephesinde bu kadar yoğun Yeşil Adam olmasını da herhalde bu bitki ilahlarının iyileştirici etkisine bir gönderme olduğunu düşünüyorum . Yeşil Adam figürünün benzerlerine Lübnan , Hindistan ve Nepal’de de rastlandığını hatırlatayım .


San Domenico Kilisesi’nin kapısı / Siena / Yeşil Adam (?)

Bu yazıyı araştırırken Yeşil Adam’ın kiliselerde kullanılmış çok daha güzel ve etkileyici tasvirlerini de gördüm ama benim elimdekiler ne yazık ki sadece bunlar . İnternet’ten indirip kullanmayı da doğrusu istemedim . Kişisel olarak görüp paylaşmak farklı bir şey . Görüp fotoğraflamış arkadaşlar varsa ve paylaşırlarsa da çok sevinirim . Bakarsınız bir konu başlığı altında toplarız .

Yeşil Adam’ın sırrı belki de hiç çözülemeyecek ama bize güzel , ilginç bazen de korkutucu figürleri ile hep doğanın uyanışını hatırlatacak . Bu yazıyı da mitlerin kralından bir söz ile bitirelim .

Güç sizinle olsun….



12 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,ne kadar değişik bir konu ve bakış açısı ile çıktınız karşımıza..Lady Raglan ı da öğrenmiş olduk.Biz Sanat tarihinde bu tip figürlere “mask” deriz,özellikle rölyef olarak böyle mimarilerde ve mozaiklerin köşe motiflerinde çok görülür,Antakya müzesindeki döşeme mozaik figürlerinde olması lazım…Bize en yakın örnek ise Sultanahmet arastasının altındaki Bizansın Büyüksaray mozaiklerinde görüyoruz..Hemen internetten bir bakarsınız belki…Çok teşekkürler…

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , hemen incelemeye başlıyorum . Ayrıca benzer bir konuda -verdiğiniz ilhamla- çalışmalarım sürüyor . Herşey için teşekkürler , iyi ki varsınız .

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,yoksa “Atlas” figürleri üzerine mi çalışıyorsun ?Yazıyı okurokumaz hemen kafamda canlandı Büyüksaray mozaikleri,o döşeme mozaikleri çok güzeldir,hem günlük hayattan ,hem de tabiattan sahneler vardır..Bir tanesinde bu “mask” motifleri köşelere yerleşmiştir,saçlarından bitkiler fışkırır gibi…

  • arkutbay dedi ki:

    Atlas , karyatid ve telamonlar üzerine çalışıyorum . Siz söyleyince şöyle bir baktım , elimde de bolca fotoğraf olduğunu gördüm . Bana harika bir fikir verdiniz . Bilmiyorum okuyanların hoşuna gidiyor mu , biraz uçuk konular ama okuması-yazması hoşuma gidiyor . Gördüklerimizin altındaki küçük anlamları bilirsek gezmek daha eğlenceli olabilir diye düşünüyorum .

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , mozaikleri internette buldum . Bize pazar günü Sultanahmet yolları göründü . Önce arkeoloji müzesindeki green man , sonra da büyük saray mozaikleri müzesi . Ardından Cankurtaran’da Balıkçı Sabahattin 🙂

  • gezmen dedi ki:

    Hocam yazdıklarınızdan keyif alıyoruz,detaylara girdiğiniz yazılarınız çok bilgilendirici. Elinize sağlık.

  • NEŞE dedi ki:

    Gezmen çoook haklı…Sevgili Doktor ah bir de lise de edebiyat bölümünde olacaktın ve sanat tarihi okuyacaktın…ne güzel olacaktı…Pazar günü Sultanahmet arastasının ortasındaki bir kapıdan gireceksiniz,ve Büyük Bizans sarayını hayal edeceksiniz Marmaraya karşı teraslar halinde iniyor yapılar ve avlular etrafında yapı kompleksleri şeklinde..Sonrasında Balıkçı Sabahattin de bahçeye oturun ,benim için de bir keyif yapın…

  • bora arasan dedi ki:

    Sultanahmetteki Büyük Saray Mozaikleri Müzesi bilinmeyen bir tarihe dek kapalı…

  • arkutbay dedi ki:

    Bilinmeyen bir tarihe kadar mı ? Hürrem Sultan Hamamı yıllar sürmüştü 🙁

  • bora arasan dedi ki:

    Olsun, nihayet artık tekrar hamam oldu. Bir aralar halıcıydı koskoca tarihi hamam

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe Hocam , lise yıllarında bu konuların kıymetini hiç anlayamamışız . Bu yaşlarda insan yeniden merak sarıyor . Bir de uyarana ihtiyaç var ki gezmek bu konularda iyi bir uyaran . Belki erken bir emeklilik sonrası Sanat tarihi okumak neden olmasın ? Benim hayalim de bu . Floransa turumuzda emekli olduktan sonra -sanırım mühendisti- sanat tarihi okuyup bitiren Antalya’lı bir hanımefendi ile tanışmıştık ve Pisa-San Gimignano ve Siena’da elimden geldiğince rehberlik etmiştim .

  • arkutbay dedi ki:

    Doğru ya . O da ayrı bir felaketti . Yanlış hatırlamıyorsam sergi değil satış da yapılıyordu . Canım göbek taşlarına halılar serilmişti .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*